+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda İmroz adası osmanlı dönemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    İmroz adası osmanlı dönemi








    İmroz adası osmanlı dönemi


    İmroz Deniz Muharebesi  Hakkında Bilgi1.jpg


    Tarihin en eski dönemlerinden beri İmros adıyla anılan ada, Konstantinopolis'in Osmanlılar tarafından ele geçirilmesi ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun son bulmasıyla, Osmanlı egemenliğine girdi. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Yunan kuvvetlerinin eline geçen İmroz adası, 17 Ekim'de Türk kuvvetleri tarafından – adadaki Yunan kuvvetleri zaten çekilmişti – ele geçirildi. Bu ele geçiriliş, resmi tarih tarafından "kurtuluş" olarak anılıyor.

    Oysa 1923 yılında ada nüfusunun neredeyse tümünü oluşturan 9200 Rum için asıl felaket şimdi, başlıyordu. Lozan Antlaşması'yla İmroz ve Tenedos adaları Türkiye'ye bırakılmıştı, ancak aynı anlaşmanın 14. Maddesi, adada özerk bir yönetim kurulmasını öngörüyordu. Ada kendi iç işlerinde bağımsız olacak, Rum nüfus kendi yöneticilerini seçecek, anadilde eğitim alabilecek, inançlarının gereğini özgürce yerine getirebilecek, kendi polis kuvvetlerine sahip olacaktı. Ayrıca İmros, Tenedos ve İstanbul Rumları, yine Lozan Antlaşması uyarınca öngörülen mübadeleden muaf tutuluyordu.

    Ancak sonuç elbette böyle olmadı. Verdikleri sözleri hızla unutmakta hayli başarılı olan Kemalistler, aynı taktiği burada da izlediler. İmroz ve Tenedos adalarına vaat edilen özerklik hiçbir zaman uygulanmadı. Tam aksine, Rumlar üzerinde ağır bir baskı uygulanmaya başlandı. Seçimle iş başına gelen Rum yöneticiler "persona non grata" ilan edilerek sınır dışı edildi. Mal varlıklarına el konuldu. Bu baskılar sonucu adanın Rum nüfusu hızla göç etmeye başladı.

    1930'lu yılların başlarından itibaren hızlandırılan Türkleştirme politikalarıyla, İmroz'a Anadolu içlerinden, özellikle Karadeniz'den getirilen çok sayıda
    www.alasayvan.net/ Müslüman/Türk aile iskân ettirildi. Çok çeşitli bahanelerle Rumların arazileri ellerinden alınmaya, zorla kamulaştırılmaya başlandı. 1942 yılında bu çalışmalar iyice hızlandı, adadaki manastırların arazilerine el konuldu. Bu durumu protesto eden cemaat liderleri tutuklanarak Anadolu'ya sürüldü.

    Özel Harp Dairesi eski başkanı Sabri Yirmibeşoğlu tarafından "muhteşem" bir özel harp işi olduğu itiraf edilen 6-7 Eylül 1955 olaylarından sonra, İmroz'un Rum nüfusu hızla azalmaya başladı. Adada 1950'de 6125 Rum ve 200 Türk yaşarken,1960'da 5487 Rum ve 289 Türk yaşıyordu. 1964 yılında 1062 sayılı yasa ve ondan doğan gizli kararnamelerle İmroz'daki Rumların sahip olduğu bütün taşınmazlar, millileştirilmek adı altında gasp edildi. Yine bu dönemde adada yaşayan Rumların balıkçılık yapmaları, adaya mahsus İmroz koyunlarının dış ülkelere satışı yasaklandı. Böylece Rum nüfusun gelir kaynakları büyük ölçüde ellerinden alınarak, göçe zorlandı.

    Yine 1964 yılında İmroz Metropoliti Anadolu'ya sürüldü. 1965'te adada açık bir cezaevi kuruldu. Cinayet, hırsızlık ve tecavüz gibi adli suçlardan hükümlü kişilerin adada serbestçe dolaşmaları sağlandı, ada halkı bu kişilerin işledikleri suçlar karşısında korumasız bırakıldı. Bunun sonucu olarak pek Rum kendisini güvende hissetmeyerek göç etmek zorunda kaldı.

    1970'de İmroz'da yaşayan Rumların sayısı 2576'ya indi, Türk nüfus 4020'ye çıktı. Böylece Rumlar tarihte ilk defa adada azınlık durumuna düştüler. 29 Temmuz 1970 tarihinde yayınlanan bir kararname ile adanın ta mitolojik devirlerden beri İmbroz/İmvros/İmroz olan adı "Gökçeada" olarak değiştirildi, Rumca köy ve yer isimleri de kaldırılarak yerlerine uydurulan Türkçe isimler konuldu. 1974 yılında Türkiye'nin Kıbrıs'a saldırması ise İmroz Rumları için bir dönüm noktası oldu: Güvenlik gerekçesiyle adaya askeri birlikler konuşlandırıldı, adanın Rum ileri gelenleri tutuklanarak Anadolu'ya sürüldü, adanın merkez kilisesi yakıldı, mezarları talan edildi, Rum halka saldırılar yoğunlaştı, kadınlara tecavüz vakaları arttı.

    1985 yılına gelindiğinde İmroz'da artık sadece 472 Rum, 7138 Türk yaşıyordu. 1990'da Rumların sayısı 300'e indi, Türklerin sayısı 7200'e çıktı. Ama bu kadar bile yeterli gelmedi. Adada yaşayan az sayıdaki Rum'u sindirme ve göçe zorlama çabaları bugün de devam ediyor. 2010 yılında 28 Ekim'i 29 Ekim'e bağlayan gece Gökçeada Rum Mezarlığı tahrip edildi. 78 mezar taşı kırıldı, mezarlara zarar verildi. Olayın bir adada gerçekleşmesine rağmen failler henüz yakalanmış değil. Oysa failleri bulmak için, 2009 Nisan tarihli Kafes Eylem Planı adlı belgenin Hazırlık Safhası adlı
    www.alasayvan.net/ bölümüne bakmak oldukça aydınlatıcı olabilir. Hatırlayacak olursak, "Eyleme uygun gayrimüslim mezarlıkları belirlenecektir" denilen planın Eylem Safhası bölümünde ise "Gayri Müslimlere ait mezarlıklara yönelik olarak sansasyonel eylemler icra edilecek" hedefi konulmuştu.

    20. yüzyılın başlarında Anadolu'da milyonlarca Hıristiyan yaşarken, ulus devlet projesini gerçekleştirmek adına yola çıkan İttihat ve terakki Cemiyeti'yle onun devamcısı olan Kemalistler, birkaç on yıl zarfında Anadolu Hıristiyanlarının tabiri caizse kökünü kazıdılar. Üstelik bunu yaparken Türk/Müslüman/Sünni olmayan herkesi ötekileştirdiler, milliyetçilik zehrini işçi sınıfının içine saçtılar, bir ve aynı çıkarları olan işçileri birbirlerine düşman kıldılar. Oysa işçilerin, emekçilerin çıkarları diğer halkların işçilerine düşman olmaktan değil, ortak düşman olan burjuvaziye karşı birlikte mücadele etmekten, halkların kardeşliği şiarını yükseltmekten geçiyor.








  2. Acil

    İmroz adası osmanlı dönemi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder