+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlı devletinde ticaret Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülcan
    Devamlı Üye

    Osmanlı devletinde ticaret








    Osmanlı devletinde ticaret



    esnaf-ehri-stanbul.jpg.


    İstanbul coğrafî konumu, ekonomik önemi ve taşıdığı tarihî miras nedeniyle daima büyük önem taşımış bir yerleşim birimidir. İstanbul, uzun yüz
    .yıllar sınırları içinde yer aldığı devletlerin başkenti olarak büyük bir siyasi önem kazanmıştır. Öte yandan bu şehir, ekonomik ve siyasi önemi yanında tarih boyunca entellektüel bir merkez olma özelliği de taşımıştır.

    İstanbul tarihi boyunca çeşitli milletlerin hakimiyetine girmiş, bu milletler tarafından farklı isimler verilmiştir. Mesela: Latinlerin Makedonya, Süryanilerin Aleksandra, Yahudilerin Vizendovina, Rusların Tekfuriye, Arapların Kostantiniye-i Kübra, İranlıların Kayser Zemin, Hintlilerin Taht-ı Rum isimleri bu çerçevede hatırlanabilir. Diğer yandan Fetihten sonra Türkler de İstanbul'a birden fazla isim vermişlerdir. Bunlardan en bilinenleri İslâmbol, Dersaadet, Darü's-Saade, Darû'l-Hilafe, Devlet-i Aliyye-i Osmaniye, Asitane-i Saadet şeklinde sıralanabilir. Bu isimlerin her birine Osmanlı paraları nda, o döneme ait senetlerde, resmi ve özel yazılarda, eski eserlerde rastlamak mümkündür.

    İstanbul'un taşıdığı tarihî mirası, bu kentin semt, mahalle ve sokak isimleri üzerinde yapılacak bir inceleme ile de ortaya çıkarmak mümkündür. Gerçekten de özellikle eski İstanbul'u oluşturan semt ve sokakların isimleri büyük çoğunlukla tarihî bir anlam yüklüdür. İstanbul'un semt ve mahalle adlarının, en azından bir kısmının, menşei hakkında tam bir uzlaşma sağlanabilmiş değildir. Ancak, bu semt ve mahalle adlarının incelenmesinde aşağıdaki gruplandırma denemesi yararlı olabilecek niteliktedir:

    1. Bizans kaynaklı veya Grek dilinden gelen isimler;

    a) Bizans menşeli adlar: Samatya, Tarabya, İstinye, belki Langa, Balat, Florya (belki Phlorion).

    b) Esası Grekçe olan Türkçeleşmiş adlar: Burgaz, Bakırköy, Fener, belki Altımermer.

    c) Menşei tartışmalı adlar: Galata, Üsküdar, Karaköy.

    d) Türk devrinde uydurulmuş adlar: Tatarlar, Maçka, Makriköy.

    2. Türk şahıs adlarından gelen yer adları;

    a) Cami ve mescid kurucularından gelen adlar: Abdi Subaşı, Balabanağa, Nevbahar, Sankiyedim, Sirkeci.

    b) Ölümlerinden sonra namlarına yapılan camilerden şahıs adı alan mahalleler: Suadiye, Cihangir.

    c) O yer ile ilgili bir şahıs adından gelen adlar: Emirgân, Beyoğlu, Vaniköyü, Baltalimam, Osmanbey, Paşabahçesi, Beylerbeyi.

    d) Orada türbesi olan veya ilgili bir evliyadan gelen adlar: Lâleli, Erenköyü, Eyüp, Karacaahmet, Kuzguncuk, Vefa.

    3. O mahalledeki belli bir alametten veya özellikten gelen adlar:

    a) Mahalle veya semtin arazi özelliğinden veya bir ağaçtan gelen adlar: Sarıyer, belki Fındıklı, Ihlamur, Karaağaç, Yayla, Göztepe, Çukurbostan, Sıraselviler, Sakızağacı, Büyükdere, Dolmabahçe, Salkımsöğüt.

    b) Mahalle veya semtteki karakteristik bir binadan veya alametten gelen adlar: Kazlıçeşme, Kuruçeşme, Yeşiltulumba, Taşkasap, Fenerbağçesi, Taşmerkep, Tophane, Demirkapı, Kalyoncu kulluğu, Eğrikapı, Nişantaşı.

    c) Mahalle veya semtteki muayyen bir esnaf veya pazaryerinden gelen adlar: Atpazarı, Fenermenciler, Saraçhane, Sedefçiler vb.

    4. Zamanla esas şeklini kaybederek yeni biçimlere giren adlar: Sarıgüzel, Cibali, Cağaloğlu.

    5. Çeşitli topluluk veya iskânlar ile ilgili adlar: Aksaray, Çarşamba, Karaman, Belgrad kapısı, Kefe mahallesi.

    6. Kaybolmuş binalar veya şekli değişmiş yerlerinin hatırası olan adlar: Ağaçayırı, Kadırga limanı, Yenibahçe, Harem.

    7. Avrupai köklerden gelen levanten adlar: Galata, Pangaltı, Feriköy.

    8. Özel olarak verilen adlar: Ataköy, Gültepe, Altıntepe.

    İstanbul'un semt ve mahallelerinin adlandırılmasına ilişkin yapılan çalışmalar yeterli değildir. Hatta bütün önemine ve bir dünya şehri olmasına rağmen İstanbul ile ilgili çalışma ve yayınlar da tatmin edici düzeyde olmaktan uzaktır. İsimlendirme ile ilgili, Sema
    .vi Eyice'nin yukarıda değinilen makalesinden başka işaret edilebilecek bir diğer makale de Mithat Sertoğlu'na aittir. Bu çalışmanın sonunda İstanbul ile ilgili eserlerin yer aldığı bir Seçilmiş Bibliyografya yer alacaktır.

    Adını Esnaf Gruplarından Alan Mahalle veya Semtler

    İstanbul mahalle ve semtlerinin önemli bir kısmı ismini, o mahalle veya semtteki muayyen bir esnaf ya da pazaryerinden almaktadır. Bu konunun incelenmesinde Osmanlı'da üretimin düzenlenişi, esnafın tabi olduğu kurallar ve üretim yapısı da ele alınmalıdır. Böylelikle belli esnaf gruplarının bir sokakta toplanması ve o sokak ya da mahallenin aynı isimle anılması gibi hususlar daha da açıklık kazanabilecektir. Bu yoğunlaşmanın başlıca iki nedeni vardır. Bunlardan biri, aynı meslek dalındaki zanaatkarlar ile dükkancılar arasındaki gayr-i meşru rekabeti önlemek, diğeri de kadı ile muhtesibin denetimini kolaylaştırmaktır. Bu yoğunlaşma ayrıca esnafın dayanışma ve birlik kavramını da güçlendirmekteydi. Bu durum tüketici açısından ise ihtiyaçlarını karşılamada büyük kolaylık sağlıyordu.

    Bu çalışmada ismini esnaf gruplarından alan mahalle veya semtlerin en bilinen örneklerine değinilmekle yetinilecektir. Dolayısıyla bu çalşıma tüketici olma iddiasında değildir. Bu konudaki çalışmaların zamanla geliştirilmeleri ve derinleştirilmeleri mümkün, hatta zorunludur.

    Kentin ticari semtleri Haliç kıyıları, Bedesten ve Beyazıt semti, Mahmutpaşa Caddesi ve Uzun Çarşı caddesinin oluşturdukları büyük damarlarda yoğunlaşıyordu. Başlıca çarşılar, ambarlar, depolar, bedestenler ile dükkanların çoğu ve hanlar bu caddelerin sınırladığı dörtgenin içinde yer almaktaydı.

    Bu çerçevede ismini esnaf gruplarından alan ve bu çalışmada değinilecek semtler şöylece sıralanabilir:

    1. Arakiyeci Mahalleleri: Arakiye kavuğun ve daha sonra fesin altına giyilen takkenin adıydı. Pamuktan, tiftikten, yünden yapılanları vardı. Üsküdar'da iki mahalle, ismini buradan almıştır. Bu mahalleler Arakiyeci Hacıcafer ve Arakiyeci Hacımehmet mahalleleridir.








  2. Gülcan
    Devamlı Üye





    Osmanlı devletinde ticaret ile ilgili bilgi


    2. Arpa Emini: Büyük arpa ambarı ve Arpa Emininin dairesi bu civarda bulunuyordu. Şehrin arpacı dükkanları bu yol üzerinde toplanmıştı. Bu semtte bulunan camiye Arpacılar Mescidi adı verilmişti. Arpa Emini bugün Fatih'te bir mahallenin adıdır.

    3. Bakırcılar Çarşısı: Eski Harbiye nezareti, şimdiki Üniversite Merkez binası bahçesinin doğu ve kuzey duvarları altında bir sıra dükkan halindedir. Burada çeşitli bakır işler levha bakırdan döğme olarak elle yapılmakta ve kazan, tencere, kuşhane, sahan, tava, taş, leğen, ibrik, güğüm, bakraç, kova, maşraba, sini, mangal, şamdan, bakırdan gülabdan olarak satılmaktadır. İlk Bakırcılar çarşısı Fatih devrinde Suku Nuhasın adıyla Eminönü Yenicami yerinde idi.

    4. Bit Pazarı: Haraç ve Mezad eski şeyler satılan yere "Bat Pazarı" denir. Galatı bit pazarı dır. Bu pazarlar İstanbul'un çeşitli semtlerinde bulunuyordu. Üsküdar'da Yeni Valide Camii'nin kuzeybatısındaydı. Burada elli kadar dükkan vardı. Bu dükkanlar Rum Mehmet Paşa'nın vakfının gelirleri arasında idi. Meydan açılırken bunlar yıkılmıştır.

    5. Çakmakçılar: İstanbul'un meşhur yokuşlarından ve ayrıca çarşılarından birinin adıdır. Bu yokuş üstünde İstanbul'un meşhur hanları bulunmakta, halen çakmakçı esnafı burada yoğunlaşmaktadır.

    6. Çubukçular: Çubuk, tütün içmeğe mahsus bir ucunda tütün veya sigara koymaya mahsus lüle, öteki ucunda ağıza alınan ve imame denilen ağızlık bulunan içi delik, üstü huni şeklinde uzunca alete verilen addır. Çubuklar kiraz ve yaseminden yapılırdı. Çubuk yapan esnafa "çubukçu" lüle yapanlara da "lüleci" esnafı denilirdi.

    7. Debbağlar: Meşin, kösele yapmak için hayvan derilerini işleyen sanat erbabı için kullanılan bir tabirdir. Halk dilinde "tabak" olarak kullanılır. Halen Üsküdar'da Debbağlar adıyla bir mahalle bulunmaktadır.

    8. Divitçiler: Divit, medrese talebelerinin, kâtiplerin, günlük işlerinde yazı yazmak mecburiyetinde kişilerin üzerlerinde taşıdıkları birbirine perçinlenmiş bir mürekkep hokkası ile yazı kalemi mahfazasından oluşan yazı takımına verilen addır. Divitçi esnafının dükkanları çoğunlukla Beyazıt civarında bulunurdu. Adını bu esnaf grubundan alan Divitçiler caddesi ve Divitçiler çıkmazı Üsküdar'da bulunmaktadır.

    9. Düğmeciler: Eski Türk giyiminde düğme büyük önem taşıyordu. Düğme, gördüğü fonksiyon yanında bir süs eşyası ve varlık göstergesi olarak da değer taşıyordu. Eski Türk düğmeleri el tezgahlarında yapılırdı. 19. yüzyılın ikinci yarısında piyasaya fabrika ürünü Avrupa düğmeleri hakim oluncaya kadar düğmeci sanatkârlar Eyüp'de toplanmışlardı. Günümüzde o mahalle hâlâ Düğmeciler adını taşımakta; o semtte bulunan mescid de Düğmeciler mescidi ismi ile bilinmektedir.

    10. Fermeneciler: Fermene, kolsuz işlemeli bir nevi yeleğin adıdır. Palto, ceket, şalvar ve poturlara sırma ve koytandan yapılan işlere de bu ad verilir. Fermeneci ise, sırma ve koytanla işlemeli işler yapan esnaf hakkında kullanılır bir tabirdir. Galata'da bu türlü elbise yapıp satanlara hâlâ fermeneciler denilir. Büyük çarşı içinde de bu sanatı yapanlar vardı. Vaktiyle Fermeneciler gedikli idiler. 1860 yılına kadar gediklilerden başkası bu sanatı yapamazdı.

    11. Fincancılar: Sultanhamamı Meydanı ile Uzunçarşı Caddesi arasında bulunan İstanbul'un büyük anayollarından birinin bir parçasının adıdır. Bir ticaret merkezi ve çarşı boyudur, hanlar ve mağazalar arasından geçer.

    12. Fodlacı: Fodla, yassı pide şeklinde yapılan bir nevi ekmeğin adı idi. Özlü undan yapılmazdı. Çünkü özlü un yumuşak olur ve çabuk parçalanırdı. Fodla, saraylılar için yeni sarayda harici fırında, yeniçeriler için ocağa bağlı fırınlarda yapıldığı gibi, hayır müesseseleri olan imaretlerin ilgasına kadar oralarda da yapılırdı. Ocak fırınlarında yapılan fodlalar ocaktaki muayyen şahıslarla av köpeklerine, imaretlerde yapılanlar da vakıf şartları gereğince hak sahiplerine verilirdi. Medrese talebesine vermek üzere imaretlerde yapılan fodlalar yeniçerilerin tam ve yarım ekmekleri gibi doksan dört yahut kırk beş dirhemdi. Medreseye giren öğrencinin kıdemine göre istihkakı arttırılırdı. Fodlacı ismi halen Fatih'de bir sokağın adıdır.

    13. Galata: Galata adının menşei tartışmalı bir husustur. Bu adın ortaya çıkışına ilişkin çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre İstanbul'un sütünü temin eden ahırların burada bulunmasından dolayı Galata adı, süt manasında olan Grekçe "gala" kelimesinden çıkmıştır.

    14. Hakkaklar Çarşısı: Hâk Arapça'da kazmak, oymak demektir. Hakkak mühür ve resim hakkeden sanatkâra verilen addır. Eskiden yazı bilsin bilmesin herkes mühür kullandığı için hakkâklık kârlı sanatlardandı. Ve İstanbul'da Hakkaklar çarşısı adıyla bir çarşı bulunuyordu.

    15. Kâğıthane: Eskiden bu semtte kâğıt imal edilirdi. Fakat masrafı çıkarılamadığından kapanmıştır. Bu mevkiye verilen Kâğıthane adı ise bugüne kadar kalmıştır.

    16. Kapalıçarşı (Kapalı Çarşı - Büyük Çarşı): İstanbul'un en faal semti Kapalıçarşı veya Büyükçarşı olarak adlandırılan alanın civarı idi. Bu çarşı iki bedesten, hanlar, çok sayıda dükkan ve imalathaneden oluşmaktaydı. İstanbul Kapalıçarşısı, Tahran, Halep ve Şam'dakilerle birlikte Ortadoğu'nun en ünlülerinden biridir. Mahdut bir alanda her biri oraya yerleşmiş esnafın adını taşıyan 67 sokak bulunmaktadır. Bazı sokakların kesişme noktalarında meydanlar oluşmuştur. Esnaf mensupları sabahları burada birlikte dua etmektedirler. Kapalıçarşı'nın içinde 5 cami, 7 çeşme vardır. Çarşının gün batarken kapatılan 18 kapısı vardır. Bu bütünün içinde 3000 ve civar hanlarda 1000'den fazla dükkan vardır ki, bunlar İstanbul'daki tüm dükkanların onda birini meydana getirmekteydiler. Buradaki ticari yoğunlaşma çok büyüktür. Kapalıçarşı'nın hemen yakınlarında Bit Pazarının, Sahaflar Çarşısının ve çeşitli yiyecek pazarlarının yer aldığı hatırlanırsa, diğer çeşitli mallar satılan bedestenlerle birlikte, İstanbul'da bulunabilecek hemen tüm malların burada satıldığı anlaşılacaktır.

    Bu bedesten 1461 yılında Fatih zamanında ahşap olarak yapılmış, Büyükçarşı denen kısım da Kanuni Süleyman zamanında ilave edilmiştir. Her ikisinin 1701 ve daha sonraları harabolmaları üzerine 1898'de bu sefer taştan yapılmıştır.





+ Yorum Gönder


osmanlı devleti,  osmanlı devletinde ticaret,  osmanlıda ticaret,  osmanlı ticaret,  Osmanlıda günlük yaşam,  osmanlı devletinde günlük yaşam