+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Konuları Forumunda Toplumlumsal barışın sağlanmasında üzerimize düşen görevler ile bir yazı yazınız Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Toplumlumsal barışın sağlanmasında üzerimize düşen görevler ile bir yazı yazınız








    toplumlumsal barışın sağlanmasında üzerimize düşen görevler ile bir yazı yazınız







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Toplumlumsal barışın sağlanmasında üzerimize düşen görevler ile bir yazı yazınız
    toplumsal barısın temel sebebı bızız sen ınsanlara nasıl davranıssan onlarda sana oyle davranıır Hükümetlerin sosyal ve ekonomik sorunlar karşısındaki başarısızlıkları yeni arayışları gündeme getirmektedir Ulusal bütçelerin ve dış yardımların sosyal ihtiyaçlar için yeterli olmayışı,bütçe açısından daha güçlü STK’lara ihtiyaç duyulmasına yol açmıştırBu ihtiyaçlara bir cevap olarak bu sektörün güçlendiğine tanık olunmaktadır Tüm bu gruplar arasındaki ortak payda,aile yaşamının,işyerinin ve hükümetin dışındaki kişilerin bir araya gelmesidirBu kişiler,sorunların çözümü ve daha güzel bir dünya için bir araya gelmişlerdir Onların hem zamanları hem de emekleri gönüllüğe dayanmaktadırGünümüzde bu birlikteliklerin toplumsal barışın sağlanmasında sivil toplum kuruluşlarının önemini kısaca aşağıdaki gibi özetleyebilirizBirbirimizle birlik ve beraberlik içerisinde olmamız gerekir,Hoş görülü davranmamız,Ahlaklı olmamızdır





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    Toplumlumsal barışın sağlanmasında üzerimize düşen görevler



    Şimdi maddeler halinde tekliflerimizi sıralayacağız. Her bir madde aslında bir konu olarak ele alınmalıdır. Ancak, dergimizin sahifelerini dikkate alarak sadece özet olarak sunmaya çalışacağız:

    • Allah’a ve Rasûlü’ne inanmış, ülkesini ve milletini sevmiş olan bir insan, yeryüzündeki tüm insanlara Peygamber evladı inancı ve gözüyle bakar. Hepimiz Âdem Peygamberdeniz. Âdem Peygamber ise topraktan yaratılmıştır. Yeryüzünde yaşayan tüm insanların bir kısmı babaları olan Âdem Peygamberin yoluna girmiş, diğerleri ise hâlâ girmemiştir. Bu ülkede Kürt kardeşimiz de, Türk kardeşimiz de peygamber evladıdır. Renginden ve dilinden dolayı dışlanamaz, aşağılanamaz. Bunu yapan büyük bir haram işlemiş olur. Ulusçuluk mantığı, bu gerçeği kabule yanaşmamakta, baskı ve dayatmalarla problemin çözüleceğine inanmamaktadır.

    • Aklı başında ve sağlam bir inanca sahip olan bir insan inancının gereği, şu gerçeği kabulde zorlanmaz. Haksızlığın her çeşidi, bir taraftan terörizme çanak tutar, diğer taraftan toplumsal birliğin parçalanmasına sebep olur. Şuara Suresi’nin 183. ayetini bir daha gözden geçirelim, işte o zaman gerçek ortaya çıkar. Bu hakikate paralel olan ikinci bir gerçek vardır. O da şudur. Dün, bugün ve yarın, tüm gayr-i müslimler, sürekli birbirlerini desteklerler. Birbirlerine yardımcı olurlar. Aynen bunun gibi, iman edenler de birbirlerini desteklemez ve yardımcı olmazlarsa, yeryüzünü büyük bir fitne kaplar ve anarşizm ortaya çıkar. Zahmet buyurur, Enfal Suresi’nin 73. ayetini okur ve yorumunu, mesajını kavrarsak, bu acı gerçekle karşılaşmış oluruz. Ve anlarız ki bu durumda toplumsal barışı sağlamak söz konusu olamaz.

    • Osmanlıyı asırlarca ayakta tutan üç temel etken vardır. Bir tanesi medrese (ilim, eğitim…), ikincisi tekke (tasavvuf, takva, irfan…), üçüncüsü ise kışladır (Peygamber ocağı olarak anılan yer). Şimdi bu üç etkili yapıyı, zamanımıza yorumlayarak, günümüz dünyasının şartlarını da hesaba katarak hareket edersek, neyi kaybederiz? Osmanlı, 500 sene, 200 vali ile Bosna-Hersek’i idare etmiş. Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında en küçük bir problem yaşanmamıştır. Toplumsal barış hiçbir zaman düşmanlığa, kavgaya, ötekileştirmeye geçit vermemiştir.

    • Müslüman dünyasının ortak değerleri vardır. Bu değerleri bizzat Rabbimiz, kulluk kitabımızda açıklamıştır. Farkında olsak da olmasak da namaz kılan bir insan günde en az kırk defa Rabbine müracaatında, ortak değerlerimizin yolunda, izinde olmamız için dua eder. Sıfatları açıklanan ortak değerlerimiz, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kullardır. Bu orijinal ortak değerlerimizin yolunda, izinde yürüyen, günümüzün ortak değerlerine de sahip çıkmalıyız ki toplumsal barışın en önemli alt yapısı oluşsun. Âlimlerimiz, adil yöneticilerimiz, infak ehli zenginlerimiz, salih ve fadıl insanlarımız, hizmet çarkını ülkesi ve milleti için döndüren derneklerimiz, vakıflarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, ortak değerlerimiz olarak kabul görmelidir. Aksi halde toplumsal barış güdük kalır.





+ Yorum Gönder