+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Yeni Forumunda Hasret çekmek nedir? hasret çekmek ne demek Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Hasret çekmek nedir? hasret çekmek ne demek








    hasret çekmek nedir? hasret çekmek ne demek







  2. Suskun Karizma
    Devamlı Üye





    birini beklemek beklerken o kişinin gelmemesi ve acı çekmesidir.




  3. Nermin
    Devamlı Üye
    hasret çekmek ne demek?

    Özlem duymak.
    Hunger
    Türetilmiş Kelimeler (bis)
    hasret, hasret çeken, hasret çekerek, hasret dolu, hasret gitmek, hasret kalmak, hasret kalmış
    Destek
    Wiki felsefesiyle çalışan web sitesi ansikopedisi Siteler Hakkında'yı destekliyoruz. Dizinde konular, firma ürünleri ve firma hizmetleri de sağlanıyor.
    hasret (nedir)
    Özlem
    Örnek: Vatan ve kardeş hasretini birbirimizde gideriyoruz. H. Taner
    Özlem.
    Sick. sighed-for. longing. yearning. craving. hankering. nostalgia.
    Longing. yearning. nostalgia. homesickness.
    Nostalgia. yearning. longing.
    çekmek (nedir)
    İçine almak, emmek.
    Germek.
    Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
    Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
    Bir yerden başka bir yere taşımak.
    Bir amaçla ortadan kaldırmak.
    Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
    Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
    Bk. çevirmek
    Claw
    Be cursed with smth. take one's medicine. stand the racket. pull. draw. magnetize. attract. suffer. go through. bear. shrink. pull over. pull away. tow. tow away. take after. undergo. carry. engross. hold. inhale. sip. abide. absorb. bear with. broo.
    Abide. abstract. appeal. attract. bear. beguile. brook. captivate. drag. draw. endure. enthrall. experience. extract. haul. inflect. know. lure. magnetize. pull. shrink. undergo. unfurl. weigh. withdraw. to pull. to draw. to drag. to haul. to tug. to lug. to tow. to withdraw. to hoist. to extract. to carry. to support. to draw. to pull out. to suffer. to undergo. to bear. to endure. to abide. to put up with. to absorb. to inhale. to shrink. to içmek. to take. to grind öğütmek. to shoot. to run up. to catch. to conjugate. to decline. to weigh. to attract. to magnetize. to charm. to captivate. to appeal. to beguile. to distil. to lay döşemek. to give. to give a meaning. to interpret. to last. to take. to drive. to put on. to wear. to pull on. to draw on giymek. to apply.
    To draw. to pull out. to extract. to attract. to please. to draw. to absorb. to suck in. to breath in. to sniff. to bear. to pay. to suffer. to endear. to go through. to undergo. to withdraw. to cal.
    Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out
    Pull up
    Hoist, run up
    Whisk
    Stretch
    Arrest
    Conjugate
    Toss
    Up with
    Receive
    çevirmek (nedir)
    Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
    Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
    Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
    Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
    Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
    Geri göndermek.
    Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
    Çevrilemek, tevil etmek.
    Çevirim eylemi.
    Shoot, take, film, cinematograph
    Turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.
    Bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.
    Translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.
    Pull
    Turn over
    Revert
    Assemble
    Bowl
    Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
    Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)
    özlem duymak (nedir)
    Miss, long for, be lonely for, hanker
    özlem (nedir)
    Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği, hasret, tahassür
    Örnek: Nasıl doysun, yılların özlemini gideriyor. A. İlhan
    Longing. missing. yearning. aspiration. craving. hankering. hunger. nostalgia. yen.
    Longing. yearning. aspiration hasret. tahassür.
    Aspiration. longing. yearning. ardent desire. dream. hunger. nostalgia. yen.
    duymak (nedir)
    Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
    İşitmek, ses almak




+ Yorum Gönder