+ Yorum Gönder
Savunma Birimleri ve Polis Teşkilatı Forumunda Geçmişten Günümüze Türk Polis Teşkilatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Geçmişten Günümüze Türk Polis Teşkilatı








    Geçmişten Günümüze Türk Polis Teşkilatı

    1879-1908 Dönemi (Zaptiye Nezareti Dönemi)


    1879 yılında kurulan ve başlangıçta İstanbul ve çevresinde teşkilatlanan Zaptiye Nezareti, daha sonra ülke çapında genişlemiş ve tüm merkez ve taşra polis kuruluşları bu Nezaret tarafından tek merkezden yönetilmiştir. Bugünkü Emniyet Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini yürütmüş olan Zaptiye Nezareti 1909 yılında kaldırılmıştır.
    Polis Teşkilatı gelişmesini sürdürmeye devam etmiş ve 1881 yılında İstanbul’da düzen ve güvenliği sağlayan Asakir-i Zaptiye Teşkilatı lağvedilmiş ve yerine Polis Teşkilatı kurulmuştu. Bu merkez, İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu Polis Müdürlükleri ve Beşiktaş Polis Memurluğu olarak dört polis dairesine bölünmüştür. Her polis dairesi bir polis müdürü ile bir başkan ve iki üyeden oluşan bir polis meclisinden oluşmuştur. Polis dairesi de merkezlere bölünmüş ve her merkez bir Serkomiser tarafından yönetilmiştir. Zamanla Polis Meclislerinin üye ve her daireye bağlı Serkomiserliklerin sayısı çoğalmıştır. 1886 yılında İstanbul Polis Müdürlüğü dışındaki diğer müdürlüklere mutasarrıflık adı verilmiş, polis müdürüne de mutasarrıf denilmiştir. Aynı yılda bir sağlık dairesi, 1898 yılında İstanbul’da bir sivil polis teşkilatı ve süvari polisi, 1899 yılında da deniz polisi hizmetleri başlatılmıştır.
    1881 yılında fiilen kurulmuş olan Polis Teşkilatının görev ve yetkilerini belirleyen ilk hukuksal metin, 6 Aralık 1896 tarihinde yayımlanmıştır. Bu talimata göre, polisin görev ve yetkileri 16 maddede toplanmıştır.
    Gerçek anlamda, Polis Teşkilatının tertip ve teşkilini, zat işlerini, vazife ve yetkilerini tayin ve tespit eden kapsamlı bir metin 19 Nisan 1907 tarihinde, Polis Nizamnamesi olarak yayımlanmıştır. Kapsamlı olan bu Nizamname 167 maddeden oluşmuştur. Bu nizamnameye göre polisin görevleri; önleyici zabıta hizmetleri, siyasi zabıta hizmetleri ve adli zabıta hizmetleri olarak ifade edilmiştir. Polis Teşkilatının her türlü ihtiyacını karşılaması ve yabancı etkiler altında kalınmadan hazırlanması yönüyle alanında ilk Nizamnamedir. Bir başka özelliği de uzun süre başarı ile uygulanmış olmasıdır.
    1907 tarihli Nizamnameye göre polisler; serkomiser, ikinci komiser, üçüncü komiser, komiser muavini ve polis memuru olarak beş sınıfa ayrılmışlardır.
    1908-1918 Dönemi (Meşrutiyet Dönemi)
    1908 yılında İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine Fransız ve Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden kurulması kararlaştırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan “İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun” ile 31 Mart olayından sonra artık yaşaması imkansız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine bağlı ve memleket genelinde görevli Emniyeti Umumiye Müdürlüğü ve İstanbul Vilayetine bağlı bir Polis Müdüriyeti kurulmuştur(Alyot,1947:489).
    1907 Polis Nizamnamesi, İstanbul’la birlikte ülke geneline hitap etmiştir.
    9 Aralık 1913 tarihinde, Dahiliye Nezareti Teşkilat Nizamnamesi çıkarılmış ve bu Nizamnamede, Emniyeti Umumiye Müdüriyetinin görevi, “Memleketin emniyet ve inzibatına taalluk eden her türlü umum muemalatı takip ve o baptaki muhaberatı idare ve polis teşkilat ve polis mekteplerini idare etmek” olarak tespit edilmiştir. Görevleri bu nizamname ile belirlenen Emniyeti Umumiye Müdürlüğü, Ankara’da Milli Hükümet Emniyeti Umumiyesi kuruluncaya kadar, Dahiliye Nezaretine bağlı olarak hizmet görmüştür(Alyot, 1947: 489).
    Cumhuriyet Hükümetinin kuruluşuna kadar geçen süre içerisinde ülkenin iç güvenliği Umum Jandarma Kumandanlığı, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ve İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi olmak üzere üç teşkilat tarafından yürütülmüştür.
    1918-1923 Dönemi
    Türk polisi, Mondros Mütarekesinin yapıldığı 30 Ekim 1918 tarihinden, Milli Polis Teşkilatının kurulduğu 24 Haziran 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin polisi olarak hizmet etmiştir. 24 Haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesinin kaldırıldığı 24 Şubat 1923 tarihine kadar geçen sürede biri İstanbul’da diğeri Ankara’da olmak üzere iki ayrı polis teşkilatı görev yapmıştır.
    Merkezi İstanbul’da olan Polis Teşkilatı, Osmanlı Hükümetine bağlı olarak gittikçe daralmış olan bir bölgede faaliyetini sürdürmüştür. Merkezi Ankara’da olan Polis Teşkilatı ise, Milli Hükümete bağlı olarak, Kurtuluş Savaşı boyunca hızla genişlemiş ve geniş bir bölgede görev yapmıştır.
    Kurtuluş Savaşı başarıyla tamamlandıktan sonra İstanbul, Milli Hükümet yönetimine girmiştir. Böylece 24 Şubat 1923 tarihinde İstanbul Emniyeti Umumiye Müdüriyeti kaldırılmış ve Kurtuluş Savaşı koşullarının ortaya çıkardığı ikili polis teşkilatı yerini tek bir polis teşkilatına bırakmıştır. Bu, günümüz Emniyet Genel Müdürlüğünün karşılığı olan Emniyeti Umumiye Müdüriyetidir.
    3.3. Cumhuriyet Döneminde Polis Hizmetleri
    29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiş ve yeni Türkiye Cumhuriyeti henüz teşkilat yapısını tam olarak kuramamış, güçsüz bir polis teşkilatı devralmıştır. Henüz Teşkilat Kanunu yoktur. Hizmetler, 1907 ve 1913 tarihli Polis Nizamnamesine göre yürütülmektedir. 14 Mayıs 1930 tarihinde Emniyeti Umumiye Müdürlüğü olan ismi, Emniyet İşleri Umum Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir.
    Polis Nizamnamesinin ihtiyaçları karşılamadığının görülmesi üzerine 30 Haziran 1932 tarih ve 2049 sayılı Polis Teşkilatı Kanunu çıkarılmıştır. Kanun 46 maddeden ibarettir. Polis teşkilatının kadro ve derecelerini, mesleğe girme, atama, yükselme, cezalandırma gibi konuları düzenlemiştir. 30 Haziran 1932 tarihli yasanın en önemli özelliği polis okullarının açılması ile Türk kadınının polis teşkilatına alınmasının sağlanmasıdır.
    Cumhuriyetle birlikte toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatta ilerlemeler olmuş, polisiye hizmetler artmıştır. Polisin görev ve yetkilerini düzenleyen yasanın günün şartlarına göre cevap verememesi üzerine yeni düzenlemelerin yapılması gereği duyulmuştur.
    Teşkilatlanmaya yönelik hukuksal düzenlemeler de, hızlı gelişmelere ayak uyduramamış ve 4 Haziran 1937 tarihinde, bugün yürürlükte bulunan ve Polisin teşkilat, kadro ve yönetim yapılanmasını düzenleyen 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu (ETK) yayımlanmıştır.
    1930’lu yıllar, polis teşkilatında hukuksal düzenlemelerin çokça yapıldığı yıllardır. Polis okullarının yanı sıra orta ve yüksek kademe amir yetiştiren ve yüksek okul olan Polis Enstitüsü, 6 Kasım 1937 tarihinde Ankara’da açılmıştır. Yine 1938-1939 öğretim yılında eğitime başlayan Polis Kolejinin açılışını sağlayan yasanın yayımlanma tarihi de bu döneme rastlamaktadır.
    1950 yılına gelinceye kadar her ilde Emniyet Müdürlüğü, gerek duyulan ilçelerde ise İlçe Emniyet Amirliği veya Emniyet Komiserliği teşkilatlanması bitirilmiştir.
    - Ülkenin gelişmesine paralel olarak trafiğe çıkan araçların artması nedeniyle belediyeler tarafından yapılan trafik hizmetleri 11 Mayıs 1953 tarihinde çıkarılan 6085 sayılı Karayolları Trafik Yasası ile polise verilmiştir. Günün koşullarına göre yeniden düzenlenen yasa 13 Ekim 1983 tarihinde, 2918 sayılı yasa ile yenilenerek yürürlüğe girmiştir.
    - Toplumsal olayların gündeme gelmesiyle 15 temmuz 1965 tarihinde, 654 sayılı Toplum Zabıtası Kurulması Hakkında Kanunla Toplum Polisi birimleri oluşturulmuştur. Daha sonra 11 Ağustos 1982 tarih ve 2696 sayılı “3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununa 7 ek Madde Eklenmesine Dair Kanun”la Toplum Zabıtasının yerine ÇEVİK KUVVET birimlerinin kuruluşuna geçilmiştir. Böylece Toplum Zabıtasının adı Çevik Kuvvet olarak değiştirilmiştir.
    - Polis Teşkilatında Özel Harekât birimlerinin kurulması, 2559 sayılı Polis Görev ve Yetki Yasasında 16 Haziran 1985 tarih ve 3233 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerle gerçekleştirilmiştir. 14 Temmuz 1993 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Özel Harekat Dairesi Başkanlığı tesis edilmiştir
    - Daha sonra Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan düzenlemeler olduğu görülmektedir. İlk olarak 7 Ocak 1993 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatına bağlı Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı kurulmuştur.
    Zamanla diğer teşkilatlarda olduğu gibi polis teşkilatında da yeniden düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Belirli nedenlerden bir veya birkaçının ortaya çıkması sonucu, bir teşkilatta yeniden yapılanma, düzenleme veya reorganizasyon yapma ihtiyacı duyulur.
    Türk Polis Teşkilatında tarihsel süreç içerisinde zamanla yeniden yapılanmayı gerektiren nedenleri şöyle sıralamak mümkündür(Aydın,1996:49):
    1) Teknolojik gelişmeler.
    2) Toplumun sosyo-ekonomik ve politik olarak yapısal değişikliğe uğraması.
    3) Nüfus hareketleri.
    4) Suç ve suçluların tür, sayı ve nitelik olarak değişmesi.
    5) Polisin görevlerinin tür ve özellik olarak değişmesi.
    6) Çeşitli nedenlerle polisin etkinlik ve verimliliğinin düşmesi.
    7) Halkın polisten beklentilerinin değişmesi.
    8) Polisin genel politikalarındaki değişiklik.
    9) Yeni yasalarla polise daha çok görevler verilmesi.
    10 Çağın gelişen koşullarına göre daha etkin ve verimli çalışmayı sağlamak.
    11 Gelişmiş ülkelerin polisiye uygulamalarına ve Avrupa Birliğine uyum sağlamak.
    Bugünkü haliyle 1930'larda kuruluşu gerçekleştirilen Emniyet Teşkilatında köklü yeniden düzenleme (reorganizasyon) çalışmalarına 1970'lerde başlandı. Çünkü geçen 30-40 yıllık dönem içinde ülke genelinde sosyo-ekonomik ve politik gelişmeler ve değişmeler yaşanmış; buna paralel olarak ve bu değişime ayak uydurabilmek amacıyla, polisin merkez ve taşra teşkilatlarında da değişme ve yeniden düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
    12 Eylül 1980'den sonra, emniyet teşkilatında büyük değişiklikler ve yenilikler yaparak teşkilatın modernizasyonu ve yeniden düzenlenmesi yolunda çalışmalara girişmek ve eksiklik ve boşluk görülen bir çok alanda gerekli mevzuat düzenlemesi yapılmak istendi. Bu gelişme, 12 Eylül harekatı sonunda ülke çapında yapılan idari reformun bir parçasıydı. Genel idare içinde İçişleri Bakanlığı'nın yapısı da topyekün yenilendi ve tüm bağlı kuruluşlar gibi Emniyet Genel Müdürlüğü de buna uydu.
    Bu amaçla, 1981 yılında teşkilat yapısı ve yönetim sistemi olarak bugünkü teşkilatın temeli atıldı. 1981 yılında hazırlanan ve 1982'de tekrar gözden geçirilerek yürürlüğe konan Emniyet Teşkilat-Malzeme-Kadro (TMK) planları ile merkez teşkilatı ve bağlı kuruluşları yeniden yapılandı. 13.12.1983 gün ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile bu yeni düzenlemeler paralelinde teşkilata yeniden bir şekil verildi. 1983 yılında Toplum Zabıtasının kaldırılarak Çevik Kuvvete dönüştürülmesi ve Özel Harekat birimlerinin kurulması da bu dönemde yapılan büyük ve önemli değişikliklerdendir(Aydın,1996:51).
    Bundan sonra, 1988 ve 1993 yıllarında bilhassa merkez teşkilatındaki birimlerin birbirleriyle bağlantılarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha sonraki yıllarda daha küçük çaplı değişiklikler ve eklemelerin yapılması ile teşkilatın bugünkü durumu ortaya çıktı(Aydın,1996:51).
    1996 yılında, Karayolları Trafik Kanunu ve Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanun ile Trafik Hizmetleri Başkanlığı kurularak, buna bağlı trafikten sorumlu üç ayrı Daire Başkanlığı oluşturulmuştur.
    Taşra teşkilatında görülen başlıca değişikliklere veya kurulan yeni birimlere örnek olarak şunlar sayılabilir(Aydın,1996:53):
    1) Motosikletli asayiş ekibi olarak “Yunuslar”.
    2) Motosikletli trafik ekibi olarak “Şahinler”.
    3) Otoyol Polisi.
    4) Okul Polisi.
    5) Deniz Polisi.
    6) Su Altı Polisi(Balık adam).
    7) Turizm Polisi
    8) Atlı Polis
    9) Değişen şartlara göre taşra teşkilatını oluşturan birimlere bağlı olarak kurulan yeni şube müdürlükleri.
    10) Polis Merkezi Birimleri.
    3.4. Türk Polis Eğitiminin Tarihsel Gelişimi
    Ülkemizde ilk polis okulu Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1907 senesinde Rumeli ıslahatı zamanında Selanik’te açılmıştır. Dış kışkırtmalar yüzünden Rumeli’deki Bulgar, Sırp ve Rum çeteleri devamlı olarak olaylar çıkartıyor, ülkenin emniyet ve asayişini bozuyorlardı. Bu durumdan yabancı devletler, Hıristiyanların güvenliğini korumak gerekçesiyle Rumeli’de kendileri tarafından emniyet ve asayişin korunmasına Osmanlı İmparatorluğunun rıza göstermesini istediler. Osmanlı Hükümeti, uzun görüşmelerden sonra Rumeli’de bu konudaki reformların kendisi tarafından yapılmasına, fakat yabancı ülkelerden gönderilecek bir grup zabıtanın kendi nezareti altında bir teşkilatın ve okulun kurulmasını yabancı devletlere kabul ettirdi. Okul öğrencilerini Selanik ve Üsküp gibi illerden gönderilen memur ve amirler teşkil ediyordu. Önceleri yabancı olan okulun müdürlüğünü daha sonra Türk görevliler devralmışlardır.
    Bu dönemde güvenlik işlerinden sorumlu “Zabtiye Nezareti” polislerden bilgi ve eğitimden ziyade saltanata sadakat, casusluğa kabiliyet ve gösterişli olmak gibi vasıflar istemekteydi. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra Selanik’teki bu polis okulu kapatıldı. Zaman zaman polislere belirli yerlerde toplanarak konferanslar verilmesiyle yetinildi. İkinci polis okulu 1909 senesinde "Zaptiye Nezareti"nin kaldırılıp yerine "Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü”nün kurulmasından sonra İstanbul’da kuruldu. Günün şartlarına göre geniş bir eğitim kadrosuyla öğretime başlayan bu okula, yalnız İstanbul’dan değil memleketin her tarafından hatta İran’dan bile polis ve polis amirleri gönderildi. Bu okul Abdulhamit devrinde, Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a dönme fırsatı bulan vatan-sever zabitlerin çalışmaları ile faaliyete başlamıştır. Ancak bu okul yeterli olmadı.
    Bunun üzerine Hükümet Beyrut, Erzurum, Bağdat, Adana ve Trabzon’da polis okulları açmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında adı geçen okullar, İstanbul Polis Okulu hariç kapatıldı.
    İstanbul polis okulunda şu dersler okutulmaktaydı:
    1-Kavanin, 2-Polis Nizamnamesi, 3-Telefon ve Telgraf Muhaberesi, 4-Beden Terbiyesi, 5-Otomobil, Motor, Makine Sevk ve İdaresi, 6-Meslek Terbiyesi ve Fiili Hürmet, 7- Atış Nazariyesi, 8-Acil Müdavat ve Hıfzıssıhha, 9- Daktiloskopi ve Fotoğraf, 10-Hesap, 11-Tahrir Usulü.
    Cumhuriyetin kurulmasından sonra 1923 yılında Konya'da ve 1926 yılında Trabzon'da birer polis okulu açılmıştır. Ancak eğitim kadrolarının yetersiz ve maliyetin yüksek olmasından dolayı Konya ve Trabzon polis okulları 1931 yılında kapatıldı. Fakat İstanbul polis okulu ihtiyacı karşılamaktan uzaktı.
    Atatürk, iç güvenliğin korunmasında Polis Teşkilatının önemine inandığı için Ankara’da bir polis lisesi ve yüksek okulunun kurulmasına karar ve emir vermiştir. İşte bu çabaların sonucu 6 Kasım 1937 yılında, 4 Haziran 1937 tarihli 3201 sayılı “Emniyet Teşkilatı Kanununun” 18. Maddesine dayanılarak Polis Enstitüsü ve Polis Koleji eğitim-öğretime açılmıştır.
    9 Mayıs 2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Polis Akademisi üniversite haline getirilmiş ve dokuz ay süreli polis okullarının eğitim-öğretim süresi iki yıla çıkarılarak Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüştürülmüştür.
    4. POLİS HİZMETLERİNİN ÖNEMİ VE NİTELİĞİ
    Abraham Maslow’un belirttiği ihtiyaçlar piramidinde güvenlik ihtiyacı, yaşamak için zorunlu fizyolojik ihtiyaçlardan sonra ikinci sırada yer almaktadır. İnsanlar her ortamda kendini güvende hissetmek isterler. Dolayısıyla insanların huzur ve güvenliğinin sağlanması, sağlanan bu güven ortamının devam ettirilmesi düşüncesi tarih boyunca, vazgeçilmez bir olgu olarak devletlerin karşısına çıkmıştır. Her devlet, varlığını sürdürüp iç güvenliğini sağlayacak kanunlara, onları uygulayacak ve uygulatacak kuvvete ihtiyaç duymuştur. Polis teşkilatlarının var oluş amacı da budur.
    Emniyet hizmeti, toplum hayatındaki ve sunulmasındaki zorluklar açısından büyük önem arz eden bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin toplumsal hayattaki yerine bakıldığı zaman kamu düzeninin sağlanmasının insanların birlikte, yani toplum halinde yaşayabilmelerinin vazgeçilmez ve birinci derecede bir şartı olduğu görülür(Aydın, 1996:12).
    Bireylerin de, toplu halde yaşayanların da temel ihtiyaçları güvenliktir. Bu ihtiyaç arzu edilen şekilde karşılanmayınca diğer ihtiyaçlar, ihtiyaç olarak ortaya çıkmaz. Bu sebeple yapılacak ilk iş kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamaktır(Aydın,1996:12).
    Güvenlik ihtiyacını karşılamak Devletin başta gelen görevidir. Bu görevi Devlet adına başta polis olmak üzere zabıta kuvvetleri yerine getirir. Bu temel görev ifa edilmeden, Devletin diğer görevleri (örneğin eğitim, sağlık, vs.) yapması kolay olmayacaktır. Çünkü tüm kamu görevlileri, çalışabilmeleri için önce can ve mal güvenliklerinin sağlanmasını isterler(Aydın, 1996:12).
    Özel sektörün, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalışması için de önce, bu alandaki kişi ve kuruluşların güvenliklerinin sağlaması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile özel sektörün toplumda rolünü oynayabilmesinde emniyet hizmetinin önemli olduğu görülmektedir(Aydın, 1996:13).
    Emniyet hizmeti (polislik mesleği) risklidir, maddi ve manevi güçlüklerle dolu ve hassasiyet isteyen bir hizmettir. Örneğin polis, emniyet hizmetini sunarken kişilerin temel hak ve hürriyetlerine zarar gelmemesi için çalışırken, karşıdakinin de hak ve hürriyetlerini gözetme hassasiyetini göstermek durumundadır(Aydın, 1996:13).
    Polislik görevi, sıradan bir görev değildir. Hiyerarşisi, görev alanı, yetkileri, karşılaştığı insanların kimlikleri ve belki de en önemlisi her an bir tehlike ile karşı karşıya kalınan bir görevdir. Güvenlik güçleri, her zaman hem kendileri, hem de toplum için ciddi tehditler içeren ve ani karar almayı gerektiren durumlarla karşı karşıya kalabilirler(Aydın,1996:13).
    Emniyet hizmeti, diğer kamu hizmetlerinin sahip olduğu genel niteliklerin yanında, bazı mesleki niteliklere de sahip bir kamu hizmetidir. Bu nitelikler kısaca şöyle sayılabilir: (Aydın,1996:13).
    Polis, kişisel çıkarları korumak ya da yalnızca bir gruba hizmet vermek amacıyladeğil, bütün bireylere ve topluma eşit hizmet vermek için kurulmuş bir teşkilattır.Emniyet hizmetinin mesleki veya polis mesleğinden kaynaklanan özellikleri de şöyle sayılabilir: Emniyet hizmeti önleyici ve koruyucu niteliktedir. Silah kullanmaya kadar varan çeşitli zor kullanma yollarından yararlanır(Aydın, 1996:14).
    Günümüzde, polislik mesleği, halkla sıkı bir işbirliği içinde yapılıyor. Bunun adına “toplum polisliği (community policing) denilmektedir(Kavgacı, 1997:27).
    Siyasi rejimler genel olarak, otoriter, totaliter ve demokratik olmak üzere üç başlık altında incelenmektedirler. Burada belirtilen üç ayrı rejimde de polisler toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdırlar. Rejimlerin her üçünde de polise rastlanır. Buradaki farklılık, her rejimdeki polisin yetki ve sahip olduğu zorlayıcı gücün kullanma hakkının farklı olmasıdır. Demokratik yapıdan uzaklaştıkça, polis uygulamalarında güç kullanımı da artmaktadır. Polis teşkilatları, otoriter ve totaliter ülkelerde siyasal yönetimlerin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadırlar. Bu rejimlerde polisin temel fonksiyonu, halka hizmetten ziyade, mevcut düzeni korumak ve devam ettirmektir(Kavgacı, 1997:17-18).
    Demokratik rejimlerde ise polisin başlıca fonksiyonu toplum düzeninin korunmasını sağlamaktır. Bu da polisin siyasal gücün dışında kalmasını zorunlu kılmaktadır. Demokratik ülkelerde polis ve siyaset kaynaşmış bir haldedir. Çünkü siyasi bir konuma sahip olan İçişleri Bakanı polisten sorumlu en üst makamdır. Aynı zamanda İçişleri Bakanı hükümetin de bir üyesidir..








  2. Acil

    Geçmişten Günümüze Türk Polis Teşkilatı isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder