+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Ramazan Ayı Forumunda Tasavvuf edebiyatında Ramazan Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Fatih
    Yeni Üye

    Tasavvuf edebiyatında Ramazan









    Tasavvuf edebiyatında Ramazan nasıldır

    Kutlu Ramazan ayı, kendine mahsus özellikleriyle edebiyatımızın en önemli konularından biri olmuştur. Çünkü bu ayda bir yazarı/şairi yazmaya yöneltecek her türlü motivasyon unsuru fazlasıyla mevcuttur. Her şeyden önce insanlar bu ayda alışageldikleri hayat düzeninin dışına çıkarlar. Manevî/****fizik olanla bağları daha da güçlenir. Üstelik bu değişim hem maddî hem de manevî anlamda hayatın bütün alanlarında gerçekleşir. Böylece bir sanatkârın yazmasına imkân verecek her türlü ayrıntı ortaya çıkmış olur. Bunlardan hareketle yazılan şiir ve yazılarla edebiyatımızda müstakil bir “Ramazan edebiyatı”ndan söz etmek mümkün hale gelmiştir.


    tasavvuf-edebiyat-nda-ramazan.jpg


    Klasik edebiyatımızda Ramazan denildiğinde akla gelebilecek asıl eserler “Ramazaniye” adı verilen kasidelerdir. Divan edebiyatımızın vazgeçilmez eserleri haline gelen bu eserlerde ana konu Ramazan, oruç, teravih, kadir gecesi, iftar, sahur, camiler, mahyalar, kandiller ve bayramdır. Hatta bu bütünlük içinde Ramazanın tabii bir gerçeği olarak iftar yemekleri, zengin ve yoksul kişilerin halleri, tiryakiler vs. de bu tür eserlerin işledikleri konular arasına girer. Öte yandan bu tür eserlerde mahalli ve yerli malzemeye dayalı olarak Ramazan dolayısıyla değişen günlük hayat da ele alınır.
    Ramazan konusuna halk edebiyatımız da ilgisiz kalmamış ve ortaya “Ramazan manileri” adını verdiğimiz müstakil bir tür çıkmıştır. Bütün Ramazan boyunca daha ilk günden başlayarak her sahurda okunan bu maniler tema bakımından büyük bir çeşitlilik gösterirler. Ramazanın gelişinden duyulan sevinç, Ramazana özgü yiyecek ve içecekler, sahur, iftar, davulcu, bilhassa kadir gecesi ve Ramazanın bitişinden duyulan üzüntü işlenen belli başlı konular arasındadır. Böylece Ramazan hem Divan hem de Halk edebiyatının en zengin malzemesi durumundadır.


    Tasavvuf Şiirinde Ramazan…


    Tasavvuf edebiyatında da aynı şekilde Ramazanla ilgili pek çok eser ortaya konulmuştur. Çünkü; Ramazan ve oruç, mutasavvıf şairler için daha özel bir durum arz eder. Zira, bu ayın en önemli tarafı nefs terbiyesidir. Bunun için oruç çok önemli bir ibadet olarak görülür. Zaten mutasavvıfların oruç anlayışları da kendilerine özgüdür. Onlar orucu avamda olduğu gibi sadece yemek içmekten kesilmek yahut havasta olduğu gibi el ayak göz ve kulak ile de perhiz kılmanın ötesinde bütün arzulardan ve heveslerden geçerek Hak ile olmak, Muhabbetullah’a ulaşmak şeklinde algılarlar. Böylece onlar için Ramazan orucu, hakikat orucunun daha şuurlu algılandığı bir ibadet olarak görünür.
    Bu bakımdan Ramazan, sûfîler için çok önemli bir zaman dilimidir. Camiler gibi dergâhlar da bu ayda daha bir zenginlik ve manevî coşkunun yaşandığı mekânlara dönüşür. Bu ayda camilerde, dergâhlarda ilahilerin diğer zamanlara göre daha fazla söylenmesi Ramazan konulu şiirlerin sayıca çok olmasına sebep olmuştur. Ramazan ilahileri olarak adlandırabileceğimiz bu tür şiirler çok zengin bir dini coşkunun ürünleridir. Tekke edebiyatının genel vasfına uygun olarak da hem hece ile hem de aruzla yazılan bu şiirlerin büyük bir kısmı bestelenmiştir.

    Hoş Geldin Ramazan…

    Sufi edebiyattaki Ramazan şiirlerinde iki kavram bilhassa öne çıkar. Bunlardan ilki Ramazanın gelişinden duyulan sevinçtir. Pek çok Ramazan şiirinde bu sevinç lirizmin doruk noktasına ulaştırır şairi. Bunlar arasında Şeyh Üftade’ye ait olan şu şiir, asırlardır Ramazan sevincini dile getiren en meşhur manzume olarak bilinir:



    “Âşıklara eydin sala/Oruç ayı geldi yine/Rahmet denizi cûş edip/Âlemlere doldu yine/Kur’an’da Allah öğdüğü/Cümle nebiler sevdiği/Ümmete Allah verdiği/Oruç ayı geldi yine/Cümle aya sultan olan/Dertlilere derman olan/Hakk’dan bize ihsan olan/Oruç ayı geldi yine/Dosttan atasın getiren/Zulmetleri hep götüren/Canlarda irfan bitiren/Oruç ayı geldi yine/Sâliklere kuvvet olan/Ariflere izzet olan/Mü’minlere cennet olan/Oruç ayı geldi yine/Aydın eden gönülleri/Mesrur eden mü’minleri/Ma’mur eden mescidleri/Oruç ayı geldi yine/Üftade’nin canı sever/Oruç ayın daim öğer/Dost iline edin sefer/Oruç ayı geldi yine”
    Elveda Şiirleri…



    Bu denli coşkuya sebep olan Ramazan’ın bitişi ise aynı ölçüde üzüntüye sebep olur. Gelişi sevinçle karşılanan Ramazanın gidişi de üzüntüyle karşılanır. Bu defa şair, kalemini bu kutlu ayı uğurlamak adına eline alır. Bu tür şiirler arasında ise Eşrefoğluna ait şu şiir çok bilinen örnekler arasındadır:

    “Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ/Elvedâ ey mihr-i Yezdan elveda/Elveda eyâ âfitâb-ı şer’-i din/Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ/Gündüzün bayram idi sâimlere/Her geçen bir kadr idi kaimlere/Nûrdan bir tâc idi âlemlere/Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ/Leylet’ül-kadr ü berât idin bize/Her dahi savm u salât idin bize/Nâr-ı dûzahtan necât idin bize/Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ/Yılda bir kez şehri seyran eyledin/Köndözün bu halka mihman eyledin/Sonra tâvus gibi cevalan eyledin/Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ/Hazret’e bizden şikâyet eyleme/Ayıbımız çoktur hakaret eyleme/Eşrefoğlu’na melâmet eyleme/Elveda ey mâh-ı tâban elvedâ”

    Mutasavvıf şairlerimiz arasında Ramazanla ilgili şiirleri bulunan pek çok şairimiz vardır. Bunlar arasında Eşrefoğlu Rumi, Şeyh Üftad’nin dışında, Niyazi Mısri, Aziz Mahmud Hüdayi, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Erzurumlu Mehmet Lütfi ve Bursalı İsmail Hakkı da Ramazan şiirleri çok meşhur olmuş sufilerdir.


    Günümüz
    Şiirinde Ramazan…


    Bu gelenek zaman ve zemin değişse bile yine devam etmektedir. Çünkü Ramazan gerçekten insanı ve hayatı bütün gücüyle, bereket ve sevinciyle kuşatmaktadır. Bunun sonucu olarak da bugün için ortada bir divan, halk ve tasavvuf şiiri kurumlaşmış olarak bulunmasa bile şiir ve şair varlığını sürdürdüğü için Ramazan yine edebiyatın en önemli konusu olmayı sürdürmektedir. Belki ortada müstakil Ramazaniyeler yoktur ama çok sayıda Ramazan ilhamlı şiirler vardır. Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal, Arif Nihat Asya, Ahmet Remzi Akyürek, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Bahaettin Karakoç, Sezai Karakoç, Yavuz Bülent Bakiler, Mustafa Necati Bursalı, İbrahim Demirci, Ekrem Kaftan, Musa Tektaş gibi isimler Ramazan şiirleri geleneğinin yeni Türk şiirindeki önemli temsilcileridir. Bunlar ve benzerleri az önce de belirttiğimiz gibi birer Ramazaniye örneği sayılmamakla birlikte ramazanla ilgili duyguları, hatıraları, niyazları veya müşahedeye dayanan çeşitli unsurları dile getiren şiirler olarak dikkat çekicidir. Dolayısıyla bunları Ramazan konulu sûfi şiirin yeni örnekleri olarak görmek pekâla mümkündür. Bunlardan İbrahim Demirci’ye ait olan Oruç Gazeli’ni söylediklerimizin ilginç bir örneği olarak buraya alıyoruz


    Oruçlu ikindilere sarkar Tûbâ dalları/Yaprakları yelpazeler terli alınları/Karışır damarlara sızan Kevser’e/Dicle, Fırat, Nil, Tuna suları/Çocuk gözbebeklerini ezen çelikleri/Eritir yüreklerimizin kızgın potası/Afyon tütsülerinde uyuşmuş bilekleri/Yakalar kılıcımızın canlı kabzası/Gün bizimle başlar, bizimle uyanır gece/Emekler aklanır dâim insan doğası








  2. Nesrin
    Devamlı Üye





    ramazan ayı tasavvuf edebiyatında büyük bir yeri olan bir aydır. ramazanda oruç tutan şairler şiir yazmak için ilham beklemezler çünkü zaten bir çok ilhama sahiptirler.




+ Yorum Gönder