+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Psikoloji Kişisel Gelişim Forumunda Depresyon Nedir Belirtileri Nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    Depresyon Nedir Belirtileri Nelerdir








    Cevap: Depresyon Nedir? Belirtileri Nelerdir?

    Günümüzde her geçen gün biraz daha sık rastlamaya başladığımız bir rahatsızlık olan Depresyon (ruhsal çöküntü); genellikle çevremizde meydana gelen olaylara bir tepki olarak ortaya çıkar Pazartesi sabahları yaşadığımız geçici sıkıntılardan, derin duygusal kayıpların yaşandığı ve psikiyatrist müdahelesi gerektiren ağır vakalara kadar birçok rahatsızlık depresyon olarak adlandırılır



    İnsanlar zaman zaman kendilerini üzüntülü ve mutsuz hissederler İşinden ayrılmak, sevdiğini kaybetmek veya başarılı olamamak üzüntüye yol açan yaşam olaylarındandır Kısaca üzüntü normal yaşamın bir parçasıdır Ancak bu üzüntülü durumun uzaması ve nedensiz ortaya çıkması ruh sağlığı sorunudur ve depresyon olarak tanımlanır Depresyon duygu düşünce ve davranışı etkiler Tedavi edilmediği taktirde aylar yıllar bazen de ömür boyu sürebilir



    Depresyon her yaşta her birey de görülebilecek ruhsal bir hastalıktır Genetik veya biyokimyasal nedenler, çevre koşulları ve psikososyal zorlanmalar depresyonun başlamasında etken olabilir Tedavi edilmediği durumda bireyin yaşamını ümitsiz, karamsar, bunalım içinde geçirmeye başlamasına neden oluşturarak, " Depresif Psikoz" olarak tanımlanan " gerçekleri görmeyecek kadar bunalım" a ilerleyebilir Toplumun her kesiminde görülebilir Psikiyatrik hastalıklar arasında en sık rastlanan bir tablodur



    Yaşam boyunca her 100 erkekten 10'unun ve her 100 kadından 20'sinin Depresyon geçirdiği araştırmalarla saptanmıştır





    Depresyonun Belirtileri :

    1 Duygularda , kederli, üzüntülü, hüzünlü hissetme

    2 Yaşamdan geri çekilme İlgi ve isteğin azalması Daha önce yapılan etkinliklerden keyif almama ve ilgisizlik

    3 Her işi ve duyguyu engelleyen bir enerji kaybı Bitkin hissetme, çabuk yorulma

    4 Uyku bozukluğu Kişi uyandığında kendini dinlenmemiş hissedebilir Sabahları erken uyanma, uyumakta güçlük çekme, ya da " uykuya kaçış " olarak tanımlanan fazla uyuma şeklinde görülebilir

    Uyku bozukluğu bir hastalık değildir başka hastalıklarda görülebilen bir belirtidir Nedeninin araştırılması gerekir Bedensel hastalıklar (astım, kalp hastalığı vb) nedeniyle olabileceği gibi psikiyatrik hastalıkların (depresyon, mani vb) çoğunda görülebilir

    5 Dikkati toplamada güçlük, yetersizlik Konsantrasyon azalmıştır Bir gazeteyi okuyamayabilir ya da bir filmi izleyemeyebilir İşini tam olarak yapamayabilir

    6 Değersizlik duyguları Kendini eleştirme sürekli hale dönüşebilir, kendine güven azalmıştır Cesaret kaybolur Birey kendini yetersiz, başarısız, eksik değerlendirmeye başlar

    7 Suçluluk duyguları Birey geçmiş ve bugünün olumsuz olaylarında kendini gerçeğe uygun olmayan bir tarzda suçlamaya başlar Vicdan hesaplarına girişir ve sonunda neşesini kaybeder

    8 Yavaşlama Birey karar vermekte, kararlar uygulamakta güçlük çeker Davranışlarda, düşüncenin akışında yavaşlık ortaya çıkabilir Birey durgundur, ya da tam tersi bir şekilde ajitasyon ve aşırı hareket görülebilir

    9 İntihar düşünceleri Birey ölüm düşünceleriyle ilgilenmeye başlayabilir Bu durum sıkıntılı olunduğu zamanlarda söylenebilen " ölsemde kurtulsam " duygusundan farklı olarak daha çok ölümle ilgili düşünce, sorgulama şeklinde ortaya çıkabilir

    10 Cinsel istekte azalma Cinselliğe karşı ilgisizlik başlayabilir

    11 Tolerans eşiğinin düşmesi Çabuk öfkelenme Birey kolay öfkelenmeye başlayabilir Tahammülsüzlük, gürültüye karşı aşırı duyarlılık kazanma ortaya çıkabilir

    12 Sıkıntılı durum Birey kaygılı bir bekleyiş içinde olabilir Sinirli hissetmeye başlar Bazen sürekli veya sıklıkla, bazen de hiç ağlamayabilir İnsanlardan uzaklaşabilir

    13 Sanrı ve varsanılar Kişide, herkesin öleceği, mahvolacağını, sonunun geldiğini, kimsenin kendisini sevmediğini, insanların kendisine kötülük yapabileceği gibi psikotik ataklar görülebilir

    14 Obsesyon Bireyin anlamsız, saçma olduğunu bildiği ama durduramadığı düşüncelerdir Depresyonlu hastaların %30'unda obsesyon bulunabilir

    15 Somatizasyon Bazen birey depresyonda olduğunu bilinç düzeyinde farketmeyebilir Açıklanamayan bedensel yakınmaları gündeme gelebilir Migren, mide ağrısı, yan ağrısı, saç dökülmesi, sedef hastalığı gibi hastalıklarda organik bir neden bulunamazsa, depresyonun bir organda somatize olmasından şüphelenilir Bu durum bilimsel kongrelerde tartışılmaktadır

    Bazen de bedensel hastalıklara eş zamanlı olarak depresyon eşlik etmektedir Kronik ( uzun süren ) bedensel hastalıklarda en sık görülen ruhsal bozukluğun depresyon olduğu açıklanmıştır

    Not:Hiçbir neden olmadan da kalıtsal yatkınlık olarak da depresyon ortaya çıkabilir










  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Depresyonun nedenleri ile ilgili çok sayıda hipoaaa öne sürülmüştür genel görüş ise depresyonun nedenlerinin çoğul etkenli olduğudur. Çoğu olguda genetik biyolojik ve psikososyal etkenlerin birbirleriyle etkileşmesi olasıdır. Örneğin bir yakınını kaybetmiş bireyde bilişsel süreçlerin bozulması bu bağlamda nörotransmitterlerde değişiklik olması ve genetik yatkınlıkta varsa depresyona girmesi gibi. Cinsiyet aile öyküsü stresli yaşam olayları hayal kırıklıkları aile işlev bozuklukları yetersiz anne-baba bakımı erken olumsuz yaşantılar bağımlı ve obsesif özellikler gibi kişilik özellikleri güvenli olmayan bağlanma stili kronik psikiyatrik ve bedensel hastalık sosyal destek azlığı gibi etkenler depresyona öncüldürler ve hastalığın sonucunu etkilerler.


    Biyolojik Nedenler

    Kalıtım: Aile ve kalıtım araştırmaları duygudurum bozukluğu olanların birinci dereceden akrabalarında hastalanma riskinin belirgin olarak yüksek olduğunu göstermektedir. Ailesinde depresyon geçirmiş olan bir kişinin bulunması o kişinin de depresyon geçireceği anlamına gelmez. Ancak ailede depresyon öyküsünün bulunması o kişide depresyon ortaya çıkma olasılığını artırıyor gibi görünmektedir.Bireyde görülen depresyon türü açısından da distimik bozukluk minör depresyon ve diğer hafif depresyonlarda kalıtımın etkisinin olmayacağı ama majör depresyonda ve psikotik depresyonda kalıtımın etkili olacağı düşünülmektedir. Ayrıca bireyin depresyona erken başlama yaşı anksiyete ve alkol bağımlılığı birlikteliği daha güçlü bir genetik eğilime işaret eder.

    Depresyonda ailenin etkisinden şüphe edilmemekle birlikte aileden kaynaklanan bu depresyonun aileden genetik olarak mı yoksa öğrenme sonucumu olduğu yada genetik etkinin mi yoksa öğrenmenin mi daha etkili olduğu konusu bilinmemektedir. Depresif bir anne veya babayla yaşamak veya ebeveynlerden birisi depresyonda olduğu için gerekli besini (maddi-manevi) alamamak depresyona zemin hazırlayabiliyor. Öte yandan biyolojik ebeveynleri depresif olan evlat edinilmiş çocuklarda depresyon görülme olasılığı oldukça yüksek.

    İkizlerle yapılan araştırmalarda genetik bağın etkisi açıkça görülmektedir. Eğer eş yumurta ikizlerinden birisi % 65 olasılıkla diğeri de depresyona girer. Ayrı yumurta ikizlerinde bu oran sadece % 14’tür. Eş yumurta ikizleri farklı ailelere evlatlık verildiğinde birisi depresyonda iken diğerinin de depresyona girme olasılığının çok yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrı yumurta ikizlerinde ise böyle bir durum söz konusu değildir.


    BİYOKİMYASAL ETKENLER

    Depresyonun biyolojik nedenleriyle ilgili olarak üzerinde durulan konu nöroadrenalin ve serotonin eksikliği ile ilgiliolduğudur. Ama sorun sadece nörotransmitterlerin azlığı değil birbirleriyle olan dengeleriyle de ilgili görünmektedir.



    PSİKOSOSYAL ETMENLER


    Yaşam Olayları

    Acı elem ve keder insanlığın ortak duygularıdır. Bu duyguların insanın tüm varoluşuna egemen olduğu bir hastalık yaşantısı olan depresyon sosyal ve kültürel etmenlerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Olumsuz sosyal ve ekonomik koşulların depresyon riskini artırdığı gösterilmiştir. Anne ya da babanın on bir yaşından önce kaybı daha sonra depresyon gelişebileceğinin öngörülmesinin sağlayan en önemli yaşam olayıdır. Bir kişinin eşini ya da çocuğunu kaybetmesi ise depresyonun başlamasına neden olabilecek en önemli çevresel stres kaynağıdır. Yaşam olaylarının çoğu özgül değildir; yani her kişide böyle bir bozukluğu başlatmaz. Ancak biyolojik ve ruhsal yatkınlık olduğunda bu etkenler rahatsızlığın başlamasında önemli etken olurlar.





  3. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Kişilik Yapıları Ve Depresyon

    Kuşkusuz bireylerin kişilik yapıları onların ruhsal bozukluklara karşı eğilimlerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte hiçbir kişilik özelliği ve tipi tek başına depresyona yatkınlık yaratmamaktadır ve herhangi bir kişilik tipindeki her insan depresyona yakalanabilir. Bununla birlikte genel olarak depresyon geçirmeye yatkın kişileri genellikle kimseyi incitmemeye herkesi hoşnut etmeye iyiliksever olmaya eğilimli aşırı duyarlı titiz sorumluluk duygusu güçlü yakınlarına aşırı bağlı ve bağımlı kendisinden ve yakınlarından yüksek beklentileri olan mükemmeli arayan onurlarına düşkün öfke duygularını dışa vurmayan çabuk etkilenen ve üzülen meraklı oral-bağımlı histriyonik kişilik özellikleri içedönük kişilerdir.


    DEPRESYONUN TEDAVİSİ

    Depresyon tedavisinde kullanılacak üç önemli araç vardır: psikoterapi ilaçlar ve elektroşok. Işık tedavisi ve uykusuz bırakma tedavisi gibi yöntemlerindeetkinliği gösterilmiştir. Ancak bunlar söz konusu üç yöntemlekarşılaştırılabilecek yaygın bir kullanıma sahip değildir.


    İlaçTedavisi

    Depresyonun ilaçla tedavisi iki boyutta değerlendirilir. Birincisi hastanın yoğun depresif durumdan kurtulup düşünebilecek ve depresyondan kurtuluş için gereken çabayı gösterebilecek düzeye gelmesini sağlamak ve depresyondan çıkmasını sağlamak; ikinci aşamada ise iyilik halinin sürdürülmesine yardımcı olmaktır. Depresyon tedavisinde kullanılan temelilaçlar kişiyi canlandırıp içine gömüldüğü karamsarlık ve isteksizlik çukurundan yukarı yaşamın canlılığına doğru iten antidepresanlardır.Depresyon tedavisinde esas olarak kullanılması gereken ilaçlar antidepresan ilaçlardır. Ancak zaman zaman gerekli görüldüğünde yani hastanın klinik özelliklerigerektirdiğinde anksiyolitik denen kaygı-sıkıntı giderici yatıştırıcı ilaçlarya da nöroleptik ilaçlarda verilebilir. İlaç tedavisinde kullanılanantidepresan ilaçlar her zaman beklenen iyileşmeyi sağlamayabilir. Ayrıca aynıilaç farklı kişilerde aynı etki ve iyileşmeyi sağlamayabilir. Bu durumda ya ilaçdeğiştirilir yada birkaç ilaç bir arada önerilebilir.Antidepresan ilaçlardepresyonu iyileştirirken bazı etki ağız kuruluğu görme bulanıklığı çarpıntıkabızlık ve idrar tutukluğu gibi bazı yan etkilere neden olabilir. Tüm gruplardacinsel işlev sorunları uykusuzluk ya da aşırı uyuklama sinirlilik gibi yanetkiler ve ender olarak alerjik reaksiyonlar görülebilir. Depresyonun sıklıklayinelenen ve bazen de kronik seyir gösteren özelliklerinden dolayıklinisyenlerin tedaviyi sonlandırma konusunda çok dikkatli olmalarıgerekmektedir. İlaç tedavisinde genel prensip idame tedavinin akut tedaviyeyanıt alınmış dozla devam edilmesi ve tam bir iyileşme olmadıkça kesilmemesidir.Tedavi sonlandırılmaya karar verildiğinde ilaçlar yavaşkesilmelidir.


    Psikoterapiler

    Ağır çökkünlüklerde kuşkusuz başlangıçta ilaç sağaltımıönceliklidir. Ancak hasta düzeldikçe çökkünlüğe neden olabilecek çökkünlüğüsüreğenleştirecek ya da yineletecek kişilik ve çevre etkenlerini psikoterapötikyöntemlerle ele almak gerekir.
    Depresyonunnedenleri incelendiğinde diğer etkenlerle birlikte sosyal ve psikolojiketkenlerinde önemli rol oynadığı görülür. Bu nedenle hastaya ilaç tedavisininyanında psikoterapötik destek de sağlanmalıdır. Çünkü ilaçlar hastalığınbiyolojik nedenlerini ve bunların neden olduğu fiziksel belirtilerde düzelmesağlarken psikoterapi hastanın sosyal ilişkilerini düzenlemesine kişiliğiyleilgili ve hastalığın nedeni olan bilişsel ve bilinçdışı etkenlerleilgilenir.
    Depresyonuntedavisinde psikanalitik terapi bilişsel terapi davranışçı terapilerkişilerarası terapi yaygın olarak kullanılmaktadır.



    Elektroşok Tedavisi

    Elektro konvulsif terapi bir çeşit epilepsi nöbeti oluşturarak etki eden bir yöntemdir. Kişi bu sırada tam bir bilinç kaybı içinde olduğu için nöbet sırasında olup biteni anımsamaz. Yapılan çalışmalar oluşturulan nöbetlerin sinapslarda monoaminlerin etkinliğini artırdığını ve bu nedenle elektroşokun antidepresan ilaçlara benzer bir depresyon giderici etkiye sahip olduğunu göstermektedir. “ Bu tedavi genellikle hastanede yatan ve depresyon düzeyi çok yüksek olan hastalar için kullanılır. Haftada bir ya da iki kez uygulanır. Tedavisi için 5–10 seans gereklidir. Çok çabuk sonuç verir. Ancak 1–2 haftadan daha uzun sürmeyen geçici bir bellek zayıflığına yol açar”


    Işık Tedavisi (Foto-Terapi)

    Gündüz periyotlarının kısaldığı ilkbahar sonbahar gibi mevsimlerde görülen depresyonlarda kullanılır. Tedavide parlak güneş ışığı üreten florasan lambalar kullanılır. Depresyon geçirmekte olan kişi lambanın bulunduğu odada ışık şiddetine ve lambaya olan uzaklığına göre belirlenen bir süre kalır ve bu süre boyunca dakikada birkaç kez ışığa göz atması istenir. Çünkü depresyonun iyileşmesinde rol oynayan mekanizmanın göz yoluyla alınan ışığa da gerek duyduğu gösterilmiştir.


    Uykusuz Bırakma Tedavisi

    Depresyonda ki hastalarda tanı ve tedavide uyku çalışmalarının iyi bir yol gösterici olduğu kabul edilmektedir. İki uçlu mizaç bozukluğunda bazen uykusuz kalmanın depresyonun karşı kutbu olan manik nöbetin tetiğini çektiği gösterilmiş ve bu gözleme dayanarak depresyonda uykusuz bırakma tedavisi geliştirilmiştir. Kişi haftada bir veya birkaç kez bütün gece oyalanarak uyumasına izin verilmez. Total uyku yoksunluğu % 40–60 hastada depresif belirti ertesi gün azaltmaktadır. Uykusuz bırakma tedavisinde hastanın yanıtı uyku yoksunluğunun olduğu gece ve takip eden günde ortaya çıkmaktadır. Bununla beraber depresyonda düzelme birkaç hafta sürmektedir.

    Hastalar alışageldik gece uyku saatinden itibaren tüm gece ve takip eden tüm gün boyunca uyanık tutulurlar. Bu dönem süresince herhangi bir kestirme veya şekerlemeyi içerecek kısa ya da uzun bir uyuklamaya izin verilmez. Total uykusuzluk dönemi yaklaşık olarak 40 saat sürmektedir. Genelde düzelme tüm belirti ve belirtilerde olmaktadır. Bazı hastalarda ise düzelme takip eden toparlanma uykusu sonrasında ikinci gün ortaya çıkmaktadır. Uyku yoksunluğunun tüm depresyon tiplerinde etkili olması bir yaş kısıtlaması bulunmaması ve hem total hem de kısmi olarak uygulanabilmesi diğer avantajları arasındadır.





  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Depresyon problemi olan insan her şeye karşı bir isteksizlik hisseder Uykuya geçmesi zorlaşır veya sürekli olarak uyuma gereği duyulur. İnsanlar psikolojik sorunlar yaşadığı zaman zayıflamaya başlamaktadır. Ayrıca insanlardan kendini soyutlamada depresyonun belirtileri arasındadır.

+ Yorum Gönder


psikotik belirtisiz ağır depresif nöbet nedir,  depresif nöbet belirtileri,  psikotik belirtisiz ağır depresif nöbet,  depresif nöbet nedir,  depresif nöbet,  depresif nöbet belirtileri nelerdir