+ Yorum Gönder
Aşk ve Sevgi ve Şiir ve Güzel Yazılar Forumunda Seni hüzünlü görmek şiiri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye

    Seni hüzünlü görmek şiiri








    Seni hüzünlü görmek!


    Sevgini
    Hak etmiyorum biliyorum
    Yalnızca heveslerin peşinde koşuyorum

    Seninle
    Bir hedefin serinliğinde
    Mefkûreleşen serencamı hep öteliyorum

    Sadece
    Kendi nefsimi düşünüyorum
    Hesabı hissetmeden ömrümü tüketiyorum

    Seni
    Senden alarak sürüklüyorum
    Dünyayı zevklerin kuşatıcılığında yaşayıp

    Ruhunu
    Bizarlığın kadrine bırakıyorum
    Kalbinin yalnızlığında naçarlığı soluyorum

    Hani bazen
    Gözlerime bakarken
    Masumluğun nezdinde adeta kahroluyorum

    Lakin sensiz
    Asla yapamıyorum
    Boşluğu yaşıyorum anlamsızlaşıp kalıyorum

    Hissediyorum
    Sen hiç mutmain değilsin
    Kaderine teslim olmuş bir zarif hazzı nefessin

    Dayanamıyorum
    Gözlerinde kayboluyorum
    Ummanların esrarında hazanlaşıp kalıyorum

    Seninle
    Başkalaşarak umuda konuyor
    Nefeslerinde serinleyerek zamana bakıyorum

    Nihayetin
    İzlerinde senin hamiyetinle
    Saadetin izlerinde ruhumun hüznüyle ağlıyorum

    Bir gün
    Ayrılacağımızı düşünürken
    Hicranın sağanağında eriyor keder nefesleniyorum

    Seni asla
    Hak etmediğime inanıyorum
    Şartlara teslim olarak seni anlamaya çalışıyorum


    Mustafa CİLASUN







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Hüzünlü Bakışlar..


    Bana benzeyen bir gözlerim kaldı

    Yalan değil değiştiğim

    Artık hiç bir şeyi görmüyor gözlerim

    Ne yaşama sevinci nede içimde bir umut

    Zaman avuçlarımdan uçup gitti

    Çaresizim varmı ki tutar dalım

    Hayat ölümden öte ızdırap dolu

    Aynalara baktığımda gördüğüm

    Bana benzeyen bir gözlerim

    Birde hüzünlü donuk bakışlarım kalmış




  3. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Düşlemeden nasıl düşüneyim ve ne söyleyim!


    Tükenmiştibir kere işte sabır
    Ne kadar dirensem de ve hatta nefesikesemde
    Olmuyordu, sıktığım yumruklar nedenduruyordu, göz alıklaşıyordu
    Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor vehuzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamam

    Oysa ne münakaşalara girmiştim
    Sabrın zaferiyle şevki kıvançlanefeslenmiştim
    Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatingözcüsü bir insanı hevestim
    Ne hınç için vardım ve ne de zevkimiçin serdardım, ancak sade bir adamdım

    Varlık adına âdemle savaşmadım
    Ne kadar takatim varsa edep toprağınıkokladım
    Hak ve hukuk namına ne varsa gasp içinvaat edilenleri dışlamıştım
    Çünkü nihayetinde bir insandım,hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadım

    Suçlamak mama fiğ kalbi unutmak
    Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgiummak
    Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken,yargıçlığa soyunarak haykırmak
    Halime çok ağır gelirdi, nihayetindemühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindi

    Yağmur şimdi başlamıştı anlatmaya
    Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içindenefes alana
    Şerrin kıskacında inleyen zadelere,nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa
    Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyorduve hala sahnenin perdesini bırakmıyordu

    Zapt etmek ve kalbi es geçmek işi
    Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenkrezilliği
    Afişe edilen densizliği ve insankimliğinden azade olan edepsiz halini
    Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum,kudretin yegâne sahibinden haz diliyorum

    Gökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum
    Ve nefes nefese halimin sefilliğiniaşkla anıyorum
    Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum veonu hakkıyla anlıyor muyum
    Ne gül kokusu ne de lalenin busesikesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyim

    Dil şad olsa da artık ben çok acizim
    Ne haddimi bilirim ve ne de melalindirliğindeyim
    Yorgun ve solgun ahvalimle adeta biryaşayan ölüyüm şimdi neyleyim
    Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenirve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirim

    Hazana bir söz söyleyemem resmim
    Ne kadar sukutu yaşasam da artıkdiniyor direncim
    Ben şimdi ölümle içselliği yaşayanfakirim, umut için sadece dua ederim
    Ne zaman vaki olacağını elbette kibilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyemem



    Mustafa CİLASUN




  4. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Siz kal ederken, mefkurem bereketleniyor!




    Sizin
    Tavsiyelerinizden
    İstifade edeceğimi bilmenizi isterim


    Sizde
    Mevut bulunan ruh haliniz
    Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırım


    Farklı görüşleri
    Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini
    İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmaz


    Yazı dostum
    Yazmak, aynı zamanda
    Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorum


    Yazan
    Yanan, paylaşan
    Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyız


    Zatımın
    Yaşadığı ruh hali
    Sizce de yaşandı mı daha önceleri[/FONT][/COLOR]



    Sürekli
    Mükellef duygusuyla yaşamanız
    Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınız


    Özelleriniz de
    İnfial yaşamanızı gerektirdi mi
    Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz mi


    Metanet
    kaftanınız sizin için yeterli mi

    Kaftan derinliğinde yaşadıklarınız bir meltem mi


    Yolu yarılamak
    Hissiyatınızda bir ferahlamak mı
    Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle mi


    Of aman be,
    Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz
    Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmek


    Allah için
    Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek
    Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmak


    Ne söyleyeyim
    Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım
    Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mı


    Mütefekkir
    Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle
    Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınız


    Mefkûrenizin
    İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız
    Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hasta


    Size teslim olmuş ve bel bağlamış
    sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış
    Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensiniz


    Fisebilillah
    İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız
    Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinler


    Yaşlılar
    Biraz çok konuşurlar…
    Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar
    Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerken


    Mustafa CİLASUN

  5. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    İnsan kimliğin tefekkür nezninde aleniyeti!


    Âdemi beşer
    Önce insan ve daha sonra
    Adam olmayı muhakkak hedefler
    Adam olma hakkını kazanmış bireyler
    Yaratılma hilkatine göre hareket ederler



    Bu insanlar
    Asla sığıntı olmayı
    Tesadüfe inanarak yaşamayı,
    Nedamet duymayı hedeflemezler



    Evli olan bir bayan,
    Öncelikle kimlere güven
    Duyacağını her şartta bilmelidir



    Şayet bunu bilmiyorsa,
    Emanet kavramına da yabancıdır
    Hareket ve kuvvetin
    Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır



    Bilmiyorsak şayet
    Bireyleri, beyleri ve hanımları
    Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan
    Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır



    Evrende hayatını
    İdame ettiren bir âdemoğlu,
    Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını
    İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır



    Âdemin sulbü
    Ve meşrebi, Sosyal
    Ve psikolojik analiz gerektirir




    Âdem
    Mükellef oluncaya kadar
    Elbette ki masumdur bu bir hukuktur



    Sabiliğin cazibesi
    Bir emanet olarak masum
    Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır


    Evrende bulunmak
    Mutlaka evrensel olmayı da
    Her birey için gerçekleştirmeyecektir


    Evrensel olmak için
    Kanaat sahibinin niyeti
    Cehdi, idraki ve inkişafı
    Bir mutlakıyeti gerektirecektir


    Evren, kıtaları
    Ülkeleri, şehirleri, kasaba
    Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından


    Âdem
    Nereye giderse gitsin,
    Fani olmadığı müddetçe,
    Evrende kalmaya mahkûmdur


    Evreni halk eden,
    Onun gerçek sahibiyken
    Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ
    Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş


    Âdemlerden
    İman edenler bu elçilere
    "Efendim" diyerek teslim oluyorlar

    Birde refikalar
    Beylerine efendi derler


    Rahmet elçilerin
    Efendiliğine itibar ve iman edenler
    Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar



    Mustafa CİLASUN

  6. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz!






    Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti
    Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü
    Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti
    Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendi


    Bir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden
    Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden
    Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken
    Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elinden


    Ey yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar
    Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini
    Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını
    Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilir


    Ey yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin
    Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün
    Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin
    Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi göster


    Bir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor
    Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor
    Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim
    Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyim


    Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi
    Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini
    hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı
    Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktı




    Mustafa CİLASUN

  7. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Halimin hazin sayfalarını bir de sana açsam!


    Sen bilir misin hissizliğin yorgunluğunu,
    Kalb ikliminde solgunun umutsuzluğunu,
    Çaresiz sukutun sineme hicran akıttığını,
    Halimin kuraklığında şevkim kalmadığını.


    Düşlerimde, ne kadarda umuda uzansam,
    Olmayacak hayaller avuntusunu yaşasam,
    Yalnızlık acısını hazanın yaprağına yazsam,
    Halimin hazin sayfalarını birde sana açsam.


    Kokunla şevki bahara yaslanarak uzansam,
    Hasretimin dallarında senin halini solusam,
    O an tamamen sessizliğin hükmünü tanısam,
    Aşkın umutlarında kalbimin sahibine varsam.


    Öyle ömür yaşadım ki halimin o susuzluğunda,
    Muhabbetin yıllarca uzağında bağ bozumunda,
    Yapraksız dallar yozluğunda korkuları yanında,
    Fakirliğin kucağında çaresizliğimin korkularıyla.


    Melül melül baktım yıllarca hasretin sancısıyla,
    Varlığın bilinmeyen adresine yazında sıcağında,
    Bilginin kıtlığında, idrakimin fevkalade uzağında,
    Umutların solgunluğunda, avuntunun kucağında.


    Ben sana ne söyleye bilirim, bilirim ki sen eminsin,
    Ruhunun enginliğinde kalbini nizam eden nefessin,
    Hakkı bilen, kanaatle güçlenen sabrın müdavimisin,
    Gülün kokusuyla şekillenen bahtiyarın ta kendisisin.


    Sana nasıl bu sefil halimi anlatırım çaresiz kalırım,
    Haline müdrik olmak için ne bahanelerde dolaşırım,
    Uzaklardan nazarımla yaklaşırım ancak sakinleşirim,
    O devranında Salih olmak için varlığımdan geçerdim.


    Bilirim ve sessizliğimde kendi halimde kelam ederim,
    Yazmanın yanıklığını sinemde her zaman hissedenim,
    Aşkın ikliminde, adresin mücerretliğinde yine sefilim,
    Ben kendi dertlerimle hüzün içinde nefeslen hederim.




    Mustafa CİLASUN

+ Yorum Gönder