+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Özel Eğitim ve Rehberlik Forumunda Devlet Okullarında Toplam Kalite Yönetimi Uygulanabilir mi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Devlet Okullarında Toplam Kalite Yönetimi Uygulanabilir mi








    Devlet Okullarında Toplam Kalite Yönetimi Uygulanabilir mi ?




    Son 10 yıldır devletin bütün kurumlarında olduğu gibi Millî Eğitim Bakanlığında da bir kalite furyası sürmekte.

    Yapboz tahtasına dönen Millî Eğitim Bakanlığında (MEB), sistematik başarı için döne dolaşa sonunda Toplam Kalite Yönetimi (TKY) sistemi uygulamasına geçildi!

    Aslen herhangi bir kurumun/kuruluşun piyasa koşullarında varlığını sürdürebilmek ve başarılı olabilmek için, ürünün hammadde halden son kullanıcıya ulaştırılması ve buradan da hizmetten yararlananların görüşleri doğrultusunda, sürekli iyileştirme yapılarak sistematik biçimde paydaşların memnuniyetinin artırılması felsefesine dayanmaktadır.

    MEB’de Demokratik Sol Parti (DSP) hükümeti zamanında, yeterince incelenmeden uygulamaya konan ve AK Parti (AKP) hükümeti zamanında artan yoğunlukla devam ettirilen TKY’nin MEB’deki uygulanmalarında çok ciddi açmazlar bulunmaktadır.

    Bu konudaki ilk hata, TKY sistemini iyi bilen ve bizzat uygulama çalışmalarında bulunmuş uzmanlardan faydalanılarak, “bakanlık merkez teşkilatında” uygulamaya konmamış olmasıdır.

    Bazı illerde TKY formatörü olarak çalışan kişilerin TKY adı altında tuhaf şeyler anlattıkları kalite sistemleri ile ilgilenenlerin tarafından tespit edilmiştir.

    TKY çalışmaları istenildiği şekilde yürümeyince, önce üniversitelerden birtakım akademisyenlerce yüklü meblağlar karşılığında TKY adı altında, “teoriden öteye geçmeyen” bilgilerle dolu seminerler verdirildi.

    Sonraları işler daha fazla çıkmaza girince KALDER ve TSE gibi kurumlardan alınan desteklerle tabana yayılmaya çalışıldıysa da, okullarda bir bıkkınlık yarattığı ve tamamen “kırtasiyecilik” olarak algılandığı için etkisi yok denecek kadar az oldu.

    İllerde görev yapan TKY formatörlerinin düzenli eğitim almaları ve görev yaptıkları illere giderek bu konuda seminerle düzenlemeleri de TKY uygulamalarının kağıt üzerinde kalmasını engelleyemedi. Karanlık bir odada el yordamıyla bulunan yön gibi, okulların birbirinden kopyalayarak yaptıkları “özdeğerlendirme kitapçıkları” da amacına ulaşmadı.

    Son olarak “TKY Ödül sistemi” uygulamaya konarak toparlanma çalışmalarına girişildiyse de, okullar sistematik çalışmalar planlayıp yapmak yerine, yapılmış ve bitmiş olan işleri raporlaştırarak ödüle başvurmaya başladılar.

    Yani, TKY bir kurumda sistem kurmayı ve böylece sürekli devam eden kaliteyi sağlamayı amaç edinirken, ödül için başvuran okullar “elde ettikleri ürüne” ödül almaya çalıştılar. Hiçbir kalite sistemi direkt ürünün kendisine belge veya ödül vermekle ilgilenmez. Kalite sistemlerinin amacı “süreçleri kontrol altında tutup hizmet ve ürün kalitesinin sürekliliğini sağlayan sistemler kurmaktır”.

    Eğer ürüne belge veriliyor olsa idi hem BMW hem de Murat 131 aynı belgeyi nasıl alabilirdi?

    Kalite sistemlerinde önemli olan bir sürecin kişilere bağlı olmadan sürekli aynı performansta çalışmasını sağlamaktır.


    Okullarda TKY niçin uygulanamaz?

    Öncelikle belirtelim ki TKY çok kapsamlı bir yönetim sistemidir ve diğer kalite yönetim sistemlerinin birçoğunu kapsar. Bundan dolayı çok profesyonellik ve aynı derecede emek isteyen bir sistemdir.

    İnsanların beyin ve beden gücünün harekete geçirilerek azami derecede verim elde etmek en büyük amacıdır.

    Hemen her kurum ve kuruluşta uygulanabilecek olan ve mükemmel sonuçlar veren TKY sistemi, MEB okullarında birçok sıkıntı ile karşılaşmıştır ve karşılaşmaya devam edecektir.

    Özel okullarda rahatça uygulanabilecek ve yüksek verim elde edilebilecek bir sistem olan TKY sisteminde, MEB okullarının işleyiş yapısı bugünkü haliyle TKY sistemine uygun değildir.

    Biraz sonra bu sistemin tıkanacağı noktaların aslında TKY sisteminin kendi içindeki sıkıntılardan kaynaklanmasından ziyade devlet kurumlarının işleyiş sisteminden kaynaklandığını da birlikte göreceğiz.

    Çünkü sorun TKY sisteminde değildir. Herhangi bir kalite sistemini (ISO, DIN, HACCP, ISO 14000,…) uygulayan kuruluşlar, sistemin uygulanmaya başlamasından 9 -12 ay içerisinde olumlu dönüşümleri hemen hissedebilirler.

    MEB’de veya devletin herhangi bir biriminde TKY haricindeki birçok kalite sistemini yerleştirmek fazla zor değildir. Hatta çok etkili sonuçlar verir.

    Bu noktada durup MEB’de yapılmaya çalışılan TKY uygulamasının tıkandığı noktaları somut örneklerle göstermeye çalışalım.

    Kalite sistemleri, herhangi bir yazılı bir sistemi bulunmayan işyerlerinde sistem kurmayı ve herkesin “görevinin” farkında olmasını sağlar. MEB’de zaten çok ince detaylara kadar inmiş yazılı bir sistem var. Fakat yazılı olan bu kurallar uygulanmadığı gibi denetleyicilerde sadece kağıt üzerinde denetleme yaptıkları için etkili olmamaktadır.

    MEB’na bağlı okullarda başarı ölçütleri çok muğlâktır ve okullar için birçok kısıtlayıcı durum mevcuttur.

    Örneğin: Bir ilköğretim okulu için başarının tek bir ölçütü vardır. Toplum tarafından itibar edilen, hatırı sayılır bir üst kuruma (OKS veya yeni adı SBS ile) öğrenci gönderebilmektir.

    Bunun için bir ilköğretim okulu müdürünün yapabileceği fazla bir şey yoktur. Hatta yapamayacakları yapabileceklerinden kıyaslanamayacak kadar fazladır.

    A ilköğretim okulunun düşünelim.
    Bu okulun başarılı bir okul sayılabilmesi için en önemli ölçüt, Fen liselerine, Anadolu Öğretmen Liselerine, Anadolu liselerine… göndereceği öğrenci sayısıdır. Ne kadar fazla öğrencisini bu okullara gönderebiliyorsa o kadar başarılı sayılacaktır.
    Peki bu A ilköğretim okulu müdürünün başarılı olabilmesi için elinde ne gibi bir serbestisi vardır.
    Okulunda çalışacağı personelin ne kadarını kendisi seçebilme özgürlüğüne sahiptir?








  2. HARBİKIZ
    Moderator





    Okul Müdürü Kendi Yardımcısını Seçebiliyor mu ?

    Müdür Yardımcısını Kim Seçiyor ?


    Çalışmasını beğendiği bir kişiyi yardımcı olarak seçemeyeceği gibi, öğretmeni, öğrenciyi, hizmetliyi, memuru seçme şansına da sahip değildir.

    Yani bir okul müdürü okulunu başarılı yapacak (gösterecek) hiçbir öğeyi seçme şansına sahip değildir.

    Örneğin; kendi öğrenci alım sınırları dışındaki başarılı öğrencileri seçme şansına sahip değildir. B okulundaki “çalışmasını beğendiği” bir öğretmeni kendi okuluna getirtme olanağı hemen hemen sıfırdır (okulunda boşluk olması, istediği öğretmenin de okulu istemesi ve aynı okulu isteyen diğer öğretmenlerden daha yüksek kıdemi olması şartlarının gerçekleşmesi gerekir).

    Veya çalışmasını beğenmediği bir personeli okulundan uzaklaştırma şansı yoktur. Tek uzaklaştırma yolu soruşturma açtırmaktır.

    Herhangi bir nedenle soruşturmayla okuldan uzaklaştırılan personel ise başka bir okula gönderilmektedir. Soruşturmayla uzaklaştırılan personel bu seferde gittiği okulun başarısını etkilemektedir.

    Soruşturmayla bulunduğu yerden uzaklaştırılan ve başka bir okula giden personeli gittiği okulun müdürünün reddetme veya işe başlatmama şansı yoktur veya aylarca uğraştıktan ve bir sürü emek ve zaman kaybından sonra başarabilmektedir. Bu personelin bir sonraki sürülmesi şeklinde devam edip gitmektedir.

    Müdürün, bulunduğu okulun başarısını artırmak için okulun çevresini genişletmek veya başka bir muhitte daha rahat bir mekâna taşınarak burada eğitim – öğretime devam etmek gibi bir şansı yoktur.

    Çeşitli şekillerde okulda huzursuzluk çıkaran ve bu nedenden dolayı okulun başarısızlığına neden olan öğrencileri okulundan gönderme lüksü de yoktur.

    Hâlbuki özel okullarda böyle bir sıkıntı olmamaktadır.

    Para vererek gittiği özel bir okuldan disiplinsizlik yüzünden atılabilmektedir bir öğrenci.

    MEB okulları kâr amaçlı okullar olmadıklarından, eğitim – öğretim için çok gerekli olduğu düşünülen donanımı almak için gerekli maddi imkânı da bulunmamaktadır.

    Ancak, idarenin şahsi gayretleri sonucu vatandaşlardan yasak olmasına rağmen yardım adı altında ne kadar para toplayabilirse o kadarını alabilir.

    Basın yoluyla, sürekli olarak para istemenin kanunen yasak olduğunu duyan bu yüzden elini cebine atmak istemeyen vatandaşlardan suç işlediğini bile bile istenen paralarla ne kadar malzeme alınabilirse o kadarını alabilmektedir okullar.

    Özetlersek:
    Kendi yardımcısını seçemeyen,
    Öğretmenini seçemeyen,
    Memurunu seçemeyen,
    Hizmetlisini seçemeyen,
    Öğrencisini seçemeyen,
    Bütçesini oluşturamayan,
    Donanımını seçemeyen,
    Ders araçlarını seçemeyen,
    Başarısız gördüğü öğrenci ve personeli gönderemeyen, bir okul kalite çalışması yaparak nasıl başarılı olabilir?
    Bu saydığımız kısıtlayıcı nedenleri daha da çoğaltabiliriz.
    Fakat örnekleme açısından yeterli olacağı için burada bırakalım.

    Özel bir okulu düşünelim.
    Buradaki idare yukarıda sayılan bütün seçenekleri seçme özgürlüğüne sahiptir. Ve bu okulların başarı ya da başarısızlığı tamamı ile kendilerine aittir.

    Ya piyasa koşullarının istediği başarı şeklini elde ederler ya da tarihe karışıp giderler.

    Bir örnekte düz liselerden alalım.
    Düz liselerin başarılarının tek ölçütü üniversiteye gönderdiği öğrenci sayısıdır. Bu öğrenciler ne kadar popüler üniversitelere giderse lise o kadar başarılı sayılmaktadır.

    Peki yukarıda saydığımız seçeneklerden hangisini seçme özgürlüğüne sahiptir bu okullar.
    Liselerin ilköğretime göre durumları iki kez vahimdir.

    Buralardan mezun olan öğrenciler, eğer tek çıkış yolları olan üniversiteyi kazanamazlarsa hangi meslekle, ne iş yapacaklardır?

    Düz Anadolu liseleri de düz liselerle aynı vahim tablonun içindedirler. Düz liselere göre iki avantajları var sadece; Öğrenciler tercih ederek bu okullara gelmektedir ve öğretmenler kısmi olarak seçilmektedir.

    Düz Anadolu liselerinden mezun olan öğrenciler üniversiteye giremediklerinde düz lise mezunu öğrencilerden hiçbir farkları kalmamaktadır.

    Şimdi sormak lazım.
    Bütün bu kısıtlayıcılarla bir okul nasıl TKY sistemini uygulayabilir?

    TKY eldeki imkanlarla en iyisini yapmaktır diyebilirsiniz.
    Evet doğru bir ifade.
    Fakat sizin elinizde hiçbir şey yokken başarı kriterlerini nasıl sağlayabilirsiniz!

    Hayır. Toplam Kalite Yönetimi bu şekilde uygulanamaz.

    Bu şekilde ancak “kalitecilik oyunu” oynanabilir.

    Fakat kalite bir “oyun” değil, bir “sistemdir”.

    Okulların TKY adına yapabilecekleri tek şey, en iyimser yaklaşımla TKY problem çözme yöntem ve teknikleriyle okulda iyileştirme çalışmaları yapmaktır.

    Okullar yeterli desteği bulabiliyorsa ISO 14000, ISO 9000, ISO 18001 (OHSAS) gibi daha basit ve etkisi daha net görülebilecek sistemler üzerine çalışmalarıdır.
    Eğer MEB veya bir başka bakanlık TKY sistemini uygulamak istiyorsa öncelikle birçok serbestîsinin bulunduğu “bakanlık merkez teşkilatında” uygulama çalışmaları yapmalıdır.

    Buradan elde ettiği sonuçlar eşliğinde il müdürlüklerinde ve ilçe müdürlüklerinde sistemi kurmalıdır.

    TKY’nin okullarda uygulanabilmesinin tek yolunun ÖZELLEŞTİRME olduğunu söyleyebiliriz.

    Fakat bununda sorunu çözmeyeceğini daha da içinden çıkılmaz hale getireceğini belirterek örnekleyelim.

    Merkezdeki okulları özelleştirdiğimizi düşünelim. Büyük şehirlerde köylerdeki okullar ne olacak. Hadi onu da çözdük Doğu ve Güneydoğudaki okullar hele de mezralardaki okullar ne olacak bu durumda.

    Son zamanlarda bakanlıkta bu işi cansiperane, büyük bir gayretle yapan yetkililer olduğunu çok iyi biliyorum. Fakat bir kısmını yukarıda saydığımız, birçok nedenden dolayı bu işin yürümeyeceğini görebiliriz.

    Bu kişisel gayretlerle alakalı olmaktan ziyade bir sistem sorunudur.

    Sonuç olarak TKY sistemi okullarda UYGULANAMAZ.



    Zekeriya SOYDAŞ
    Toplam Kalite Yönetimi Uzmanı
    Makine Teknolojisi Öğretmeni
    Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü




+ Yorum Gönder