+ Yorum Gönder
Müzik ve Tv ve Sanatçılarımız Forumunda Nejad Melih Devrim Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Nejad Melih Devrim Hakkında Bilgi








    Nejad Melih Devrim Hakkında Bilgi



    Nejad Melih Devrim Hakkında Genel Bilgi


    Belli bir biçimde durmamak için direnen bir yenilikçilik: Baudelaire’in modern insan tanımına uygun bir biçimde, bir çocuk gibi herşeyi isteyen, yeni olana aç, ama sonunda bir baş dönmesine tutulan modern sanatçının örneğidir Nejad Melih Devrim. Ressam Fahrünnisa Zeid’in oğlu olarak 1923’te Büyükada’da doğan sanatçının, figüratif resimden soyut resime geçişi çok ani olur. 1941 ile 1946 arası Akademi yıllarını, 1946’da, Avni Arbaş, Selim Turan, Abidin Dino gibi sanatçılarla aynı yıl gittiği Paris’te, kaligrafi, hat ve eski soyut Türk sanatlarından ‘kendine özgü’ bir üslup oluşturması takip eder. Yenilik yapma hevesiyle gittiği Paris’te, Gallery Allard’daki ilk sergisinden sonraki tüm resimlerini ‘soyut’ olarak nitelendirir. Bu sergisiyle birlikte “Plastik sorunları, çizgisel bir ritm duygusu ve renk değerleriyle çözümlemeye” başlar. Bizans mozaiklerine ilgisi, Akademide asistanı olduğu Leopold Levy’ye bir tepkidir aslında.

    Charles Estienne, 1952 yılında düzenlenen ‘Yeni Paris Ekolünün Ressamları’ adlı serginin broşüründe, Paris Ekolünü tanımlarken; 20. yy resminin Paris’te kendi bilincine varma zorunluluğunun, Paris Ekolü olgusunun, bir araştırma ideolojisinden çok, bir buluş uygulaması olduğunu gösterdiğini yazar: “Paris Ekolüne has olan bu özel tat, en somut hali ile, plastik olgunun ötesinde ve berisinde gelişen, daha karmaşık eğilimlerden farklıdır.”

    1950’li yıllarda, Paris’te, akımların etrafında, özellikle de ‘Link Soyut’, ‘Geometrik Soyut’ ve ‘Sürrealizm’ etrafında oluşturulan tartışmaların yanında, Türkiye’de de Soyut Resmin, devletin de desteği ile birlikte sınırlı da olsa bir kabul gördüğüne, 1949’daki Devlet Sergisinde Ferruh Başağa’nın, ‘Aşk’ adlı resminin birincilik ödülü almasıyla tanık oluruz.


    Nejad Melih Devrim.jpg


    Nejad Devrim, bir anlamda, Türkiye’de ‘D Grubu’ biçimciliğine karşı başlattığı kavgayı Paris’te sürdürür. Hilmi Ziya Ülken ve Şekip Tunç’un da desteklediği ‘Yeniler’ grubunun 1941 yılındaki ‘Liman’ konulu toplumsal içerikli sergisine, aynı yıl Paris’e gittiği Abidin Dino, Avni Arbaş ve Selim Turan’ın yanısıra, sonraki yıllarda da figüratif eğilimlerin dışına çıkmayacak olan Haşmet Akal, Turgut Atalay, Faruk Morel ve Agop Arad ile birlikte katılır. 1945’e kadar gerçekleştirdiği figüratif resimler, Akademi’deki öğrenciliği sırasında etkisinde kaldığı Matisse ve Bonnard’ın etkilerini taşır. 1943 ile 1944 yılları arasında, Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın yanına gittiği Bodrum’da yaptığı Bodrum Kasabası ve özellikle de 1941’de boyadığı Enteryör adlı resim, Akademi geleneğinin kasvetli renk etkilerine rağmen, pentür ve konu olarak yoğun bir biçimde Matisse etkilerini taşır.

    Estienne, Paris Ekolüyle birlikte, sanatın artık doğayı taklit etmekten vazgeçtiğini ve onun anlamı haline geldiğini söyler. Bu noktada denilebilir ki, Nejat Devrim resminde, ilk bakışta önceki tecrübelere referans vermeyen bir boyamanın üretiminde neyin yapılacağı sorusu, yerini nasıl yapılacağı sorusuna bırakır. Burada ‘bazı şeylerin yerini, sürmek, capatmak ve silmek devralır’.

    1960’lardan itibaren bu tavır, öncelikle, bir resmin başka bir resimle nerede ayrıldığı sorusunu davet eder. Nejad Devrim resminde, rastlantının, bilinmeyenin ve tadın formları, yapıtın üretilmesinin kaçınılmazlığını getiren arzunun ve erotizmin formlarıdır aynı zamanda. Bu noktada sanat, bir anlamda kendi teorisini eline aldığı bir alana gelir ve kendi kendine konuşmak için gerekli koşullara sahip olmaya başlar. Kendini açar ve tam da soyut resmin alanına oturur. Resmin kendini düşünmeye başladığı yerde konuşması da başlar. Yapandan uzaklaşır ve bu uzaklaşmadan sonra kendini gösterir. Özellikle 1970’lerden sonra yaptığı resimler bu gösterimin örnekleridir.

    Nejad Devrim, kendisiyle 1982’de yapılan bir röportajda, 1960’a kadar olan sanatını, kaligrafi, Paris Ekolü renkçiliği ve siyah-beyaz olarak üç döneme ayırır. 1965’den sonra Amerika, Polonya gibi Batı ülkelerinin yanında Ürdün, Mısır, Suriye ve Irak’ı içine alan doğu ülkelerine yaptığı gezilerinin ve özellikle de, Çin’e yaptığı üç gezinin etkisiyle, resmi yumuşar ve Paris’e gittiği ilk yıllarda Bizans mozaikleri etkisiyle gerçekleştirdiği Ayasofya (1945) ve Cennet Triptiği (1947) gibi resimlerinin geometrik yapısı kırılır.

    Jacques Lassaigne’a göre, Nejad’ın yeni Fransız resmine katkısı, dengeli yapısı ve yalınlığı ile olur. Hem İslam Hat Sanatına, hem de Bizans Sembolizmine bağlı olan Nejad Devrim, günümüzün ritm ve mekan sorunlarına kendine özgü çözümler getirir: Bu özelliği ile Onun resmi, yeni Fransız resmine ‘Doğu’dan gelen ilk ve son derece sağlıklı bir katkıdır.” Bu sağlıklı katkı, Nejad Devrimin sanatının tam da ‘Lirik Soyuta uygun, doğu sanatlarının izlerini taşıyan, açık ve serbest yapısından kaynaklanır.

    Necmi Sönmez’in deyimiyle ‘Unutulmuşluğun eşiğindeki Odysseus’un son duraklarından biri, Galeri Nev’in 12 Kasım’daki İstanbul ve 17 Aralık’taki Ankara sergileri olacak.








  2. Acil

    Nejad Melih Devrim Hakkında Bilgi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder