+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Yeni Forumunda Silivri ilçesinin dağınık ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu yerleşim bölgesi neresidir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Silivri ilçesinin dağınık ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu yerleşim bölgesi neresidir








    Silivri ilçesinin en dağınık ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu yerleşim bölgesi neresidir. aslında amacım; selimpaşa beldesinin silivri ilçesinin diğer yerleşim alanlarına göre nüfus younluğu ve sayısı,büyüklüğü.?







  2. AciLForum
    Moderators






    Coğrafi Konum
    Silivri 41 derece 03 kuzey paraleli ve 28 derece 20 doğu meridyenlerinin birleştiği noktada,istanbul iline bağlı ve il merkezinin 67 km batısında, Marmara Denizi sahilindedir. İlçe tarım arazileriyle birlikte 860 km2 yüz ölçümüne sahiptir. Doğusunda B.çekmece, kuzeyinde Çatalca,batısında Çorlu ve Marmara Ereğlisi ilçeleri ve güneyinde Marmara Denizi bulunmaktadır. Bugün ilçe merkezi Muratçeşme'nin 1 km doğusundan başlayarak Alipaşa yol ayrımına kadar uzanmaktadır.
    Silivri merkez ilçe belediyesi ve ilçeye bağlı 7 belde ile 19 köyü içine almakta ve 12 mahalle muhtarlığı bulunmaktadır. Belde belediyeleri: Selimpaşa, Değirmenköy, Celaliye-Kamiloba, Gümüşyaka, Çanta, Ortaköy ve B.Çavuşludur. Silivri'ye bağlı 19 köy ise şunlardır : Akören, Alipaşa, Bekirli, Beyciler, Büyüksinekli, Çeltik, Danamandıra, Fener, Gazitepe, Kavaklı, Kadıköy, Küçüksinekli, Kurfallı, Sayalar, Seymen, Yolçatı, Çayırdere, K.kılıçlı, B.kılıçlı.
    Merkez belediyesinde üç, Celaliye-Kamiloba,Çanta ve Değirmenköy'de iki, Selimpaşa, Gümüşyaka , Ortaköy ve B.çavuşlu'da ise birer olmak üzere 13 mahalle muhtarlığı mevcuttur. Köylerin mahallesi ise bulunmamaktadır.
    Silivri yöresinin içinde bulunduğu bölgedeki topografya hafif dalgalı düzlükler biçimimde yüksekliği 60 metreyi geçmeyen tepelerdir. Söz konusu topografya, güneyde kıyıdan başlamakta ve daha kuzeye doğru yavaş bir biçimde devam etmektedir. Doğuda Muratçeşme bölgesinde Kel ve Arap tepeleri başlıca engebeleridir. İlçe dahilinde yüksek dağlar bulunmamaktadır. Ayrıca ilçe sınırlarında önemli akarsu yatakları olmayıp, Çanta deresi, Gelevri deresi, Kova deresi, Tuzla deresi gibi küçük dereler bulunmaktadır.

    Bitki Örtüsü
    Silivri’nin esas durumu ağaçsızlık olup,hakim görünüş steptir.Step,az değişen ve tek dize halinde görünen bir örtü bölgeyi kaplar.Kuzeyde dağ köylerine doğru çıkıldıkça yükseklik ve rutubetin daha elverişli şartlarda olması nedeniyle orman başlar.Bugün görünen şekil,genel olarak gövdeli ağaç ve yer yer çalılıklardan ibarettir.Bu topluluğu meydana getiren ağaçlar arasında daha çok yaprağı dökülen çeşitler fazlalıktadır.En fazla görülen ağaçlar arasında gürgen, akağaç, meşe ve kayını sayabiliriz. Yapraklarını dökmeyen çeşitler arasında ardıç ve özellikle bodur meşe sayılabilir.Hakim topluluk içinde bulunan bodur meşenin daha çok yer alması,bölgenin Akdeniz iklimini daha güzel açıklar.
    Bu topluluk yanında kekik otu,yabani nanegegin sazları görülür.Dağ köyleri bölgesinin diğer karakteristik bitkisi de mahallinde filina tabir edilen erika arboradır,orman bölgesinde yer yer adacıklar halinde görünen çalı süpürgesidir.
    Silivri de ormanlık alan 27.453 Hektar’dır.
    Ormanı Oluşturan Ağaç Türleri:Meşe çeşitleri , Gürgen çeşitleri , Ardıç , Ihlamur , Kızılcık , Fındık , Söğüt , Orman Kavağı , Muşmula , Yabani Elma , Ahlat doğal olarak , Karaçam , Sahilçamı , Fıstıkçamı , Akasya , Ceviz ve Selvi dikim yolu ile Silivri ilçesi ormanlarında bulunmaktadırlar.
    Ormanda Bulunan Yabani Hayvanlaromuz , Karaca , Tavşan , Kurt , Çakal , Tilki , Gelincik , Sansar , Kokarca , Porsuk , Köstebek , Fare , Sincap , Yılan , Bıldırcın , Çulluk , Ördek , Kaz , Güvercin , Doğan , Şahin , Atmaca Silivri ilçesi ormanlarında bulunmaktadır.
    Silivri’de orman köylerine orman idaresi tarafından yıllık makta (kesim) verilmektedir.Makta bölgesi köylüler tarafından kesildikten sonra ağaçlandırılmaktadır.

    İklim
    Silivri'de yağışlar sonbaharda başlamakta ve özellikle kış aylarında yoğunlaşmaktadır. Bölgede Trakya ikliminin özellikleri görülmektedir. Kışlar genellikle soğuk ve yağışlı, yazlar ılıktır. Yıllık ortalama yağış miktarı 600-700 mm'dir. Kuzeye ve batıya gidildikçe kara ikliminin etkileri artmaktadır. Yıllık ısı ortalaması 13,7 oC dir. En sıcak ay (35,4 oC ) Ağustos, en soğuk ay ise (ortalama 2,0 oC) Şubat aylarıdır. Yıllık rutubet ortalaması yüzde 77, yağış ortalaması ise 691,4 mm'dir.

    Ulaşım
    Silivri önemli karayollarının üzerinde bulunmanın yanında Türkiye'nin en büyük ticaret ve sanayi merkezlerinin girişinde olmanın avantajına sahiptir. Çevredeki büyük yerleşim ve sanayi merkezlerine modern otoyollarla bağlantılıdır.
    Demiryolu ve denizyolu ulaşımından yeterince yararlanmamasına karşın, Silivri gelecekte bu üstünlüklerinden yararlanabilecek önemli bir merkez olma konumundadır. Bu coğrafi konum Silivri'ye ayrıcalık yaratmaktadır. Sirkeci-Çerkezköy demiryolu hattı üzerinden Silivri'nin Kurfallı, Çayırdere ve K. Sinekli köylerinde bulunan üç istasyon İstanbul ve Edirne yönüne yük ve yolcu ulaşımı sağlamaktadır
    Silivri Türkiye'de karayolu, demiryolu ve denizyolu alt yapısından yararlanabilecek ulaşım ağına sahip ender merkezlerden birisi konumundadır. Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayan E-5 ve TEM(E-6) karayollarının üzerinde bulunması yanında Türkiye'nin en büyük ticaret merkezi İstanbul ve Kocaeli yarımadasının giriş noktası olma avantajlarına sahiptir.
    Silivri'nin tüm yerleşim alanlarına ve yazlık sitelerine anayol bağlantıları asfalttır. Köyler birden fazla güzergah ile Silivri merkezine, kasabalarına ve komşu ilçe ile köylere bağlanmaktadır.
    Ayrıca dış hat uçuşlarının bir bölümü ile charter seferlerinin Çorlu havaalanından yapılması Silivri için yeni fırsatları gündeme getirecektir.

    Silivri'nin Burada Kurulmasının Coğrafi Nedenleri
    İlçenin genel görünümü göz önüne alınacak olursa, Silivri’nin kuruluş ve gelişmesine sebep olan üç faktörü bulmak güç değildir: Bunlardan biri sahil,ikincisi kentin düşmanlardan korunma kolaylığı,üçüncüsü ise ovadır.

    SAHİL:
    Sahil kentin cephesinin bulunduğu yere uyan geniş bir girinti oluşturur.İlçe ilk defa denizden yüksekliği 56 m. olan bir falezin üzerinde,bu girintiye yakın,hakim bir yerde kurulmuştur.Bu girinti evvelce bugün olduğundan daha ileride,liman kurulmasına elverişli olup,sonradan deniz tarafından doldurulmuştur.Bu dolma olayı,girintinin doğu kısmında daha etkin olupbuna neden de güneybatıdan esen şiddetli lodoslardır.Sahil çok sığ olup fazla miktarda moloz birikmesine neden olmaktadır.Son zamanlarda yapılan yeni mendirek ve dalgakıranlar esaslı bir şekilde moloz birikimlerine engel olmaktadırlar.
    Sahilden kentin genel görünüşüne bakılacak olursa,ilk göze çarpan manzara,yerleşimin sahil çizgisine paralel ve iç tarafı sahile bakan konkav bir şekilde kurulmuş olmasıdır.Kasabadan itibaren sahile doğru ve düz,geniş bir alan önceden deniz olup yine deniz tarafından doldurulmuştur.Şehrin bu kısmı denize doğru gelişmektedir.

    KORUNMA KOLAYLIĞI:
    İkinci faktör olarak,kentin korunma kolaylığına gelince:kent yer yer 56 m.ye kadar çıkan bir falez içine üç tarafı aşılmaz surlarla çevrili,dördüncü tarafı ise denizden çıkılması imkansız,ortalama 50 m. varan yükseklikte düz bir duvar gibi olan bir yer olarak kurulmuştur .kentin kurulduğu tarihlerde,o zamanın olanaklarıyla kente erişilemezdi .Düşmanlardan rahat korunabilmek için burası ideal bir yer olarak seçilmişti.

    VERİMLİ OVASI:
    Üçüncü faktör olarak ele aldığımız ova iseilivri etrafındaki arazi ve toprak ,tabiatın elverişli olması nedeniyle iki çeşit ziraate ve hayvancılığa elverişli idi.Burada hububat tarımı ve bağcılık,gerek Bizanslar ve gerekse Osmanlılar zamanında burada oturan Rumlar tarafından geniş ölçüde yapılırdı.Özellikle Rumlar ürettikleri şarapları bu liman yoluyla ihraç ederlerdi.Aynı şekilde hububat da büyük depolarda biriktirilir ve yine bu liman yoluyla etrafa gönderilirdi.Uzun süre birbirini tamamlayan bu üç faktörün ilk ikisi yavaş yavaş önemini kaybetmiştir.Esasen son yıllara kadar ihraç ürünleri deniz yoluyla taşınırken, 1872’de yapılan ve bölgenin kuzeyinden geçen demiryolu,1931’de yapılan,Londra Asfaltıda denilen,İstanbul-Edirneasfaltı ile 1957-59’da yapılan E-5 karayolu nedeniyle ve ulaşım araçlarının gelişip artmasıyla muntazam ve sık sık seferlerin yapılması limanın bütün işlerliğini ortadan kaldırmıştır.Buna rağmen bugün ulaşım bakımından işlerliğini kaybeden deniz,turizm bakımından çok daha büyük önem kazanmaktadır.
    Ovaya gelince:Ova hiçbir zaman kıymetini kaybetmemişse de bağlar sökülerek tarla ve tarlalar da sahilde yazlık arsa olarak elden çıkarılmıştır.Bu gerilemeden hayvancılıkta kısmetini almış yavaş yavaş azalmaya başlamıştır.Bunun nedeni de meraların azalmasıdır.




+ Yorum Gönder