+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Konuları Forumunda Yaptığımız İbadetlerden Neden Zevk Alamıyoruz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Yaptığımız İbadetlerden Neden Zevk Alamıyoruz








    Yaptığımız İbadetlerden Neden Zevk Alamıyoruz?







  2. Gebzeberkay
    Devamlı Üye





    Yaptığımız ibadetlerden farkında olmadan muhakkak lezzet alıyoruz. Fakat bu lezzeti layıkıyla neden hissedemiyoruz?


    Öncelikle bilinmesi gereken; insan yaratılış gayesi olan ibadeti zevk almak için değil sadece Allah (cc) rızası için yapmalıdır. İbadetten zevk alınmaması ibadetin terki için geçerli bir sebep olamaz. İbadet lezzetine engel olan manevi hastalıklar ve ilaçlarından bir kaçını şöyle sıralayabiliriz.
    Günahlar iman zayıflığına sebep olduğu gibi, ibadetten lezzet almaya da engel olur
    “Mü’minin işlediği her günah kalbinde siyah bir nokta meydana getirir. Tövbe edip kötülükten sıyrılarak af dileyince, o siyah nokta kalbinden silinir. Eğer günaha günah eklerse siyah noktalar çoğalıp kalbini kaplar.” (Buhari)
    Nasıl ki hasta bir insan yediği ve içtiği şeylerden tam lezzet alamaz. Ve lezzet alamaması ona sıkıntı verir. Hastalığını tedavi edecek doktor ve ilaca ihtiyaç duyar.
    Bunun gibi, günahların tekrar tekrar işlenmesiyle de imanın merkezi olan kalpte siyah noktalar oluşur. Bu durumda imanı zayıfladığı için insan yaptığı ibadetlerden tam zevk alamaz.
    Bu halin tedavisi ise pişmanlık duyarak sürekli tövbe ve istiğfar getirmektir. Tövbe; işlenen günahı terk etmek ve bir daha o günaha dönmemektir. Pişmanlık ise; hem o günahı terk etmek, hem de bir daha o günaha dönmemeye bir niyettir.
    “Gerçek tövbe günahı işlediğin anda pişmanlık duyman, Allah’tan affını dilemen sonra da o günahı bir daha hiç işlememendir.” (İbni Ebi Hatim)
    Dünya işleriyle çok meşgul olmak ibadetten lezzet almaya engeldir
    “Dünyanın bolluğu sizi Allah'a ibadetten meşgul etmiştir. Âdemoğlu durmadan “malım malım” diye tepiniyor. Ey âdemoğlu! Acaba senin malından senin yiyip bitirdiğin, giyip eskittiğin veya sadaka verip ebediyen defterine yazdırdığın başka bir şey var mı?” (Müslim)
    Zamanının çoğunu dünya işlerine yoğunlaşarak geçiren bir insan yaptığı ibadete gerektiği şekilde kendini veremez. Çünkü akıl, kalp ve beden dünya işleriyle meşgul olmaya alışır. İbadete ayırdığı o kısacık vakitte de ruhu arzu ettiği zevki alamaz.
    Hâlbuki insana verilen ömür, dünyanın geçici rahatını temin etmek için değil, Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanıp cennete girmek içindir.
    Riya ibadetin lezzetini alır
    “Ki onlar namazlarından gaflet edenlerdir (ona ehemmiyet vermezler). Onlar ki riyakarlık (gösteriş için ibadet) ederler.” (Maun, 5-6)
    Riya, bir iyiliği veya güzel bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil de, insanların beğenisi için yapmaya denir.
    Riya, çok gizli olduğu için fark edilemeyebilir. Fakat bazı alametleri vardır. En açık alameti, insanların kendisinin yaptığı ibadetten haberdar olmalarını istemesidir. Diğer bir alameti de çıkar beklentisi, sevgi kazanmak ve takdir toplamak hevesidir.
    Resulullah (asm) buyurdular ki:
    "Şehit, âlim ve zengin kıyamet gününde Cenab-ı Hakk'ın huzuruna getirilir. Allah (cc) şehide: “Niçin öldürüldüğünü sorar.” O da:
    "Senin yolunda cihatla emrolundum. Ben de öldürülünceye kadar savaştım" der. Cenab-ı Hak ona:
    “Yalan söylüyorsun. Bilakis sen “falanca cesurdur” desinler diye düşündün ve bu da söylendi” buyurur. Sonra mal sahibi getirilir. Allah (cc) ona:
    “Sana verdiğimle ne amelde bulundun?” diye sorar. Mal sahibi de:
    “Sıla-i rahimde bulunur ve senin yolunda harcardım” der. Allah da ona: “Yalan söylüyorsun, bilakis sen: “Falanca cömerttir” desinler diye bunu yaptın ve bu da denildi” der.
    Sonra da Cenab-ı Hakk'ın huzuruna ilim öğrenen, öğreten ve Kur'ân okuyan kimse getirilir. Allah (cc) ona:
    “Bu nimetlerim karşılığında ne amel yaptın?” diye sorar. O da: “İlim öğrendim, başkalarına da öğrettim, rızan için Kur'ân okudum” der. Cenab-ı Hak da ona:
    “Yalan söyledin, insanlar sana hürmet etsinler diye ilim öğrettin böylelikle karşılığını aldın” der. Daha sonra emredilir bu üç kişi yüzükoyun sürüklenerek cehennem ateşine atılır. (Buhari, Müslim)
    İşte bu sebeplerdendir ki; riya ibadetin makbuliyetini kaldıracağı gibi manevi lezzetini de alır.
    İbadet eden kişi riyadan kurtulmak için, öncelikle niyetini kontrol etmelidir. Yani ibadetini kimi razı etmek için yaptığını düşünmelidir.
    Bir Müslüman da ibadetlerini ihlâs ile yapmakla mükelleftir. İhlâs ise sadece Allah'ın rızasını esas tutmak demektir.
    İbadetiyle sevgi ve takdir beklentisi içinde olan insan bilmelidir ki: Allah (cc) insana bir şey vermedikten sonra gösteriş yaptığı insanlar ona hiçbir şey veremez.
    Haram ve şüpheli şeyler yemek ibadetin makbuliyetine engel olur
    Bir Müslüman yediği gıdaların maddi temizliğine dikkat ettiği gibi, manevi temizliğine de dikkat etmelidir. Manevi temizlik haram ve şüpheli şeylerden kaçınmakla olur. Çünkü bunlar insanın yaptığı ibadetin makbuliyetine ve zevk almasına büyük bir engeldir.





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    Yaptığımız İbadetlerden Neden Zevk Alamıyoruz


    “Mü’minin işlediği her günah kalbinde siyah bir nokta meydana getirir. Tövbe edip kötülükten sıyrılarak af dileyince, o siyah nokta kalbinden silinir. Eğer günaha günah eklerse siyah noktalar çoğalıp kalbini kaplar.” (Buhari)
    Nasıl ki hasta bir insan yediği ve içtiği şeylerden tam lezzet alamaz. Ve lezzet alamaması ona sıkıntı verir. Hastalığını tedavi edecek doktor ve ilaca ihtiyaç duyar.
    Bunun gibi, günahların tekrar tekrar işlenmesiyle de imanın merkezi olan kalpte siyah noktalar oluşur. Bu durumda imanı zayıfladığı için insan yaptığı ibadetlerden tam zevk alamaz.
    Bu halin tedavisi ise pişmanlık duyarak sürekli tövbe ve istiğfar getirmektir. Tövbe; işlenen günahı terk etmek ve bir daha o günaha dönmemektir. Pişmanlık ise; hem o günahı terk etmek, hem de bir daha o günaha dönmemeye bir niyettir.
    “Gerçek tövbe günahı işlediğin anda pişmanlık duyman, Allah’tan affını dilemen sonra da o günahı bir daha hiç işlememendir.”





+ Yorum Gönder