+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlıda mısır idaresi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanlıda mısır idaresi








    Osmanlıda mısır idaresi

    Osmanlıda mısır idaresSİ.jpg

    Mısır’ın tarihi teferruatlı çalışmalar yayımlandıkça daha iyi anlaşılacak. Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kitabı bugüne kadar gördüğüm en iyi örnek

    Yavuz Sultan Selim sekiz yıllık saltanatında şark imparatorlukları ile savaştı ve sınırları olağanüstü genişletti. Memlukların ülkesi üzerine yürürken bu imparatorluğun sınırları sadece Mısır‚ Hicaz ve Suriye’yi değil‚ Anadolu’da Malatya’yı dahi içeriyordu. 1516 yılında bu sınırı da geçti. Bir bakıma Ortadoğu bölgesindeki Araplar‚ Osmanlı’dan önce Memluk İmparatorluğu altında birleşmiş sayılabilirdi.

    Memluk hanedanının sultanları ne Mısırlı ne de Arap sayılırdı‚ çoğu Arapça dahi bilmezdi. Mamafih‚ Yavuz Selim’in karşısına çıkan Sultan Kansu Arapça‚ Türkçe ve Farsça şiir yazacak kadar bilgili bir hükümdardı. Memluklar‚ Ortadoğu’da Haçlıları ve Moğolları durduracak kadar dövüşken bir askeri güçtü fakat bu defa gelen ve kısa zamanda Sultan Kansu ve etrafındakileri tarumar edip bugünkü Suriye‚ Lübnan‚ Filistin’i bir hamlede ele geçiren kuvvet ateşli silahlar ve top kullanan bir orduydu.

    Açık ki Mısır’ı fethetmek için 1517 kışında Sina Çölü’nü geçen Yavuz Selim Han 400 sene sonra aynı yerde orduyu kum fırtınaları içinde ve kanal cephesinde telef eden Cemal Paşa’dan çok daha başarılıdır. Dahiler her daim dahidir.



    1517’de Memlukların başkenti Osmanlı’nın eline geçti. Osmanlılar‚ Türk ve Çerkez asıllı Memluk beylerini yerinde bıraktı. Tabii ki Mısır’a fevkalade yetkili bir beylerbeyi‚ bir başdefterdar ve kadı tayin ediliyordu. Mısır’ın kadıları ayrı bir kariyere bağlıydı.

    Roma İmparatorluğu’nun pirinç ve buğdayı nasıl Mısır’dan geliyorsa‚ Osmanlı başkenti de oradan besleniyordu. İstanbul Limanı’nın ağzındaki‚ rengine hâlâ hayran olduğumuz Mısır Çarşısı bunu açıklar. Türk ve Çerkez komutanlar‚ Kopt maliye memurları‚ her Allah’ın günü Balkanlardan gelen Bosnalı ve Arnavut asker ve esnaf sayesinde Mısır rengârenk gelişti.

    Mısır’ın gelirleri padişahın “cib-i humayun’u” yani cep harçlığıydı. Kuşkusuz devletin zaruri masrafları için buradan borç alınan paraların‚ tarihçi Yılmaz Öztuna’nın tabiriyle padişaha geri verildiği de görülmemiştir.

    Uzun bir süre Kahire ve Mısır İskenderiye’si kendinden evvelki Memluk eserleriyle rekabet edercesine Osmanlı asarıyla donatıldı. Ama Mısır’ın piramitlerini ve ardındaki medeniyeti ne Batı dünyası ne de Osmanlı biliyordu. O piramitleri ve Mısır’ın kadim medeniyetini‚ meraklı gözleriyle gören dahi seyyah Evliya Çelebi ele aldı. Mısır’ı sevmişti. Uzun zaman orada yaşadı. Hatta bazı tarihçilere göre orada öldü ve defnedildi. 17. yüzyıl Kahire’sini ve Mısır’ını onun kadar renkli tasvir eden yoktur.

    Mısır’ın Memlukları bu ülaaai meşhur eserlerle donattılar. Osmanlı da onlardan geri kalmadı. Mısır‚ Perslerden ve Büyük İskender’den beri yabancı hükümdarlara alışıktır. Osmanlı’nın ayaklanan valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa bu yabancı hanedanların en sonuncusudur diye söylenir. Aslında şişirme bir yorumdur. Cahil olmasına rağmen çok zekiydi ve eğitimlilerde bile az rastlanan bir irfanı vardı. O ve çocukları Mısır’ın maliyesini batırsalar da bu ülaaai 19. asrın uygarlığına taşıdılar.


    Mısır‚ M.Ö. 4. asırdan beri kozmopolit nüfuslu bir ülkedir. Mehmet Ali Paşa ve halefleri bu ülaaai o karışık nüfusla Türkler‚ Çerkezler‚ Fransız subaylar‚ Avrupalı müşavirler‚ Balkanlardan akıp gelen kadrolar‚ Müslüman ve Arap aydınlarla yönettiler. Mehmet Ali’nin isyanı ve modernleşme denemesi‚ Osmanlı Tanzimatı’nı da ateşleyen olaylardandır. Nihayet Mehmet Ali Paşa’nın ve ardıllarının elde ettikleri irsi valilik sonunda Mısır’ın İngiliz işgaline kadar yürüyen olaylara sebep oldu.

    Yabancı kaynaklar

    Ama bir yerde okul bilgilerimizi silkeleyelim. Mısır’ın Osmanlı hanedanı ve Türkiye ile hukuki bağları da devam etmiştir. Mısır’ın üst tabakası Türkçe konuşup okuyordu. Sade Türkçe değil‚ Farsçaya tercümeler yapılıyordu ve en iyi şekilde basılıyordu. Eğitimde Türkçe önemliydi. Mısır aslında Ortadoğulu kültürlerin toptan batılılaşmasına adım atmıştı.

    Osmanlı Mısır’ı muammasını çözen pek az eser kaleme alınmıştır. Seneler önceki Stanford Shaw’un “Egypt Under Ottoman Rule / Osmanlı Yönetiminde Mısır” uzun zaman aşılamadı. Mehmet Ali Paşa için yazılan kitaplar ise Afaf Lütfi el Sayyid Marsot’un 1984’te Cambridge Üniversitesi’nde basılan “Egypt in the Reign of Mohammed Ali / Muhammed Ali İdaresi’nde Mısır” kitabı Arap dünyasındaki umumi eğilim‚ yani Türkçe kaynak okumama nedeniyle eksiktir. Bu nedenle de İsrailli Ehud Toledano’nun aynı dönemlere değinen “State and Society in the 19th Century Egypt / 19. Yüzyıl Mısır’ında Devlet ve Cemiyet” adlı eseri Türkçe kaynakları kullandığından daha açıktır.

    Burada bir soru akla geliyor. Peki Türk tarihçiler ne yaptılar?

    Çok ilginç bir katkı

    Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu‚ Mısır’da yetişen bir Türk gencidir. Arapçası ve Türkçesi mükemmeldir. Osmanlı kültürüne vakıftır. Yakınlarda çıkardığı “Mısır’da Türkler ve Kültürel Mirasları” başlıklı eser IRCICA yayınları arasında basıldı. Uzun ve etraflı bir bibliyografik taramanın mahsulüdür. Birinci ve 246’ncı sayfalar arasındaki metin 19. asır Mısır tarihinin cemiyet ve kültür yapısını tasvir eden‚ gördüğüm kadarıyla en iyi çalışmadır. Üst tarafı eşsiz bir bibliyografya taramasıdır.

    Tabii 19. asrın ünlü Bulak Matbaası başta olmak üzere‚ Mısır’daki Türkçe kitap basımı mükemmeldi. Burada Farsça eserler de aynı mükemmellikte basılıyordu ve üç doğu dili arasındaki tercümelere‚ diğer doğu dillerinden yapılan tercümeler ve asıl batı edebiyatından yapılanları ilave etmeliyiz. İhsanoğlu burada çok teferruatlı ve kalabalık bir liste veriyor. Üstüne bir de Jön Türklerin Mısır’daki muhalif basınının ürünlerini ilave ediyor. Bu çok ilginç bir katkı. Özellikle kitabın bu ikinci kısmı sahife sahife incelenirse‚ düşünce ve araştırma dünyamıza ne kadar yön verecek bir eserle karşı karşıya olduğumuz anlaşılır.

    Bu tip çalışmalarla doğu milletlerinin yakın tarihi daha iyi anlaşılır. Eseri kaleme alan yazar Prof. İhsanoğlu’na ve varsa yardımcılarına ancak teşekkür edilir.








  2. Acil

    Osmanlıda mısır idaresi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder