+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Psikoloji Kişisel Gelişim Forumunda Yalnızlığın Psikolojisi Hakkında Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Yalnızlığın Psikolojisi Hakkında








    Yalnızlığın Psikolojisi Hakkında Bilgi

    Yalnızlığın Psikolojisi Hakkında Genel Bilgi


    Artık dayanamıyorum. Kalabalık, insanlar, gürültü dayanılmaz şeyler benim için. Ruhum çok daralmış durumda. Koca şehir üzerime üzerime geliyor. Herkesten, her şeyden uzakta yalnız kalmak istiyorum. Baş başa kalmak istediğim tek kişi kendim. Kısacası, yalnızlığı özlüyorum.Şuan evde tek başınayım ve panik olmuş durumdayım. Sorun, şuan evde yalnız olmamdan çok, bu kocaman şehirde yalnız olmam. Çok korkuyorum ve bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. İstanbul’un göbeğinde yaşamama rağmen ot gibiyim. Ve çok yalnızım. Korkuyorum! Gittikçe daha yalnız oluyorum…



    Yalnızlığın Psikolojisi.jpg


    Artık dayanamıyorum. Kalabalık, insanlar, gürültü dayanılmaz şeyler benim için. Ruhum çok daralmış durumda. Koca şehir üzerime üzerime geliyor. Herkesten, her şeyden uzakta yalnız kalmak istiyorum. Baş başa kalmak istediğim tek kişi kendim. Kısacası, yalnızlığı özlüyorum.
    Şuan evde tek başınayım ve panik olmuş durumdayım. Sorun, şuan evde yalnız olmamdan çok, bu kocaman şehirde yalnız olmam. Çok korkuyorum ve bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. İstanbul’un göbeğinde yaşamama rağmen ot gibiyim. Ve çok yalnızım. Korkuyorum! Gittikçe daha yalnız oluyorum…
    Yalnızlık, kentliler olarak birçoğumuzun yaşadığı, bir kısmımızın ise yaşamak isteyip de yaşayamadığı bir duygu… Kimimiz yoğun hayat temposundan bıkmış, yalnız kalıp ruhumuzu ve bedenimizi dinlendireceğimiz bir mekan ararken, kimimiz ise koca şehirde, kalabalıklar arasında kendimizi yapayalnız hissediyoruz. Bir yanda yalnızlığa susamış ruhlar, diğer yanda yalnızlıktan şikâyetçi insanlar var çevremizde.
    Yalnızlık da her duygu gibi kıvamında yaşanması gereken bir duygu. Kıvamında yaşandığında yalnızlıkla ilgili şikâyet kimselerde görünmüyor. Sağlıklı yalnızlık, insanı iç dünyasına yönlendiriyor. Kişi yalnız kaldığı zamanlarda hayatını, hayattaki gidişini, artılarını-eksilerini, kaybettiği değerleri fark edebiliyor. Zamanın akışına kendisini kaptırmaktan ve günübirlik yaşamaktan sıyrılarak hayata daha anlamlı bir şekilde bakabiliyor. Kısacası, yalnızlık dengeli yaşandığında raydan çıkan hayatımızı ve düşüncelerimizi tekrar rayına oturtacak zemini bizlere sunuyor. Bu duyguda denge sağlanamadığında ise psikolojik hastalıklar meydana çıkıyor. Aşırı yalnızlık insanda olumsuz düşüncelerin yeşermesine çanak tutarken, yalnız kalamamak ise insanı depresyona sürüklüyor.


    Peki, yalnızlıkla ilgili şikâyetler nasıl ortaya çıkıyor? Bunun anlamak için insanın yaratılışını incelemek gerekiyor.


    Sosyallik ve Bireysellik




    İnsanda yaratılış gereği birbirine iki zıt duygu bir arada bulunuyor. Bunlardan ilki sosyallik, diğeri ise bireysellik. Bizler bir yandan toplumun içine katılıp insanlarla iç içe olmak, onlarla iletişim ve etkileşim halinde olmak istiyoruz. Yeni arkadaş ilişkileri kurmak, akraba ziyaretleri yapmak bizleri mutlu ediyor. Kısacası, sosyalleşmek istiyoruz. Sosyalliğin tam karşı tarafında ise bireysellik duygusu bulunuyor. Bu duygu da en az sosyallik kadar önemli bizim için. Gün oluyor, kendi başımıza kalıp insanlardan uzak bir yerde kafa dinlemek istememiz bireysellik duygumuzun bir tezahürü. Hayatta kendimize has alanlar kuruyoruz ve yorgun düştüğümüz zamanlarda köşemize çekilip içimize dönmek ve bireyselliğimizi yaşamak istiyoruz. Yalnız kalarak bireysellikte yeteri doyuma ulaşan bizler, bir süre sonra tekrar sosyalleşmeye başlıyor ve insanlarla iletişime geçiyoruz.
    Normal insan, bireysellikle sosyallik duyguları arasında mekik dokur. Gün içinde sosyal ortamlara girip sosyallik hissini tatmin ettiği gibi akşamları kendi köşesine çekilip bireysellik ihtiyacını da giderebilir. Sorun, insanın mekik dokuyamadığı, yani sosyallik ve bireysellik sarkacının bir ucunda takıldığı zaman ortaya çıkıyor.
    Sosyalliğini yaşayan ve modern hayat sistemi nedeniyle daima yapacak ve bitirecek işleri olan insan, yalnız kalıp dinlenemiyor. Sarkacın sosyallik ucuna takılıp kalıyor ve bireysellik ihtiyacını gideremiyor. Bunun neticesi olarak da yalnızlık özlemi ortaya çıkıyor. Eğer bu özlem ya da bireysellik ihtiyacı giderilmezse psikolojik hastalıklar, hayata karşı bıkkınlık, monotonluk ortaya çıkıyor. Bu durumun tam aksine bazı insanlar da sarkacın bireysellik ucuna takılıp kalıyorlar. Bu insanlar ise yaşadıkları yalnızlıktan bıkıyor ve artık topluma karışıp insanlarla iletişim kurmak istiyorlar. Eğer bunu yapacak gücü kendilerinde bulamazlarsa ya da yaptıkları teşebbüs boşa çıkarsa durum daha da kötüleşiyor ve insanlar soluğu psikolojik danışma bürolarında alıyorlar.
    Acaba insanlar neden sarkacın bir ucuna takılıp kalıyorlar?
    İnsanların sarkacın sosyallik ucuna takılıp kalmasının nedeni, modern hayat sisteminin insana bireyselliğini yaşayacağı alan ve zaman bırakmamasıdır. Gün boyu yoğun hayat temposunda yaşayan insan, eve geldiğinde aşırı bir şekilde yorgun oluyor. Yemeğini yiyip televizyonun karşısına geçiyor ve kısa bir süre sonra da uykuya dalıyor. Bu süre zarfında insan kendiyle baş başa kalamıyor. Daima hayatında ve çevresinde birileri oluyor. Ve sessiz bir ortamı kişi bu çevrede bulamıyor. Haftada bir gün olan tatilin yarısı öğlene kadar uyumakla, yarısı da bir hafta boyunca biriken işlerin peşinde koşmakla geçiyor ve hemen yeni bir hafta daha başlıyor. Kısacası insan, daima koşuyor. Zamanı yakalamaya çalışıyor. Ve bunları yaparken yalnız kalamıyor.








  2. Eleman
    Devamlı Üye





    Yalnızlık psikolojisi kişinin sürekli olarak yalnız olduğu ve çevresindeki insanlar tarafından anlaşılmadığı düşüncesi ile insanlardan uzaklaşma ve iletişimden kaçınma şeklinde kendini gösterir. Günümüzde teknolojinin ilerlemiş olması insanı yalnızlaştıran bir unsur olmuştur.




+ Yorum Gönder