+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Psikoloji Kişisel Gelişim Forumunda Depresyon ve Başa Çıkma Yolları hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Depresyon ve Başa Çıkma Yolları hakkında bilgi









    Depresyon ve Başa Çıkma Yolları Hakkında Genel Bilgi


    Depresyon ve Başa Çıkma Yolları hakkında bilgi1.jpg.

    Orta okula giden Ellen, 15 yaşındadır. Aile hekimi,
    tarafından depresyonla ilgili problemler ve düşük benlik saygısı nedeniyle bir psikiyatri kliniğine gönderilmiştir. Son altı aydır Ellen’de artan bir ümitsizlik vardır. Sık sık ağlamakta, karamsar ve kederli hissetmekte, kendini çok fazla eleştirmekte, geçmişteki hataları konusunda tekrar tekrar kendini suçlamakta, geleceğe yönelme, okuldaki geleceğiyle ilgili hedeflerini düşünememe, aile, arkadaş ve sosyal aktivitelerden kendini geri çekme gözlenmektedir. Ellen başarılı bir öğrenci olmasına rağmen kendini tembel, yeterince çalışmayan ve “çok iyi bir insan” olmamakla suçlamaktadır. Okula ilgisini kaybetmekte, yarı zamanlı çalıştığı iş yerinde arkadaşlarından kaçmaktadır. Sabahları yataktan çıkmak için kendini zorluyor, çok uyuyor fakat kendini genellikle yorgun hissediyordu. Ellen zamanının çoğunu yalnız geçiriyordu. Yalnızken sık sık ağlıyor, geçmişteki olayları derin derin düşünüyor ve gelecek hakkında üzüntü duyuyordu. Çok yüksek notlar almasına rağmen koleje girebilmek için yeterli olmadığından şüphe duyuyordu. Ara sıra yaşamak için çok çabaladığını düşünüyor ve intihar planlarını inkar ediyordu.

    Depresyon Nedir?

    Günlük yaşamda “Depresyon” sözcüğü, mutsuzluk, hüzün ve sıkıntı sözcüklerin yerine sık olarak kullanılmaktadır. Ancak mutsuzluk, üzüntü, sıkıntı, engellenmişlik, kendine güvensizlik normal insani duygulardır. Gün içerisinde hepimiz kendimizi kederli ve üzgün hissedebiliriz. Bir yakınımızın ölümü gibi somut olaylar da kendimizi üzgün hissetmemize ve yas tutmamıza neden olurlar. Yas, kayba uyum sağlamaya yarayan normal bir süreçtir. Ancak günlük yaşamda yaşadığımız duygulanım oynamaları ve yas, depresyona nazaran kısa sürelidir, yaşamımızı önemli bir ölçüde etkilemez, gerçeği değerlendirme yetimizi bozmaz, kendimize olan saygımızı etkilemez. Bu duygulanım oynamaları uyku, iştah ve günlük faaliyetlerimizde bozulmalara yol açarsa da geçicidir.

    Depresyon, her yaşta ve toplumun her kesiminde görülebilen ,
    duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendini gösteren Psikiyatrik hastalıklar arasında en sık rastlanan bir tablodur. Yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık olarak %10–15 civarındadır. Depresyon herhangi bir yaş grubunu etkileyebilir. En sık 20 ile 45 yaşları arasında görülür. Kadınlarda erkeklere göre iki kat daha sık gözlenir.

    Depresyonun belirtileri nelerdir?

    Depresyonun en dikkat çekici belirtisi çökkün ruh halidir. Kişi yoğun bir şekilde mutsuzluk, karamsarlık, derin üzüntü, keder ve hüzün duygularını yaşamaktadır. Bir diğer önemli belirtisi de bilimsel makalelerde “anhedoni” olarak ifade edilen kişide neredeyse bütün etkinliklere karşı ilgi kaybının ya da bunlardan zevk alamamanın hakim olduğu, hiçbir şeyden tat alamama halidir. Kişide gözlenen bu duygu durumların gün içerisinde pek değişmemesi, haftalarca sürmesi ve bireyin günlük hayatındaki işlevselliğini etkilemesi ve bozması, depresyonu günlük yaşamda yaşadığımız duygulanım oynamalarından ayırmaktadır. Ayrıca depresyonda olan kişide duygulanım oynamalarının şiddetinde değişiklikler gözlense de kişide olumsuz duygular daha belirgindir. Çocuk ve ergenlerde genelde depresyon mutsuz ve kedersiz olmaktan ziyade sinirli ve saldırganlık şeklinde gözlenmektedir.

    Depresyon, kişinin zihinsel faaliyetlerinde de önemli ölçüde,
    değişikliklere yol açmaktadır. Kişi uygunsuz pişmanlık, değersizlik ve suçluluk duygularından şikayet eder. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz bir bakış açısı vardır. Kişi kendini kusurlu ve yetersiz biri olarak görür. Yaşamındaki başarısızlıkları kendinde gördüğü kusurlar ile açıklar. Bundan dolayı istenmeyen ve değersiz biri olduğuna inanır. Bu yüzden kendini sürekli eleştirir. Depresyonda olan kişi yaşamakta olduğu deneyimleri olumsuz bir şekilde yorumlama eğilimindedirler. Yolda karşılaştığı bir arkadaşı ona selam vermemişse bunu “Arkadaşım artık beni sevmiyor, ben sevilmeyen bir kişiyim.” şeklinde durumu olumsuz bir şekilde yorumlama eğilimi gösterir. Depresif kişinin gelecekle ilgili olumsuz bir bakış açısı vardır. Kişi şu anda yaşadığı güçlüklerin veya sıkıntıların sonsuza dek süreceğini düşürür. Durumunun asla düzelemeyeceğine inanır. Yaşamı, yaşamaya değer bulmama, ölmek isteme gibi intihar düşünceleri gözlenir. Kimileri intihar girişimini planlar, dener ve yaparlar.

    Depresyonun en sık görülen bir diğer belirtisi de kişide gözlenen dikkatini toplayamama, kararsızlık ve unutkanlıktır. Kimileri daha önce zevk alarak ve anlayarak izlediği TV programını anlayamadığını, basit hesap bile yapamadığını, günlük yapacaklarını sıraya koyamadığını ve yapacaklarını unuttuklarından söz eder.

    Depresyon, kişinin davranışlarını da önemli ölçüde etkilemektedir. Kişi enerji kaybı, yorgunluk, bitkinlikten ve halsizlikten yakınır. Kişide cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları görülebilir. Kimi hastalar bu durumu “İş yapacak gücü kendimde bulamıyorum, sabahları yataktan kalkmak için kendimi çok zorlamam gerekiyor”, şeklinde ifade ederler. Kişi için normalde zorlanmadan yaptığı günlük işler bile artık altından kalkamayacak görevler gibi gelir. Günlük rutin işlerini yapamaz ya da yapmak için çok fazla zaman ve çaba harcarlar. Bu kişiler yavaş konuşurlar, sorulara kısa ve ayrıntısız yanıt verme eğilimindedirler. Kimilerinde ise aşırı hareketlilik ve huzursuzluk hali gözlenebilir.








  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Depresyona eşlik eden diğer bir belirti de kişide gözlenen uyku bozukluğudur. Kimi kişiler uykuya dalma güçlüğü çeker, kimileri geceleri sık sık uyanır ve uykuya tekrar dalmakta güçlük çeker ve kimileri ise sabaha karşı ya da sabahın erken saatlerinde sıkıntı içerisinde uyanır ve uykuya devam edemez. Bazı kişilerde ise her zamankiden daha çok uyur ya da gündüzleri de uyur. Ancak kişi çok uyumasına rağmen uyandığında kendini dinlenmiş olarak hissetmez.

    Depresyonda bu belirtilere ek olarak iştah değişiklikleri ve bedensel belirtiler de ortaya çıkabilir. Depresyonda iştah genellikle azalır ve iştah kaybına bazen ,
    kilo kaybı eşlik eder. Kimilerinde de ise iştah artışı gözlenebiliyor. Bu kişilerde iştah artışı özellikle tatlıya karşı olur. Kişiler baş ağrısı veya bedenin değişik yerlerinde ağrılar, mide ve bağırsak sistemi ile ilgili şikayetleri dile getirebilirler.

    Depresyon ve İntihar

    Depresyon hafiften, çok ağıra doğru uzanan geniş bir yelpaze içinde değerlendirilebilir. Araştırmalar intihar eden kişilerin %70’nin klinik olarak depresyon geçirdiğini göstermektedir. Depresyon ve intihar ciddiye alınmalı ve kişide gözlenen erken intihar uyarılarına karşı duyarlı olunmalıdır.

    Erken intihar uyarıları neler olabilir?

    Kişi konuşmalarında ya da yazılarında ölümle ilgili temalarla sık meşgul oluyor mu?

    İntihar düşüncelerinden ve girişimlerinden bahsediyor mu?

    Gerçek intihar hareketleri ve girişimleri oldu mu?

    Kişide son dönemlerde ölüm ve intihara yaklaşma nedeniyle yakın ilişkilerde azalma veya aile ve arkadaşlarından sosyal olarak geri çekilme var mı?

    Kişinin geçmişinde intihar girişimi var mı?

    Kimi zaman kişinin ümitsizlik ve kederli ruh durumundan sonra aniden artan aktivite hali kişinin intihar kararını verdiği için rahatlamış, hafiflemiş hisseder. Bu nedenle daha enerjiktir. Ayrıca intiharı planladığı için herkese eşyalarını hediye edebilir.

    Eğer kişide sözü edilen erken uyarı işaretlerini gözlemliyorsanız, onunla intihar hakkında konuşun ve girişimlerini sorgulayın(bileklerini kesmek gibi). Ölümle ilgili ifadelerine dikkat edin. “Beni gittiğimde özleyeceksiniz”, “Ölsem, herkes için daha iyi olur”, “Bazen kendimi öldürmek istiyorum”, “Öldüğümde anlayacaksın”, “Gittiğimde hiçbir şey fark etmeyecek” gibi ifadeler kişinin ölümle meşgul olduğunun işaretleridir. İntihar ciddi bir durumdur ve kişi mutlaka bir Psikiyatri Kliniğine yönlendirilmelidir.

    Depresyonunu oluşumu ve nedenleri neler?

    Günümüzde gribe neyin neden olduğunu biliyoruz, çünkü,
    virüsü saptayabiliyoruz. Oysa Depresyona neyin neden olduğu tam olarak hala bilinmemektedir. Ancak günümüzde depresyonla ilgili birkaç önemli şey bilinmektedir. Çağımızda biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin bir birleri ile etkileşerek depresyonun oluşumuna neden olduğu görüşü daha yaygın ve kabul görmektedir. Eğer kişinin birinci dereceden akrabalarında depresyon tanısı varsa kişinin depresyona yakalanma riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Şunu da unutmamak gerekir ki insan sosyal bir varlıktır ve çevresinde olup bitenlerden doğrudan veya dolaylı olarak olumlu veya olumsuz etkilenir. Ayrıca çocuklukta veya hayatımızın herhangi bir döneminde yaşadığımız travmalar ve olumsuz yaşantılar zihnimizde sadece bir anı olarak durmaz, bugünümüzü ve yarınımızı ciddi bir şekilde etkilerler. Kişilerin depresyona girme nedenleri farklılık gösterse de büyük bir çoğunluğun ortak noktası kişiyi zorlayan yaşam olayından sonra ortaya çıkmasıdır.

    Kimler Depresyon riski altındadır?

    Erken yaşta ebeveyn kaybı yaşayan, madde ve alkol bağımlılığı olan, Anksiyete Bozukluğu(panik atak, sosyal fobi vb.) tanısı almış olan, maddi sorun ve iş kaybı yaşayan, tek başına yaşayan kişiler depresyon riski altındadırlar. Ayrıca kadın olma(doğum yapma ve menopoz öncesi dönem), aşırı sorumluluk duyma eğilimi, bağımlılık, kendini kolayca suçlamaya yatkın kişilik yapısı, tıbbı hastalıklar(kanser, diyabet, kronik böbrek yetmezliği vb.) depresyon için belli başlı risk etkenleridir.

    Depresyon nasıl tedavi edilir?

    Depresyon ciddi, fakat uygun tanı ve tedavi ile iyileşebilen bir hastalıktır. Depresyon belirtileri iki haftadan fazla sürüyorsa mutlaka ilgili uzmana başvurulmalı ve tedavi edilmelidir. Günümüzde depresyonun tedavisine en sık kullanılan tedavi yaklaşımı ilaç tedavisi ve psikoterapidir.

    Günümüzde depresyonun tedavisinde kullanılan çok güçlü ilaçlar geliştirilmiştir. Bu yüzden depresyonun medikal tedavisinde birçok ilaç seçeneği bulunmaktadır.İlacın etkilerini fark etmeniz iki veya üç hafta almaktadır. Kişinin kendisini yeniden iyi hissetmeye başlaması ise sıklıkla dört-altı hafta alır.

    Depresyon tedavisinde Psikoterapilerin yeri büyüktür. Depresyonun tedavisinde kullanılan birçok psikoterapi yaklaşım vardır. Ancak içlerinde depresyonun tedavisinde etkililiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanan ve bu yüzden depresyonun tedavisinde başarılı bir şekilde yaygın olarak kullanılan psikoterapi yaklaşımı Bilişsel-Davranışçı Terapi yöntemleridir.

    Bilişsel Davranışçı Terapilerin kurucusu Beck, depresyonun psikolojik yapısını açıklamak için üç özgül kavram ileri sürmektedirler. Bilişsel üçlü, şemalar ve bilişsel hatalar. Bilişsel üçlü kavramı, ilki hastanın kendine yönelik olumsuz bakış açısıdır. Kişi kendini yetersiz, sevilmeye değmez biri olarak görür ve kendini acımasızca eleştirir. Bilişsel üçlü kavramın ikincisi ise hastanın yaşamakta olduğu deneyimleri olumsuz bir şekilde yorumlama eğilimidir. Yolda karşılaştığı bir arkadaşı ona selam vermemişse onu görmediğinden değil, kesinlikle onu sevmediği için selam vermediğini düşünmeye eğilimlidir. Bilişsel üçlü kavramının üçüncüsü ise hastanın gelecek ile ilgili olumsuz düşünceleridir. Mutsuzluk ve üzüntüsünün asla geçmeyeceğini ve bir daha eskisi gibi olamayacağını düşünür.

    Bilişsel Davranışçı Terapilerin depresyonu açıklamada öne sürdüğü ikinci kavram ise şemalar veya bir başka deyişle temel inançlardır. Temel inançlar, kişinin kendisiyle ilgili en temel fikirleridir. Temel inançlar, çocuk çevresinde bulunan kendisi için önemli insanlarla etkileştikçe gelişmeye başlar. Yaşamımız boyunca geliştirdiğimiz olumlu temel inançlarımızı sürdürürüz. Örneğin; değerliyim, beğenilen biriyim, pek çok şeyin üstesinden gelebilirim gibi. Olumsuz temel inançlarımız ise genellikle psikolojik rahatsızlık zamanında ortaya çıkar. “Çaresizim”, “Yetersizim”, “Değersizim” gibi kişin kendisi ile ilgili olumsuz temel fikirleri örnek olarak verilebilir. Hastaların sadece kendilerine değil, insanlara ve dünyaya yönelik de olumsuz temel inançları vardır. Terapi sürecinde terapist “İnsanlara güvenilmez”, “dünya berbat bir yerdir” kişinin kendine,
    dönük, diğer insanlara ve genel olarak dünyaya yönelik katı ve aşırı genelleyici yargıları hasta ile birlikte değerlendirilip, değiştirler.

    Bilişsel Davranışçı Terapilerin depresyonu açıklamada öne sürdüğü üçüncü kavram ise hastaların düşünce süreçlerinde yaptığı bilişsel hatalardır. Ya hep ya hiç tarzı düşünme veya siyah ya da beyaz düşünme adı altında da anılırlar. Örnek: “Mükemmel olmadıysa, başarısız oldum demektir”. Felaketleştirme veya bir diğer deyişle falcılık yapma olarak da anılır. Örnek: “Asla eskisi gibi mutlu olamayacağım”. Etiketleme; kendini acımasızca yargılayıcı, olumsuz sıfatlar yakıştırmak. Örnek: “Ben bir hiçim”, “Beş para etmezin biriyim” gibi bilişsel hatalara yüzlerce örnek verilebilir. Terapi sürecinde terapist, hasta ile birlikte bilişsel hataları da birlikte değerlendirilip, değiştirler.

    Depresyondan korunmak için ne yapmak gerekir?

    Uyku: Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığına sahip olmak kişiyi stresten ve yorgunluktan uzak tutar.

    Alışkanlıklar: Aşırı kafein, sigara ve alkol tüketiminden uzak durun.

    Düzenli egzersiz ve spor: Özellikle açık havada yapılan düzenli egzersiz ve yürüyüşler sizi depresyondan koruyabilir.

    Beslenme: Vitamin ve mineral açısından zengin besinler tüketmek sizi enerjik tutacaktır. Ayaküstü atıştırmalardan uzak durun, erken kalkın ve az miktarda sık aralıklarla sağlıklı beslenmeye dikkat edin.

    Kendinize zaman ayırın: Teknolojinin gelişmesi ve rekabetli iş ortamları kişinin yaptığı işi evine kadar getirmiş ve yedi gün yirmi dört saat çalışır olduk. Bu durum kişinin aşırı baskı hissetmesine ve yoğun stres yaşamasına neden olmaktadır. Kendinize sizi mutlu edecek aktivitelere ve gezilere zaman ayırın, bedeninizi koruyun.

    Aile ve arkadaş çevresi: Duyguların ve düşüncelerin ifade edilebildiği, sevgi ve saygının hakim olduğu, güzel paylaşımların yaşandığı insan ilişkilerine sahip olmak sizi depresyondan koruyacak eşsiz bir değerdir





+ Yorum Gönder