+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Konuları Forumunda Kanatlı karıncaların vücut yapısı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Kanatlı karıncaların vücut yapısı








    kanatlı karıncaların vücut yapısını bulamadım..?







  2. Suskun Karizma
    Devamlı Üye





    Güneş ışıklarıyla yıkanan çayırda tam bir sessizlik hüküm sürüyor En ufak bir gürültü bile duyulmuyor Sanki bütün tabiat öğle uykusuna yatmış
    Bununla birlikte dikkatli bir gözlemci, otların arasında, küçücük siyah yaratıkların çevik hareketlerle koşuştuklarını, telaş içinde gidip geldiklerini ve hummalı bir çalışmaya koyulmuş olduklarını görür. Bu küçücük yaratıklar karıncalardır. Gerçekten karıncalar ünlü Fransız yazarı La Fontaine'in «Cırcır böceği ile karınca



    Biz de dikkatli bir gözlemci olarak bu ilgi çekici yaratıkların hareketlerini inceleyelim:
    İşte çayırın bir köşesinde karıncalar, ölü bir hamam böceğinin başına toplanmış, elbirliğiyle bunu yuvalarına sürüklemeye çalışıyorlar
    Zorlu bir çabadan sonra avlarını yuvanın kapısına kadar getiriyorlar. Burada, kasaplık görevini üzerine almış işçi karıncalar ölü hamam böceğini teslim alıyor ve hemen işe koyulup küçük parçalar haline getiriyorlar. Daha sonra yuvanın içinde görevli olan genç işçiler bu küçücük parçaları yiyecek depolarına taşıyıp yığıyorlar.

    Bu hummalı çalışmayı izledikten sonra gözlerimiz biraz uzakta, kendinden üç dört defa daha büyük bir ekmek kırıntısını sürükleyen bir başka karıncaya takılıyor. Küçük bir çöp le onun bu çabasına engelolmaya, yiyeceğini elinden almaya kalkalım: Hayretle görürüz ki bizim bu davranışımız onu hiç yıldırmaz. Karşılaştığı engeli hiçe sayarcasına gayretini bir kat daha artırır ve sendeleyip düşmesine rağmen ekmek kırıntısını ağzından hiç bırakmaz.

    Gözlerimizi şimdi de bir ormana çevirelim: Sağda solda denilmiş bir sürü ağaç kütüğü vardır. Biraz soluk alıp dinlenmek için bunlardan bir tanesinin üzerine oturmaya kalkarsak kütüğün: büyük bir çanrdıyla altımızda ezildiğini görür ve kendimizi yerde buluruz.

    Bu sırada binlerce karıncanın uğradıkları felaketten telaşlı, yumurtalarını Ye onlardan daha kıymetli olan kraliçelerini kurtarmak için disiplinli bir ordu gibi derhal harekete geçtiğini görürüz. Yıkılan yuvalarının kalıntıları arasında bütün güçleriyle çalışmaya koyulurlar.

    Çam ormanlarında dolaşırken yerlerde iğne yapraklardan meydana gelmiş tümsekler gözümüze çarpar. Bu höyük biçimindeki yığınları kimlerin yaptığını hiç merak ettiniz mi?

    Bu çam yapraklarından meydana gelmiş yığınlardan birine yaklaşıp merakla üzerine eğildiğimiz zaman tümseğin üzerinde binlerce karıncanın kaynaştığını görürüz. O zaman iğne yapraklarda meydana gelmiş bu tümseklerin, karınca yuvalarından başka bir şey olmadığını anlamış oluruz.

    Ilımlı iklim bölgelerinden ayrılıp kuzeyin geniş ormanlarındaki küçük derelerin kenarlarına. ekvatordaki büyük nehir kıyılarına, tropikal ormanlar içinde kaybolmuş ufak bir Afrika köyünün sazdan yapılmış kulübesine ya da büyük bir şehrin modern bir evine gidelim, hemen hemen: her zaman bir karınca topluluğuyla karşılaşırız.




  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Karıncaların çeşitli türleri, toplumsal örgütleri, çalışma düzenleri, günlük hayatları bazı bilim adamlarının sürekli araştırma ve gözlemlerine konu olmaktadır.

    Zoolojinin, Mirmekoloji (Yunanca, mirmen = karınca, logos = bilim, söz) adı verilen bir dalı özellikle karıncaların hayatlarını inceler.
    Karıncalar, Böcekler (İnsecta) sınıfının Zarkanatlılar (Hymenoptera) takımındandırlar. Aynı takımın diğer üyelerini de Arılar meydana getirirler.

    Karıncalardan söz edildiği zaman hemen hemen hepimizin aklına kendinden büyük işler görebilecek nitelikte ve ince, ufak yapılışta bir yaratık gelir. Ama bu küçücük böceklerin 7000'den fazla türü olduğunu bilenimiz azdır.
    Bundan ötürü bizim topluca karınca diye adlandırdığımız bu küçücük böceklere zoologlar, özellikle mirmekologlar çeşitli isimler vermişlerdir. Nasıl sarı ırktan bir insanın siyah ya da beyaz ırktan olan insanlara göre farklı özellikleri bulunuyorsa karıncaların da dahil oldukları türlere göre değişik özellikleri vardır.
    Karıncalar dünyası, Hayvanlar Alemi'nin en ilgi çekici bölümlerinden biridir. Gelin, birlikte bu dünyayı gözleyelim ve karıncaların çeşitli türlerini ve onların tipik özelliklerini bulup çıkartmaya çalışalım.

    Karıncaların vücut yapıları oldukça küçüktür. En küçük karınca türünün boyu 2 milimetre, en büyüğününki ise 1,5 santimetredir. Renkleri de sarıdan esmere, kırmızıdan kahverengine, griden siyaha kadar değişir.
    Bir karıncanın dış yapısını incelediğimiz zaman vücudunun öteki bütün böceklerde olduğu gibi baş, göğüs ve karın olmak üzere birbirinden farklı üç bölümden meydana geldiğini görürüz.

    Birbirinden farklı olan bu vücut parçaları incecik kitinli deri eklemlerle birleşmişlerdir. Bunlardan göğüsle karnı birleştiren kitinli eklem, karnın değişikliğe uğramış bir parçası olan ve pedonkül adı verilen uzantılı bir bağlantıdır. Bazı karınca türlerinde pedonkül ile karnın birinci bölütü üzerinde ince birer kabuksu uz antı bulunur. Bu uzantılar birbirlerine sürtündüğü zaman kendine has bir ses verirler.

    Karıncaların bütün vücudu kitinli kalınca bir katmanla örtülüdür. Bu katmana kutikula adı verilir. Kutikula bir sıra gözeden yapılmış olan üst - derinin dış yöne salmış olduğu gözesiz koruyucu bir kattır. İşte kitin denilen özel azotlu karbonhidrat bu koruyucu kat yani kutikula içinde bulunur.

    Karıncaların ağız yapıları öteki bütün böcekler gibi üst ve alt dudaklarla birer çift alt - çene (mandibula) ve üst - çene (maksila)'den meydana gelmiştir.
    Alt - çeneler (mandibula) oldukça gelişmiştir. Karınca bunlarla hemen hemen her işini yapar:
    Avını yakalar, toprakta ya da çürümüş ağaç gövdelerinde delikler açar, testere gibi keser, kemirir, yiyeceğini taşır.

    Karıncalarda alt çeneler yapacakları işlere göre çeşitli biçim ve nitelikdedir. Buna örnek olarak tane toplayan karıncaları örnek gösterebiliriz. Bu görevi yapanların alt çeneleri kısa ve güçlüdür.

    Tahta kemirenlerde alt - çene çok keskindir. Düşmanlarına karşı yuvayı koruyan savaşçı karıncaların alt - çeneleri ise sivridir ve düşmanının başını delecek güçtedir. Karıncalar alt - çeneleriyle yemek yeme dışında bütün işlerini yaparlar. Besinleri öğütmek için ağızlarının öteki parçalarını kullanırlar.
    Karıncaların bu özellikte bir ağız yapısına sahip olmaları onları tarım yönünden zararlı böcekler sınıfına sokmamıza yol açar.
    Bunlar güçlü alt - çeneleriyle bitki filizlerini kemirirler, çiçekIeri doğrayıp yok ederler, uzun tüneller açarak ağaç gövdelerini tahrip ederler, yaprakları ya sapından keserek ya da kenarlarını kemirerek ağaçlara zarar verirler.
    Güney Amerika'da alt - çenelerini birer makas gibi kullanarak ağaç yapraklarını saplarından kesip bir günde koskoca bir koruluğu mahveden karınca türlerine rastlanmıştır.

    Hatta bu bölgede oturan çiftçiler bunlara karşı açtıkları savaşı kazanamayınca yerlerini yurtlarını bırakıp başka bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır.
    Bundan ayrı olarak karıncalar, bitki özsuyunu çok sevdikleri için çiçek saplarına, dolayısıyla çiçeklere de büyük zarar verirler. Alt - çeneleriyle sap üzerinde açtıkları küçük deliklerden bitki özsuyunu doya doya emerler.
    Bazı ilkel kabilelerde karıncaların alt - çenelerinden yara dikmek için yararlanılır. İnanılması güç bu cerrahi usulde iri karıncalardan birkaçı yaraya yaklaştırılır. Karıncalar alt - çeneleriyle yaranın iki kenarından ısırır ısırmaz başları koparılır.
    Böylece yara dikilmiş (!) kanamanın önü alınmış olur. Günümüzde de bazı yaraları, özellikle yüz ve baştakileri dikmek için karıncaların alt - çenelerine benzeyen pensler kullanılmaktadır.

    Oval bir biçimde olan karıncanın başında «sade «Osel göz
    Sade gözler birer çomak taşıyan «görme gözeleri
    Başın iki yanında ise «bileşik göz Petek gözlerden birini bir büyüteçle inceleyecek olursak yüzeyinin birbirine yapışık sayısız altıgenlerden meydana geldiğini görürüz.




+ Yorum Gönder