+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanli zamaninda amerika varmiydi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanli zamaninda amerika varmiydi








    Osmanli zamaninda amerika varmiydi

    osmanli zamaninda amerika varmiydi.jpg



    “Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye, Asya’nın anahtarıdır.”
    ABCFM, Misyoner Pliny Fisk ve Levi Parsons’a 1 Aralık 1883 tarihli talimat mektubuile şu görevi veriyordu: “Bu Mukaddes Ve Vadedilmiş Topraklar Silahsız Bir Haçlı Seferi İle Geri Alınacaktır.”








    Osmanlı Devleti üzerinde zamanla giderek artan Amerikan etkisinin oluşmasında XIX. yüzyılda rol oynayan iki kurumdan birisi “Amerikan donanması” ikincisi de “Amerikan misyonerleri” olmuştur. Donanma işin “”yüzü sert ve soğuk” yanıydı. Bir de “yüzü sıcak”, sempatik, insancıl görünümlü bir mekanizma olan misyonerlik vardı.



    Misyonerlik, birçok açıdan donanmadan daha avantajlı idi.

    Örneğin maddi açıdan;

    Akdeniz’de dolaştırılacak bir firkateynin yıllık masrafı 80.000 dolarken, bir misyoner ailesinin yıllık gideri 1.000 doları bulmuyordu. 1810’da üç kilisenin temsilcileri tarafından Massachusesetts’de (Boston) kurulan Amerikan Protestan misyonerlik teşkilatlarından birisi olan

    “American Board of Commissioners for Foreign Missions” (ABCFM)

    1818’deki yıllık toplantısında Osmanlı Devleti’ne bir heyet yollamayı kararlaştırmıştır.



    Protestan misyoner teşkilatların dünyayı aralarında paylaşmalarında Osmanlı Devleti, esas itibariyle ABD’nin payına düşmüş ve ABCFM Osmanlı topraklarında 1870 yılına kadar tek başına faaliyetlerde bulunmuştur. 1830 antlaşmasından hemen sonra, Osmanlı Devleti’nde Amerikan varlığı özellikle misyonerlik ve eğitim sektöründe kendisini hissettirmeye başlamıştır. Zira, ekonomik imtiyazlar aynı zamanda siyasî hayat alanları kazanılmasına neden olmuştur. 1830-1862 ticaret antlaşmalarının imzalandığı yıllar Osmanlı Devleti’ndeki misyonerlik hareketinin genişleyerek yerleştiği dönem olmuştur. 1862 antlaşmasından bir yıl sonra 1863 yılında Robert Kolej’e resmî izin verilmiş olması dikkat çekicidir. Bu tarihten sonra Amerikan okulları büyük artış göstermiş, aynı zamanda misyonerlik faaliyetleri teşkilatlanarak idarî bir yapı kazanmıştır.



    Osmanlı’da faaliyet gösteren misyonerler Müslüman nüfustan ve Yahudilerden

    bekleneni göremeyince Ermenileri hedef kitle olarak seçmişlerdir. Misyonerler, Hıristiyan nüfusa sahip ve özellikle Ermeni milletinin yoğun olduğu bölge ve şehirleri

    mesken tutmuşlardır (Yozgat, Sivas, Elazığ, Diyarbakır, Antep, Maraş, Halep, Van ve

    Erzurum). İlk başlarda Ermeniler cemaatlerine yönelik propaganda çalışmasına yönelen misyonerlere oldukça temkinli yaklaşmış ve kendilerini korumaya çalışmışlardır. Meselâ Beyrutlu bir Ermeni, torunlarını Cebel-i Lübnan’da Amerikan

    okuluna vermiş ancak torunlarını Protestan yapmak istediklerini anlayınca torunlarını

    okuldan almıştır. Misyonerliğin yayılma aşamasında Bâbıâli ile Ermeni Patrikhânesi,

    misyonerlerin Ermenilere yönelik mezhep değiştirme gayretlerini engellemek için

    birlikte çalışmışlardır. Eğitimden sağlığa çok değişik yollarla yapılan misyonerlik propagandaları bir müddet sonra Ermeni milleti üzerinde istenileni vermiştir. Gregoryen Ermeniler, 1850’lerden sonra Protestan olmaya başlamışlardır.



    Amerikalı misyonerler, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanı’nın getirdiği

    hürriyetlerden faydalanarak faaliyetlerine hız vermişlerdir. 1848 yılında Antep’te,

    1850 yılında Arapkir’de, 1853 yılında Tokat ve Kayseri’de, 1854 yılında Maraş, Halep,

    Sivas ve Harput’ta, 1855 yılında Urfa, Antakya ve İzmit’te, 1856 yılında Musul ve

    Diyarbakır’da, 1857 yılında Mardin, Bitlis ve Edirne’de, 1863 yılında ise Adana’da

    birer misyoner istasyonu kurulmuştur. Misyoner raporlarına göre 1886 yılında

    devlet dahilindeki, kendi tabirleri ile highschool ve college’lerin sayısı 35, yatılı kız

    okullarının sayısı ise 27’dir. Daha aşağı seviyedeki okulların sayıları 508 olup çeşitli

    yerlerde öğrenim gören, öğrenci sayısı 25.171’dir. Bunlardan 13.570’si Türkiye’de,

    6075’i Suriye’de, 5106’sı da Mısır’da bulunmaktadır. Bu rakamlar I. Dünya

    Savaşına kadar giderek artmıştır. 1859′dan itibaren ise Amerikan doktorları Anadolu’da ilk olarak Sivas’ta faaliyet göstermeye başlamışlardır. 1914’e kadar çeşitli yerlerde 9 hastane ve 10 dispanser açılmış olup hasta sayısı da 40 bin civarındadır. Osmanlı Devleti’nde Amerikan Protestan misyonerlerinin çalışmaları neticesinde

    Gregoryen olan bazı Ermeniler Protestanlığa geçmiştir. Neticede Protestan Ermeni

    nüfusunda artış meydana gelmiştir.



    Anadolu’daki (İstanbul dahil) Protestan Cemaatinin Gelişmesi (1846-1900)

    Yıl Kilise sayısı Kilise üye sayısı

    18464 105

    18506 158

    1855 24 627

    1860 27 1.278

    1865 50 2.079

    187073 3.748

    1882108 7.490

    1890108 10.980

    1900 112 12.109



    Bölgedeki Protestan Ermeni nüfusunun ABD için ne demek olduğunu Amerikan Protestan misyonerlerinin yazdıkları raporlarda ve mektuplarda görmek mümkündür. Osmanlı Devleti’nin Zeytun’da çıkan Ermeni isyanı karşısında Ermenileri Maraş’a nakletmesi üzerine bölgedeki misyonerlerden John E. Merill Halep’teki Amerikan Konsolosu’na gönderdiği mektupta şu değerlendirmeyi yapmıştır;

    “…Maraş bölgesinin okumuş ve kabiliyetli Hıristiyan halkının göç ettirilmesi, Amerikan misyonerlerinin menfaatlerine direkt darbedir. 50 yıldan fazla süren bir çalışmanın ve binlerce dolar masrafın neticesi tehlikeye sokulmaktadır…”

    Buradan da anlaşılacağı üzere Osmanlı Devleti’nde yaşayan Ermenilere yönelik ABD’nin pekte masum olmayan planları vardır.



    SONUÇ

    Kuruluşunu müteakip büyük devlet olmanın yolunu uluslararası ticarette gören ABD bu amacı doğrultusunda “Hasta Adamın” mirasından faydalanmak istemiştir.

    Bu basit nitelemenin ötesinde ABD yüzyıllık projelerle Osmanlı coğrafyasında söz sahibi olabilmek amacıyla hareket etmiştir. Osmanlı Devleti ile girişilen iktisadî ilişkilerin, 19. yüzyıl şartları altında binlerce kilometre ötelerde girişilen, milyonlarca dolara mâl olan misyonerlik faaliyetlerinin ve Anadolu topraklarında Protestan Ermeni toplumu oluşturma çabalarının altında Anadolu coğrafyasını kontrol etme isteği yatmaktadır.



    Osmanlı Devleti zayıflaması ile birlikte birçok emperyalist devletin hücumuna uğramıştır. Bu saldırılarda silahlar ve silah tutan eller her zaman gözükmemiştir. Bazen

    güler yüzün ve şefkat ellerinin altında “sopalar” gizlenmiştir. Osmanlı Devleti’ne verilen devletlerarası borçların hatta yardımların aslında hiçte gözüktükleri gibi iyi niyetli olmadıkları ortaya çıkmıştır.



    Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı iktisadî sıkıntılar düşünüldüğünde benzer ellerin benzer yardımlarını görmek mümkündür.

    Emperyalist devletlerin uzun vadeli politikaları karşısında Osmanlı Devleti

    Güçsüzlüğün den ötürü politikalar geliştirememiştir. Bugün için önemli olan nokta ise, Osmanlı Devleti döneminde Türk milletine karşı yürürlüğe konulan uzun vadeli projelerin öncelikle tespit edilip tanımlandırılmasıdır. Bu çalışmadan anlaşılacağı üzere; günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik tehditlerden “misyonerliğin”, “Ermeni meselesinin” tohumlarının Osmanlı Devleti döneminde atılmasında ABD’nin politikalarının etkisi vardır.








  2. Acil

    Osmanli zamaninda amerika varmiydi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


osmanlı zamanında amerika varmıydı,  osmanli zamaninda amerika varmiydi