+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlıdan türkiyeye kalan borcu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanlıdan türkiyeye kalan borcu








    osmanlıdan türkiyeye kalan borcu


    osmanlıdan türkiyeye kalan borC.jpg

    Türkiye yıllarca Osmanlı'nın borcunu ödedi. Peki Osmanlı'dan
    Cumhuriyet'e ne kadar para kaldığını merak ettiniz mi?

    Türkiye yıllarca Osmanlı'nın borcunu ödedi. Peki Osmanlı'dan
    Türkiye Cumhuriyet'e ne kadar para kaldığını merak ettiniz mi? Zaman
    gazetesinin Pazar ekinden Mustafa Armağan bu ilginç sorunun peşine
    düştü. İşte Armağan'ın o makalesi:
    Atatürk Türkiye’sinin Hitler Almanya’sına ekonomik
    bağımlılığı
    Geçtiğim yollara dikenler bıraktığım için özür dileyecek
    değilim. Tarih yeniden yazılmayı bu denli arzuluyorsa yapılacak tek
    şey, yazanın yapana ve yapılana sadık kalmasıdır.
    Ord. Prof. Enver Ziya Karal gibi bir üstadın bile açıkça itiraf
    ettiği gibi, inkılap tarihlerimizi yazanlar onu kendi arzu ve
    duygularına uydurmuşlarsa biz
    www.alasayvan.net ne yapalım? Belki yol kenarlarına
    bıraktığımız dikenlere takılan yünlerden yeni bir palto yapmayı becerir
    birileri. Mesajımız, gelecekteki süngü zekâlı tarihçilere.
    Ümidimiz onlarda…
    Geçen haftaki yazımda Osmanlı borçlarının 1933 yılından
    itibaren ödenmeye başlandığını yazmıştım hatırlarsanız. İşte bu
    süngü zekâlı kardeşlerimizden birisi üşenmeyip kitaba bakmış ve
    aslında ilk borç taksidini
    www.alasayvan.net 1929’da ödediğimizi bulmuş. Soruyor
    haklı olarak: Hangisine inanacağım?
    Burada belirtilmesi gereken üç nokta var:
    1. 1929’da ödediğimiz borcun kendisi değil, yalnız faiziydi.
    2. Bu ilk ödememizle birlikte ekonomi iflas sinyalleri vermiş ve
    alacaklılara gerisini getiremeyeceğimizi ilan etmiştik. İşte bundan
    sonra ödemelere ara verilmiş, görüşmeler 1932’de sonuçlanmış ve
    asıl borcun ilk düzenli ödemesine 1933’ten itibaren
    başlamıştık. Oradaki kastım, 1954 yılına kadar devam edecek olan bu ilk
    düzenli ödemeydi.
    3. Ödediğimiz Osmanlı borçlarının tutarı, TL bazında yaklaşık
    150 milyon liradır. Peki hiç
    www.alasayvan.net merak ettiniz mi Osmanlı’dan
    Cumhuriyet’e kalan nakit para tutarının ne kadar olduğunu? Tamı tamına
    161 milyon TL kâğıt para (bozuklar hariç). Yani Osmanlı
    hazinesinden 161 milyon TL’yi cebinize koyarken bu para nereden geliyor diye
    sormuyorsunuz da, borcunuz çıkınca niye mızıklanıyorsunuz? Bir miras
    olayında alacak ve borç gayet tabii bir durum değil mi?
    Her neyse. Bu borçlar
    www.alasayvan.netmeselesi epey su götürür. Ancak belirtilmesi
    gereken bir başka nokta da, bu borç ertelemesiyle birlikte
    Türkiye’nin dış kredi itibarının dibe vurmuş olmasıdır. Hatta
    1920’lerde İngiliz hükümeti Türkiye’nin İngiltere’de tahvil
    satmasını yasaklamıştır. Son çare olarak ABD’ye başvurulmuşsa da,
    Avrupalı tahvil alacaklıları Türk isteğinin geri çevrilmesi için
    Washington’a kredi vermemesi için baskı yapmışlardır.
    Şimdi gelelim asıl konumuza.
    1930-1934 arasındaki dönemde Türkiye için 1929 dünya ekonomik
    buhranının da misillemesiyle
    www.alasayvan.net ağır bir ekonomik darboğaz oluştuğunu
    söylüyor uzmanlar. Hani bazıları o zamanlar Türkiye’nin parası
    yabancı paralar karşısında değerliydi diyorlar ya, Gülten
    Kazgan’dan Yahya Sezai Tezel’e kadar Osmanlı iktisat tarihi uzmanları
    bunun ekonomi üzerindeki felç edici etkisini gündeme getiriyorlar.
    1930-1934 döneminde TL’nin aşırı değerlenmesi ile Türkiye’nin
    ihracat yaptığı tarım ürünlerinin fiyatlarının dış piyasada
    düşmesi sonucunda özellikle Ege Bölgesi’ndeki ihracatçılar iflas
    etti, mal üreticinin elinde kaldı. Türkiye reel gelir kaybına
    uğradı. İlk defa TL bu dönemde dolara bağlandı. Enflasyon yoktu belki
    ama bu defa deflasyon-depresyon süreci doğdu.
    Bir çıkış yolu olarak önce Fransa’yla başlayan bir tür
    anlaşmalı takas olan “kliring” ticareti denendi. İşte bu takas
    ticareti, yazımızın konusunu oluşturan Hitler rejimiyle Türkiye
    Cumhuriyeti’ni 1934-1939 yıllarında birbirine sıkı sıkıya bağlayacak ve
    Yahya Sezai Tezel’in ifadesiyle söyleyecek olursak, Türkiye
    tarihinin (Osmanlı da dahil) başka dönemlerinde görülmemiş derecede bir
    emperyalist dış güce ekonomik olarak bağımlı olmasını
    getirecektir.
    Nasıl? Atatürk döneminde Türkiye dışa bağımlı mıymış? Hem
    de Nazi Almanya’sına öyle mi? Şu Hitler’in rejimine hem de?
    Siz bu soruların kabuğunu kaşıyadurun, ben hocanın “Cumhuriyet
    Döneminin İktisadi Tarihi” (Tarih Vakfı Yay., 1994) adlı
    kitabının kapağını aralıyor ve başlıyorum özetlemeye:
    Tezel’e göre Türkiye’nin 1934’e kadar süren bu olumsuz
    ekonomik tablosunun olumluya dönmesinde Hitler Almanya’sıyla kurduğu
    yakın ekonomik işbirliğinin önemli bir payı bulunmaktadır. Kendi
    deyişiyle,
    “Türkiye’nin dış ticaretindeki genişleme, Nazi
    Almanyası’nın uluslararası düzeyde iktisadî güç kazanmasıyla ilişkilidir.
    Almanya’nın Balkanlar ve Ortadoğu’da güttüğü ticarî genişleme
    politikası nedeniyledir ki, Türkiye, Büyük Buhran’ın
    sıkıntılarını yaşayan liberal metropollerin Türk ihraç mallarına
    talebinin zayıfladığı bir dönemde, ihracat hacmini artırabilmiştir.”
    Yeterince çarpıcı. Devam edelim biraz daha.
    Almanya 1930’ların sonuna doğru Türkiye’nin ticaretinin aşağı
    yukarı yarısını kendine kanalize etmeyi başardı. Böylece
    Almanya’nın ihracatımızın cari değerindeki payı 1929’da yüzde 15
    iken 1934’te yüzde 39’a, 1935-1938 ortalamasında ise yüzde 44’e
    çıktı. Almanya’nın ithalatımızın cari değerindeki payı ise
    1932’de yüzde 25 iken, 1934’te yüzde 36’yı, 1935-1938
    ortalaması ise yüzde 46’yı buldu. Hatta bu dönemde Türkiye Almanya’dan
    yalnız silah almakla kalmamış, askerî örgütlenmesinde de
    Üçüncü Reich’a bağımlı hale gelmiştir.
    Bunun sebebi ise Türk ihraç ürünlerine yüz vermeyen diğer
    ülkelerin aksine Almanya’nın ihraç mallarımıza yüksek fiyatlar
    ödemekte ve kliring hesabında açık vererek Türkiye’yi Almanya’dan
    daha fazla ithalat yapmaya zorlamakta olmasıdır.
    Böylece ihracat ve ithalatımızın neredeyse yarısını kendisine
    bağlamayı başaran Almanya’nın Türkiye’yi nereye sürüklemekte
    olduğu ancak 1937’de fark edilmiş ve yönetimde bir panik havası
    baş göstermiştir. Aynı şekilde İngiltere de Türkiye’nin faşizme
    kaymasıyla Ortadoğu dengelerinin aleyhine döneceği paniğine
    kapılmış ve Türkiye’ye baskı yapmaya başlamıştır. Bunun üzerine
    1936 ve 1938 yıllarında yapılan anlaşmalarla İngiltere’den 118
    milyon TL borç alınmışsa da, İkinci Dünya Savaşı patladığında
    Türkiye’nin dış ticaretinin Almanya’ya bağımlılığı hâlâ
    sürmekteydi. Öyle ki, 1939’da bu bağımlılık muazzam boyutlara
    tırmanmış bulunuyordu: İthalatta yüzde 51, ihracatta yüzde 37.
    Hatta “The Economist” dergisinin 5 Ağustos 1939 tarihli
    sayısında yayınlanan bir hesaba göre, Almanya, Türkiye’yi kendisine
    siyasî olarak bağlamak için zarar etmeyi bile göze almış ve bizden
    yüksek fiyatla mal alıp ucuz fiyatla mal satmak suretiyle sadece 1938
    yılında tam 8 milyon TL tutarında bir mali yardımda bulunmuştur. Bu
    para, aynı yıl Osmanlı borçları için ödediğimiz miktarın tam
    iki katıdır!








  2. Acil

    Osmanlıdan türkiyeye kalan borcu isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder