+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda İnsan haklarının tarihsel gelişim süreci Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    İnsan haklarının tarihsel gelişim süreci








    İnsan haklarının tarihsel gelişim süreci


    İnsan haklarının tarihsel gelişim sürecİ.jpg

    Osmanlı Devleti’nin insana ve onun en tabiî ihtiyacı olan kişisel hak ve özgürlüklere bakış açısını anlayabilmek için karşılaştırmalı bir incelemenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu amaçla yapmış olduğum araştırma sonucunda insan hakları konusunda genel anlamda şimdiye kadar oldukça detaylı çalışmaların yapıldığını tetkik ettim.

    Bu arada Osmanlı devletinde insan hakları konusu ile ilgili bazı çalışmaları da gözden geçirince bu konunun kapsamına giren meselelerin bir derya olduğunu fark etmemek imkansızdı. Bu nedenle makalemizi belirli sınırlar içerisinde tutmamızın daha faydalı olacağı anlayışı ile konuyu sadece devletin insana bakış açısı kişinin özgürlüğü ve kişinin kanun karşısındaki durumu noktasında ele almanın uygun olacağı düşüncesindeyim.



    Burada öncelikle insan hakları kavramının devlet yönetiminde yerleşip kurumlaşması ile ilgili şartları yani bu durumu belirleyen hukukî ve tarihî modeli sunmak istiyoruz. Bu nedenle yazımızda bir yandan günümüzde tarihini Roma ve Bizans kültürünün temelleri üzerine oturtan Avrupa’nın tarihi boyunca insana verdiği değeri incelerken diğer yandan Osmanlı’nın insan unsuruna verdiği önemi gözler önüne sermeyi amaçladık. Burada metod olarak kendimiz konuşmaktan ziyade belgeleri konuşturmayı uygun bulduk. Böyle kısa bir çalışma ile insan hakları ile ilgili bütün belgeleri incelememiz mümkün olmayacağından bu konu ile ilgili olan belgeler içerisinden sadece birkaç çarpıcı örnek üzerinde değerlendirme yapmanın daha doğru olduğu kanaatindeyim.

    Bu tarihî gelişim çizgisine geçmeden önce insan hakları kavramının hukuk dilinde nasıl bir mana taşıdığına bir göz atalım. Milletlerarası metinlerde “insan hakları” olarak geçen kavram hukuk literatüründe kişinin temel hakları temel özgürlükleri ve kamu özgürlükleri anlamında kullanılmaktadır. Ancak hak ve özgürlük kavramlarının soyut ve herkes için farklı algılanabilen çok yönlü ve değişken terimler olmaları insan hakları ifadesinin tam bir tanımının yapılabilmesini güçleştirmektedir. Fakat burada amacımız insan haklarının teorik açıklamaları olmadığından bu kavramın en azından genelde ne ifade ettiğini söyleyebilir ve “devletin otoritesi ile kişinin hak ve hürriyetleri arasında kurulması gereken ‘hassas bir denge’ olarak tanımlayabiliriz. İşte bu dengenin sağlanması ve “iktidar ile özgürlük ihtiyaçlarının karşılanması ancak “hukuka bağlı devletlerde" mümkün olmuştur. Dönmezer’e göre; bu düzeni sağlayabilecek “hukuk devleti” idare ve hükümetin bütünüyle hukuk kurallarına bağımlı ve ancak o kurallara göre ve onların izin verdiği tasarruflarda bulunduğu her yetki sahibinin faaliyet ve tasarruf alanını objektif kurallara göre düzenlediği ve hiçbir iktidar mensubunun ve görevlisinin o sınırlar dışında faaliyette tasarrufta bulunmasına imkân tanımayan devlettir. Hukuka bağlı bir devlet bunların temini için yetki sahiplerinin hukuk düzenince kendilerine verilmiş olan yetkilerin sınırları içinde kalmalarını o sınırları aşmamalarını ve zorlayamamalarını sağlamakla görevli mekanizmaları oluşturmalıdır”.

    Tabiatı ve yaratılışı itibariyle sosyal bir varlık olan insanoğlu yüzyıllar boyu birarada yaşamanın bir gereği olarak barış ve düzeni sağlayabilmek için hukukî bir düzen ve teşkilat oluşturmuştur. İşte bu gün ulaşmış olduğumuz hukukî olgunluk seviyesi bu tarihî gelişim sürecinin bizlere bir armağanıdır. Çağlar boyunca devletler kurmuş olan devletlerin hukuk sistemleri ve insanı hangi hukukî platformda değerlendirdiklerine bakarak bugünkü seviyeyi tesbit etmemiz daha kolay olacaktır. Yavuz Atar haklı olarak “Çin Hint Mısır Sümer Babil Asur İbrani Eti ve İran medeniyetlerinde hukukî bir takım düzenlemelerin yapılmış olduğundan bahsetmekle birlikte o çağlarda siyasî ve hukukî esasların ve insan haklarının bugünkü şekli ve ifadesiyle aranmasının doğru olmadığını”belirtmektedir.

    Eski Yunanistan’da ise; hukuk kuralları ve insan haklarının belli bir kesime hitab ettiği ortadadır. Şehir devletleri (polis) mozayiği halinde teşkilatlanmış olan eski Yunan demokrasisi aslında bir oligarşidir ve bu sistemde halk hakimiyeti sözde kalmıştır. Ancak Atina’da oturan belli sayıda insan vatandaş statüsünde kabul edilmiş bunlar arasında da ancak kriterleri idare edenler tarafından konulmuş olan özellikleri taşıyanlar birtakım hak ve özgürlüklere sahip olabilmişlerdir.








  2. Acil

    İnsan haklarının tarihsel gelişim süreci isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


insan hakları,  insan haklarının tarihsel gelişimi,  insan haklarının gelişimi,  insan haklarının tarihsel gelişim süreci,  insan hakları tarihsel gelişimi,  İNSAN HAKLARI