+ Yorum Gönder
Özel Eğitim ve Rehberlik ve Rehberlik Forumunda Kaygı ve Başa Çıkabilme yolları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Börtecine
    Devamlı Üye

    Kaygı ve Başa Çıkabilme yolları









    Kaygılarınızla Nasıl Başa Çıkabilirsiniz ?


    Sınava hazırlık sürecinde gençleri ve ailelerini kaygılandıran birçok faktör vardır.
    Bu faktörlerin en önemlilerinden bir tanesi "belirsizlikler" dir. Belirsizlik, konuların nasıl yetiştirileceği, eksiklerinin nasıl tamamlanacağı, nelere öncelik verileceği halihazırda yapılan çalışmaların yeterli olup olmayacağı, deneme sınavlarında gösterilen performansın gerçek sınava nasıl yansıyacağı vb. sorular sonucunda oluşur.
    Bir diğer önemli etken de genç ve ailesinin sınava ilişkin ürettikleri olumsuz düşünceler, sınavdan önce sınavın sonucuna ilişkin olumsuz tahmin yürütmeler, karşılaşılan herhangi bir güçlükten sonra sınavın başarılı geçmeyeceğine yönelik atıfta bulunmalardır.
    Sınavın, genç ve ailesi tarafından bir kişilik ölçümü olarak görülmesi, başkaları ile kıyaslama, sınavda yeterli başarı elde edilemezse "Başkaları ne düşünür?", "Ya rezil olursak?" vb. anlamlar yüklenmesi kaygıya davetiye çıkaran faktörlerden biridir.
    Ailenin sergileyeceği sınava yönelik tavır ve davranışlar, ailenin sınavla ilgili tanımları, beklenti düzeyi gencin kaygı düzeyini olumlu ya da olumsuz etkileyecektir.
    Ailelerin çocuklarını teşvik etmek, motive etmek, hırslandırmak amacıyla kullandığı yöntemler kimi zaman sınav kaygısının kaynağını oluşturabilir. Örneğin; "Sen bu gidişle zor kazanırsın, bu çalışmayla hiçbir yere giremezsin, aman bizi mahcup etme, bu şansını iyi kullan, bak biz elimizden gelen her türlü özveriyi gösteriyoruz, şimdi sıra sende." vb. ifadeler kaygıya neden olur. Bu tür yaklaşımlar genci teşvik etmez, tam tersine kaygıdan kıpırdayamaz hale getirir.
    Sınav Kaygısı Nedeniyle Gözlenen Olumsuz Duygu, Düşünce ve Davranışlar:•Sınavı bilgi değerlendirmesi olarak değil de, kişilik değerlendirmesi olarak görme,
    •Derslere çalışmaya rağmen yetersizlik duygusu içerisinde olma,
    •Çalışırken dikkat dağınıklığı, unutkanlık, öğrenilen bilgilerin birbirlerine karıştırılması,
    •Çok çalışmaktan dolayı beynin dolduğunu düşünerek bunalma,
    •Aşırı huzursuzluk, gerginlik, endişe ve sıkıntı hali,
    •Önceki başarısızlıklardan dolayı yeni denemelerde de başarısız olacağı düşüncesi,
    •Önemli sayılan, kendine değer verilen insanların sevgi ve ilgilerini kaybetme,
    •Başarısızlığı bir facia, mahvoluş, her şeyin sonu olarak görme,
    •Sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırma, mutlaka olması gerekiyormuş gibi düşünme,
    •Sınavı kazanmayı hayatın tek amacıymış gibi görme,
    •Sınavı kazanamamanın her şeyi olumsuz kılacağını düşünme,
    •Bütün bu nedenlerden dolayı, sınav yaklaştıkça yaşanan panik duygusu,
    Kaygı esnasında soluk alıp verme hızlanır, terleme başlar, mide spazmları ve bulantıları başlar, bunlar tedirginlik duygusuyla kişiyi rahatsız eder, o andaki aktiviteleri olumsuz etkiler.
    Kaslar gerilmeye başlar, el ve ayaklarda üşüme, avuç içlerinde terleme olur. Nefes alıp vermede düzensizlik, kesik kesik nefes alma, gerginlik, kalp çarpıntısı, bel ağrısı, mide ağrısı, ishal ya da kabızlık, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissetmesi, sürekli yorgunluk, sürekli baş ağrısı, boyun kaslarının gergin olması vb. Kaygı esnasında organizmada gözlenen olumsuz değişikliklerdir.
    Bu gibi belirtiler bedensel hastalıkların belirtileri de olabilir. Bu belirtiler bireyde uzun zamandır gözlenmiş ve onun günlük yaşamını etkiler dereceye gelmişse, bireyin bir doktora gidip muayene olmasında yarar vardır.
    Kaygı Yararlı Olabilir mi?
    Kaygının derecesi ve başarılması gereken görevin zorluk seviyesi, kaygının zararlı ya da yararlı olduğunu belirler. •Öğrenilen malzeme basit ve kolaysa, yüksek kaygı derecesi bunun çabuk öğrenilmesine yol açar.
    •Öğrenilen malzeme karmaşık ve zorsa, o zaman yüksek kaygı öğrenmeyi zorlaştırır.
    •Orta derecede akademik yeteneği olan öğrenciler ve düşük kaygı düzeyindeki öğrenciler, yüksek kaygı düzeyindeki öğrencilere nazaran daha başarılı olmuşlardır. Çok yüksek ve çok düşük akademik yeteneğe sahip öğrencilerde yüksek ya da düşük kaygılı olmak öğrenme açısından pek fark oluşturmamıştır.
    Sınava hazırlık döneminde yaşanan kaygının doğuracağı sonuçlardan birkaçı şunlardır:•Öğrenci dikkatini toplamakta güçlük çekebilir. Bunun sonucunda da soruları yanlış okuyabilir, işlem hatası yapabilir, zamanı iyi kullanamayabilir.
    •Öğrenci çözemediği bir soruyla karşılaştığında kendini yargılayarak, korkuya kapılır ve diğer soruları da çözemeyeceğini düşünmeye başlar. Sınavda gerçek performansını sergileyemez.
    •Kaygı, zaman zaman aile ile genç arasındaki iletişimin gerginleşmesine bazen de kopmasına neden olur.
    Kaygıyı Önleyebilecek Bazı Öneriler•Çocuğunuz ve siz, gözlerinizi sınavın sonuçlarından "Başarıyı artırmak için bugün ne yapılabilir?" sorusuna çeviriniz. Henüz yapılmamış sınavın sonucuyla ilgilenmeyin. Sınavın sonucunun olumlu olabilmesi sizin ve çocuğunuzun "bugün" olumlu tavır ve davranışlar sergilemesiyle mümkün olacaktır. Önce "GÜNÜ YAKALAYIN."
    •Telaş ve acelecilik paniğe ve kaygıya yol açar. Bu nedenle, zamanın koşuşturma içinde geçirilmemesi, zaman planlamasının yapılması yararlı olacaktır. Bu planlama, hem sizin hem de çocuğunuzun önünüzü görmenizi sağlayacak ve rahatlatacaktır.
    •Sınav öncesinde koşullar üretmeyin. "Şu kadar net yapmalısın, matematik bölümünden şu kadar doğru çıkarmalısın." vb. Bu koşullar sınav sırasında çocuğunuz için birer tehdit haline dönüşebilir.
    •Koşullar yerine çocuğunuzla birlikte sınavda uygulanacak stratejiler oluşturabilirsiniz: "Önce cevap kağıdındaki yerler eksiksiz ve acele etmeden doldurulacak, önce en iyi olunan. bölümünden yanıtlamaya başlanacak, sorular baştan sona değil, seçerek yanıtlanacak, sınav sonunda gerekli tüm belgeler eksiksiz teslim edilecek vb."
    •Bu yazının başlığında da olduğu gibi "Kaygı bulaşıcı bir duygudur." Siz veli olarak, ne kadar kaygılı iseniz hiç kuşkunuz olmasın çocuğunuz da en az o kadar kaygılıdır. Sizin sakin, mantıklı ve olumlu tavırlarınız da çocuğunuzun sakin ve mantıklı davranmasına katkıda bulunacaktır.
    •Gerçekten içinden çıkamayacağınız bir kaygı girdabına girdiğinizi düşünüyorsanız, unutmayın BİZ VARIZ. Gelin soru ve sorularınızı paylaşalım, birlikte çözüm üretelim.








  2. HARBİKIZ
    Moderator





    Kaygı ve Motivasyon


    Motivasyon, insanın istek ve ihtiyaçlarının farkına varması ve bunları gerçekleştirebilmesi için harekete geçmesidir. Motivasyonu olumlu ya da olumsuz etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlardan biri de ailedir.

    Aile, farkında olarak ya da olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler.

    Bu etki olumlu yönde olabildiği gibi zaman zaman da olumsuz yönde olabilir. Tabii ki hiçbir anne baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz yönde etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci geçirmesine neden olur.

    Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu gence yansıtmak gerekir. Bunun gerçekleşmesinin yolu da aile içinde "olumlu bir iletişim ortamı" kurmakla mümkündür. İletişim ortamının iyi olduğu ailelerde, aile fertleri zayıf ve güçlü yönleriyle birbirini tanır, olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu ve anlaşıldığını bilir.

    Aile, gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona aktarmalıdır. "Hem okulu, hem dershaneyi birlikte götürmenin zor ve yorucu olduğunu biliyorum ve bu zor dönemde senin yanındayım ve gereken desteği vermeye hazırım." şeklinde bir ifade gencin aileye olan güvenini daha da artıracaktır. Anlaşıldığının farkına varan genç, yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak, sorumluluklarına da daha sıkı sarılacaktır.

    Sorumluluktan bahsetmişken hemen belirtmeliyiz ki üniversite sınavına hazırlanmak sadece gencin sorumluluğudur. Aile bu sorumluluğu gencin yerine üstlenmemelidir. Gencin eksik olduğu konuları, çalışmadığı dersleri saptamak, hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek ailenin görevi değil, gencin sorumluluğudur. Aile, bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonu da doğal olarak düşecektir. Bu nedenle aile, bu sorumlulukların gence ait olduğunu belirtmelidir. Aileye düşen, sorumluluklarını yerine getiren gence, istediği desteği sağlamaktır. (Uygun bir çalışma ortamı temin etmek, yaşadığı zorlukları aktardığında birlikte çözüm üretmeye çalışmak gibi)

    Çocuğunun motivasyonunu artırmak isteyen aileler, çocuğunun yapamadıklarını değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki takdir edildiğini, desteklendiğini gören çocuk o davranışı daha sık göstersin. Örneğin hafta içinde bir kez oturup ders çalışan çocuğa "Oturup ders bile çalışamıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın?" gibi bir ifade kullanmak yerine "Geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum. Belki ilk başta biraz zorlanırsın ama hiç moralini bozma, bunun da üstesinden gelebilirsin." şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına çalışma davranışını sıklaştıracaktır.

    Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, "Sen hele bir kazanma, o zaman görüşürüz." ya da "Kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz." gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil, kaygısını arttırır. Genç, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da kaygısını arttırır. Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir "Kriz" dir.

    Öğrenciye sınavın, amaçlarına ulaşabilmesi için öğrendiklerini kullanabileceği, amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir "fırsat" olduğu söylenmelidir. Gence düşen de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmektir. Örneğin dershanedeki deneme sınavlarına "eksiklerin görülüp giderilmesi için fırsat sağladığı" biçiminde bir anlam yüklenmesi, krizi fırsata dönüştürebilecektir. Deneme sınavlarının sonuçlarını yorumlarken de " Bak, kaç tane yanlışın var, bu yanlışlarla nasıl sınav kazanacağını merak ediyorum." veya "Bak yine yanlış yapmışsın, nasıl kapanacak bu açıklar?" demek yerine "Doğru cevapların geçen sınava göre artmış, demek ki bir önceki sınavdaki açıklarını kapatmaya başlamışsın." şeklinde bir ifade kullanmak gencin motivasyonunu arttıracak derslere daha sıkı sarılmasını sağlayacaktır.

    Her zaman anne babalar genci tehdit etmeyebilir, bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle "Ben sana güveniyorum, sen en iyi bölümlere layıksın," gibi ifadeler kullanırlar. Bu da gence taşıyabileceğinden fazla yük yükler. Kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra, taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanması zorlaşır. Çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz. Gencin bunları yaşamaması için, aile gençten, kapasitesinden fazlasını beklememelidir.

    Hiç kuşkusuz, gençlerin yaşamlarının bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan, gence "doğru ve onun başarısını arttırabilecek şekilde" destek vermektir. Bunun için de sınavın asla bir dönüm noktası olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamalı ve onlara, sınavdan alacakları sonuca değil, kendilerine değer verildiği mesajı iletilebilmelidir. Ebeveyn onlara içtenlikle "Sen benim için her şeyden önemli ve değerlisin. Hayatındaki bu önemli dönemde, sana istediğin desteği vermeye hazırım. Senin kendi üzerine düşenleri en iyi şekilde yapacağını biliyorum, ben de üzerime düşenleri yapmaya hazırım." diyebilmelidir.





+ Yorum Gönder