+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlı Döneminde Cezayir Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Osmanlı Döneminde Cezayir Hakkında Bilgi








    Osmanlı döneminde Cezayir hakkında bilgi kısaca







  2. Dilan
    Devamlı Üye





    Osmanlı Döneminde Cezayir Hakkında Genel Bilgi

    Fenikeli tüccarlar İÖ 1200'de Cezayir'in Akdeniz kıyılarına yerleştiler. Bugün Tunus sınırları içinde kalan Kartaca Fenikeliler'in en önemli kentiydi; daha sonra Kartaca İmpara-torluğu'nun başkenti oldu. Kartaca'yı ele geçiren Romalılar Cezayir'i denetimleri altına aldılar. Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda çökünce, Vandallar ve Bizanslılar bölgeyi ele geçirdi. Böylece Kuzey Afrika'nın bu kesimi Hıristiyanlık etkisine girdi. Ne var ki, İS 7. yüzyılda Araplar'm gelmesiyle İslam dini yaygınlaştı. 16. yüzyılda Oruç Reis ve kardeşi Hızır Reis'in katkısıyla Osmanlı egemenliğine giren Cezayir 300 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun bir eyaleti oldu. O yıllarda, Cezayir kenti başta olmak üzere, kıyılar Berberi korsanların egemenliğindeydi. Berberi korsanlar özellikle 17. yüzyılda güçlenerek Cezayir'i bir köle ticareti merkezi durumuna getirdiler. Ama bunların gücü zamanla kırıldı. Cezayir 1830'da Fransızlar'ın eline geçti ve 1848'de Fransız toprağı ilan edildi. Fransızlar ile Cezayirli yurtseverler arasında kanlı çatışmalar oldu. Yıllarca süren bu çatışmalarda çok sayıda insan öldü, birçok Cezayir köyü yakılıp yıkıldı. Zamanla kıyı şeridinde oturanların çoğunluğunu Avrupalı Hıristiyanlar oluşturdu. Fransızlar yerli halk üzerinde ekonomik, siyasal ve toplumsal baskı kurdular. Cezayir'in Fransız kültüründen etkilenmesine ve Fransa ile kurulan sıkı bağlara karşın, 20. yüzyılın ortalarına doğru Cezayir yurtsever hareketi hız kazandı.

    Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954'te başladı. Fransız ordusuna karşı girişilen kanlı savaşlarda 150 bin kişi öldü. 1958'de Cezayir sorunu nedeniyle Fransa'da yaşanan siyasal bunalım, General de Gaulle'e başbakanlığın, bir yıl sonra da cumhurbaşkanlığının yolunu açtı. Savaşın sürmesini isteyen bazı Fransız generalleriyle göçmenlerinin kurduğu Gizli Ordu Örgütü ülkede acımasız bir kıyıma girişti. De Gaulle Cezayir'e iki seçenek tanıdı: Bağımsızlık ya da Fransa'ya bağlılık. 1962'de yapılan referandumda 6 milyon kişi bağımsızlıktan yana, 16 bin kişi ise bağımsızlığa karşı oy verdi. Bundan sonra Fransa ile olan bağlantılar azaldı, ama iki ülke arasındaki ticaret ilişkileri bugün de sürmektedir.

    Başkan Huari Bumedyen'in 1978'de ölmesinden sonra onun yerine geçen Şadli Bencedid 1984'te yeniden başkan seçildi. Cezayir'in ekonomik sorunlarına çözüm getirmek amacıyla, yönetimdeki Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) kongresinde tarıma öncelik verilmesi kararı alındı. Ama, bir yandan Bencedid yönetiminin Araplaştırma politikasına karşı Berberiler'in tepkisi, öte yandan İslami bir düzen kurulmasını amaçlayan dinsel muhalefetin ciddi boyutlara ulaşması ülkedeki gerginliği artırdı.

    1988'de muhalefetin demokrasi talebiyle başlattığı gösteriler ülkede geniş destek buldu. Bunun üzerine siyasal çoğulculuğa olanak veren bir anayasa hazırlandı. Anayasanın Şubat 1989'da bir halkoylamasıyla kabul edilmesinden sonra ortaya çok sayıda yeni parti çıktı. Şeriat düzeni kurmayı amaçlayan İslami Selamet Cephesi (FIS) Haziran 1990'da yapılan yerel seçimlerde beklenmedik bir zafer kazandı. Bunun sonucunda FLN içinde ciddi görüş ayrılıkları belirdi. FIS'ın radikal kanadı ise kitlesel eylemlere yöneldi.

    Aralık 1991'de yapılan seçimlerin ilk turunda FIS ezici bir basan kazandı, FLN ise düşük oranda oy alarak üçüncü sıraya düştü. Bu gelişmeler karşısında Bencedid seçimlerin ikinci turundan önce istifa etmek zorunda kaldı. Ardından, Yüksek Güvenlik Konseyi seçimlerin ikinci turunu iptal ederek yönetime el koydu. Bu bir "anayasal darbe" olarak nitelendirildi. FIS önderlerine karşı baskılar yoğunlaştırıldı. Bağımsızlık hareketinin önderlerinden Muhammed Budiaf devlet başkanlığına getirildi. Budiaf'ın Haziran 1992'de bir suikast sonucunda öldürülmesi üzerine ülkede siyasal bunalım daha da arttı. FIS içinde radikaller ile ılımlılar arasındaki görüş ayrılıkları sonunda parti fiilen ikiye bölündü. Yönetimin radikal dinci hareketin yok edilmesi amacıyla sürdürdüğü baskılara karşın, güvenlik güçleriyle radikal İslamcı güçler arasındaki çatışmaların hızı 1992 sonlarına doğru hâlâ kesilmemişti.

    Uzun yıllar bağımsızlığı için savaşmış olan Cezayir, bağımsızlıklarını yeni kazanan öbür Afrika ülkeleriyle yakın ilişkiler içindedir. Sömürge döneminde baskı altında tutulan Arap kültürünün canlandırılmasına, okuma yazma oranının çok düşük olduğu ülkede okuryazar sayısının artırılmasına çalışılmaktadır.

    Cezayir'de bugüne kadar, tarım, sanayi ve sağlık hizmetlerini kapsayan büyük değişiklikler olmuştur. Devlet başkanı ile devrim konseyi tarafından yönetilen bu ülkede sanayi kuruluşlarının büyük bir bölümü devletçe işletilmektedir.





+ Yorum Gönder