+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Arşiv Forumunda Göktürk yazıtları 2001 çalışmaları hangi amaçla yazılmıştır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Göktürk yazıtları 2001 çalışmaları hangi amaçla yazılmıştır








    göktürk yazıtları 2001 çalışmaları hangi amaçla yazılmıştır







  2. Suskun Karizma
    Devamlı Üye





    GÖKTÜRK ANITLARI ve YAZITLARI ÜZERINDEKI ÇALISMALAR:
    (Makale:Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya)

    A. Konunun olusumu:

    XVII. yüzyil

    Nikolay Gavriloviç Mileski Spafariy adi ile taninan sarkiyatçi ve elçi, Romen asilli Nicolaie Milescu (1636-1703) Rus çari Aleksi Mihayloviç'in elçisi olarak Çin Imparatoru K'ang Hsi'nin sarayina giderken, 1675 yilinin yaz aylarinda, Yenisey nehrinin kanyonunda, simdilerde pek iyi görünmeyen kaya yazitlarini görüms ve tasvir etmistir.

    Çar Büyük Petro'nun müsaviri olan Milescu'nun bu kesifleri, Semen Ul'yanoviç Remezov (1642-1720?)'a kaynak olmus, Remezov 1697'de yayimladigi Sibirya atlasi'nda Spafariy'den ögrendigi bilgileri kullanmis ve Isveçli bilginlere "Rusya'daki Runik taslar" diyerek Yenisey anitlarini haber vermistir (bk. "S. U. Remezov", Bolsaya Sovyetskaya Entsiklopediya, XXXVI, 1955, s. 350).

    XVIII. yüzyil

    Daniel Gottleb Messerchmidt (1685-1735), 1721 ve 1722 yillarinda Philipp Johann von Tabbert-Strahlenberg'le birlikte yukari Yenisey'de Uybat nehrinin kiyisinda, 1721'de Uybat-III (E 32) ve 1722'de Uybat-I (E 30) ve bunlardan baska simdi kayip olan E 121 (bk. D. D. Vasilyev, Korpus, s. 45) anitlarini bulmustur. Bunlarin yaninda E 76 da Messerschmidt tarafindan bulunmustur.
    Philipp Johann von Tabbert Strahlenberg (1676-1747), 1721 ve 1722 yillarinda, Daniel Gottlieb Messerchmidt ile birlikte, Yenisey'in solunda, Erba ve Tes nehirlerinin arasindaki kiyalarda Tuba-III (E 37)'ü buldu.

    Messerschmidt ile Strahlenberg'in buldugu bu anitlar, 1730'da Stockholm'de Philipp Johann von Tabbert-Strahlenberg tarafindan Das Nord- und Ostliche Theil von Europa und Asia adli meshur eserindeki V-A (E 32); V-D (E 76) ve XII. Levhalarda yayimlandi.

    Peter Simonoviç Pallas (1741-1811), 1793 yilinda yayimladigi "Von einer in Siberien gefundenen unbekannten Steinschrift" (Neue nördliche Beytrage zur physikalischen und geographischen Erd- und Völkerbeschreibung, Naturgeschichte und Oekonomie, V, SPb. 1793, s. 237-245) adli makalesinde Oznaçennaya (E 25) anitini tanitti. Keza Uybat-IV (E 33) ve Uybat-V (E 34) de 1793'de P. S. Pallas tarafindan bulundu.

    XIX. yüzyil

    Grigoriy Ivanoviç Spasskiy (1783-1864), 1818'de SPb.'da yayimladigi "Drevnosti Sibiri (s prilojeniyem al'boma)", (Sibirkiy Vestnik) adli makalesinde, daha önce Pallas ve Strahlenberg tarafnidan bulunan Yenisey anitlarinin resimlerini nesretti. Tablo II-5 (E 34), Tablo II-2-3 (E 33); Tablo III-5 (E 25).

    Spasskiy'in bu eseri kont N. P. Rumyantsev'in emri üzerine Rus Akademisyen F. I. Krug tarafindan Latinceye tercüme edildi: Inscriptiones Sibiricae: de antiquis quibusdam sculpturis et Inscriptionibus in Siberia repertis. Scripsit Gregorius Spassk, Petrepoli 1822.

    Abel Remusat (1788-1832), bu Latince tercümenin fransizca özetini Journal des Savants, 1822, Kasim, s. 595-602'de yapmistir.

    Henirich Julius Klaproth (1783-1835) da "Sur quelques antiquites de la Siberie" (Journal Asiatique, II, 1823) adli makalesinde ve Memories relatifs a l'Asie (Paris 1824) adli eserinin 157-171. sahifelerinde konu ile ilgili çesitli degerlendirmelerde bulunmustur.

    Matthaias Aleksander Castren (1813-1852), 1847 yilinda Yenisey nehrinin bati yakasinda Tuba-I (E 35) anitini bulmustur. Yine Castren, daha önce Pallas tarafindan bulunan Oznaçennaya (E 25) "Küç Köl Totok Bengüsi" ile Uybat-V (E 34) ü tekrar bulmustur. Çastren, Uybat-VIII (E 132)'den de bahsetmektedir (Bk. M. A. Castren, Nordische Reisen und Forschungen, SPb. 1856, s. 363).

    Minusinsk bölgesi valisi N. A. Kostrov, 1857 yilinda Abakan'in sol kiyisinda, koybal bozkirinda Açura (E 26) anitini;

    E. F. Korçakov adli Hakas asilli bir köylü de, 1878'de Abakan'in sag tarafinda Altin Göl'ün kiyisinda altin Köl I-II (E 28; E 29) anitlarini buldu.

    Bunlari arkeolog Aleksandr Vasil'yeviç Adrianov (1854-1921)'un 1879 yilinda buldugu Kemçik Kaya basi / Kaya uçi (E 25) aniti takip eder.

    N. A. Kostrov, Yenisey nehrinin sol tarafindaki Oya nehri civarinda Oya (E 27) anitini buldu.

    Bu anitlarin bulunmasini Uybat-II (E 31)'yi 1885 yilinda Petr Evdokimoviç Kuznetsov-Krasnoyarskiy'in; Tuba-II (E 36)'yi 1885 yilinda Ivan Timofeyeviç Savenkov'un; Ak-yus (E 38'ü, 1887 yilinda Ivan Timofeyeviç Savenkov'un; Ak-yüs (E 38)'ü, 1887 yilinda Proskuryakov'un bulmalari takip eder.

    Böylece henüz alfabesi çözülmemis 15 anit ile yazitlari, ilim aleminde taninmis oluyordu.

    Yenisey nehri ve kollari civarinda birçok eski eserin bulunmasi Minusinsk sehrinde bir müze açilmasina sebep olmus ve civarda bulunan arkeolojik eserler, Minusinsk N. M. Martiyanov Müzesine getirildikçe müze zenginlesmeye baslamistir.

    1887 yilinin yazinda Fin Arkeoloji Cemiyeti, Minusinsk Müzesinde mevcut taslarin kaliplarini almak üzere Otto Hjalmar Appelgren (1853-1937) baskanligindaki bir heyeti Minusinsk'e göndermis ve bu heyet müzedeki su 10 tasin kopyesini çikarmistir.

    E 37-Tuba II E 31-Uybat II
    E 39-Kara yüz E 32-Uybat Iii
    E 28-Altin Köl I E 25-Ozançennaya
    E 29-Altin Köl II E 26-Açura
    E 30-Uybat-I E 27-Oya

    Yine Fin Arkeoloji Cemiyet, Minusinsk ve havalisindeki eserleri bulmalari ve kopyelerini yapmalari için, 1888 yilinin ilkbaharinda Johan Reinhold Aspelin (1842-1915) baskanliginda bir heyeti görevlendirir.
    Aspelin baskanligindaki bu ilim heyeti, daha önce;

    1847'de Castren tarafindan bulunan Tuba-I (E 35),
    1885'te Savenkov tarafindan bulunan Tuba-II (E 36),
    1793'te Pallasl tarafindan bulunan Uybat-V (E 34),
    1793'te Pallas tarafindan bulunan Uybat,IV (E 33),
    1888'de Proskuryakov tarafnidan bulunan Ak,yüs (E 38) anitlarinin de kaliplarini alarak, daha
    önce bulunmus olan 15 tasin kopyelerinin alinmasini tamamlamistir.

    Aspelin'in baskanlik ettigi bu heyet, Sayan daglarindan Mogolistan'a dogru ve dönüste de Minsunisk havalisinde yaptigi detayli bir arastirma ile 17 yeni anit daha bulmustur. Bulunus sirasi ile bu taslar sunlardir:

    E 24-Kaya uçi E 16-Çakul IV
    E 14-Çakul II E 12-Kuli-kem
    E 18-Çakul VI E 4-Ottuk-das
    E 19-Çakul VII E 10-Eleges-I
    E 20-Çakul VIII E 9-Kara-sug
    E 21-Çakul IX E 3-Uyug-turan
    E 22-Çakul X E 2-Uyug-arjan
    E 17- Çakul V E 1-Uyug-tarlik
    E 23-Çakul XI

    17'si Aspelin ekibi tarafindan 1888'de bulunan bu 32 tasin kopyeleri, Aspelin tarafindan yazilan bir tetkik ile Inscriptions de l'lenissei (recueillies et publieses par la Societe Finlandaise d'Archeologie, Helsingfors 1889) basligi ile yayimlandi ve 1889'da Stockholm'de toplanan Müstesrikler Kongresine sunuldu.

    Yenisey yazitlari ile ilgili çalismalar bu sekilde devam ederken, 1889 yilinda Rus Cografya Cemiyeti adina Mogolistan'da arastirmalar yapmaya gönderilen Nikolay Mihayloviç Yadrintsev (1842-1894),Urga (Ulan-Bator)'ya 400 km, Karakorum ve Kara Balgasun harabelerinden ise 60 km kadar uzakta, Orhon nehrinin kiyisi ile Koço-Tsaydam gölü civarinda Köl Tigin ve Bilge Kagan anitlarini buldu (Predvaritel'niy otçet o poezdke s ar¿eologiçeskoyu i etnografiçeskoyu tsel'yu v sevrnuyu Mongoliyu i verhsini Or¿ona", Izvestiya Vost. Sib. Otd. I. R. G. O XX/4, 1889, s. 1-13).

    Otto Donner (1835-1909) ile J. R. Aspelin, 1890 yilinin ocak-subat aylarinda Moskova'da toplanan VIII. Arkeoloji Kongresinde Yadrintsev'den Mogolistan'da Orhon nehri kiyisinda iki yeni anitin bulundugunu ögrendiler.

    Bunun üzerine Fin-Ugor Cemiyeti, Axel Olai Heikel (1851-1924) baskanliginda bir heyeti, 1890'da Koço-Tsaydam bölgesine gönderdi. Heikel, 16 Agustostan itibaren Köl Tegin ve Bilge Kagan yazitlarinin kopyeleri alindi. Heikel, Irkutsk Tomsk üzerinden 1891'in Haziraninda Helsinki'ye döndü.




  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Bu seferden elde edilen sonuçlar, "Orhon'a kadar yolculuk, Orhon anitlari, Dönüs: Transbaykalya'da çesitli eski eserler, Tukyu'lar ve iki yeni anit, Karakorum (Kara Balgasun) yazitinda Uygurlar" basliklari ile Heikel tarafindan degerlendirildi. Sinolog Georg von der Gabelentz (1840-1893), Köl Tigin yazitinin Çince tercümesini, sinolog Gabriel Deveria (1844-1899) ise Bilge Kagan ve Kara Balgasun yazitlarinin Çince metinlerinin tercümelerini yapti. Yenisey anitlarinin harfleri ve Orhon anitlarinin harflerinin grafik karsilastirilmasi ile Köl tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin grafik indeksi ise Otto Donner tarafindan yapildi. Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin kalip kopyeleri ile resimlerinin yer aldigi bir albüm, Fin-Ugor Cemiyeti tarafindan Helsinki'de 1892'de yayimladi: Inscriptions de l'Orkhon, recuillies par l'expedition finnoise 1890, et publiees par la Societe finno-ougrienne. Helsingfors 1892.

    Otto Donner, bu albümü 1892'de Londrada toplanan Milletlerarasi Müstesrikler Kongresine sundu.

    Yine ayni yil Otto Donner, Inscriptions de l'lenissei'de yayimlanan 32 yazita Taseba (E 40) ve Kemçik-Cirgak (E 41) yazitlarini da ekleyerek 34 Yenisey yazitinin grafik sözlügünü yayimladi: Wörterverzeichniss zu den Inscriptions de l'lenissei. Helsingfors 1892.

    Finlerin 1887, 1888 ve 1889 yillarinda üst üste yaptiklari ilmi seferlerin sonucunu 1889 yilinda Yenisey Atlasi olarak yayimlamalari, ayni yil Rus Cografya Cemiyeti adina Kuzey Mogolistanda Yadrintsev'in Köl Tigin ve Bilge Kagan anitlarini bulmasi ve bu bulus üzerine, Irkutsk Cografya Birliginin bu mahalle bir heyet yollamasi ve bu heyetin 1890'da Moskova'da toplanan VIII. Rus Arkeoloji Kongresine bir rapor göndermesi, ayni yilin Agustosunda Heikel'in baskanligindaki Fin heyetinin bölgede yeniden çalismasi, Heikel'in Köl Tigin yazitinin Çince metninden, anitlarin Çin kaynaklarinda Tu-kiu adi geçen bir kavme ait oldugunu telgrafla Otto Donner'e bildirmesi ("Uebersetzung ersten Monuments Peking erhalten errichtet Kaiser Sjuntsun 732 dem Turkjuisch Dulgaischen Kan Tjujetele") gibi mühim gelismeler karsisinda Petersburg Akademisi sessiz kalamazdi.

    Ilimler Akademisi 1891 yilinda Radloff'un baskanliginda bir sefer heyetini Orhon bölgesine yolladi. Bu heyette Sçeglov, D. Klementz, Dudin, Yadirntsev ve Levin gibi taninmis alimler vardi.

    Radloff, bu sefer sonucunda elde edilen bilgileri iki ayri seri altinda yayimlamaya basladi. Serilerden ilki Trudi Or¿onskoy Ekspeditsiy (Arbeiten der Orhon-Expedition) basligini, ikincisi ise Sbornik Trudov or¿onskoy Ekspeditsiy (Sammlungen der arbeiten der Orhon-Expedition) basligini tasiyordu.

    Radloff, ilk seride Göktürk harfli metinlerin kopye ve resimlerini ihtiva edecek olan bir albüm yayimlamayi düsündü ve bu albümün ilk fasikülü Fin-Ugor Cemiyetinin Orhon albümü ile ayni yilda (1892) yayimladi:

    Atlas drevnostey Mongolii, izdanniy po poruçeniyu imperatorskoy akademii Nauk V. V. Radlovim. Trudi or¿onskoy Ekspeditsiy, vip. 1, SPb. 1892.

    Atlas der alterthümer der Mongolei, im auflage der kais. Akad. Der Wiss. Herausgegeben von DR. W. Radloff. St. P. 1892.

    Bu atlasin diger üç fasikülü de ayni basliklar altinda (2. fasikül 1893, 3. fasikül 1896 yilinda) yayimlandi. Radloff heyetinin yapmis oldugu seferin ilmi sonuçlari da raporlar halinde "Ön rapor (Predvaritel'niy otçet-Vorlaufiger Bericht)" basligi ile Sbornik Trudov or¿onskoy Ekspeditsiy serisinin ilk kitabi olarak yayimlandi. Predvaritel'niy otçet o rezul'tatah snaryajennoy s visoçaysago soizvoleniya Imperatorskoyu Akademiyu Nauk ekspeditsii dlya arheologiçeskago izsledovaniya basseyna reki Orhona. S prilojeniyami. SPb. 1892, III-113 s.

    Bu ön raporun ilk bes makalesi, ayni yil O. Haller tarafindan Almancaya tercüme edildi. Vorlaufiger Bericht über die Resultate der mit allerhöchster Genehmigung von der Kaiserlichen Akademie der Wissenschaften ausgerüsteten Expedition zur archaologischen Erforschung des Orhon-Beckens. Aus dem Russischen übersetzt von o. Haller, Bulletin de l'Academie, N.S. III (XXXV, 1892), s. 353-398; Melanges Asiatiques, X/2, 1892, s. 392-436.

    Orhon'da bulunan taslarin Fin ve Rus atlaslarinda nesri ve bu taslarin Çince metninden abidelerin Türk kagan ve tiginlerine ait olmasinin anlasilmasi üzerine, sahanin alimleri arasinda bu taslarin yazili oldugu alfabeyi çözme yarisi baslamisti. Bu yarisi Danimarkali Vilhelm Ludvig Peter Thomsen (1842-1927) adli lengüist kazanmistir.

    Thomsen, metnin Türkçe oldugunu tahmin ediyordu. Önce iki büyük anitta tekrar edilmeyen isaret miktarini aradi. 38 isaret buldu. Sonra satirlarin Çincede oldugu gibi yukaridan asagiya yazildigini ve sütunlarin da sagdan sola dogru dizildigini tespit etti. Iki yazitta birbirinin esi olan kelimelerde bazi isaretlerin bazan yazildigini, bazan da yazilmadigini görünce, bu sistemin daima yazilan isaretlerinin Sami Dillerdeki gibi, ünsüzleri teskil ettigini düsündü. Böylece bazan yazilan ve bazan da yazilmayan isaretlerden, kelime sonlarinda sik sik yer alan bir tanesini iyelik eki i ~ i olarak kabul etti. Önce k(a)g(a)n, sonra da sonunda bu isaret bulunan t(eÓri kelimesini okudu. Bu okudugu kelimedeki harfler yardimi ile kül tig(i)n ve kök t(e)Óri kelimelerini okudu. Yeni okunan harfler baska kelimelerin okunmasini sagliyordu. Ilk dört kelimeyi sirasi ile türk, tört, kün, y(i)g(i)rmi, yir, (a)lti, (e)rti ve diger kelimelerin okunusu katip etti.

    Böylece Thomsen, 25 Kasim 1893'de, bir saat içerisinde, Göktürk alfabe sistemini çözmüstü.




  4. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Thomsen, bu bulusunu "Orhon ve Yenisey yazitlarinin çözümü, ilk bildiri" adi ile Danimarka Ilimler Akademisinin 15 aralik 1893'teki toplantisinda okudu ve bu bildiri derhal yayimlandi: "Dechiffrement des inscriptions de l'Orkhon et de l'lenissei. Notice preliminaire." Bulletin de l'Academie Royale des Sciences et des Letters de Danemark, 1893. Copenhangue 1894, s. 285-299.

    Thomsen, yazitlari okudugunu bir mektup ile Radloff'a bildirmisti. Daha sonra bildirisinin bir kopyesini de Radloff'a gönderdi. Radloff da Göktürk alfabesinin 11 harfini çözmüstü. Thomsen'in Göktürk alfabesinin çözümünün yardimi ile Göktürk harfli metinleri okumaya basladi. Önce Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin transliterasyon, transkripsiyon ve Almanca tercümelerini ve bu iki yazitin sözlügünü hazirladi. Bu yazitlari Ongin, Ihe-asete, ihe-hanin-nur, Hoyto Tamir'deki 10 yazit ve bu 13 yazitin sözlügü takip etti. Bunlari 40 Yenisey yazitinin transliterasyon, transkripsiyon ve Almanca tercümeleri ile 40 Yenisey yazitinin sözlügü ile tamamladi. Bu 55 metne ek olarak da; 1) eski Türk diyalektlerinin morfolojisi, 2) anitlarin metinlerindeki olaylarin kronolojisi, Türk kabile ve boy adlari, Kirgiz kabile adlari, Türk olmayan kavimler, yer isimleri, sahis isimleri; 3) Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin düzeltilmis Almanca tercümelerini ihtiva eden degerlendirme bölümünü ilave ettigi bu hacimli çalismasini, 1895'te St. Petersburg'da Die alttürkischen Inschriften der Mongolei (XI-460 s.) basligi ile yayimladi.

    Radloff'un bu metin nesrinden sonra, 1896 yilinda Göktürk alfabe sistemini çözen Danimarkali lengüist Vilhelm Thomsen, Fin-Ugor Cemiyetinin yayin organi olan Memoires de la Societe finno-ougrienne'in V. Cildi olarak Inscriptions de'l- Orkhon adli meshur eserini yayimliyordu.

    Göktürk alfabesinin özellikleri, Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin transkripsiyonlari ve Fransizca tercümesi ile açiklama notlari, kisi, kabile, yer isimleri ile metinde geçen Türkçe kelimelerin indeksi ve gramer yapisinin yer aldigi bu çalismasinda ek olarak E. H. Parker'in Köl Tigin yazitinin Çince metninin tercümesini de veriyordu.

    Thomsen'in çalismasi metinlerin daha dogru transkripsiyonlanmasi ve metin tercümesi ile bilhassa çok degerli açiklama notlari ile Radloff nesrinden daha üstün bir degere sahiptir.

    E. H. Parker, Orhon yazitlari ile ilgili genis bir degerlendirmesini "Inscriptions de l'Orkhon" basligi ile Journal of the China Branch of the Royal Asiatic Society XXXI/1, (1896-1897), Shangay 1899, s. 1-38'de yayimliyordu.

    Radloff ise Göktürk harfli 55 metnin yayimindan sonra, bu metinlerin gramer yapisini tespit etme çalismalarina basladi. Eldeki 55 metnin yardimi ile eski Türkçenin gramer yapisini tespit etme çalismalarina baslayan Radloff, fonetik, morfoloji ve sentaks basliklari altinda, detayli olarak isledi. Bu çalismasina ek olarak da Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin yeni transkripsiyonlari ile Almanca tercümelerini ve bu iki yazitin sözlügünü ekleyerek, çalismasini "Neue Folge" (Yeni seri) seklinde yayimladi: Die alttürkischen Inschriften der Mongolei. Neue Folge, St. Petersburg 1895, VII-181 s.

    Radloff'un bu nesri, Vasiliy Vladimiroviç Bartold (1869-1930)'un "Die historische Bedeutung der Alttürkischen Inschriften" adli, 36 sahifelik bir arastirmasini da "Ek" olarak ihtiva etmektedir.

    Radloff'un "Neue Folge" de yayimladigi bu gramer çalismasi, eski Türkçedeki ilk gramer çalismasidir ve kendisinden sonra yapilan bütün eski Türkçe gramer çalismalarina kaynak olmustur.
    Bu yayinlarindan sonra Radloff, Köl Tigin ve Bilge Kagan yazitlarinin transkripsiyonunu ve rusça tercümesini, bir kere de Platon Mihayloviç Melioranskiy (1868-1906)'li birlikte Sbornik Trudov Orhonskoy Ekspeditsiy serisinin IV. kitabi olarak Drevne-Turkskie Pamyatniki v Koso-Tsaydam (Sanktpeterburg 1897, 45 s.) basligi ile yapti.

    Bir taraftan bu gibi çalismalar yapilirken, bir taraftan da yeni anitlar bulunuyordu.

    Meshur jeolog, arkeolog, tarihçi ve etnograf Dimitriy Aleksandroviç Klements (1848-1914)'in zevcesi botanikçi Yelizaveta Nikololayevna Zvereva / Klements (1853/1854-1914), imparatorluk Botanik Bahçesi adina Kuzey Mogolistan'in bitki örtüsünü incelerken Ulan-Bator'a 66 km uzaklikta, Bain-Tsokto mevkiinde Tonyukuk yazitlarini buldu.

    Radloff, Tonyukuk yazitlari hakkinda 1898 yilinda bir "Ön rapor (Vorlaufiger Bericht)" yayimladi: "Eine neu aufgefundenen alttürkische Inschrift", Izvestiya Imperatorskoy Akademiy Nauk, 1898, VIII/1, s. 71-76.

    Bu ön raporu tabii ki Tonyukuk yazitinin yayimi katip edecekti. Bir yil sonra, 1899 yilinda, bu ön yayim gerçeklesti: Die Inschrift des Tonjukuk (Zweite Folge, St. P. 1899, 122 s.) basligini tasiyan bu yayiminda Radloff, 24 sahifelik bir giristen sonra Tonyukuk yazitlarinin transliterasyon, transkripsiyon ve Almanca tercümelerini vermekte, açiklamalar bölümünü, sözlük bölümü takip etmektedir.

    Radloff'un "ikinci seri" (Zweite Folge) adini verdigi bu ciltte iki de konuk yazar vardir.

    Friedrich, Hirth, "Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk, Beitrage zur Geschichte der Ost-türken im 7. und 8. jahrhundert nach chinesischen Quellen" adli 150 sahifelik, V.Bartold ise "Die alttürkischen Inschriften und die Arabischen Quellen" adli 29 sahifelik arastirmalarini Radloff'un Tonyukuk nesrinde, ek olarak yayimladilar.

    Bu siralar Köl Tigin ve bilge Kagan metinlerini 1897'de birlikte yayimlayan Radloff ile Melioranskiy arasinda ilmi yaris veya ilmi ihtilaf baslamisti. Bu ilmi ihtilafin sonucu olarak P. M. Melioranskiy Köl Tigin yazitini, 60 sahifelik bir giris, Köl Tigin metninin transkripsiyonu ve Rusça tercümesi ve 65 sahifelik açiklama notlari ile birlikte, müstakil olarak yayimladi: Pamyatnik v çest'Kül'-Tegine, s dvüma tablitsami nadpisey, St. P. 1899, 144 s.

    Hülasa, Radloff 1894 ile 1899 yillari arasinda, 40 Yenisey, 10 Hoytu Tamir ve 6 Mogolistan (Köl Tigin, Bilge Kagan, Ongin, Ihe Asete, Ihe Hanin Nur ve Tonyukuk) olmak üzere, toplam 56 yaziti ilk okuyan, ilk tercüme eden, sözlüklerini ve gramerini yapan, yeni abideleri çesitli yönleriyle degerlendiren bir usta, bir öncü, bir rehberdir. Bu gün belki bazi kelimelerini yanlis okumus olmasi ve metni yanlis tercüme etmis olmasi, 80-90 yil önceki imkanlarla ve malzemelerle çalistigi göz önüne alindiginda, onun çalismalarinin degerini asla küçültmektedir.

+ Yorum Gönder