+ Yorum Gönder
Aşk ve Sevgi ve Şiir ve Güzel Yazılar Forumunda Şairlerin Yetiştiği Ortam Şiirlerine Nasıl Yansır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Şairlerin Yetiştiği Ortam Şiirlerine Nasıl Yansır








    Şairlerin Yetiştiği Ortam Şiirlerine Nasıl Yansır

    Âşık Şiirinde de âşıkların yetiştikleri ortamlar ve söyledikleri şiirlerin tür özellikleri de kullandıkları dili etkileyebilir. Buna rağmen âşıkların dili de geniş halk kitlelerinin anlayabileceği bir niteliğe sahiptir (Artun 2001: 117). Ancak özellikle âşık karşılaşmalarında veya âşıkların hünerlerini sergiledikleri başka ortamlarda kullanılan dil, her zamanki dilden farklı olabilir. Ancak Âşık Şiirine aşina kişilerin ayırtına varabileceği bazı kelimeler, şiirlere girebilir. Anonim halk şiirinde kullanılan dil ve üslup, halkın günlük diline daha yakındır. Türkü ve mani gibi, Türk halk kültüründe yaygın şiirlerde anlamı ve söyleyişi zor kelimeler ve terimler yerine toplumun en altındaki kişilerin de anlayabileceği kelimelere yer verilir.

    Türk halk şiirinde, deyimlere ve atasözlerine sıkça yer verilir. Bu durum, halk şairlerinin kimliğiyle ilişkilidir. Halk kültürünün içinde yetişmiş, halkın rağbet ettiği söz kalıplarını kullanmış ve hatta bunlara yenileri eklemiş kişiler olan halk şairleri, şiirlerinde bu birikimlerini kullanmışlardır. Bu bakımdan Türk halk şiiri dairesinde değerlendirilen şiirlerin pek çoğunda deyimlere ve atasözlerine rastlamak mümkündür. Kaygusuz Abdal’dan alınan aşağıdaki beyitte bir atasözü kullanılmıştır:

    “Su görmeden etegün çemrenürsin. Meger sen bülbüli leglek sanursın” (Güzel 1999: 677).

    Âşık Şiirinde de âşıklar, deyimlere ve atasözlerine sıkça başvururlar. Özellikle öğüt temalı şiirlerde atasözlerine daha fazla rastlanır (Artun 2001: 120-121). Genel anlamda Türk halk şiirinde özelde Âşık Şiirinde, atasözlerinin ve deyimlerin kullanımı, şairin tercihi ve yeteneğiyle ilgilidir. Atasözlerinin ve deyimlerin anlamını ve kullanıldığı şartları bilen halk şairleri, bunlara daha fazla başvururlar.

    Türk halk şiirinde yerel kelimelere ve söyleyişlere rastlanabilir. Diğer bir ifadeyle halk şiirinde, Divan Şiiri’nde olduğu gibi standart bir dil kullanılmaz. Halk şairlerinin yetiştikleri ortama göre ağız özellikleri ve yerel kelimeler, şiirlerde yer alabilir. Halk şairlerinin dil yetenekleri ve imkânları, ait oldukları kültürel ortam içinde şekillendiğinden yerel unsurların halk şiirinde görülmesi doğal bir durumdur. Kaygusuz Abdal’ın aşağıdaki dörtlüğü, doğrudan konumuzla ilgilidir:

    “Âşık oldum zangadak Irlayuban fingedek Yârum öğütler beni

    Yanramagıl bangadak” (Güzel 1999: 678).

    Âşıklar arasında da yerel kelimelerden ve ağız özelliklerinden faydalanma geleneği oldukça yaygındır. Önde gelen âşıklardan Karaca Oğlan, şiirlerinde çok sayıda yerel kelimeye yer vermiştir (Sakaoğlu 2004: 653-665). Karaca Oğlan’ın dışında geçmiş dönem ve günümüz âşıklarında da yerel dilden faydalanma söz konusudur. Karaca Oğlan’dan aldığımız aşağıdaki dörtlükte deve yavrusu anlamına gelen “taylak” kelimesi yerel bir kelimedir:

    “Engininden yükseğine çıkılmaz

    Kaplan girse meşelerin sökülmez

    Kumaş yüklü tor taylağın çekilmez

    Evleri sürgüne gitti yaylanın” (Sakaoğlu 2004: 537).

    Buna benzer çok sayıda yerel kelimeyi ve söyleyişi şiirlerine taşıyan Karaca Oğlan’ın, şiirlerindeki bu kelimelerin sözlüğünü oluşturma çalışmakları da yapılmıştır (Sakaoğlu 2004: 666-741).

    Halk şiirinde benzetme başta olmak üzere, yineleme, telmih, istiare ve nida gibi anlam ve söz sanatları da kullanılır. Şiirde sanatlı söyleyişlere sık sık başvurulması durumu, halk şairlerinde de vardır. Ancak burada bir noktaya dikkat çekmek gerekir. Halk şairlerinin kullandıkları söz ve anlam sanatları, manayı zorlayan bir yapıda değildir. Dilin doğal söyleyiş kuralları çerçevesinde manayı zora sokmadan yapılan sanatlar halk şiirinde kullanılır (Güzel 1999: 670-676, Artun 2001: 122).

    Sonuç olarak Türk halk şiirinin dil ve üslup özellikleri, şiirlerin yaratıcıları ve dinleyicilerine göre şekillenmiştir. Başka bir ifadeyle halk şairlerinin şiir söyleme yetenekleri, şiirlerin söyledikleri ortamlar, söylenme şekilleri ve dinleyicileri, dil ve üslubu tayin etmiştir. Halk şairleri, gelenekten aldıkları kurallara bağlı olarak hitap ettikleri kitlenin kültür seviyesini de dikkate alarak bir üslup geliştirmişlerdir. Bu üslupta günlük dilde yaygın olarak kullanılan kelimeler, atasözü ve deyimler; geleneksel şekil özellikleri, sanatlar ve anlatım tarzları bulunmaktadır.







  2. Fatma
    Administrator





    Türk halk şiir geleneği daha önce yaşamış şairlerin yaptığı eserlerle yön bulmuştur. Genelikle şiirler hayatın gerçeklerine yönelik şiirlerdir.




+ Yorum Gönder


şairlerin yetiştiği ortam şiirlerine nasıl yansır,  halk şairleri nasıl yetişir,  halk şairi nasıl yetişir