+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Sahabeler ve İslam Alimleri Forumunda Hz Osman ve ilk hutbe Konusunu Okuyorsunuz..
  1. IŞILAY
    Devamlı Üye

    Hz Osman ve ilk hutbe









    Hz. Osman ve ilk hutbe kısaca


    Hz. Ömer r.a.’ın tayin ettiği şura heyeti tarafından halife seçildiği zaman, Hz. Osman r.a. minbere çıktı. Kaynakların “haya timsali” olduğunu bildirdiği Üçüncü Halife, bu ilk hutbesinde biraz tutuk bir şekilde Allah Tealâ’ya hamd ve Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salât u selamdan sonra şöyle dedi:


    Hz. Osman.jpg


    “Ey insanlar! (Ata, deveye vs. ilk defa binen kimse için) ilk biniş zordur. Bugünden sonra da günler var. Eğer yaşarsam, daha sonra size gerektiği gibi bir hutbe irad edeceğim. Biz hatip değiliz; fakat Allah bize (beliğ bir şekilde hutbe irad etmeyi de) öğretecektir.”

    (İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 7/148.)

    Bir süre sonra minbere çıktı ve Allah Tealâ’ya hamd, Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salat u selamdan sonra şunları söyledi:

    “Sizler yolculuk halindesiniz. Ömür sona ermek üzere. Bu sebeple son demlerinizde yapabildiğinizin en hayırlısını yapmaya bakın. Şüphesiz ki ecel gelmiştir (yakındır). Ya sabah veya akşam vakti aniden çöküverir.

    Dikkat edin! Dünyanın mayasında aldatıcılık vardır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Gaflet sizi Allah Tealâ hakkında aldanışa sevk etmesin. Sizden önce göçüp gidenlerden ibret alın. Dünya hayatını ciddiye alın; gaflete düşmeyin ki, (burada yaşadığınız hayatın hesabı ahirette size sorulurken) yaptıklarınız görmezden gelinmeyecektir..

    Dünyanın çocukları ve kardeşleri (dünya hayatına aldanıp da ahireti unutanlar) nerede? Ki onlar dünyayı tercih ettiler, mamur ve müreffeh hale getirdiler; ondan uzun bir zaman faydalandırıldılar. Böyleyken dünya onları ifraz edip atmadı mı?

    Allah Tealâ nasıl atmışsa siz de dünyayı öylece atın (ona gerektiğinden fazla değer vermeyin). Ahireti isteyin. Zira Allah Tealâ dünya hayatı ile hayırlı olan (ahiret hayatı) hakkında bir misal vermiş ve şöyle buyurmuştur:

    ‘Onlara şunu da misal göster: Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelişip) birbirine karışmış; arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp haline gelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir. Servet ve oğullar dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.’ (Kehf, 45-46)”

    Hz. Osman r.a. bu ayeti okuduktan sonra minberden indi, cemaate yöneldi ve bey’at aldı.

    et-Taberî, Târîhu'r-Rusul ve'l-Mülûk, 4/243.








  2. Gizliyara
    FoRuMaciL Security





    Hz Osmanın hayatı hakkında bilgiler


    Hicri; 24 Cemâziye'l Âhir 1430
    Rumi; 4 Haziran 1425
    Miladi; 17 Haziran 656
    Hızır; 43


    HAZRETİ OSMAN

    Rasulullah (s.a.s.) risaletle görevlendirildiğinde Osman (r.a.) otuz dört yaşlarındaydı. O, ilk iman edenler arasındadır. Hz. Osman iman ettiği zaman, bunu duyan amcası Hakem b. Ebil-As onu sıkıca bağlayarak hapsetmiş ve eski dinine dönmezse asla serbest bırakmayacağını söylemişti. Hz. Osman (r.a.) ebediyen dininden dönmeyeceğini söyleyince, kararlılığını gören amcası onu serbest bırakmıştı. Hz. Osman Rasulullah’ın kızı Rukayye ile evlenmişti. Müslümanların Medine’ye hicretinden sonra Bedir Savaşı esnasında hanımı Rukayye’nin vefatının akabinde Rasulullah (s.a.s.) Hz. Osman’ı diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirdi. Rasulullah’ın (s.a.s.) iki kızıyla evlenmiş olduğu için iki nur sahibi anlamında, “Zi’n-Nureyn” lakabıyla anılır olmuştur.

    Hz. Osman Medine dönemi boyunca sürekli Rasulullah (s.a.s.) ile birlikte olmaya gayret gösterdi. Ashabın en zenginlerinden biri olması, onun İslam’a ve Müslümanlara herkesten çok maddî yardımda bulunmasını sağladı.

    Hz. Ebubekir (r.a.) halife seçilince Osman (r.a.) ona bey’at etti.

    Halifeliği

    Hz. Ömer (r.a.) yaralanınca, hilafete geçecek kimsenin tayin edilmesi için altı kişiden oluşan bir şûra oluşturmuştu. Bunlar Hz. Ali, Osman, Sa’d İbn Ebi Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zubeyr İbn Avam ve Talha ibn Ubeydullah (r. anhum) idiler. Yapılan görüşmeler neticesinde, şûra üyelerinden dördü feragat edince görüşmeler Hz. Osman’la Hz. Ali üzerinde devam etti. Şûra başkanı Abdurrahman ibn Avf, geniş bir kamuoyu yoklaması yaptıktan sonra müslümanların bu iki kişiden birisinin halife seçilmesi üzerinde mutabık olduklarını gördü. Hz. Ali’yi çağırarak ona; Allah’ın Kitabı, Rasulünün sünneti ve Ebubekir ve Ömer’in uygulamalarına tâbi olarak hareket edip etmeyeceğini sordu. O, Allah’ın Kitabı ve Rasulünün sünnetine tam olarak uyacağı, ancak bunun dışında kendi içtihadına göre davranacağı cevabını verdi. Aynı soruyu Osman’a (r.a.) yönelttiğinde o bunu kabul etmişti. Bunun üzerine Abdurrahman ibn Avf, Hz. Osman’ı halife atadığını ilan ederek ona bey’at etti. Hz. Osman’a ikinci olarak bey’at eden kimse Hz. Ali (r.a.) olmuştur.

    Hz. Osman (r.a.) İslam tebliğinin girmiş olduğu yayılma sürecini aynı hızla devam ettirmeye çalıştı. O, Ermenistan, Kuzey Afrika ve Kıbrıs’ı fethetmiş, İran’daki ayaklanmaları bastırarak merkezî yönetimin nüfuzunu yeniden tesis etmiştir.

    Hicretin otuz beşinci yılının Zilhicce ayında Mısır’dan Medine’ye gelen asiler tarafından evinde Kur’an okuduğu bir esnada şehit edildi. Hz. Osman’ın şehit edilmesi, ümmeti büyük sıkıntılara sokacak ve bir daha kapanmayacak olan fitne kapısının açılması anlamına geliyordu.




  3. Buğlem
    Devamlı Üye
    Hz. Osman ilk Hutbesini okuyacağı zaman çok heyecanlıydı ve okumak için çıktığı zaman titriyordu. O görevi yerine getirmek ve ona o görev o gün verildiği için çok mutluydu neredeyse ağlayacaktı. İlk Hutbesini okuduktan sonra sevinç içinde aşağıya indi.




+ Yorum Gönder