+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Konuları Forumunda Emik ve Etik Kültür Ne Demektir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Emik ve Etik Kültür Ne Demektir








    Emik ve Etik Kültür Ne Demektir?







  2. FERZAN
    Yeni Üye





    Emik ve Etik Kültür Ne Demektir
    İzninizle, sözü şimdi yeniden değerlendirmede nesnellik ölçütlerine getirmek istiyorum. Araştırmacının önyargıları, doğaldır ki kendi kültürel koşullanmasının, kendi dünya görüşünün getirdiği bir handikaptır. Bir bilim adamı kimliği ile, folklorcu da kendi dünya görüşünün tercih ve kıstaslarına karşı dikkatli ve acımasız olmak zorundadır. Kültür antropolojisinin araştırmacıya kazandıracağı en önemli alışkanlık, kültürlerin ve dünya görüşlerinin ne derece göreli yargılarla yüklü oldukları bilincinin bilenmesi yönünde olacaktır.

    Tanımadığı bir kültür topluluğu üzerinde araştırma yapmağa hazırlanan antropoloğun programındaki ilk madde, o topluluğa dikkatleri üzerine toplamayan bir gözlemci olarak katılmanın yollarını aramaktır. Yaşamı onların yaşadığı gibi yaşamak, dünyayı onlann gözünden görmeğe çalışmak öncelikli amaçtır. Araştırmacı, kendi dünya görüşü ve değerler dizgesinin kısıtlayıcı ve çarpıtıcı merceklerinden sıyrılmak zorundadır. Farklı bir yaşam düzeni ve onun düzeneklerini, yine onun kendi yapısal bütünlüğü içinde kavrayabilmenin önkoşulu budur. Yani, "katılmak" ve "içerden" gözlemlemek koşulu

    Araştırma metodolojisinde bu tür bir yaklaşım, antropolojide emik bakış açısını temsil eder. Emik ve etik kavramları antropolojide oldukça eskidir; ancak bu adları almaları çok daha yakın zamanlarda, ünlü dilbilimci Kenneth L. Pike tarafından fonemik ve fonetik sözcüklerinden kısaltılarak gerçekleşmiştir. Bilindiği gibi fonetik, temelde bir fizik bilimi olup, sesbilimde bütün dünya dilleri için geçerli, yani evrensel nitelikteki tanım ve çözgüleme kurallarını içerir. Genel bir bilimdir. Dilbilimin bir şubesi olan fonemik alanında ise amaç, belli bir dili ele alarak, onun seslikler (fonem, sesbirim) düzeninin tanımlanması, çözgülenmesidir. Açıkça görüleceği gibi, "etik" çerçeve konulara dıştan bakış kurallarını, "emik" çerçeve ise içten bakış etkinliklerini ifade ediyor. Herhangi bir araştırma boyunca ve sonuçta yapılan değerlendirme sırasında, bu iki farklı bakış açısının bütünleşmesi doğal bir gelişme, bu yönde bilinçli çaba gösterilmesi ise kaçınılmaz bir zorunluktur.

    Doğaldır ki, burada sözünü ettiğimiz "dışardan" bakış açısı, bir kültür topluluğu üyelerinin başka kültürlere baktıklarında gösterdikleri önyargılı olma zaafıyla aynı şey değildir Her kültür topluluğu için kendi dünya görüşü olağanlığın, düzenin, ve hatta mantığın ta kendisidir. Sokaktaki adam, genellikle, farklı kültürlerde ve hatta farklı alt-kültür gruplarında bu mantık ve değerler dokusunun türlü derecelerde farklı olabileceğinin farkında olmayan bir kimsedir.

    Ancak bilim adamı, en azından araştırması süresince, değer yargılarından uzak durmak, tarafsız gözlemci ve çözgücü tavrını sürdürmek zorundadır. Değer yargılarına belki bireşim (sentez) evresinde yer bulunabilecektir. O da, bunların öznel yargılar olduğunu açıkça belirtmek koşuluyla Şunu kesinlikle söyleyebiliriz: Her araştırma, araştırmacının kendisini ortalama insanın tipik zayıflığı olan bizmerkezcilik (etnosantrizm) duygularından arındırabildiği ölçüde nesnel geçerlik kazanacaktır.

    Türk folklorculuğunda, daha uzun yıllar, üzerinde çalışılacak malzemenin yurdumuzdan örnekler olacağını düşünmek sağlıklı bir öngörü olur. Dolayısıyla, bizleri bekleyen en büyük tehlike -- daha önce de dokunduk -- konulara sempatik bir gözle, taraflı bir ayrımcılıkla yaklaşılmasıdır. Bu tavır, ulusal heyecanla kaçınılmaz, siyasal ve eğitsel amaçlarla istendik olabilir. Oysa bilimsel yöntemde duygusal yaklaşımlara yer yoktur. Gözlem, çözgüleme, değerlendirme ve anlatının olabilecek en yüksek derecede önyargılardan, peşin hükümlerden arındırılmış olması zorunluğu vardır.

    Folklorculuğumuzda beşerî bilimcilik tavrından sosyal bilimcilik yönünde ilerlenmesi gereğine verdiğimiz büyük önem, bu yöndeki kesin kanımızdan kaynaklanmaktadır. Sosyal bilimler metodolojisi, bu çerçevede, folklor çalışmalarımızın etik bağlamını, dıştan bakış kurallarını oluşturacaktır.

    Konuyu bağlarken, bu son nokta ile ilgili olarak, Türk folklor biliminde giderilmesi gereken bir temel eksikliğe değinmek isterim. Folklor olaylarının genel kültür ortamını çok çeşitli yönleriyle yansıttığını biliyoruz. Folklor olaylarına ilişkin içerik, bağlam, işlev, üslûp açılarından her türlü çözgü, sınıflama, değerlendirme ve kültür veya alt-kültürler arası karşılaştırmalara rehberlik edecek genel bir folklor gramerinin (yada doğaldır ki, alanda savunulan kuramların sayısı kadar, birden fazla gramerin) geliştirilmesi temel amaç olmalıdır.

    Böyle bir gramer, folklorik malzemenin alanda tanınması, saptanması, sınıflanması, çözgülenmesi ve değerlendirmesi kadar, kültürler arası benzerlik ve benzemezliklerin de saptama ve anlatımında başvurulacak terim, tanım, kavram, kategori, sınıflandırma ölçütleri, ve bellibaşlı örüntü örneklerini sistematik biçimde biraraya getirerek, folklor yada halkbilimin kuramsal çerçevesini oluşturacaktır. Alanda elde edilen yeni verilerle sürekli geliştirilecek böyle bir kuram, araştırmacının temel el kitabı niteliğini taşıyacaktır. Tıpkı dilbilimde ve özellikle de sesbilimde, bütün dünya dillerine uygulanma olanağı bulunan genel gramerlerin geliştirilmiş bulunduğu gibi

    Kültürümüzün varlığıyla herzaman öğündüğümüz folklor çeşitlilik ve zenginliğini düşünecek olursak, dünya bilim çevrelerine böyle bir çalışmanın armağan edilmesinde Türk folklorcularına büyük bir görev sorumluluğu düştüğünü de kabul etmemiz gerekiyor




+ Yorum Gönder


etik kültürü nedir,  kültürel etik nedir