+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlı Döneminde Suudi Arabistan Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Osmanlı Döneminde Suudi Arabistan Hakkında Bilgi








    Osmanlı döneminde Suudi Arabistan hakkında bilgi kısaca







  2. Dilan
    Devamlı Üye





    Osmanlı Döneminde Suudi Arabistan Hakkında Genel Bilgi

    Orta Doğu’nun en dindar ve içe dönük ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan, az gelişmiş bir çöl krallığı olarak başladığı yolda dev petrol sahaları sayesinde bölgenin en zengin ülkelerinden biri haline geldi.

    Ülke yönetimi son dönemde bir yandan reform talebiyle gelen baskıya yanıt sunmaya çalışırken, bir yandan da gitgide artan radikal eğilimli grupların şiddet eylemleri ile mücadele ediyor.

    Ülke adını ilk kez 18. yüzyılda bölgede yönetimi ele alan iktidardaki El Suud ailesinden alıyor.

    Suudi Arabistan sınırları içinde kalan Hicaz bölgesi Hz. Muhammed Peygamber’in(s.a.v.) doğum yeri ve İslam’ın beşiği. Bu gerçeğe El Suud hanedanının Vahabilik olarak adlandırılan ve İslamiyeti katı şekilde yorumlayan anlayışa verdiği destek de eklenince ülke son derece güçlü bir dini kimlik edindi.

    Suudi Arabistan’ı 1932’de Hicaz’ı Haşimilerin elinden alıp diğer topraklarla birleştiren Kral Abdül Aziz kurdu. 1953’te ölümünden bu yana yönetim oğullarınca sürdürüldü.

    Suud hanedanının iktidar üzerindeki tekeli 20. yüzyılda tahta çıkan kralların ülkenin bir bölgesel güç haline gelmesi hedefine yoğunlaşabilmesini sağladı.

    Bölgede istikrarı sağlamak ve aşırı unsurları bastırmak da hep yönetimin çıkarına oldu. Bu nedenle Suud hanedanı 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra topraklarına Amerikan askerlerinin konuşlandırılmasını memnuniyetle karşıladı.

    Ancak yönetimin muhalefetin hiç bir yönüne hoşgörüyle yaklaşmaması Usame Bin Ladin’in El Kaide örgütü gibi radikal grupların burada büyüyerek ABD’nin Orta Doğu’da oynadığı rolden rahatsız olanların desteğini arkasında toplamasında rol oynadı.

    11 Eylül 2001’de New York ve Washington’a düzenlenen saldırılara katılan hava korsanlarının çoğu Suudi vatandaşıydı.

    Bu durum Suudi yetkililerin içeride güvenliği artırma isteğiyle ülkede daha fazla demokrasiye izin vermesi talepleri arasında sıkışmasına yol açtı.


    2003 yılında El Kaide ile bağlantılı olduğu düşünülen intihar eylemcileri başkent Riyad’da aralarında yabancıların da olduğu 35 kişinin ölümüne yol açan saldırılar düzenlediler. Bazı Suudiler bu olayı kendi 11 Eylülleri olarak niteledi.

    O zamandan bu yana siyasette reform talepleri de militanların çoğu yabancıları hedef alan saldırıları da artış gösterdi.

    Suudi yönetimi ise bir yandan da içeriden ve dışarıdan yükselen demokrasi taleplerine yanıt arıyor.

    Bunun ilk adımı olarak 2005 Şubat ayından itibaren, ülke tarihinde ilk kez çok aşamalı bir belediye seçimi düzenlendi.





+ Yorum Gönder