+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Cumhuriyeti korumak için yapmamız gerekenler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Cumhuriyeti korumak için yapmamız gerekenler








    cumhuriyeti korumak için neler yapmalıyız







  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Siyasi bir devlet rejimi olarak cumhuriyetin, vatandaşları her türlü haksızlıklardan, iç ve dış tehlikelerden koruması, gelişmesini sağlaması, refah ve mutluluk içinde yaşatması gerekirken; nedense bunlar bizim cumhuriyetimizin bir özelliği ve ödevi olarak algılanmayıp, vatandaşın cumhuriyeti koruyup kollaması esası benimsenmiştir.

    Üstelik herkesin koruması da denk sayılmamış olup, vatandaşın koruması vatandaşlık görevi sayılırken, yurt ve millet sevgisi yüksek, yönetici tayfası ve yandaşlarının ayrıca cumhuriyeti kollamalarına şiddetle ihtiyaç duyulmuştur. Ama zaman içinde, cumhuriyetin asıl bunlardan korunması gerektiği de ortaya çıkmıştır.

    Yani ülkeyi ve cumhuriyeti çok sevdiği için, ona sülük gibi yapışan ve sürekli koruma altında tutmak isteyenlerden korumak gerekmektedir. Çünkü, koruma ve korunmada da bağımlılık oluşuyor ve sürekli koruma altındaki çocuklar gibi, aradan 85 yıl geçmesine rağmen, cumhuriyet hala ayakları üzerinde duramıyor.

    Oysa bu cumhuriyet, daha iki yaşında bebekken, doğu isyanı, İngiliz oyunları ve 600 yıllık Osmanlı kurumları karşısında ayakları üzerinde dururken; bugün 85 yaşındaki cumhuriyet, kuş kanadını çırpsa devasa korkular içine giriyor, cumhuriyet gitti gidiyor diye herkes sahaya iniyor ve oyuncular tribüne çıkmak zorunda kalıyor.

    Cumhuriyetin kimi laik özelliğine, kimi demokrat özelliğine sahip çıkarken, olayın halk tarafı ve sosyal hukuk devleti yönleri de kaynayıp gidiyor.

    Laik tarafına: yönetenler ve rejim savunucuları, demokrasi tarafına ise, yönetilenler arka veriyor ya da vermesi gerekiyor. Çünkü, Laiklik yönetimle, yönetenle, rejim ve devlet ile ilgili bir kavramdır. Yöneten din ise laiklerin; dindışı ise dinin, yönetime müdahalesini istemez. Demokrasi ise direkt insanla ilgilidir. O yüzden yönetenler laikliğe sahip çıkarken, sıradan insanlar ise demokrasiye sahip çıkar, ya da çıkması gerekir.

    Fakat, tüm bunlar bir yana, Cumhuriyet artık hoşgörü sınırlarını aşmıştır. 85 yıl sonra, Laiklik gibi, hatta demokrasi ve insan hakları gibi sorunlarının olmaması gerekmektedir.

    85 yıl olmuş, eğer hala olmuyorsa, insanları barış ve refah içinde mutlu yaşatamıyorsa, ya cumhuriyette bir şey vardır; ya da uygulanışında. Ama sorun hangisinde olursa olsun, çözüm rejimi böyle korumak değildir. Çözüm; kötüyse değiştirmek, değilse işletmektir. Ama ne değiştirme yönünde, ne de işletme yönünde siyasi partilerde, orduda ve diğer yönetim kesimlerde yeterli bir irade görülmemektedir.

    Rejimi; kurulu düzen içinde seksen beş yıldır geldiği gibi götürmek, yani böylece korumak, bunların işine geliyor. Çünkü, bunlar bu düşük nitelikli cumhuriyetten besleniyor. Ve ben duygusu, her şeyi gölgeliyor, her şeyi tersine çeviriyor.

    Örneğin devlet, niye hazine arazisini planlayıp, parselleyip, düzenli bir kentleşme için kendisi satmamış da, arsa mafyasına havale etmiştir? Çünkü mafya da devletle iç-içedir; hatta çoğu zaman mafya gerçek devlettir.

    Olur mu böyle şey demeyin. Çünkü gerçek devlet dediğiniz, hükümet konaklarında huzuruna gittiğiniz insanlar, yıllar yılı gerçekleri gördüğü halde, size yasaklar koyup, yokuşa sürüp, hep mafyanın kucağına itmişlerdir. Yani merkezi hükümetin halk nezdindeki gerçek temsilcisi hükümet konaklarındaki memurlar değil, mafyadır sanki.

    Böyle değilse; niçin İstanbul öyledir, Ankara böyledir, İzmir şöyledir. Neden kent gelişimi; yerine yeni gökdelenlerin dikildiği gecekondulardan, yeni gecekondu alanlarına doğru ilerler? Gece birileri bir şeyler kondurmadan, devlet gündüz planlayamaz mıydı buraları? İstanbul’un iki katından daha büyük ve daha fakir bir kent olan Kahire de: “Ben hiç gece kondu göremedim” desem inanır mısınız?




  3. Mesport
    Moderators
    Cumhuriyeti Korumak



    1. Giriş

    Cumhuriyetin başlıca özelliği, bir milletin dünyanın başlıca büyük kuvvetlerine karşı tamamen yalnız kaldığı anda ve kendisini sömüren güçlerin yönettiği bir devrede harekete geçerek, toplanıp birleşerek “Ben Varım” şeklinde kurduğu sistem olarak görülür. Bütün bu gerçekler karşısında, Türk Milli Cumhuriyeti, kendine özgü kaynağının sonucu olarak dünya ihtilallarından ve siyasi hareketlerinden ayrılır.



    Türk toplumu millet mücadelesini üzerinde hür ve bağımsız yaşayabileceği bir vatan için başlattı. Dış ve iç düşmanlarına karşı kazandığı zaferleri ve sonuçlarını Cumhuriyetle güvence altına aldı. Türk Milleti, binlerce yıllık tarihi gelişimin, mücadelelerinin sonunda varlığını Cumhuriyet denilen hayat tarzı içerisinde buldu ve bu hayat tarzı içerisinde koruyup geliştiğini kanıtladı.



    Cumhuriyet, Türk toplumunun bütün kesimlerinin dengeli, anla-yışlı ve amaçta birleşen davranışlarının yarattığı bir eserdir. Türkiye Cumhuriyeti, tarihin çok çetin tecrübelerinin sonucu olarak orta-ya çıktı. Bu çıkışta emek vardır. Alın teri vardır. Kan vardır. Millet olma çabası vardır. Türk Milletinin yitirilmiş görünen bütün öz yetenekleri, anlaşılamayan özellikleri, Cumhuriyetle belirli ve belgeli bir şekilde bütün dünyaya ispat edildi.



    2. Millî Hâkimiyet

    Cumhuriyet, halkın kendi hakkında karar vermesinin bütün siyasi araçlarını bünyesinde taşımasıdır. Gerçekte Millî Hâkimiyet, Cumhuriyetin ayrılmaz yaratıcı bir unsurudur. Halkın kendi idaresini seçtikleri ile sağ-layabilmesi, ancak bu sistemle gerçekleşmiştir. Halk idaresinin bölün-mezliği, milli kuvvetin parçalanmazlığı Cumhuriyetin sonucudur ve bir anlamda da Cumhuriyetin yaratıcısıdır.



    Cumhuriyet, yeni ve tümüyle bağımsız bir Milli Devlet yaratma çabasıdır. Anadolu Türk Milli varlığının ortaya koyduğu ve kabul ettirdiği, geliştirdiği ve yükselttiği en büyük gerçek Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu gerçek, batının ve doğunun kolayca kabullendiği bir olay değildir. Türkiye Cumhuriyeti, çeşitli çıkar çevrelerinin de göz diktiği bir varlıktır.



    Bir milletin devletini ve hükümetini kendi eseri gibi görmesinin yolu Cumhuriyetten geçer. Devlet ve hükümetin güvenli koruyuculuğu-nun yaratılabilmesi de ancak Cumhuriyetin sonucudur. Cumhuriyet ida-resinde toplumun yaratıcı ve yapıcı katkısı şekillenir ve kişiden başlayarak bütün toplum katlarına ulaşır. Toplumun refahı ve mutluluğu amacına yönelik bir devletin varlığı ortaya çıkmıştır.



    Türk Milleti için Cumhuriyet, yalnız bir idare tarzı değildir. Cumhuriyet bi-zim için varlık ilkesidir. Var olma şuurunun başlıca temel taşıdır. Cumhuriyet, özgürlük ve bağımsızlık fikir ve düşüncelerinden de ötede, tarihin Türk toplumuna kazandırdığı milli kültür unsur ve kay-naklarıyla her zaman sağlanabilecek ve geliştirilebilecek Milli Birlik ve Milli Beraberlik şuurunun sonucudur.



    3. Cumhuriyetin Dayanakları

    Cumhuriyetin temel dayanakları, Milli Güç ve Milli Hâkimiyet’tir. Bu iki kaynak tarihi gelişim içerisinde, millet mücadelesinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Milli Gücü etken ve Milli İradeyi hâkim kılan temel, Milli Mücadelenin anlayış, düşünce, davranış ve eylem esasını ortaya koymuştur.



    Temelleri çökmüş ve dağılmış, tarihi devrini tamamlamış Osmanlı İmparatorluğu, içerisinde bir avuç Türk’ün varlıklarını korumak, milli amaçlarına ulaşmak için, yalnız kendi güç ve kuvvetlerine dayanarak başlattıkları Milli Mücadeleyi yeni bir devlet kurarak sonuçlandırdılar. Milli Mücadele, Cumhuriyetin bütün dayanaklarını hazırlamakla kalmadı, ona sürekli olarak hayatta kalma, bağımsız yaşama, hür olma imkânlarını azim ve kararlılığını da hazırladı.



    Kuruluşundan bugüne kadar, Cumhuriyetin karşılaştığı tehdit ve tehlikeler gözden geçirilir ve bunların nitelikleri ve yönleri dikkatle incelendiğinde, onun hala dimdik, genç ve bütün gelişmişliği ile nasıl ayakta durduğu daha iyi anlaşılır.



    4. Kurtuluş Mücadelesi’nin Kazandırdıkları

    Anadolu Türk Toplumu, düşünce ve hayat tarzının yüzyıllara sığmayacak önemli gelişmelerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu. Bütün dış ve iç engelleme girişimlerine rağmen, daima ileriye, yeniliğe ve refaha doğru değişimlerini devam ettirdi. Vatanın bütünlüğünü, milletin birlik ve beraberliğini koruyarak, Dünya Devleti olma özlem ve beklentilerini gerçekleştirdi.



    Özellikle:

    a. Lozan Antlaşması,

    Türk Ulusunun köyden kente, batıdan doğuya tüm bireyleriyle göstermiş olduğu Kurtuluş Mücadelesi’nin direncin, dayanışmanın, kenetleşmenin zaferle sonuçlandığını tüm dünyaya ilan edilişinin adıdır.



    Türk milleti, işgalcilerin silahlı güçlerine karşı çarpışırken, içerideki ihanet çetelerine karşı da zorlu bir mücadele verdiğini, maddi manevi tüm varlığını ortaya koyarak, bağımsızlık savaşımında özverinin sınırlarının olamayacağını göstererek savaştı, kazandı ve barış masasına oturdu.


    Türkiye barış masasında, karşı devletlerin aldatıcı tekliflerini kararlılıkla reddetti. Bu direnç, gerekirse yeni bir savaşı göze alma kararlılığın ifadesiydi. Özgürlüğünü kanla kazanmış bir milletin bağımsız eşit, egemen bir devlet çatısı altında yaşamasının garanti edildiği uluslararası imzalanan bir antlaşmadır.



    b. Kabotaj Kanunu

    Kabotaj, bir devletin kendi limanları arasında yük ve yolcu taşıyan tüm gemilerinin kendi bayrağını taşıyan ve kendi vatandaşları ile donatılan, yer hizmetlerinde ve limanlarda tamamen kendi vatandaşlarının çalışması hakkıdır.



    1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile yabancı gemilere tanınan kabotaj imtiyazı kaldırıldı. 1926’da Kabotaj Kanununun çıkartılmasıyla Türk karasularında, nehir ve göllerde bu hak tamamen Türk Bayraklı taşıt araçlarına ve Türk vatandaşlarına verildi.



    Cumhuriyet, Kabotaj Kanunu ile Türk denizciliğinin kalkınmasını, ticaret filosunun gelişmesini, limanların işletilmesini, balıkçılığın gelişmesini, iktisadi alanda ileri seviyelere ulaşılmasını ve denizciliğimizi uluslararası alanda söz sahibi olmamızı sağladı.



    c. Montrö Sözleşmesi

    Lozan Antlaşması ile temelleri atılan ve 1936’da imzalanan “Montreux Boğazlar Rejimine İlişkin Sözleşme” ile Türk Boğazları üzerinde, Türkiye’nin hâkimiyeti yeniden kuruldu.



    d. Hatay’ın Anavatana İlhakı

    1939’da Ankara’da imzalanan “Türkiye ile Suriye Arasında Toprak Sorununun Çözümüne İlişkin Antlaşma” ile Hatay Anavatana katıldı. Türkiye ile Suriye arasında sınır kesinleştirildi.



    e. Toprak Bütünlüğü

    Bugün Türkiye, 814.578 km2’lik toprak bütünlüğüne sahip ve dünyanın en uzun sahil şeridi bulunan ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye’nin 2753 km komşularıyla olan kara sınırları ve 8.333 km deniz kıyı şeridi bulunmaktadır. Coğrafi konum itibariyle dünyanın en önemli bölgesine sahip olan Türkiye, kıtaları, bölgeleri ve denizleri birbirine bağlayan çok önemli bir ülkedir.



    f. Cumhuriyet’in İlkeleri

    Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan günümüze kadar, kuşaktan kuşağa devredilen ilkelerinden hiçbir şey kaybetmedi. Çünkü Cumhuriyet ilkeleri milletin güvenlik, mutluluk, refah isteklerinin ve hareketliliğin kefili oldu.



    Türk toplumunun tarihsel niteliklerini kaynak kabul ederek topluma önce iç ve dış barışı önerdi ve bu öneri başlıca ilke olarak kabul edildi. Büyük Millet modelinde kavganın, çatışmanın, suçlamanın ve yağmanın yeri olmadığı bir sistemi getirdi. Cumhuriyet, çelişkiler yerine dengeleşmeyi: uzlaşmazlıklar yerine barışı: ayrılık ve farklılıklar yerine birliği: parçalanmak yerine bütünleşmeyi ilke edindi.



    5. Cumhuriyeti Korumak

    Cumhuriyetin kuruluşunda nasıl emek, ter, kan ve millet olma çabası varsa O’nun korunmasında, geliştirilmesinde, ilkelerinin savunulmasında da aynı çabaların olması gerekir. Cumhuriyet bilim üzerine bina edilmiş bir anıttır. Cumhuriyet, fikri hür vicdanı hür nesiller istemektedir. Cumhuriyet, ancak müspet bilimle çağın gelişmelerine uygun teknolojik ve bilime yer veren çalışmalarla korunmalıdır.



    Tarihimizin derinliklerinden başlayarak düne kadar geçen olaylar, düşünceler, fikirler bizim için sorunlarımızı çözmede yararlanacağımız en iyi araçlar olabilecektir. Önce, nerede olduğumuzu ve nereye yöneldiğimizi bilmemiz gerekir. Bu yolla neyin ve nasıl yapılması hakkında yeterince bilgi sahibi olabiliriz.



    Sorunlarımızın olması, yaşamamızın sonucudur ve her zaman da olacaktır. Çünkü ebediyen yaşayacak bir milletin evlatlarıyız. Önemli olan sorunlarımızın varlığı değildir. Önemli olan sorunlarımıza yeterince eğilebilme gücünü bulabilmemiz ve gerekli en iyi gerçeklere uygunluğu oranında onlardan yararlanabilmektir. İçinde bulunduğumuz karışık sorunları ve bilinmesi güç geleceği aydınlatacak ışığı aramalıyız. Bu, geleceğimize ilişkin ümitlerimizin de kaynağı olmalıdır. Cumhuriyet Türkiye’sinin bütün evlatlarından istediği budur.



    Ülkemizin sorunları ile uğraşmak hatta içinden zor çıkabileceğimiz sorunların olduğunu ifade edebilmemiz, bizi karamsar bir görünüşe sevk etmemelidir. Gerçekte, nereden başlayıp nereye geldiğimizin muhasebesini yapmak görevimizdir. Türkiye, dünyanın bir unsurudur ve uluslar topluluğunun bir parçasıdır. Sorunlarımızın birçoğu, dünya sorunlarının bizdeki görünümleridir.



    Tarihimizin bütünlüğü içerisinde, günümüz sorunlarını ve geleceğimizi aydınlatacak ışığı bulmalıyız. Uzak ve yakın geçmişin siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel olaylarına gerçekçi bir gözle bakarak, bugünün olaylarının ve günümüz sorunlarının ortak noktalarını, sebep-sonuç ilişkilerini tespit etmeliyiz.



    Türkiye’nin aydın ve cumhuriyetçi çocuklarını milli, laik, sosyal Cumhuriyetin bütün temel unsurlarına bağlı olarak yetiştirmeliyiz. Cumhuriyet ilkelerini bilen ve bu ilkeler için her türlü aydınlatma görevlerini birlikte yürütecek, sırasında mücadeleyi göze alan nesiller yetiştirmeliyiz.



    Türk bayrağı altında yaşayan her vatandaş, Cumhuriyetin kazandırdıklarını, gücünü, özelliklerini, niteliklerini ve ilkelerini, sonsuzluk sürecinde Cumhuriyeti koruma azim ve kararlılığında olmalıdır.



    Ruhi Duman

    Bostancı, 10 Ekim 2010




  4. Mesport
    Moderators
    Cumhuriyeti korumak için yapmamız gerekenler nelerdir?

    Cumhuriyeti korumak için, cumhuriyetin yönetim biçimi olan demokrasiye sıkı sıkı sarılmamız gerekir. Vatandaş olarak Cumhuriyeti korumak deyiminin içi bazı siyasi ideolojilerin amaçları doğrultusunda boş siyasi sloganlarla doldurulmaya çalışılmıştır ve çalışılmaktadır. Bazı kesimler Cumhuriyet'in güvencesi olarak orduyu ve bazı siyasi ideolojileri adres gösterse de, cumhuriyetin koruyucusu ve teminatı o ülkenin demokrasisi ve dolayısıyla halkıdır. Cumhuriyet ve Demokrasi'yi ayrı ayrı ele alamayız. Cumhuriyet zaten halkın kendi kendini yönetme biçimidir, ancak günümüze kadar çoğu siyasi ideoloji demokrasiyi bir tarafa bırakıp, cumhuriyeti koruma adı altında askeri müdahaleler yapmış ve bu müdahalelere alkış tutmuştur. Rejim elden gidiyor söylemleri, mevcut iktidar sahiplerinin ülke yönetimindeki nufüzunun ellerinden gitme hezayanlarından öteye gidemez.

    Kısacası vatandaşın cumhuriyeti koruma ve kollama adına yapması gereken tek şey oy vermektir ve oy verdiği siyasileri takip etmektir. 4 senede bir seçim olduğu için 4 sene de bir Cumhuriyet'i ve Demokrasi'yi koruma fırsatı vatandaşın önüne gelmektedir. Hiç bir demokratik olmayan müdahale Cumhruiyeti korumak adı altında meşru gösterilemez. Bu Cumhuriyet'in özüne ve manasına ihanettir.

  5. Mesport
    Moderators
    Cumhuriyetimizi korumak ve güçlendirmek için neler yapmalıyız (Üstümüze düşen görevler nelerdir)

    Atatürk, ülkenin kurtuluş mücadelesini başlatmak amacıyla 1919 yılında Samsun’a çıktığı zaman elinde hiçbir maddi güç yoktu. O, Türk milletinde bulunan manevi gücün büyüklüğüne olan inancını hiçbir zaman yitirmemiş; milleti de zafere giden bu yolda onu asla yalnız bırakmamıştır.

    Bu öyle bir mücadeleydi ki; aynı kaderi paylaşan diğer ulusların kurtuluş ve özgürlük mücadelelerinin de ilham kaynağını oluşturuyordu.

    Samsun’da başlayıp, Amasya, Erzurum, Sivas’tan sonra Ankara’da 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla farklı bir boyut kazanan Milli Mücadele; Türk Milleti’nin gerçek bağımsızlık ruhunu “Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Ulusundur” ilkesiyle, Doğu ve Güney Cepheleri ile Yunanlılara karşı sürdürülen başarılı savaşlarla kazanılmış, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından, sıra yapılacak olan köklü değişikliklere gelmiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş ve lâik bir devlet olabilmesi için gereken bütün adımlar Atatürk’ün önderliğinde hızla atılmış, toplumsal ve siyasal alanda yapılan devrimlerle ülkemiz halkın iradesinin hakim olduğu özgür bir ülke haline gelmiştir. Herkesin kanunlar önünde eşit olduğu ülkemizde, hiçbir kimse ve topluluğa ayrıcalık tanınmamakta, eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda yapılan devrimler ile halkımız refah ve huzur içerisinde yaşamaktadır.

    Cumhuriyet rejiminin getirmiş olduğu bu kazanımlar sayesinde ülkemiz dünyanın gıpta ile baktığı bir ülke durumuna gelmiş, demokrasinin vazgeçilmezliğini her fırsatta dile getiren ülke yönetimlerimizle çağdaş bir ülke olmanın haklı gururunu taşımaktadır.

    Büyük zorluklara rağmen, Büyük Önder Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, Ata’sının ilkeleri ışında azimle ilerlemeye devam etmektedir.

    Cumhuriyet rejimi sayesinde bağımsız ve özgür bir millet olarak yaşadığımız bu topraklarda, Türkiye Cumhuriyeti devletimizin ebedi varlığı ve birliği adına ülke gelişimine katkıda bulunmak için vatanımızı çok sevmeli, düşmanca yaklaşımlarda bulunan iç ve dış güçlere karşı her zaman uyanık olmalıyız.

    Bizlere tevdi edilen görevleri layıkıyla eksiksiz bir şekilde yapmalı, ülke menfaatlerini kendi menfaatlerimizin üzerinde tutmalıyız. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete sahip çıkıp, demokrasiden asla ödün vermeden, milli birlik ve bütünlüğümüzden hiçbir zaman ayrılmamalıyız.

    Olanca güçlüklere rağmen Atatürk’ün sayesinde kurulan cumhuriyete sahip çıkmak ve çağın getirdiği yeniliklerden faydalanarak ülke gelişimine katkıda bulunmak hepimizin görevidir. Bu görevi yerine getirmenin mutluluğunu yaşarken, genç beyinlerimize cumhuriyet sevgisini aşılamayı unutmamalı, cumhuriyetin niteliklerini zedeleyecek tehlikeler karşısında tavırsız kalmamalıyız.

  6. Ziyaretçi
    İlk önce demiokrasi olmalı kı koruyak

  7. Ziyaretçi
    Atma ziya. İlk önce demiokrasi olmalı kı koruyak devamı nerde yarım yamalak şeyler yazıyosun sen kimse

  8. Ziyaretçi
    cumhuriyeti korumak için neler yapmalıyız

  9. Ziyaretçi
    2 Cumhuriyetin Bekcilerine — Presentation Transcript

    1. Cumhuriyetin Bekçilerine
    2. Cumhuriyeti Korumak İçin Bir Vatandaş Olarak Size Ne Gibi Görevler Düşmektedir?
    3. Anayasamızın ilk altı maddesi şu başlıkları kapsamaktadır: Devletin şekli; cumhuriyetin nitelikleri; devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti; değiştirilemeyecek hükümler; devletin temel amaç ve görevleri ve egemenlik.
    4. “ Cumhuriyetin Bekçilerine ” konusunda Anayasa’mızın ilk altı maddesinin içeriği ile ilgili ipuçları bulabileceğiniz örnekler yer almaktadır.
    5. 1. Örnek: Atatürk’ten Sözler “ Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” “ Türk milleti, yüzyıllardan beri özgür ve bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı yaşama gereği saymış kahraman bir millettir. Bu millet bağımsızlıktan uzak yaşamamış, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.”
    6. “ Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli duyguların gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil bilinle işlensin.” “ Bir yurdun en değerli varlığı, vatandaşlar arasında milli birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygu ve yeteneklerinin olgunluğudur.
    7. “ Türk milleti, halk yönetimi olan cumhuriyetle yönetilen bir devlettir. Türk devleti laiktir. Herkes dinini seçmekte serbesttir.” “ Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıki uygulamasını sağlayan hükümet şekli cumhuriyettir.”
    8. Atatürk’ün yukarıdaki sözlerinden hareketle devletin nitelikleriyle ilgili günümüzdeki uygulamalara örnek veriniz.
    9. 2. Örnek: Demokratik Devlet Türk milleti kendisini yönetecek kişileri yine kendisi seçerek iş başına getirir. Bunun için her beş yılda bir genel ve yerel seçimler yapılmaktadır. Seçimlerde oy kullanarak vatandaşlık görevini yerine getiren halkımız yönetimde söz sahibi olur.
    10. Okul meclisi seçimleri demokratik uygulamalara örnek olabilir mi? Açıklayınız.
    11. 3. Örnek: Hukuk Devleti Kişiler sorunlarının çözümünde tüm vatandaşlar için adaletin eşit dağıtıldığı mahkemelere başvurabilirler. Bu mahkemeler, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin varlığının gereği olarak görevlerini yaparlar.
    12. Toplumun huzuru açısından mahkemelerin varlığını ve bağımsız olmasını nasıl değerlendirirsiniz?
    13. 4. Örnek: Sosyal Devlet “ Sosyal devlet olma niteliği gereği kurduğu çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarıyla, muhtaç durumdaki vatandaşlarına sahip çıkar.”
    14. Bazı çocuklar ve yaşlılar hayatlarını evlerinden başka yerde devlet himayesinde devam ettirmek durumunda kalabilirler. Bazı çocuklar diğer çocuklardan farklı niteliklere sahip olabilirler. Bu farklılıklar onların özel eğitim görmelerini gerektirebilir.
    15. Ülkemizde 0-18 yaşındaki kimsesiz çocukları ve 65 yaş üstü bireyleri koruyup himaye eden kuruluşlar var mıdır? Bu kuruluşlara örnekler veriniz. Devletimizin sosyal bir hukuk devleti olmasına siz hangi örnekleri verirsiniz?

  10. Ziyaretçi
    Tm kavga yok buraya soru sormak için yazıyoruzzz!

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


vatanımıza sahip çıkmak ve korumak için vatandaş olarak neler yapabiliriz,  cumhuriyeti korumak için çocukların yapması gerekenler,  cumhuriyeti korumak için ne yapmalıyız,  vatanımıza sahip çıkmak ve korumak için bir vatandaş olarak neler yapabiliriz,  cumhuriyeti korumak için bize düşen görevler nelerdir,  cumhuriyeti korumak için bize düşen görevler