+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlıda itikat Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanlıda itikat








    Osmanlıda itikat

    Osmanlıda itikat.jpg

    “Hakikati, Konuşmaktan Korkmayınız” ATATÜRK

    Türk Milleti, tarihi sürecinde bilimin her dalında önemli şahsiyetler yetiştirmiştir. Bu Alimler, İnsanlığa hizmet ettiği gibi “Türklük Bilinci’nin” yaşatılması hususunda önemli hizmetleri olmuş ve eserler bırakmışlardır.
    Ancak, birçok siyasi ve dini sebeplerden dolayı bu Şahsiyetlerin tanıtılmasında aksaklıklar olmuştur. Böylelikle, en önemli mirasımız olan “Bilgi ve Kimlik” zenginliğimiz insanımıza anlatılmamış ve sevdirilmemiş oldu.

    “Bilgi olmadan fikir,
    Fikir olmadan inanç olmaz!”
    Fikir sahibi olmak için, akli delillere dayanarak sormak-araştırmak-incelemek-öğrenmek gerekir…

    Türklerin İslamiyet’i kabulünde ve yaşayışında Büyük Türk Alimi İmam Maturidi’nin ilmi çalışmaları esas oluşturmaktadır.

    İmam Maturidi Kimdir?
    Türk Kenti Semerkant’ta doğmuştur. Doğum tarihi ihtilaflıdır. Ancak vefat tarihi miladi 944 yılıdır.
    İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin düşüncesini takip ederek, Akıl’a önem veren dini itikat mezhebinin kurucusudur. (Maturidilik)

    Kısaca Görüşleri:

    1- İman; “Kalp ile tasdik, dil ile ikrardır”
    Diliyle söylediği halde kalbi ile kabul etmeyenler inanan değildir. Kur’an-ı Kerim’de “İnanç, henüz gönüllerinize yerleşmedi” (Hucurat Suresi 14)
    Ve “İşte Allah imanı bunların kalplerine yazmış…” (Mücadele Suresi 22)
    Ayetlerinde İman kelimesi kalplere izafe edilmiş olduğunu belirtir.
    İman tasdik etme onaylamadır. İnkar, ise küfürdür.
    İman ve Küfür insanın hür tercihi ile olur.
    Bilgi İmanın oluşmasında etkilidir.
    Cehalet, bazen inkarcılığa ve sapkınlığa götürür…

    2- İman ve Amel ilişkisi:
    İman ve amel birbirinden ayrıdır.
    “…Allah’a iman eden ve faydalı iş yapan…” Talak Suresi 11
    Ayetinde İman edenle yararlı iş işleyen “ve” kelimesi ile ayrılmıştır.
    Günah işleyen kişi dinden çıkmaz. Günahkar olur. Allah tövbe edenleri af eder.
    İman ile ibadet ayrıdır. İbadetini yapmayan İman eden insan günahkardır. Kafirlik, inkar ve şirkle olur.

    3- Allah’ın Varlığı:
    Allah’ın varlığı ve Birliği akılla ispatlanabilir. Kainattaki varlıkların hareketlerini düzenleyen, bir nizam ve ahenk içinde bulunmalarını ve her birinin diğerine zarar vermeden yaşamalarını sağlayan mutlak kudret vardır ki o da Yüce Allah’tır.

    4- Bilgi, Akıl ve İrade Hürriyeti:
    Farklı görüşlere karşı herkesin kendi görüşünün doğruluğunu kanıtlayan karşı durulmaz bir delile sahip olması gerekir. Akıl, bilgi edinilmesine kılavuzluk eder. Bilgi, doğuştan gelmez. Sonradan kazanılır. Allah insana aklını kullanma yeteneği vermiştir. İnsan eşrefi mahlukattır.

    5- Şeriat, Tarikat, İbadet:
    Din Allah’ı bilmek ve ona ibadet etmektir.
    Bütün Peygamberler Tevhid dinine mensuptur. Ancak değişik şeriatları vardır.
    Din Kalbin ve İnancının fiilidir. Şeriat ise organların(vücudun) fiilidir.
    Dinin kaynağı “Akıl”, Şeriatın kaynağı ise “İşitme ve nakil” dir.

    Kelam Alimi İmam Maturidi’nin görüşlerinden bazılarını kısaca arz ettim. Ancak doğru ve geniş bilgiye ulaşmak için, yazılmış eserlere bakmakta yarar vardır. Bu konuda sayın Ahmet Vehbi Ecer’in “Büyük Türk Alimi Maturidi” adlı eseri değerli bir çalışmadır.

    Anadolu’nun fethini yapan, Selçuklu’yu ve Osmanlı’yı kuran Türkler Maturidi itikadını yaşayan Müslümanlardı. Yani akli delillere değer veren, yorumlayan, soran, araştıran, öğrenen, bilime önem verenlerdi… Bundan dolayıdır ki, 17. yüzyıla kadar Dünya’ya hükmetmişlerdir…

    17. yüzyılda ne oldu da Maturidilik İtikadı bırakıldı?
    İmam Maturidi’nin ilmi çalışmalarına karşı, döneminde Arap dünyası “İmam Eşari’yi” çıkarmışlardır. Maturidi’nin Akılı esas alan görüşlerine karşı Eşarilik “Nakili” esas almıştır. Eşarilik itikadında yorum yoktur. Kesin itaat vardır. Devlet yönetiminin şeri hükümlere göre yönetilmesi vardır. İnsan hayatının en ince ayrıntılarına kadar şeri hükümlere göre uyulması zorunluluğu vardır.
    Sosyal ve siyasi hayatı düzenleyen bu düşünce “Siyasal İslam’ı” oluşturmuştur.
    Siyasal İslam’ın 20. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biri Seyyid Kutub’dur.

    16. yüzyılın sonlarında Şeyhülislam Ebus Suud Efendi’den sonra Maturidilik itikadı Osmanlı’da terk edilmiştir. Artık Eşarilik düşüncesi hakim olmaya başlamış… Ve bu düşünce yapısı ile yönetim acze düşmüş, cemaatleşmeler çoğalmaya başlamıştır…

    Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunda, İnanç sistemi olarak Hanefi-Maturidilik üzerine dini hizmetler verilmesini emretmiştir.
    Diyanet İşleri Başkanlığı bu ölçülerde eserler hazırlamış ve Yurdun her yanına göndermiştir.
    Bazı Cemaatlerin, Atatürk’le kavgasının önemli sebeplerinden biride budur.

    Bir tarafta Türk Milleti’nin, Türklük Bilinci kaybolmadan Maturidi inancıyla İslamiyet’i yaşamasını isteyen Atatürk,
    Diğer tarafta, Eşari inancıyla Seyyid Kutub’un belirtmiş olduğu Siyasal İslamcılar…

    “Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. … İslam’ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz”
    (Atatürk”ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90








  2. Acil

    Osmanlıda itikat isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder