+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Sahabeler ve İslam Alimleri Forumunda Hasan En-Nedvi Hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Hasan En-Nedvi Hayatı









    Hasan En-Nedvi Hayatı Hakkında Bilgi


    Bir Günes Batti

    Dünyamizi aydinlatan günes bir gün battiginda insanlik nasil hayretler içinde kalacak, büyük bir üzüntü duyacaksa bu gün de Islam dünyasi büyük bir fikir ve aksiyon insanini, Ebu’l-Hasen en-Nedvi’yi kaybetmenin üzüntüsünü yasamaktadir. O, sadece Islam dünyasinin degil, bütün insanlik dünyasinin semasini ziyalandiran bir günesti. Günes insanlarin maddi dünyalarini aydinlatiyorsa O, insani insan yapan manevi dünyayi aydinlatmakta idi. 1999 senesinin son günü, muhtemelen cumanin mübarek saatinde bu fani alemden göçtü. Artik O, yüzlerce eseri, binlerce yazisi, radyo ve televizyon konusmalari, sundugu tebliglerle düsünce dünyamizi aydinlatacaktir. Amel defteri yaptigi bu büyük hizmetlerle dünya durdukça sevap kaydetmeye devam edecektir. Bu ulu insani bir nebze olsun vefati münasebeti ile tekrar taniyalim.
    hasan-en-nedvi.jpg
    Ebu’l-Hasen en-Nedvi denildiginde Hindistan, Hindistan denildiginde de Ebu’l-Hasen en-Nedvi akla gelir. Soyu Resülullah (sav)’in torunu Hasan (r.a.)’a dayanan ailesinin, Hindistan’a ilk gelen ferdi Kutbuddin Muhammed el-Medeni’dir(h. 581-677). Hicri yedinci asirda Tatar istilasindan kaçarak büyük bir kafile ile Bagdat’tan Hindistan’a hicret etmistir. O gün bu gün bu aile Hindistan’da bir çok ilmi ve idari hizmetler ifa etmis, alim ve mücahitler yetistirmistir. Bu gün hala bu mübarek aile Hindistan’da büyük hizmetler görmektedir.

    Böyle mübarek bir sülaleden gelen Ebu’l-Hasen en-Nedvi, Abdulhay el-Haseni Hocaefendi ile Hayrunnisa hanimefendinin üçüncü çocuklaridir. Hicri 6 Muharrem 1333 (m.1914) yilinda, Hindistanin Uttar Pradesh eyaletinin baskenti Lucknow’a 80 kilometre uzaklikta Rayberili kasabasinin takriben 2 km. kuzeydogusunda Seiy Nehri kenarinda ayni sülâleye ait bes on evden olusan bir yerlesim biriminde dünyaya tesrif etmistir.

    Ilim ve fazilet ehli bir aileden gelen Nedvi, çok küçük yaslarda kitaplarla tanismis, kitap sevgisi ve ilim aski kalbine yerlesmistir. Henüz bes alti yaslarinda iken taninmis bir alim olan babasini taklit etmeye baslar, onun gibi vaaz eder, irsatta bulunur. Çocukça bir merakla babasinda gördügü örnek yasantiyi uygulamaya çalisir. Dokuz yaslarinda babasini kaybeder, o güne kadar hep dersleri ile mesgul olarak gördügü abisinin yakin ilgisi ile ilk defa bu olayla tanisir. Abisinin terbiyesinde yetisir.

    Babasinin vefatindan sonra ailesinin gelirleri azalir ve bir müddet sikinti çekerler. Bu dönemde, fakirlik sebebi ile artik okuyamayacagini düsünür. Ama annesinin dualari kabul olacak ve ümmete isik tutan bir günes olacaktir. Allah Teâla bu ise, Prens Nur Hasan’i sebep kilar ve üstada “Baban öldü, diye üzülüp, artik okuyamayacagim diye tasalanma, ben senin egitim masraflarini tekeffül ediyorum” der. Bu çagda Prens Nur Hasan’in görkemli ve ihtisamli sarayinda misafir olarak kalir. Tahsiline devam eder. On iki on üç yaslarinda büyük alimlerin meclislerinde, onlarla Arapça konusabilecek kadar ileri düzeyde Arapça’yi ögrenmistir. Bunun yani sira Urduca ve Farsça’yi da ilerletmistir. Okuyup yazacak kadar da Ingilizce ögrenmistir. Yirmi yasina geldiginde devrinin medreselerde okutulan ilimleri tahsil etmis bulunmaktaydi.

    Yirmi yasinda Hindistan’da iddiali bir egitim müessesi olan Nedvetü’l-Ulema’ya hoca olarak tayin edilir. Kendi yasitlarina ve hatta büyüklerine tefsir dersleri verir. Arapça ögretiminde farkli bir metot dener. Arapça’yi Arapça’dan ögretimde basarili olur ve kisa zamanda talebelerini Arapça’yi konusur ve anlar seviyeye getirir. Elde mevcut egitim kitaplarinin yetersiz oldugunu düsünür ve kendisi gerekli olan kitaplari müfredata göre kaleme alir. Ona göre her ülke, kendi egitim kitaplarini kendi üretmelidir. Egitimde tercüme ile basari elde etmek mümkün degildir. Bunun için Arapça okuma parçalarini ihtiva eden kitaplar yazar, Arap edebiyati ile ilgili eserler verir. Sonraki yillarda da medreselerde ders kitabi olacak mahiyette onlarca kitap yazar.

    Bir çok sehri gezer, ilmî ve kültürel faaliyetlerde bulunur. Meshur Islâm Sairi Muhammed Ikbal ile tanisir, siirlerine vurulur. Düsünce ufkunda kendi deyimi ile simsekler çakar. Ikbal’i taniyana kadar, siir melekesinin kültürle ve okumakla ilgili oldugunu sanir. Ikbal için ise, onun siir diline aktardigi manalar, düsünmekle veya okumakla, kültürle elde edilebilecek seyler degildir, der.

    Tek basina ilmi faaliyetlerin yeterli olmayacagi kanaatindedir. Bu amaçla bir arayis içine girer. Civar illeri gezer, döneminin ileri gelen sahsiyetleri ile tanisir, düsüncelerini açar. Amaci farkli tecrübelerden istifade etmek ve öncekilerin hatalarini tekrar etmeksizin, kisa zamanda uzun mesafeler kat etmektir. Bu amaçla Teblig cemaatinin lideri Muhammed Ilyas Kandehlevi ile tanisir. Çok etkilenir, ayni hareketi kendi dünyasinda tatbik etmek ister.

    Ufku genislemis ve Hindistan disindaki müslüman dünya ile de ilgilenmeye baslamistir. Bu dönemde ilim ve fikir dünyasinda firtinalar koparan, büyük bir ilgi ve begeni toplayan “Müslümanlarin gerilemesi ile dünya neler kaybetti” adli eserini kaleme alir. Henüz Arap dünyasi ile bir tanismisligi olmadigindan, eseri Urduca’ya çevirir ve ilk baskisini Hindistan’da yapar. 1947 yilinda ilk haccini yapar. Burada Hicazin ileri gelen alimleri ile tanisir. Ama asil 1950 yilinda yaptigi ikinci haccinda etraflica Hicaz alimleri ile görüsür, konferanslar verir, radyoda konusmalar yapar. Bu arada eserini Arapça bastirma imkanini elde eder. Eseri Misir’in saygin yayinevlerinden birinde basilir ve kisa bir zamanda el kitabi haline gelir. Artik müellif bu eseri ile taninacaktir. Onu tanitanlar su eserin sahibi filan zat diye takdim ederler. Eser ingilizlerin alçakça ve sinsice oyunlarini gözler önüne serer, müslümanlarin uyanmasina bir vesile olur. Bu nedenle dönemin Ingiliz hükümeti uzun bir müddet bu kitabin Ingiltere’ye girisine yasak koyar.









  2. AYPARE
    Devamlı Üye





    Hindistanda dünyaya gelmiş ve soyu hz. Aliye dayanan En-Nedvi ilim sahibi bir ailede yetişmiş ve bir İslam alimi olmuştur. Ahlaki kişiliğiyle dikkat çekmiş ve bir çok Müslüman ülkeyi gezerek Konferanslar vermiştir.




+ Yorum Gönder