+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda İnebahti dan sonra osmanli Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    İnebahti dan sonra osmanli








    İnebahti dan sonra osmanli


    İnebahtıdan sonra osmanli1.jpgİnebahtıdan sonra osmanli2.jpg
    Osmanlılar'ın Venediklilerin en önemli kalesi Kıbrıs'ın fethini tamamlamasından 3 gün sonra Venedik önderliğindeki Birleşik Haçlı Kuvvetleri'nce gerçekleştirilen İnebahtı Savaşı iki cephenin birbirine karşı yaptıkları iki büyük hamle olarak ortaya çıktı.

    Savaşın emareleri henüz ortaya çıkmadan önce Pertev Paşa ve Kapudan Ali Paşa düşman donanmasından haber alabilmek için Kıbrıs'dan Rodos'a gelerek burada bir kaç gün kaldılar. Haber alınamayınca Girit kıyılarına saldırdırıp yağmalayarak gezmeye başladılar. Bu esnada Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa da
    www.alasayvan.net 20 parça gemiyle onlara katıldı. Hep birlikte karar vererek Kefalonya Adası'nı yağma edip yıktılar. Ardından Rumeli kıyılarına yönelerek Venedik'e ait Sobut, Ülgün ve Bar Kaleleri'ni ele geçirdiler. Bütün bu esnada düşman donanmasından hâlâ haber ve eser belirmemişti.

    Kış mevsimi yaklaştığı için levent gemileri ve derya beylerinin gemilerindeki tımar erbabının bir çoğu gitmişti. Savaşçı ve kürekçilerin de bir kısmı dağıldıklarından geri kalan asker donanma gemileriyle İnebahtı Limanı'na girip demirledi. Bu sırada düşman donanmasının gelmekte olduğu ve bir savaş yaşanma ihtimalinin kesin olduğu haberi ulaştı.

    Birleşik Avrupa Donanması'nı oluşturan, Venedik: 100 kadırga (Her birinde 100 savaşçı), 7 mavna (Her birinde 300 savaşçı), 20 barça (Her birinde 700 savaşçı), 2 kalyon (Her birinde 1000 savaşçı), İspanya Anabolusu: 30 kadırga, Papalık: 12 kadırga, Ceneviz: 10 kadırga, Floransa: 10 kadırga, Sicilya: 12 kadırga, Marine: 4 kadırga, Malta: 4 kadırga, Kalevra: 4 kadırga, Portekiz: 4 kadırga ve gönüllülerden de 12 kadırga ve 50.000 kişilik düşman karşısında yapılacakları görüşmek üzere Serdar
    www.alasayvan.net Pertev Paşa, Kapudan Ali Paşa, Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa, Trablus Beylerbeyi Cafer Paşa, Hasan Paşa ve 15 Sancak Beyi toplandılar.

    Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa bir çok sipahi ve yeniçerinin izine gönderilmesi sebebiyle savaşa karşı çıkarak 6 aylık seferden daha yeni gelinmesi yüzünden donanmanın büyük eksiklerinin olması ve gemilere mutlak bakım yapılması lüzumunu gerekçe göstererek savaşa onay vermedi. Düşman donanmasının Boğazhisarı'ndan içeri giremeyeceğini, buna rağmen çıkmanın ise büyük tehlike doğuracağını söyledi. Bu görüşlere Serdar Pertev Paşa da destek vererek aynen katıldı. Fakat sert bir mizaca sahip olan Kapudan Ali Paşa daha önce hiç deniz savaşı yaşamamış olduğundan "İslam gayreti, Padişah'ın şerefi yok mudur? Her gemiden beşer onar kişi eksik olmakla ne olur?" diyerek tetikleyici bir konuşma yapınca toplantıdaki bir çok derya beyinden de destek görmeye başladı. Aslında çalışkan ve gayretli biri olan Kapudan Ali Paşa, Padişah'ın daha önce kendisine "Kafir donanmasını nerde bulursan üzerine git" emrini -içinde bulunulan durumu iyi hesaplamadan- yerine getirmek düşüncesi ve düşmanı küçük görmesi sebebiyle öfke ile hareket emri verdi. 7 Ekim 1571'de harekete geçen 180 parçalık Osmanlı Donanması'nın orta kanadında Kapudan Ali Paşa, sol kanadındaSerdar Pertev Paşa ve sağ kanadında Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa bulunuyordu. Donanma Mora'da Kanlıburun mevkiinde bekleyen düşman donanması üzerine yürürken Kılıç Ali Paşa, Kaptan Paşa'ya haber gönderip düşmanı -kendi kale ve metrislerinden faydalanmasını önlemek için- üzerlerine çektikten sonra dönüp arkadan veya yandan içlerine dalmayı teklif etti. Fakat Kapudan Ali Paşa "Ben Padişah donanmasına kaçtı dedirtmem" diyerek harekete geçti ve düşman donanmasının görünürdeki 50 gemisine çatarak savaşa tutuştu.

    Müezzinzade Kapudan Ali Paşa

    Bunun üzerine diğer düşman gemileri saklandıkları burun arkasından çıkıp donanmayı çevirerek top ateşine başladılar. İki ateş arasında kalan orta ve sol kanat gemilerinin bir çoğu battı. Kapudan Ali Paşa bu esnada şehit oldu.Gemisi batmakta olanSerdar Pertev Paşa ise Mahmud Bey gemisi tarafından kancayla çekilerek kurtarıldı. Donanmanın orta ve sol kanadındaki paşaların savaş dışı kalmasıyla bozgun yaşandığını gören Uluç Ali Paşa ise Malta Kaptanı'nın üzerine yürüyerek gemisini ele geçirdi. Malta Kaptanı'nın başını kendi elleriyle keserek bir kaç gemisini daha ele geçirdikten sonra sağ kanat gemileri birbiri ardına düşerek sağ sâlim Modon'a çekildiler. 60 Osmanlı gemisi düşman eline geçerken halat ve mühimmatları Venedik Cephanesi'ne konuldu. Savaşta 11 Sancakbeyi, Tersane Emini ve Kethüdası'yla birlikte askerlerin çoğu şehit oldu. Savaştan sonra yiğitliği ve aldığı üstün tedbirlerle kendine bağlı gemileri zarara uğramadan başarıya taşıyan Uluç Ali Paşa Padişah emriyle Osmanlı Devleti'nin Kaptan Paşalığına atanarak lakabı da "Kılıç" olarak değiştirildi.

    Düşen sancakbeylerinin yerine yeni beyler atandıktan sonra Padişah'ın emriyle hızla yeni bir donanma kurma hazırlıklarına başlandı. İstanbul, Gelibolu, İzmit ve Sinop Tersaneleri başta olmak üzere Varna, Silistre, Semendire, Burgaz, İğneada, Vize, Ahyolu, Süzebolu, Midye, Kefken, Bartın, Samsun, Biga, Gemlik, Rodos, Alanya ve Antalya'daki Tersane ve Gemi İnşa Tezgahları'na ek olarak Hasbahçe'den ayrılan yere bir de Sekiz Kemerli Tersane inşa edilerek hızla gemi yapımına geçildi.

    Gemi yapımları devam ederken Kılıç Ali Paşa inşanın yaza kadar yetişmeyeceği endişesiyle Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa'ya başvurmuş ve kendisinden özgüven dolu şu veciz sözleri duymuştu: ''Paşa, Paşa! Sen bu Devlet-i Âliyeyi henüz bilmemişsin. Vallahi bu Devlet öyle bir devlettir ki, dilerse donanmasının demirlerini gümüşten, halatlarını ipekten, yelkenlerini atlastan yapmakta zorluk çekmez."


    Tersanelerde o kış -görülmemiş bir hızla- 150 kadırga ve 8 mavnanın yapımı tamamlanarak top, tüfek ve bütün savaş araç-gereçleri eksiksiz bir şekilde donatılıp hazır hale getirildi. Avrupalılar "Türkler bu sene donanma çıkaramaz" inancındayken 1572 Temmuz'unda Avarin önlerinde akşama doğru iki donanma arasında yaşanan ilk karşılaşmada 234 kadırga ve 8 mavnadan oluşan yeni Osmanlı Donanması'nın tüyleri diken diken eden görüntüsüyle Venedik Donanması şaşkına döndü. Ertesi gün ise tan yeri ağarırken Modon altında demirlemiş olan Osmanlı Donanması'yla uzun süre karşılıklı bakışan Haçlı Donanması bir kaç gün bu sularda dolaştıktan sonra savaşmaya cesaret edemeyerek geri döndü. Fakat Osmanlı Donanması, Tersane-i Amire'ye döndükten sonra Haçlı Donanması'nın Modon önlerine gelme cüreti göstermesine çok öfkelenen Osmanlı Padişahı bu cüreti cezalandırmak üzere topyekün savaş hazırlığı için çıkardığı bir Fermân-ı Hümâyûn'la yeni ek gemiler yapılmasını emretti. Yeni gemiler de inşa edilerek serdarlığına Piyale Paşa getirildi. 3 Haziran 1573'de Osmanlı Askeriyle dolu 258 kadırga ve 12 mavnadan oluşan Osmanlı Donanması düşman donanmasını bulup yok etmek için Avluna ve Delvine kıyılarına geldi. Türkler'in büyük donanma çıkardığı haberi ulaştığında düşman donanmasının toplanmaması ve hiç bir harekete cesaret edememesi üzerine Polya kıyılarını yağmalayan Osmanlı Donanması bir kaç savaş gemisi de ele geçirip Venedik üzerine yöneldi.

    Fakat sefer başladığında apar topar barış istemek üzere İstanbul'a gelmiş olan Venedik Elçisi'yle yapılan görüşmelerin barış anlaşmasıyla sonuçlanması üzerine Venedik'e doğru gitmekte olan Osmanlı Donanması'na ulaştırılan bir Fermân-ı Hümâyûn'la seferin durdurulduğu bildirildi. Venedik'in işlediği suçlar karşısında özür beyan etmesi ve "kulluk" gösterdiğini ifade etmesi üzerine "Barış hayırlıdır" düsturu sebebiyle bu devlete Amân-ı Hümâyûn'un ihsan edildiği haber verildi. Bu yüzden söz konusu devlete ait yerlere saldırılmaması ve topraklarının yağmalanmaması emredilirken İspanya'ya karşı düzenlenen saldırıların ise mümkün olduğunca devam ettirilmesi istendi. Bunun üzerine İspanya Anabolu'su ve Sicilya'yı vurmak üzere rotasını buraya çeviren Osmanlı Donanması çıkan şiddetli muhalif rüzgarlarda bir kaç geminin batması ve sefer zamanının geçmesi üzerine İstanbul'a dönerek Kasım 1571'de Tersane-i Amire'ye girdi.

    Varılan anlaşmaya göre "Savaşlardaki kayıpları için Osmanlı'ya 300.000 altınlık savaş tazminatı ödeyen Venedik, Kıbrıs'ın 69 kalesi ve ganimetleriyle birlikte Osmanlı'ya ait olduğunu da resmen kabul etti. Venedik'in Zenta Adası için Osmanlı'ya ödediği 500 altınlık vergi 1.500 altına yükseltilirken Dalmaçya'daki Sopoto Kalesi de Osmanlılar'a verildi. Ayrıca bütün Türk esirler şartsız olarak serbest bırakıldı."

    Hammer ve Fernand Braudel savaşın galibinin bu anlaşma sonuçlarına göre Osmanlılar olması gerektiğini söylerken Voltaire de "İnebahtı Savaşını sanki Türkler kazanmış gibidir" diyerek bu ilginç noktaya dikkatleri çekmiştir. Venedik'in İnebahtı Savaşı'ndan galip çıkan devletlerin başında olmasına rağmen mağlup bir devlet gibi ağır maddelerle dolu bir anlaşmayı kabul etmek zorunda kalması aslında yeni hazırlanan Osmanlı Donanması'nın gücünü ve boyundan büyük bir zafer kazanmanın ağırlığı altında ezilen Venedik'in bu güç karşısında yaşadığı korkuyu gözler önüne sermektedir. İspanya'yı aracı kullanarak barış isteyen ve anlaşmayı imzalamak için apar topar İstanbul'a gelen Venedik Elçisi'ne Sokullu Mehmet Paşa'nın: "Biz sizden bir ada, bir devlet alarak kolunuzu kestik, siz İnebahtı'da Donanmamızı yenerek sakalımızı traş ettiniz. Kesilmiş kol yerine gelmez, lakin traş edilmiş sakal daha gür çıkar.'' sözü de veciz bir ifade olarak tarihe geçmiştir.








  2. Acil

    İnebahti dan sonra osmanli isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder