+ Yorum Gönder
Sağlık - Genel Konular ve Sağlık Sözlüğü Forumunda Ölüm korkusu neden olur Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Ölüm korkusu neden olur








    Ölüm korkusu neden olur


    Ben varken ölüm yok ölüm varkende ben olmayacagim, o halde korkacak ne var "demis Epikuros.
    Epikürcülere göre, hayatin bulundugu yerde ölüm bulunmaz; ölüm geldigi anda ise hayat bulunmadigina göre o anda korku da yok olacaktir. Bu yüzden hayata dört elle sarilip, ölümü unutmak gerekir.

    Sokrates'e göre ölüm hakkinda iki durum söz konusu olabilir:

    Birincisi; ölüm, mutlak yokluk ve hiçlik demektir. Yani yok olmaktir. Bu durumda uyanmasi mümkün olmayan derin bir uykudan farkli bir sey olmayacaktir. su halde ölümden korkmak gereksiz bir seydir.

    ikincisi; ölüm, yasamakta oldugumuz hayattan baska boyuttaki bir hayata geçis için bir tüneldir. Bu durumda da ölümden korkmak gereksizdir. Çünkü su anki hayatimizda tâbi oldugumuz bazi görevler, sorumluluklar ve sartlar oldugu gibi, yani hayatimiza anlam kazandiracak, yeni tecrübeler de olacaktir. Demek ki erdemli bir hayat sürdüren, yani yasanmasi gerektigi gibi yasayan bir insan için ölüm, korkulacak bir sey degildir. Ancak, ünlü savunmasinda belirttigi gibi, korkmasi gerekenler, adil olmayan kararlar veren, erdemsiz hakimler ile insanlara karsi sorumluluklarini yerine getirmeyenlerdir. Nitekim Sokrates, dünya hayatini belirledigi bu ilkeler dogrultusunda geçirmis ve bu yüzden de ölüme mahkum edildiginde ölümü gülerek, hatta alayci bir tavirla karsilamistir.


    Epikürcüler gibi diger bir Eski Yunan felsefe okulu olan Stoacilar da hayat ile ölüm arasinda bir uyum olusturmaya çalisirlar. Stoacilara göre bütün kainat evrensel bir ruha sahiptir ve bütün varliklar gibi insanlar da bu bütünlük içinde bir parçadir. Buna göre ölüm, vücudu meydana getiren parçalarin dagilmasi ve insanda açiga çikan ruhun aslina rücû etmesi, yani kainatin ruhuna dönmesi demektir. Tipki nehirlerin denize dökülmesi gibi, insan ruhu da kainatin ruhuna dökülür. Nasil ki deniz suyu buharlasip yagmura, sonra nehir ve kaynak suyuna dönüsürse, bireysel ruhlar da kainatin ruhundan nes'et ederler. Öyleyse, hayati ölümden ayri düsünmeye gerek yoktur. Ölümü de hayatin ziddi olarak kabul etmemek gerekir. Stoacilara göre ölüm, insanin kaderinde yazili olan degismez durumdur. Bundan dolayi ölümden sikayet etmeyi aptalca ve budalaca bir tutum olarak görmektedirler.

    Stoacilarin ölümü korkulacak bir sey olarak görmemek biçimindeki bu anlayislari, kendi içinde tutarli bir açiklama olarak görülebilir. Ancak insanin, bilinçli, irade sahibi, sevinç ve keder duyabilen bir birey olarak varligini atlamaktadir. Evrensel ruh içinde, tek tek insanlarin ruhunun da yok olmadan varligini sürdürmesi düsüncesi, ölüm karsisinda bir teselli verebilir. Fakat, canli bir varlik olarak insanlarin hayat ile baglarini koruma istegi çözümlenmemektedir.

    Epikürcüler gibi diger bir Eski Yunan felsefe okulu olan Stoacilar da hayat ile ölüm arasinda bir uyum olusturmaya çalisirlar. Stoacilara göre bütün kainat evrensel bir ruha sahiptir ve bütün varliklar gibi insanlar da bu bütünlük içinde bir parçadir. Buna göre ölüm, vücudu meydana getiren parçalarin dagilmasi ve insanda açiga çikan ruhun aslina rücû etmesi, yani kainatin ruhuna dönmesi demektir. Tipki nehirlerin denize dökülmesi gibi, insan ruhu da kainatin ruhuna dökülür. Nasil ki deniz suyu buharlasip yagmura, sonra nehir ve kaynak suyuna dönüsürse, bireysel ruhlar da kainatin ruhundan nes'et ederler. Öyleyse, hayati ölümden ayri düsünmeye gerek yoktur. Ölümü de hayatin ziddi olarak kabul etmemek gerekir. Stoacilara göre ölüm, insanin kaderinde yazili olan degismez durumdur. Bundan dolayi ölümden sikayet etmeyi aptalca ve budalaca bir tutum olarak görmektedirler.


    "Ölüm düsüncesi" diyor Schopenhauer, "ölümün kendisinden daha istiraplidir". Ölüm hakkinda henüz bir bilgiye sahip olmadigimiz yaslarda, ölüm korkusu duymadigimizi da hatirlarsak, Schopenhauer hakli görülebilir. Hayatta tattigimiz acilar, ya dogrudan, ya da dolayli olarak ölümü çagristiran, hatirlatan bir özellik tasir. Bu yüzden hayattaki çesitli durumlar hakkinda bilgimiz artikça, ölümden uzaklastigimizi düsünmek yerine, ölümü hatirlatan birçok yeni olgularla tanismis oluruz. Görürüz ki, dünya hayatini tanimakla, bilmekle, ölüm anlasilmis olmaz ve ölüm korkulacak bir sey olmaktan çikmaz. Belki de kaybedecegimizi düsündügümüz firsatlar ve nimetlerin çoklugundan dolayi daha çok uzak kalmak isteriz, ölümden. Gençlerin nese ve hayat dolu olmalarina karsilik, yaslilarin daha tecrübeli ve daha hayati tanir olmalarina ragmen, ölümden daha çok korkmalarinin nedeni de bu olmasin! Evet gençler, hep hayat yumaginin yokusunu çikmakta olduklarindan, yokusun öbür tarafindaki ölümü görmez ve tanimazlar. Oysa yaslilar, o kaçinilmaz noktaya dogru yuvarlanmakta olduklarini açikça görürler. Bu yüzden de geç ölüm, ani ölümden daha korkutucudur. Yani ölümü düsünmek, ölümün kendisinden daha korkutucudur.
    Ölümün bir yokluk, ya da belirsizlik olmasi ihtimali bu düsünceyi daha katlanilmaz, daha aci ve istirapli hale getirmektedir. Yani, ölüm hakkinda düsünmekten çok, ölüme olumsuz bir yaklasimla bakmanin korkuya yol açtigi görülmektedir. Hayatla birlikte, alisilan, mutluluk veren, haz veren, kisaca arzu edilen her seyden mahrum kalmak ihtimali, ölümle birlikte belirmektedir.

    Öyleyse, ölüm korkusundan kurtulmanin yolu, onu düsünmemeye ve onu hatirlamamaya çalismak degil, ölüm hakkindaki olumsuz düsünce, inanç yada sanilardan uzaklasmak olabilir. Yani ölümü, hayatin bir tahribi, yok olusu, ortadan kalkisi olmaktan çikarip, hayatin (genis anlamda) içinde görmeye çalismaktir. Bu nasil olabilir? Bu tam da metafizik bir soru ya da problem olarak herkesin karsi karsiya oldugu, kesinlikle çözümlenmesi gereken son hakiki meseledir. Bu problemin çözümü konusunda felsefe tarihinden Sokrates'i örnek verebiliriz. Diger taraftan daha genis kitlelerin de ikna olmasini saglayan kitapli dinlerin ahiret inanci örnek verilebilir. Sonsuz dairesel bir zaman tüneli biçimindeki Stoaciligi andiran felsefelerin, bireysel bilinçleri göz ardi etmelerinden dolayi, ikna edici olmadigi ortadadir.








  2. CAVİDAN
    Devamlı Üye





    Ölüm sık sık karşımıza çıkan ve bize garip duygular yaşatan kaçınılmaz bir olgudur. Aslında kendini anlamaya ve tanımaya başlayan her insan yaşar bu korkuyu. Ölüm korkusu çok ileri bir boyutaysa mutlaka uzman bir psikologtan yardım alınmalı.




+ Yorum Gönder


ölüm korkusu neden olur