+ Yorum Gönder
Müzik ve Tv ve Sanatçılarımız Forumunda Max Beckmann Hayatı, Max Beckmann Biyografisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Max Beckmann Hayatı, Max Beckmann Biyografisi








    Max Beckmann Hayatı



    Max Beckmann Biyografisi


    Yapıtlarında yaşama şiddetini ön plana çıkardı. Weimar Akademisi’nde (1900-1903) ve Berlin’de öğrenim gördü. 1907’ de Berlin’e yerleşti. Norveçli ressam Edvard Munch’la tanışınca onun kötümser dışavurumculuğunun etkisi altında çalışmaya başladı.1914-15 yıllarında ilkyardım görevlisi olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı, resmindeki kötümserliği pekiştirdi. Sağlam yapılı, aşırı duygusal olmayan Ekspresyonist resimleri , 1921’lerden sonra yapmaya başladı. Frankfurt’ta Stadel Sanat Okulu’nda öğretmenlik yaparken, yapıtlarını kendi ideolojilerine aykırı bulunan Naziler tarafından istifaya zorlandı. 1937’de Hollanda’ya kaçtı; 1947’de ABD’ ne gitti. Üç yıl kadar Washington Üniversitesi’nde çalıştıktan sonra New York’a yerleşti. Yağlıboya tabloların yanı sıra özgün baskılar da gerçekleştirdi. 1950 Venedik Bienalinde büyük ödül aldı.

    Max Beckmann resim.jpg



    Ölümünden sonra adı sanat ansiklopedilerinin sayfalarında, yapıtları müzelerin duvarlarında unutulmuş bir sanatçının sergisi açıldı geçen ay Los Angeles’ta. İki Dünya Savaşı arasına rastlayan yıllarda modern resmin Picasso’yla birlikte en önemli iki temsilcisinden biri sayılan Max Beckmann’ın dışavurumculuk, fütürizm, gerçeküstücülük gibi o dönemin geçerli olan akımlarını dışlayarak özgün bir biçem geliştirmesi kendisini 20. yüzyıl resminin sınıflandırılamayan sanatçıları arasına sokmuştu. Bauhaus’un mekanik niteliklerini taşımıyordu. Die Brücke (Köprü), Der Blaue Reiter (Mavi Binici) gibi dışavurumcuların oluşturdukları gruplarla sergi açmasına, yapıtları arasında teknik açıdan benzerlikler olmasına karşın Beckmann’ı bir dışavurumcudan çok toplumsal yergiye ağırlık veren Neue Sachlichkeit (Yeni Yansızlık) sanatçılarıyla karşılaştırabiliriz.

    Delacroix ve Géricault destansı romantizminden, Picasso’nun kübist parçalamalarından, Cezanne ve Van Gogh’un izlenimcilik sonrası eğilimlerinden etkilenerek avant-garde Alman sanatçılarının izlediği akımların-dışında bir yol aradı. Schopenhauer ve Nietzche’nin düşünceleri yanı sıra eski düşünsel ve teolojik kaynaklardan yararlanarak geliştirdiği sanat kuramını kişisel mitleri de kullanarak görselleştirdi. Sanat yaşamının ilk yıllarında boyadığı peyzaj ve portreler, dinsel ve mitolojik konular yerlerini yavaş yavaş yaşamın düzensizliğini, insanın- yalnızlığını ve aşağılanmasını, umutsuzluğu ve üzüntüyü anlatan görüntülere bıraktı.

    Max Beckmann 1914 yılına kadar “Titaniğin Batışı”, “Messina Depremi”, “Sel” gibi yapıtlarında toplu ölümlere neden olan karayıkımları görüntülemekle birlikte, “Bireyin, yaşadığı düzensiz dünyada anlamını bir türlü çözemediği ve engelleyemediği dış etkenler tarafından yok oluşu”nu soyut bir kavram olarak ele alıyordu. Bu soyut yokoluş Birinci Dünya Savaşı’nda nesnel olarak büyük boyutlarda gerçekleşince Max Beckmann’ın sanatında yeni bir dönem başladı.








  2. Acil

    Max Beckmann Hayatı, Max Beckmann Biyografisi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder