+ Yorum Gönder
4. Sayfa BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Türkçede kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Cevap: türkçede kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları

    Minicik bebekler henüz senkronize yüzme figürleri yapmasalar da suda batmadan kalabiliyorlar. Uçuş tarifeleri senkronize edilerek İstanbul ve Zürih’teki bağlantılar güçlendirilecektir.

    Gazetelerden derlediğimiz bu örneklerin ilkinde senkronize sözünün yerine uygun, ikincisinde ise uy-gunlaşmak, uyum içinde olmak karşılıklarının kullanılması gerekir.

    Senkronizasyon kelimesinin Türkçede dil bilimi alanında kullanılan pek çok türevi vardır. Kurulumuz, bu sözlere karşılık olarak daha önceden teklif edilmiş ve yaygınlaşmış karşılıkların benimsenmesine karar vermiştir.

    senkron : eş zaman.

    senkroni : eş zamanlık.

    senkronik : eş zamanlı.

    senkronizm : eş zamanlılık.

    sensor : İngilizce sensor. “Alıcı alet, sezici, algılayıcı” anlamlarında İngilizceden dilimize giren bu kelime, gazetelerde Fransızca telâffuzuyla sensör şeklinde yanlış olarak kullanılmaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak, kesmek fiilinden türetilen keser örneğinden yararlanarak duymak fiilinden duyar sözünü oluşturmuştur. Örnek: TSE bu yıl üretilen doğal gaz sobalarına duyar denilen parçanın takılmasını zorunlu kıldı.

    serigraf : ipek baskıcı.

    serigrafi : Fr. sérigraphie. “Bir lâstik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi” anlamındaki bu Fransızca kelime için Kurulumuz ipek baskı karşılığını önermektedir. Örnek: Sanatçının, ipek baskı, yağlı boya ve kesyap olmak üzere üç grupta toplanan eserleri, tarihten izler taşıyor.

    server : İngilizce server ”sunucu”. Bilgisayar alanında “bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar” anlamında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz da sunucu sözünü benimsemiştir. Örnek: Sunucu adı verilen bilgisayarları çeşitli korsanlıklara karşı korumak için geliştirilmiş bir program satın aldık.

    sezon : Fransızca saison (mevsim). Bu kavram için dilimizde zaten güzel bir kelime vardır: mevsim. Örnek: İki takım da yeni mevsime büyük bir ümitle başlamışlardı.

    shape master : İngilizceden dilimize geçen ve sağlıkla ilgili bir spor dalını temsil eden bu söze karşılık olarak Kurulumuz, güçlendirme kelimesini önermektedir. Örnek: Fitness Club açıldı. Tıbbî kontrol altında kişiye özel egzersizler, deniz tedavisi, su içi masajı, aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri yapılır.

    shower screen : İngilizce olan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz duş kabini ve banyo kabini kelimelerini teklif etmektedir. Dilimizde bir marka adı olan “duşakabin” şekli yaygınlaşmıştır. Yapı olarak yanlış olan bu kelimenin yerine yukarıdaki kelimeler uygun görülmüştür. Örnek: Dairesine yeni model duş kabini (banyo kabini) koydurmuş.

    side effect : İngilizce side (yan, taraf) + effect (etki, sonuç). İlâçların istenmeyen etkilerini anlatmak için tıp alanında kullanılan bu kelimeye Türkçe bir karşılık da yine doktorlarımız tarafından bulunmuştur: yan etki. Örnek: İlâcın en çok rastlanan yan etkileri, mide ağrısı, sindirim yolu kanamaları ve gizli kanama gibi bulgulardır.

    sidewalk sale : İngilizce sidewalk “yaya kaldırımı”, sale “satış”. Kurulumuz bu kelime için kaldırım satışı ve mağaza önü satışı karşılıklarını önermektedir. Örnek: İzmit’teki Fabrika Satış Mağazası, Türkiye’de ilk kez kaldırım satışı (mağaza önü satışı) uygulamasını başlattı.

    siesta : İspanyolca siesta (öğle uykusu). "Sıcak ülkelerde, öğle uykusunu uzatarak işe başlama saatini daha ileriye alma" anlamında kullanılan bu kavram için teklif ettiğimiz karşılık: öğle uykusu. Örnek: Akdeniz ülkelerinin çoğunda görülen öğle uykusu uygulaması Çeşme'de de başladı.

    simülâsyon : Fransızca simulation. "Taklit etme, taklidini yapma" anlamındaki bu söz son dönemlerde bilgisayar ve iletişim terimi olarak duyulmaya ve kullanılmaya başlandı. Kurulumuz, bu söz için benzetim kelimesini önermiştir.

    Kök bakımından aynı olan simülâtör sözü için de benzetimlik uygun bir karşılık olarak seçilmiştir. Örnek: Benzetimlik aynı uçaktaymış izlenimini verirken, pilot da havadaymış gibi uçacak.

    Ayrıca gazetelerde bu sözün simülâsyon sineması şeklinde bir başka kullanımına daha rastlamaktayız. Bu durumda da kullanılacak karşılık benzetim sineması'dır. Örnek: Seyredenlerin kendilerini perdenin içinde hissedecekleri benzetim sinemaları Tatilya'nın bir başka yönü.

    simültane : Fransızca simultané (eş zamanlı, aynı anda olan). Son zamanlarda daha çok, "anında yapılan sözlü tercümeler" için kullanılan simültane sözü için teklif ettiğimiz karşılık: anında. Örnek: Görüşmeler anında çeviriyle dev bir ekrandan yansıtılacak.

    sinerji : Fransızcadan (synergie) dilimize giren bu kelime "birlikte çalışma, (organlarda) iş birliği görevdeşlik" anlamlarını taşımaktadır. Kurulumuz bu kelime için daha önce de önerilmiş olan görevdeşlik karşılığının kullanılmasını uygun görmektedir. Örnek: Besicilikle uğraşıyoruz. Fabrikaların atıklarını doğal yem olarak kullanıyoruz. Bu bir görevdeşlik yaratıyor.

    single : İngilizce single (tek, bir; özel; tek kişilik). Son zamanlarda müzik dünyasında, "tek kişi tarafından doldurulan kaset veya yoğun teker" anlamında kullanılan single sözünün bu anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: tekli. Örnek: Sanatçının yeni çıkan teklisi, önümüzdeki günlerde piyasaya sürülecek.

    sirkülâsyon : Fransızca circulation. Genel olarak "hava ve paranın dolaşımı" anlamında dilimizde kullanılan bu söz çek, senet, bono veya para piyasasında daha sık geçmektedir. Kurulumuz, sirkülâsyon için dolaşım sözünün uygun bir karşılık olduğunu kabul etmiş ve hava dolaşımı, para dolaşımı biçimlerinde kullanılabileceği görüşüne varmıştır.

    sirküler : Fransızca circulaire sözü geldiği dilde "yuvarlak, değirmi" gibi anlamları yanında "sonunda çıkış noktasına dönen" anlamında da kullanılır. Bu söz bizde daha çok "genelge" anlamıyla kullanılmaktadır. Kurulumuz, Türkçedeki kullanımlarına göre sirküler sözünün genel anlamda genelge, toplantılar için yapılan çağrı anlamında ise duyurum şeklinde karşılanmasına karar vermiştir. Bunların dışında Türkçede sirküler, imza sirküleri biçiminde de geçer. Hukukî ve ticarî bir terim olduğunu göz önüne alan Kurulumuz, bu durumda da imza belgesi sözünün kullanılmasını uygun bulmuştur. Örnekler: Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı başlıklı genelgede başkanın 4-7 Ağustos tarihleri arasında izinli olduğu bildiriliyordu. Kurultayın birinci duyurumunu gönderdik. İhale için başvuruda bulunacak kuruluşların dosyalarında noter tasdikli imza belgesi de bulunacaktır.

    sit-com : İngilizce situation comedy kelimelerinin kısaltması olarak sit-com şeklinde ve “bir durumun, güldürücü bir şekilde oyunlaştırılması” anlamında Türkçeye giren bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, önceden de dilimizde kullanılan fakat yaygınlık kazanmamış olan durum güldürüsü kelimesini teklif etmektedir (kısaltması: durgül). Örnek: Adı henüz kesinleşmeyen dizi Altın Kızlar gibi durum güldürüsü tarzında olacak.

    skala : İtalyanca scala. Türkçe Sözlük'te "bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi; genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi; sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi" şeklinde geçen skala sözü dilimizde "dizi, sıra" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu söz için yelpaze ve gösterge çizelgesi sözlerini önermektedir. Örnek: Müziği bir esin kaynağı olarak kullanan sanatçı, yağlı boyanın bütün imkânlarını zorlayarak zengin bir renk yelpazesi yarattı.

    skeç : İngilizce sketch. İngilizceden dilimize geçen bu söz "daha çok radyoda yayımlanmak üzere hazırlanmış genellikle güldürü niteliğinde kısa ve sürükleyici oyun" anlamında kullanılır. Kurulumuz bu kelime için oyunca sözünü önermektedir. Örnek: Bu oyuncada ülkemizdeki iş isteme yolları ele alınıyor.

    skeet : İngilizce skeet (havaya fırlatılan yapma kuşlara nişan alma). Atıcılık sporunda kullanılan ve “saat yüzeyi biçiminde bir alanda, on iki değişik noktadan havaya fırlatılan plâkları vurma temeline dayanan yarışma” anlamına gelen skeet için Kurulumuz, atvur kelimesinin karşılık olarak kullanılmasında görüş birliğine varmıştır. Örnek: Avrupa Atıcılık Şampiyonasına atvur müsabakalarıyla devam edildi.

    skor : İngilizce score (oyunda kaydedilen sayı veya puan). Sporda, "sayı bakımından mevcut durum veya sonuç" anlamında kullanılmaktadır. Karşılaşma henüz bitmemişse durum, bitmişse sonuç kelimelerinin kullanılması teklif edilmektedir. Örnekler: Şu anda durum 2-1. Karşılaşma 3-1' lik bir sonuçla bitti. Bazı durumlarda sayı kelimesi kullanılmalıdır. Örnek: Efes'in başarılı çalıştırıcısı sadece sayıya sevindi.

    skorboard : İngilizce score + board (tahta). Takımların kazandığı sayıları gösteren tabelâ. Teklif edilen karşılıklar: sayı göstergesi, sayı levhası. Örnek: Şu anda sayı göstergesine (levhasına) bakıyoruz; durum: 56-52

    slogan : İskoçyalı bir klanın savaş narası olan "gaelce slaugh-ghairm" sözlerinden çıkmış olan slogan, bugün "kısa ve çarpıcı propaganda sözü" anlamında kullanılmaktadır. Bu kavram için, Oğuz Kağan Destanı'nda "savaş narası", bugünkü Kırgız Türkçesinde ise tam olarak slogan karşılığında kullanılan bir sözü teklif ediyoruz: uran. Örnekler: Lise ve dengi okullar arasında sigaraya karşı uran yarışması düzenlendi Meydanda toplananlar Kıbrıs lehinde çeşitli uranlar attılar

    smaç : İngilizce smash. "Voleybol, tenis, masa tenisi, hentbol gibi oyunlarda, rakip alana veya kaleye indirilmek suretiyle topa yüksekten, sertçe ve dik bir biçimde vurma" anlamında olan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, çivileme ve küt inme sözlerinin uygun olduğu görüşündedir Örnek: Takıma yeni alınan oyuncu, mükemmel çivilemeleri (küt inmeleri) ile dikkat çekti

    smaçör : çivileyici, küt inici

    snack-bar : İngilizce snack (kısım, porsiyon) + bar. "Günün her saatinde çabucak yemek yenilebilen lokanta" anlamında kullanılan snack-bar için teklifimiz: atıştırma yeri, atıştırmalık. Örnek: Ağır lokantalar artık revaçta değil; insanlar atıştırma yerlerine (atıştırmalıklara) daha çok rağbet ediyor

    sneaker : İngilizce (altı lâstik tenis pabucu) Dilimizde spor ayakkabı anlamıyla son yıllarda yaygınlaşan bu kelime için Kurulumuz, Anadolu’da halk dilinde kullanılan lâstik çedik karşılığını önermektedir Örnek: Derimod yine harikaları ayaklarınıza getirdi. Özellikle rengârenk lâstik çedikler çok satılıyor

    sneak preview : İngilizce sneak (sinsice hareket etmek) + preview (gelecek programdan gösterilen parçalar). Bir sinemacılık terimi olarak dilimizde yeni yeni kullanılmaya başlanan bu söz, “yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir seyirci grubuna izlettirilmesi” anlamına gelmektedir Kurulumuz sneak preview için ön izleme karşılığını önermektedir Örnek: 15 Ağustos’ta düzenlenen ön izlemede “Bridget Jones’un Günlüğü” Cinemail Kulübü davetlilerine gösterildi
    Cevap: türkçede kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları frmacil dördüncü 4 sayfa Cevap: türkçede kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları

  2. Mineli
    Devamlı Üye
    snobizm : -----lik.

    snop : İngilizceden dilimize giren bu kelime Türkçe Sözlük’te "seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen (kimse), -----" şeklinde tanımlanmaktadır. Kurulumuz, bu kelime için dilimizde kullanılmakta olan ----- karşılığının uygun olduğu görüşündedir.

    sofistike : Fransızca sophistiqué (karıştırılmış, hileli; yapmacıklı; teknolojide çok gelişmiş, ileri).

    Felsefedeki anlamı için teklifimiz: yanıltıcı. Örnek: Yanıltıcı bir muhakeme tarzı var.

    Teknolojideki anlamı için teklifimiz: karmaşık. Örnek: Günümüzün karmaşık silâh sistemleri askerliği tam bir uzmanlık alanı hâline getirdi.

    Aşağılayıcı, kötüleyici anlam için teklifimiz: bilmiş. Örnek: Arjantinliler, kendilerini bölge ülkelerine göre daha üstün, daha kültürlü, daha bilmiş buluyorlar.

    software : İngilizce software (bilgisayara verilen plân, program ve çeşitli belletmeler). Bu kelimenin yazılım sözüyle karşılanması Kurulumuzca kabul edilmiştir. Örnek: Daha fazla yazılım ve güç artırımıyla yarının gelişmiş başka ürünleri ortaya çıkacak.

    solâryum : Fransızca solarium. Lâtinceden Fran-sızcaya geçmiş olan bu kelime "hastalıkların güneş ışınlarıyla tedavi edildiği yer" anlamındadır. Kurulumuz bunun için güneş odası sözünü önermektedir. Örnek: Açık ve kapalı yüzme havuzları, tenis kortları ve güneş odası ile

    sorti : Fransızca sortie (çıkış). Son zamanlarda özellikle uçakların bir yeri bombalamak üzere alandan çıkışları için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: çıkış.

    sorti yapmak : Sorti sözü daha çok "yapmak" fiiliyle birlikte kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: çıkış yapmak. Örnek: Hava kuvvetlerimize ait uçaklar bugün altı çıkış yaptı.

    spekülâsyon : Fransızca spéculation. (felsefede tasavvur; soyut ve anlaşılmaz düşünce; vurgunculuk). "Soyut ve anlaşılmaz düşünce, konuyu saptırarak boş konuşma" anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: düşüntü. Örnek: Bu konudaki düşüntülerden artık herkes bıktı.

    İş hayatındaki spekülâsyon için şu karşılık dilimizde zaten vardır: vurgunculuk. Örnek: İnşaat işlerinde vurgunculuk yaparak zengin oldu.

    spekülâtif : Fransızca spéculatif. Ticarî anlam için karşılığı: havadan, açıktan. Örnek: Dövizdeki açıktan (havadan) artışların işe yaramadığı görüldü.

    "Soyut ve anlaşılmaz düşünce, boş söz" anlamıyla ilgili olarak teklif edilen karşılık: düşüntülü. Örnek: Düşüntülü konuşmalarla öldürülecek vaktimiz yok.

    spekülâtör : Fransızca spéculateur. Karşılığı: vurguncu. Örnek: Düşük fiyattan topladığı hisseleri yüksek fiyattan satan vurguncu köşeyi dönüyor.

    spesifik : Fransızca spécifique. (özgü, kendine has; özel, hususî). Teklif ettiğimiz karşılıklar: çok özel, özellikli. Örnek: Eski para koleksiyonculuğu ve alım satımı çok özel (özellikli) bir konu.

    spesiyal : Fransızca spécial. (olağanüstü; seçkin; özel). Son zamanlarda dilimizde bu kelime "özel, kendine özgü" anlamlarında kullanılmaktadır. Biz de aynı karşılıkları teklif ediyoruz: özel, kendine özgü. Örnek: Bu alışveriş yerinin özel (kendine özgü) bir havası var.

    spesiyalite : Fransızca spécialité. (özellik; uzmanlık). Son zamanlarda bu söz, "lokantalardaki özel yemek" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklifimiz: özel yemek. Örnek: Lokantamızın bugünkü özel yemeği hünkârbeğendidir.

    sponsor : İngilizce sponsor (kefil; vaftiz babası; manevî baba). Dilimizde bir işi, bir faaliyeti, bir programı destekleyen şirket veya kişi anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: destekleyici. Örnek: Destekleyici kuruluşlar kitapların yayımlanmasını kolaylaştırıyor. "Sponsorluğu ile" ifadesi için desteğiyle kelimesi kullanılmalıdır. Örnek: Geçen haftaki karşılaşmalar, büyük kuruluşların desteğiyle yapıldı.

    spontane : Fransızca spontané. Dilimizde daha çok "kendiliğinden olan, kendiliğinden oluşan veya anında yapılan" anlamında kullanılan bu kelimenin yerine Kurulumuz, kendiliğinden sözünü önermektedir. Bu kelimeyle birlikte gelmek, olmak veya uygun bir fiil (kendiliğinden gelmek, kendiliğinden olmak) kullanılabilir. Örnek: Benim için sunuculukta "merhaba"dan sonrası kendiliğinden gelir.

    spot : İngilizce spot (yer; benek, nokta; ayıp; projektör ışığı; peşin). Basın yayın organlarında son zamanlarda peşin piyasayı anlatmak üzere kullanılan spot için dilimizde zaten karşılık vardır: peşin. Örnek: Bugünkü peşin piyasa değerleri, hâlâ Ekim fiyatları seviyesinde.

    spot satış : peşin satış.

    "Projektör ışığı" anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: ışıntı. Örnek: Işıntıların altındaki genç adam elindeki kırmızı gülle "değişim"i anlatıyordu.

    spot lâmbası : ışıntı lâmbası.

    spread : İngilizceden bir ekonomi terimi olarak dilimize giren bu kelime "mevduat faizleriyle kredi faizleri arasında meydana gelen fark" şeklinde tanımlanır. Bir başka anlamıyla borsada alım ve satım fiyatları arasındaki farktır. Bu fark bir kıymetli evrakın değeri ile piyasa fiyatı arasında da olabilir. Kurulumuz, bu söz için doğrudan fark karşılığının kullanılmasını önermektedir. Tütünbank Bülteni’nden aldığımız şu cümle bir tanım niteliğindedir: Spread döviz-efektif alım ve satım fiyatları arasında oluşan farktır. (Sayı: 5, 1996) Bu cümle, "Döviz efektif alım ve satım fiyatları arasında oluşan duruma fark denir." biçiminde ifade edilebilir.

    sprint : İngilizce sprint. Atletizmde "kısa mesafeli sür’at koşusu" demek olan bu kelime için Kurulumuz, kısa koşu sözünün uygun bir karşılık olduğunu belirtmektedir. Bu sözün sprinter biçiminde bir de türevi vardır. Kısa mesafe koşucusu anlamına gelen bu söz için de önerimiz kısa koşucu'dur. Örnekler: Kilosu uygun olan atlet bu kısa koşuda kazanır. Dünyanın en ünlü kısa koşucusu olan Carl Lewis, Barcelona Olimpiyatlarında yüz metreyi koşamayacak.

    squash : İngilizcedeki özgün imlâsıyla dilimizde kullanılmaya başlanan bu söz bir spor terimidir. “Özel bir odada tek veya çift kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp, dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun” anlamındaki bu sözün yerine Kurulumuz, duvar topu tamlamasının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Bankanın üstün teknolojiyle donatılmış spor alanında duvar topu oynama imkânı da var

    stabil : oturmuş, istikrarlı, sabit

    stabilizasyon : Fransızca stabilisation (dengeleme; sağlamlaştırma; süreklileştirme). Bu söz için teklif ettiğimiz karşılıklar: istikrar, oturmuşluk, sabitlik Örnek: Türkiye son zamanlardaki uygulamalarla belli bir istikrarı (oturmuşluğu, sabitliği) yakaladı

    stabilize : oturtulmuş, sabitleştirilmiş

    stabilize yol : berkitme yol. Örnek: Berkitme yolların üzerine sıkıştırma işleminden sonra asfalt kaplama yapılır

    stagflâsyon : Fransızca stagflation (ekonomideki durgunluk ve enflâsyonun aynı anda yaşanması). Bu söz için Kurulumuz, durgun şişkinlik karşılığını önermiştir. Örnek: Gerekli önlemler alınmazsa durgun şişkinliği konuşmak değil yaşamaya başlayacağız

    stand-by : İngilizce (yedekte bulunan). "İstikrar programı uygulamakta olan ülkelere IMF'nin bu programı desteklemek üzere, belli şartlara bağlı olarak verdiği kredi" anlamında kullanılan stand-by için uygun bulduğumuz karşılık: destek. Örnek: Destek anlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra IMF, anlaşmadaki şartların uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek

    Bu kavram dışında yedekte karşılığı kullanılmalıdır. Örnek: Cep telefonlarımız herkesin sustuğu yerde konuşmaya devam eder, tam 24 saat yedekte kalabilir

    stand-up : İngilizce orijinal imlâsıyla Türkçeye giren bu kelime “ayakta durmak, ayağa kalkmak” anlamlarındadır. Dilimizde son dönemlerde stand-up komedyenler şeklindeki kullanışıyla yaygınlaşan bu kelimeye Kurulumuz, sözçatar karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Sözçatarlar Türkiye’de konu sıkıntısı çekmiyorlar

    stant : İngilizce stand. Dilimize "tezgâh, kitap sergilenen alan, teşhir yeri" anlamlarıyla geçen bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, sergilik kelimesini önermiştir. Örnekler: Türkiye'de sekizinci kez düzenlenen Uluslar Arası Eğitim Fuarına 35 sergilik ile katılan üniversiteler âdeta görücüye çıkmışlardı Dekorasyon Aksesuar Fuarının bir sergiliğinde mankenlik yapan Demet Yoruç, gece boyunca tüm dikkatleri üzerine çekti

    star : İngilizce star (yıldız). Ünlü sanatçılar için kullanılan star yerine biz de yıldız diyebiliriz. Örnek: Hollywood'un ünlü yıldızları dün İstanbul'daydı

    start : İngilizce start sözü “başlamak” anlamına gelmekte, daha çok bir spor terimi olarak da bu anlamda kullanılmaktadır. Oldukça yaygınlaşan bu söz için dilimizde başlama, çıkış gibi karşılıklar bulunmaktadır Emir olarak kullanıldığı zaman da başla kelimesi tercih edilmelidir Özellikle bilgisayarda start komutu için de başla ve başlatmak kelimeleri kullanılmalıdır

    start vermek : başlatmak. Örnek: Hakem düdüğünü çalarak yarışı başlattı

  3. Mineli
    Devamlı Üye
    start yeri : başlama yeri.

    statüko : Fransızca olan ve uzun zamandan beri Türkçede kullanılan statüko (statuquo) "yürürlükte bulunan anlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum" anlamındadır. Bu söz için Kurulumuz mevcut durum ve var olan durum karşılıklarını teklif etmektedir.

    step : İngilizce step. Bu sözün basketbolda, "bir oyuncunun elinde top olduğu hâlde, topu yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi" anlamındaki kullanımı için Kurulumuz, hatalı yürüme sözünü karşılık olarak önermektedir. Ayrıca bu söz doğrudan bir spor terimi olarak da kullanılmaktadır. Bu durumda ise step için önerdiğimiz karşılık inmek ve çıkmak fiillerinden oluşturulan inçık'tır. Spor dışında step by step biçiminde geçen kelimenin adım adım şeklinde karşılığının bulunduğunu ve kullanıldığını hatırlatmamız gerekir. Örnek: Parti adım adım iktidar olma hesabı yapıyor.

    steril : Fransızca stéril. "Verimsiz, kısır" veya "her türlü mikroptan arınmış" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, arınık kelimesinin tıptaki anlamına uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Kelimenin öteki anlamları içinse verimsiz sözü kullanılmalıdır. Örnek: Numune et, market yöneticilerinin de bilgisi altında arınık kap içinde alındı.

    sticker : İngilizceden dilimize giren ve özgün imlâsıyla kullanılan bu kelime "etiket, yapıştırılan şey" anlamındadır. Kurulumuz, bu kelimeye karşılık olarak dilimizde zaten var olan çıkartma sözünün kullanılmasını önermektedir. Örnek: Arabanın arkasına üniversitenin adını çıkartma olarak yapıştırmış.

    stilist : Fransızca styliste ”biçemci, üslûpçu”. Edebiyat alanında “kitabın üslûp ve tertibiyle meşgul olan kimse” anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz dilimizde zaten var olan üslûpçu sözünü benimsemiştir. Bu kelime Türkçe Sözlük’te “bir moda evinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse” şeklinde tanımlanmaktadır. Kelimenin bu anlamı için Kurulumuz, giyimçizer karşılığını teklif etmektedir. Stilist sözü bazı yerlerde dizaynır karşılığında yanlış olarak kullanılmaktadır. Araba çiziminin dizayn ve dizaynır, giyim çiziminin ise stilist kelimeleri ile karşılanması gerekir.

    stilistik : üslûp bilimi, biçem bilimi.

    stilistlik : giyimçizerlik.

    stopaj : Fransızca stoppage (yırtığı, söküğü örme). Bu söz, Türkçeye bir ticaret terimi olarak geçmiştir. "Kanunun öngördüğü ölçüde yapılan kesintilerden ilgiliye yıl sonunda ödenen miktar" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, ön kesinti karşılığını önermektedir. Örnekler: Ön kesinti gelirlerinden yüzde üç ek vergi alınacak. Vergi kararnamesi çıktıktan sonra tarım ürünlerinde brüt hasılat üzerinden alınan ön kesinti vergisi iki buçuk kat artacak.

    stoper : İngilizce stopper (tıkaç; durdurucu). Futbolda, savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu. Önerdiğimiz karşılık: durdurucu. Örnekler: Takımın durdırucuları üstün bir başarı gösterdiler. Alman hoca, Semih'i durduruculuğa çekmeyi düşünüyor.

    stop-loss : İngilizceden orijinal imlâsıyla dilimize giren ve bankacılık alanında kullanılan bu terim, “fiyat düşüşü sonucu daha fazla kaybı önlemek amacıyla yapılan işlemler” olarak tanımlanmaktadır. Kurulumuz, bu söz için zarar kesme karşılığını önermektedir. Örnek: Böyle durumlarda hisselerin zarar kesme fıyatları tespit edilip, bu seviyelerden alım yapılabilir.

    strapless : İngilizce strap (kayış, şerit, atkı, bant) + less (son ek -siz). Kurulumuz strapless kelimesine karşılık olarak askısız sözünü benimsemiştir. Örnek: Askısız kıyafetler bu yılın yaz modasında sıkça karşımıza çıkacak.

    stres : İngilizce stress (fizyolojik veya psikolojik sebeplerden kaynaklanan ve sinir sistemini aşırı derecede yıpratarak organizmada sıkıntı, gerginlik, yorgunluk, dikkat dağınıklığı yaratan rahatsızlık). Bu kelimeye karşılık olarak gerginlik sözü uygun görülmüştür. Örnek: Sporcuların bu gerginliğe nasıl dayandıklarına doğrusu hayret ediyorum.

    strese girmek : gerginliğe girmek.

    stresli : gergin. Örnek: Gergin bir hayat.

    stresör : Türkçeye İngilizceden geçen ve “fizyolojik veya psikolojik sebeplerden kaynaklanan ve sinir sistemini aşırı derecede yıpratarak organizmada sıkıntı, gerginlik, yorgunluk, dikkat dağınıklığı yaratan rahatsızlık” anlamıyla kullanılan stres kelimesine karşılık olarak daha önce gerginlik kelimesi teklif edilmişti. Kurulumuz, aynı kökten gelen stresör kelimesine karşılık olarak ise gerginleştirici sözünün kullanılmasını uygun bulmuştur.

    stretching : İngilizceden dilimize geçen bu söze karşılık olarak Kurulumuz, germe sözünü önermektedir. Örnek: Fitness Club açıldı. Tıbbî kontrol altında kişiye özel egzersizler, deniz tedavisi, su içi masajı, aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri yapılır.

    suare : Fransızca soirée. Bu söz Türkçede iki anlamda kullanılmaktadır. Bunlardan biri "gece oynanan tiyatro veya sinema gösterisi", diğeri ise "akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı"dır. Kurulumuz, bu söz için akşamlık kelimesini karşılık olarak önermiştir. Örnek: Sanatçılara verilen bir akşamlığa gitmiştim, beni kimse tanımadı.

    sübvanse etmek : desteklemek. Örnek: Balıkçılık, hükûmetlerin en çok desteklediği sektörlerden biridir.

    sübvansiyon : Fransızca subvention (yardım; devletçe yapılan para yardımı, para desteği). Teklif ettiğimiz karşılık: destekleme. Örnek: Ülkenin bazı ürünlerine dünya pazarlarında rekabet imkânı sağlamak için ihracat desteklemeleri yapılıyor.

    süpermarket, hipermarket, grosmarket : satış sarayı, ulu pazar. Örnek: Ankara'da birkaç satış sarayı birden açıldı.

    süpervizör : Fransızca superviseur. "Bir iş yerinde denetleme ve kontrol işini yapan üst düzey yönetici, denetleyici" anlamındaki bu kelime için Kurulumuz, üst denetçi sözünü önermektedir. Örnek: Şirketimize yüksek öğrenim görmüş yabancı dil bilen üst denetçiler alınacaktır.

    swap : İngilizceden dilimize geçen bu bankacılık terimi "kâr etme veya kur farklılıklarından korunma amacıyla farklı vadeler itibarıyla döviz alınıp satılması" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu söz için takaslama kelimesini önermektedir. Örnekler: Hükûmet üçlü emzik stratejisini uygulamaya koydu. Takaslama yolu ile bankalarda biriken parayı, faiz ve borsa yoluyla da piyasalardaki otuz trilyonluk başıboş parayı kontrol altına alıyor.

    swift : İngilizce swift (çabuk, hızlı, sür’atli). Son yıllarda daha çok bankacılık alanında kullanılan bu kelime için Türkçede zaten hızlı sözü bulunmaktadır. Dolayısıyla swift sözünün kullanılmasına hiç gerek yoktur. Örnek: 1995 yılında şubelerimizden muhabir bankalara hızlı mesaj gönderilmesi sağlanmıştır.

    şilt : İngilizce shield. Bu söz Türkçede "üzerinde genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazılmış olan ve takdir için armağan olarak bir kimseye veya gruba verilen kalkan biçiminde levha" anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için Kurulumuzun önerisi ergilik'tir. Örnek: Şehir Tiyatrolarına emeği geçenlere ergilik verilecek.

    şov : İngilizce show (gösteriş, görünüş, gösteri). Daha çok sahne ve ekrandaki eğlendirici programlar için kullanılan şov kelimesine karşılık olarak gösteri sözü dilimizde tutunmuş ve yerleşmiştir. Ancak son zamanlarda şov ile kurulan İngilizce çeşitli birleşik kelimeler yayılmaktadır. Bunlar için teklif edilen karşılıklar da aşağıdaki maddelerde sıralanmıştır.

    şovmen : İngilizce showman (tiyatro, sirk vb. sahibi, reklâmcı). Dilimizde daha çok, sahne ve ekranda gösteri yapan kimseler için kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: gösteri adamı. Örnek: Gösteri adamı olmak (gösteri adamlığı) yetenek isteyen bir iştir.

    şovrum : İngilizce show ve room (oda). İngilizce showroom (sergi salonu). Teklif ettiğimiz karşılık: sergi evi.

    şov yapmak : Dilimizde daha çok "gösteri yapmak" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: gösteri yapmak. Örnek: Konuyu anlatacağına gösteri yapıyor.

    şutör : İngilizce shoot "atmak" fiilinden shooter. Bir spor terimidir. Futbolda "topa sert ve anî bir ayak darbesiyle vurabilen oyuncu" demektir. Basketbolda da kullanılır. Kurulumuz bu sözün yerine futbolda vurucu kelimesini önermiştir. Basketbol oyunu söz konusu olduğunda bu durumda da atıcı uygun bir karşılıktır. Örnekler: O, günümüz futbolunun en iyi vurucularından biridir. Efes'in herhangi bir savunmaya karşı oyununu hızlı oynaması da lâzım, çünkü çok iyi atıcıları var

  4. Mineli
    Devamlı Üye
    -T-

    tabldot : Fransızca table d'hôte (ev sahibi sofrası). Karşılığı: seçmesiz yemek. Örnek: Seçmesiz yemek usulünde belli yemekleri yemek zorundasınız.
    tabloid : İngilizce olan bu söz dilimizde "siyasî ve sosyal meseleleri tek bir haberle veren bir tür gazete" anlamında kullanılmaktadır. Bu söze Kurulumuz küçük gazete karşılığını önermektedir. Örnek: Gazeteciler, Washington gibi ciddî işlerin yapıldığı başkentte küçük gazetenin büro açmasını dünyanın sonu olarak görüyorlar.

    taca çıkmak : yana çıkmak.

    taç : İngilizce touch (dokunma, değme). Topun, alanın yan çizgilerinden dışa çıkması. Teklif ettiğimiz karşılık: yan.

    taç atmak (atışı yapmak) : yan atışı yapmak.

    taç çizgisi : yan çizgisi.

    Örnekler: Abdullah, topun yana çıkmasına engel olamadı. Yan atışını Tayfur kullanacak.

    talk şov : İngilizce talk (konuşma) + show (gösteri, gösteriş). Son zamanlarda ekranda moda olan talk şov, "televizyonda sohbet programı sunan, fakat sohbetten çok kendi sunuculuğunu bir gösteriye çeviren kimselerin yaptığı iş" için kullanılmaktadır. Bu anlamda iki karşılık teklif ediyoruz: çene yarıştırma (orta oyunundan), söz gösterisi. Örnek: Televizyondaki söz gösterisi (çene yarıştırma) programını seyrettiniz mi?

    talk şovcu : Yukarıdaki maddede anlatılan işi yapan kişi. Teklif ettiğimiz karşılık: çene yarıştırıcı. Örnek: Çene yarıştırıcılık son zamanlarda geçerli bir meslek hâline geldi.

    tandans : İngilizce tendency. "Belli bir yöne veya duruma meyletme, eğilme istidadı gösterme" anlamında dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuz, eğilim sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: O, çevresinde daha çok çevreci eğilimiyle tanınır.

    tayming : İngilizce timing (ayarlamak, saat tutmak). Son yıllarda "bir iş için uygun zamanı seçmek" anlamında dilimizde kullanılmaya başlanan tayming için teklif ettiğimiz karşılık: zamanlama. Örnek: Zamanlamayı iyi yapmak, başarının şartlarından biridir.

    tea shop : çay evi.

    teenager : İngilizce teen-ager (On üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse). Türkçede uzun zamandan beri var olan ve kullanılan ergen kelimesi teenager sözünün tam karşılığıdır. Örnek: 12 yaşından 17 yaşına kadar, özellikle lise çağının ergenleri, kavurucu sıcağa, susuzluğa, açlığa inatla stadyumun etrafını kendilerine mekân edinmişlerdi.

    teenage : Ergenlik çağı.

    tefe : Bu söz de tüfe gibi bir kısaltmadır. Toptan eşya fiyatları endeksi. Bu kavram ya bu kısaltmayla veya toptan eşya fiyatları göstergesi sözüyle karşılanır.

    telekomand : Fransızca télécommande. "Uzaktan kumanda" anlamına gelen bu söze karşılık olarak Kurulumuz, uzaktan komut kelimesini önermektedir.

    tempo : İtalyanca tempo (zaman). Dilimizde "gidiş, hız, ilerleyiş, gelişme hızı" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu anlam için tekliflerimiz: gidiş, hız. Örnekler: Maiyetindekiler onun çalışma hızına yetişemezlerdi. Hayatın ekonomik gidişi içinde sanata fazla yer ayıramıyoruz.

    Müzikteki tempo için teklifimiz: vuruş. Örnek: Bu parçanın vuruşu çok ağır.

    tempo tutmak : vuruş tutmak. Örnek: Hep birlikte vuruş tutmaya başladık.

    terapi : Fransızca thérapie. "Hastalık, sakatlık, bozukluk gibi rahatsızlıkların herhangi bir yöntemle tedavisi" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, tedavi kelimesinin uygun olduğunda birleşmiştir.

    terapist : tedavi uzmanı.

    termoterapi : Fransızcadan dilimize geçen ve tıp alanında kullanılan bu terim “ısı ile yapılan tedavi” anlamındadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak ısı tedavisi sözünün kullanılmasının uygun olacağı kanaatindedir.

    test etmek : İngilizce test (tasfiye etmek; imtihan etmek; mihenge vurmak, denemek; tahlil etmek). Son zamanlarda "denemek, mihenge vurmak" anlamlarıyla dilimizde kullanılmaktadır. Bu anlamlar için teklif ettiğimiz karşılıklar: denemek, ölçmek. Örnek: Denemeden (ölçmeden) karar vermeyiniz. Reklâmlarda "tadına bakmak" yerine de bazen "test etmek" kullanılmaktadır. Bu durumda tadına bakmak tercih edilmelidir.

    thalassotherapie : Fransızcadan dilimize geçen bu birleşik söz, thalassa (Yunanca “deniz”) ve therapia (Yunanca “tedavi”) kelimelerinden oluşmaktadır. "Güneşin, denizin ve kumun insan vücudu üzerinde yaptığı olumlu etkiyle sağlanan iyileşme" anlamındadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak deniz tedavisi sözünü önermektedir. Örnek: Fitness Club açıldı. Tıbbî kontrol altında kişiye özel egzersizler, deniz tedavisi, su içi masajı, aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri yapılır.

    think-tank : İngilizce think (düşünme) + tank (sarnıç; depo; tank). Think-tank (beyin takımı). Fikir üreten uzmanlar grubunu anlatmak üzere son zamanlarda sıkça kullanılmaya başlayan bu terim için teklifimiz: beyin takımı. Örnek: Hükûmetlere ve partilere bağımlı beyin takımları başarılı olamıyor.

    tiraj : Fransızca tirage. Gazetecilik veya dergicilikte sık sık karşımıza çıkan bu söz, "bir basılış sırasındaki baskı sayısı" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, baskı sayısı sözünün bu kelime için uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Yazar, gazetesinin baskı sayısında önemli bir artış olduğunu belirtti.

    titr : Fransızca titre (ad, unvan, etiket). Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak dilimizde zaten kullanılan san ve unvan sözlerini benimsemektedir. Örnek: İtalya’da her üniversite mezununun bir sanı (unvanı) var, kullanırsanız hoşlarına gidiyor

  5. Mineli
    Devamlı Üye
    tomografi : Fransızca tomographie. Türkçede tıp alanında kullanılan bu kelime Türkçe Sözlük’te, “bir organ veya organizma kesitinin röntgenle filmini çekme yöntemi” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu söze karşılık olarak kesityazar (belgesi) ve bilgisayarlı kesityazar (kısaltması BK) kelimelerinin kullanılmasına karar vermiştir. Örnek: 1998 yılı Mart ayı için uygulanacak bilgisayarlı kesityazar ücretleri Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    tonmayster : İngilizcede ve Almancada kullanılan tonmaister, radyo ve televizyonda "ses sorumlusu, ses yönetmeni" anlamındadır. Bizde de bu anlamda kullanılmaktadır. Bu söz için önerimiz ses yönetmeni'dir. Örnek: Yapımcılığını İlhan Şeşen'in, ses yönetmenliğini ise S. Gücün'ün üstlendiği kaset 28 Kasımda piyasaya çıkıyor.

    topless : İngilizce topless. Bir süreden beri basın ve yayın organlarınca kullanılan ve “üstsüz” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz da üstsüz karşılığını benimsemiştir. Örnek: Üstsüz güneşlenen turistler tatilin keyfini çıkardılar.

    transfigürasyon : Fransızca transfiguration. "Şekil ve görünüşünü değiştirme işi" anlamındaki bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz biçim değişimi sözünü önermektedir. Örnek: Çalışmalarınızda biçim değişimi çok belirgin, mozaik ile bu değişim arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

    transformasyon : Fransızca transformation, Lâtince trans (ötesinde) + formare (biçimlemek, biçimlenmek). Son zamanlarda daha çok toplumumuzdaki değişimi anlatmak üzere kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılıklar: dönüşüm, biçim değiştirme, şekil değiştirme, kabuk değiştirme. Daha güçlü bir anlatım için kabuğunu çatlatma deyimi de kullanılabilir. Örnekler: Toplumumuz büyük bir dönüşüm içinde. Toplumumuz biçim değiştiriyor (şekil değiştiriyor, kabuk değiştiriyor, kabuğunu çatlatıyor).

    transparan : İngilizce transparency. “Şeffaf, saydam, ışığa tutunca arkasındaki görülebilen” anlamlarındaki bu kelime için Kurulumuz saydam veya şeffaf sözlerini önermektedir. Çeşitli ince giysiler için içgösterir yerine göre uygun bir karşılıktır. Örnek: Hülya, konserin ikinci bölümünde siyah, içgösterir bir tuvaletle sahneye geldi.

    transplântasyon : Fransızca transplantation. "Hasta organın veya dokunun sağlam organ veya dokuyla değiştirilmesi, yenilenmesi işi" olarak dilimizde sıkça geçen bu söz, "bitkilerin bir yerden başka bir yere nakli" anlamında da kullanılır. Kurulumuz bu kelime için organ nakli veya organ aktarımı sözlerini önermektedir. Transplântasyonda eğer doku söz konusu ise doku nakli veya doku aktarımı sözleri kullanılabilir. Organın adı geçiyorsa bu durumda nakil sözü yeterlidir: Deri nakli, kalp nakli, böbrek nakli gibi. Bitki biliminde ise bitki nakli ve bitki aktarımı transplântasyon için uygun karşılıklardır. Örnekler: İlk kalp naklini Dr. Christian Bernard gerçekleştirmişti. Doktorlar yaptıkları deneylerde küçük Angelina'nın dokularının ablasına uyduğunu, bunun doku nakli için sevindirici bir sonuç olduğunu söylediler.

    trap : İngilizce trap (tuzak). Dilimizde atıcılıkta kullanılan ve skeet’le benzerlik gösteren trap kelimesine karşılık olarak Kurulumuz, uçurvur sözünü teklif etmektedir.

    travma : Fransızca trauma. “1. tıp. Bir doku veya organın yapısını veya biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara. 2. psikol. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan yaşantı.” Kurulumuz, kelimenin tıptaki somatik hastalıklar için kullanımına karşılık olarak vuruk ve incinme kelimelerini, psikolojide kullanımı içinse sarsıntı sözünü teklif etmektedir. Örnekler: Parmaklarını kontrol edebilen kişinin muhtemelen boynunda ciddî bir vuruk (incinme) söz konusu olmayacaktır. Ünlü bilim adamı, ölüm rehberliği hizmetlerinden derin endişe ve bıkkınlıktan dolayı ciddî bir şekilde sarsıntı yaşayanların da yararlanabileceğini düşünüyor. Basındaki bir kısım yazarlar, “Yediği travmanın sersemliğini henüz üzerinden atamamış bir muhalefet görüntüsü söz konusu” örneğinde görüldüğü gibi travma kelimesini yanlış olarak kullanmaktadırlar. Bu cümlede travma yerine darbe denmesi gerekirdi.

    travmatoloji : vuruk bilimi.

    trekking : İngilizce trekking. "Göç, arabalarla bir yerden bir yere seyahat etme" anlamında batıda kullanılmış olan bu kelime, dilimize "spor amacıyla dağlarda yapılan yürüyüş" anlamında geçmiştir. Kurulumuz bu söz için dağ yürüyüşü sözünü önermiştir. Örnek: Turizm Bakanlığının düzenlediği dağ yürüyüşü Kayseri'nin Yahyalı ilçesinde sona erdi.

    trend : İngilizce trend (eğilim). "Belirli değişkenler kümesinin aynı doğrultuda gösterdikleri düzenli değişim" anlamında kullanılan trend için teklifimiz: eğilim. Örnek: Borsa, tırmanma eğilimini sürdürdü.

    tripleks : üç katlı. Örnek: Yapsatçılar daha geniş mekânlara olan rağbete bakarak bahçe içinde üç katlı evlere yöneldiler.

    triyaj : Fransızca triage. "Seçme, ayırma, eleme" anlamlarını taşıyan bu söz, bankacılık ve demir yolları alanında kullanılmaktadır. Kelimenin bankacılıktaki kullanımı "ticarî değeri olmayan senetlerin incelenip ayıklanması" anlamını taşımakta; demir yollarındaki kullanımı ise "çeşitli yönlerden gelen yük vagonlarının gidiş yönlerine göre ayrıldığı, yeni katarların oluşturulup sevk edildiği üç yol demetinden oluşan gar" anlamındadır. Komisyonumuz, bankacılıktaki kullanımı için ayırma, eleme; demir yollarındaki kullanımı için de üçlü alan karşılıklarını önermektedir. Örnek: Belediye tarafından İstanbul Metrosunun üçlü alanının, Ayazağa kampusunda bulunan Kanlı Kavak Vadisi olarak belirlenmesi, İTÜ yetkililerinin tepkilerine yol açtı.

    tubeless : Fransızca tubeless (iç lâstiği olmayan). Bu kelime için Kurulumuzun önerdiği karşılık içsiz'dir. Örnek: Artık otomobilime içsiz lâstikler taktıracağım.

    tüfe : Bu söz bir kısaltmadır. Tüketici fiyatları endeksi. Bu kavram ya bu kısaltmasıyla veya Tüketici fiyatları göstergesi sözüyle karşılanır. Daha önce endeks kelimesi ele alınmış bu anlamıyla endeks yerine gösterge sözü önerilmiştir.

    türbülâns : Fransızca turbulence. Bu söz dilimizde iki anlamda kullanılmaktadır. Bunlardan biri "gaz ve sıvı maddelerin girdap şeklinde oluşturdukları akıntı biçimi", ikinci anlamı ise "huzursuzluk, rahatsızlık, kargaşa"dır. Kurulumuz bu Fransızca söz için burgaç ve hava burgacı kelimelerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnekler: Paris seferini yapan yolcu uçağının hava burgacına girmesi sonucu yaralanan hostes önceki akşam İstanbul'a getirildi. Biz, kısa dönemli giriş çıkışları, burgaçları çok büyütüyor, gelişmemizi görmeden çöküyoruz diyoruz.

  6. Mineli
    Devamlı Üye
    -U- -Ü-

    undercover : İngilizce under (altında, aşağısında) + cover (kapamak, örtmek). Dilimize İngilizceden “gizli, üzeri örtülü” anlamında geçen bu kelimeye kar-şılık olarak Kurulumuz, örtülü kelimesini önermektedir. Örnek: Her devletin bazı örtülü operasyonları vardır.
    underground : İngilizce underground. “Yeraltında, gizli olarak; yeraltı treni, metro” anlamındaki bu kelime sanatın çeşitli dallarında kullanılmaktadır. Kurulumuz, “geleneklerden ve çağdaş cereyanlardan uzaklaşan sanat” anlamıyla dilimize geçen underground sanat için yer altı sanatı, underground müzik için yer altı müziği, underground sinema içinse yer altı sineması karşılıklarının uygun olduğu görüşündedir. Örnekler: Yer altı sineması, yapımda ve yönetimde Amerikan geleneksel sinemasının tüm sınırlarını zorlayan bir tutumu yansıtır. Barda çarşamba ve cumartesi geceleri yer altı müziği yapılıyor.

    underwriting : İngilizce underwriting. Bu söz dilimizde, "bir komisyon veya prim karşılığında sigorta riskinin üstlenilmesi" anlamında kullanılmaktadır. Bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, üstlenim sözünü önermektedir. Örnek: Satışı garantilemek ve sağlıklı sonuca varmak için alışverişe aracılık edecek bir üstlenim kurumuna ihtiyaç duyuldu.

    ültimatom : Fransızca ultimatum. "Bir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışmaya yer bırakmaksızın tanıdığı sürede isteklerinin yerine getirilmesini istediği nota" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz kesin uyarı karşılığını önermektedir. Bu söz son zamanlarda kuruluşlar veya partiler arasında da kullanılmaya başlanmıştır. Örnek: Krajina Sırplarının lideri Borislav Mikeliç, Boşnak ve Hırvatlara kesin uyarı verdi.
    ültrason : Fr. ultrason (sesten hızlılık). Dilimize Fransızcadan geçen bu kelime Türkçe Sözlük’te ”İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi” şeklinde tanımlanmaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak yansılanım sözünü önermektedir. Örnek: Deniz sondajlarında yansılanımdan yararlanılır.

    Ültrason yanında aynı köke dayanan ültrasonografi sözü de vardır. “Bir tümörün yerini ve sınırlarını tespit etmek amacıyla farklı yoğunlukta doku ve organlardan geçen yüksek frekanslı ses dalgaları yansımasının çizelge hâlinde kaydedilmesi” anlamında tıp alanında kullanılan bu kelimeye Kurulumuzun bulduğu karşılık yansılanım çizelgesi’dir. Örnek: Doktorlar hastayı muayene ettikten sonra yansılanım çizelgesi çektirmesi gerektiğine karar verdiler.

    ültrasonograf : Yansılanım aygıtı, yansılanım cihazı. Örnek: Renkli yansılanım aygıtı (cihazı) ile pek çok damar hastalığı hastayı yormadan teşhis edilebiliyor.

    ütopik : hayalî. Örnek: Hayalî gayelerle ömrünü tüketti.

    ütopist : hayalci. Örnek: Romanın kahramanı hayalci bir karaktere sahip.

    ütopya : Yunanca utopia (olmayan ülke). "Gerçekleştirilmesi imkânsız görünen tasarı ve düşünce" için dilimizde zaten güzel bir kelime vardır: hayal. Örnek: Türkiye topraklarında bir başka devlet kurulması hayaldir. Ütopya kelimesi edebiyatta "hayal edilen ülke" anlamında kullanılır. Bu anlam için karşılık: hayal ülke. Örnek: "O Belde" şiirinde Haşim, bir hayal ülke tasavvur ediyordu."Hayal" ile "düş" kelimeleri karıştırılmamalıdır.

    Düş, "rüya" demektir, "hayal" yerine kullanılmamalıdır. "Hayal kırıklığı" yerine "düş kırıklığı" denirse "rüya kırıklığı" gibi tuhaf bir anlam ortaya çıkar.

  7. Mineli
    Devamlı Üye
    -V- -W-

    valör : Fransızca valeur. "Faizin başlangıcına esas olan tarih" anlamında bir ticaret terimi olarak dilimizde sık kullanılan bu söz için Kurulumuz, geçerlilik karşılığını önermektedir.
    valüasyon : Fransızca valuation (değer biçme, kıymet, bir malın değerini belirleme). Kurulumuzun bu kelime için önerdiği karşılık değerleme'dir. Örnek: Bir ülkenin ihracatı ile ithalâtı arasındaki fark giderek açılıyorsa, ortada bir değerleme meselesi var demektir.

    vanmen şov : İngilizce one man show (tek adam gösterisi). Teklif ettiğimiz karşılık: tek adam gösterisi. Örnek: Bu oyun, tek adam gösterisine döndü.

    vantilâtör : Fransızca ventilateur. "Kapalı bir yerin sıcak ve durgun havasını dalgalandırarak esinti sağlayan veya belli bir ortama temiz hava üfleyen alet" anlamında yaygın olarak kullanılan bu söz için Kurulumuz, birçok öneri arasından yelveren ve estireç kelimelerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Çifte kademeli, döner başlıklı masa yelvereni, aradığınız serinliğin kaynağı oldu.

    VCD (Video Compakt Disk) : Yukarıda SGD karşılığını verdiğimiz DVD yanında oldukça fazla kullanılan bir başka söz de VCD’dir. Bilindiği gibi daha önce Kurulumuz compakt disk için yoğun teker karşılığını önermişti. Ancak disk kelimesinin yaygınlığı ve söylenişteki kolaylığı göz önüne alınarak teker karşılığından vazgeçilmiş ve kompakt disk’e karşılık olarak yoğun disk (kısaltması: YD) sözü benimsenmiştir. Bu noktadan hareketle Kurulumuz, VCD için de görüntülü yoğun disk (kısaltması : GYD) karşılığını teklif etmektedir.Örnek: GYD’ler görüntü kalitesinin üst seviyede olmasının yanı sıra ucuzlukları sebebiyle tercih ediliyor.

    versiyon : Fransızca version (çeviri; varyant; anlatış biçimi, yorum). Dilimizde "bir metin veya eserin farklı nüshaları" için kullanılan versiyonun Türkçede zaten karşılığı vardır: nüsha. Örnek: Metnin yeni bir nüshasını bulduk.

    Son zamanlarda film, dizi vb. eserlerin farklı uyarlamaları için de versiyon kelimesi kullanılmaktadır. Bu anlam için teklifimiz: biçimleme. Örnek: Türk seyircisinin severek izlediği Mavi Ay adlı dizinin yerli biçimlemesi olan Limon, önümüzdeki günlerde ekrana gelecek.

    viraj : Fransızca virage. Uzunca bir süreden beri dilimizde kullanılan bu söz için halk ağzında çeşitli karşılıklar bulunmaktadır. Hatta Kıbrıs'ta viraj yerine büküm denildiğini biliyoruz. Kurulumuz, bu söz için dönemeç kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir.

    virman : Fransızca virement. Daha çok bankacılık alanında kullanılan bu söz, "nakit kullanmadan hesaptan hesaba yapılan para transferi veya bir hesaptan bir başka banka hesabına para aktarma" anlamlarındadır. Kurulumuz, virman sözüne karşılık olarak aktarım kelimesini önermektedir. Örnek: Banka kartınızla şirketiniz adına dilediğiniz an para yatırabilir, çekebilir, havale ve aktarım yapabilir, şirketin hesap bakiyesine ulaşabilirsiniz.

    viyadük : Lâtince via (yol) ve ductus (ulaştırma). Dilimizde "vadi veya ırmak üstünden geçen, ayaklar üzerine oturtulmuş, yüksek bir köprü şeklindeki yol" anlamında kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık bir sıfat tamlamasıdır: köprü yol. Örnekler: Hamzadere köprü yolu, Molla Gürani köprü yolu.

    vizyon : Fransızca vision, Lâtince visio (görme işi, görüş, görme). Önceleri sinema terimi olarak kullanılan vizyona gösterim şeklinde güzel bir karşılık bulunmuştu. Örnek: Yeni sinema mevsiminde gösterime girecek filmler şunlardır. Ancak kelime son zamanlarda "uzak görüşlülük", "geniş görüşlülük" anlamlarında da yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Vizyonun bu anlamı için dilimizdeki uzak görüşlülük ve geniş görüşlülük kelimelerini kullanabiliriz.

    vizyon sahibi : Vizyon kelimesi son zamanlarda daha çok "vizyon sahibi" şeklinde yaygın bir kullanışa sahip olmaktadır. Oysa Türkçemizde bunun için birçok güzel karşılıklar vardır: geniş görüşlü, geniş ufuklu, görüş sahibi, ileri görüşlü, uzak görüşlü, ufku geniş.

    vokal : Fransızca vocal, Türkçede birkaç anlamda kullanılır. Temel anlamı sesle ilgilidir. Bunun dışında "müzik, şarkı, opera, oratoryo gibi insan sesi için yapılmış besteler, ses müziği" anlamında kullanılır. Gramerde ise a, ı, o gibi seslileri anlatan bir terim olarak geçer. Dolayısıyla bu kelime için önerdiğimiz karşılıklar müzikte seslik ve gramerde ünlü'dür. Örnekler: Şarkıların hepsi ilginç sesliklerle süslenmiş. Sanatçının yeni çıkacak olan kasetindeki birkaç şarkıya seslikte arkadaşlık edeceğiz. Türkçe, ünlüleri bol bir dildir.

    vokalist : Fransızca vocalist (bir müzik parçasını okuyan veya bir şarkıcının parçasını okurken ona eşlik eden). Bu söz için önerilen karşılık seslikçi'dir. Örnekler: Konser için hazırlanan dev sahnede 30 kişilik orkestranın yanı sıra dansçılar, seslikçiler de görev alacak. Son günlerde zevkle dinlediğimiz sanatçının Nilüfer'in seslikçisi olduğunu biliyor musunuz?

    volatilite : Fransızcadan dilimize geçen ve bazı gazetelerde köşe yazarlarının bir ekonomi terimi olarak kullandığı bu sözün yerine Kurulumuz, belirsizlik hâli kelimesinin kullanılabileceği görüşündedir. Örnekler: Uluslar arası piyasalar geçen haftayı son iki yılın Türkiye'sine benzer bir hâlde geçirdiler. Belirsizlik hâli yüksekti; hareketler, temel ekonomik göstergelerden çok psikolojiden etkilendi. Bu hafta yaşayacağımız kriz günlerinde bir gün diğerine göre çok değişik olabilecek. Diğer bir söyleyişle belirsizlik hâli yüksek, tahmin yapmak güç olacak.

    volüm : İngilizce volume. Dilimizde daha çok “hacim veya miktar” anlamıyla kullanılan bu söz, müzikte de “sesin alçaklığı veya yüksekliği” anlamlarında geçer. Kurulumuz bu söz için genel anlamda hacim, müzikte ise yoğunluk, ses yoğunluğu kelimelerini önermektedir. Basım işlerinde de bu kelimenin ara sıra geçtiği görülmektedir. Bu durumda da kullanımda olan cilt sözü tercih edilmelidir. Örnek: Dış ülkelerden alınan mallar arasında otomobil parçaları büyük bir hacim tutuyor.

    walkman : İngilizce walkman (pille çalışan, kulaklık aracılığı ile müzik dinlemeye yarayan ve insanın üzerinde taşıyabileceği teyp). Bu kelimeye Kurulumuz, gezerçalar veya yürürçalar karşılıklarını önermiştir. Örnek: Yeni aldığı gezerçalar (yürürçalar) onu oyalıyordu.
    web : İngilizce “ağ”. “Üzerinde metin ve grafiklerin yanı sıra kullanıcının çeşitli seçimler yaparken yararlanabileceği nesneler barındıran, genellikle bir ana sayfa üzerindeki bağlantılardan erişilen genel ağ üzerindeki her bir belge” anlamındaki bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz da ağ sözünü önermektedir. Örnek: Migros’un ağ sayfasına girerek alışveriş yapmak isteyen müşteriye, bir müşteri numarası veriliyor.

    webmaster : İngilizce web (ağ) + master (yönetici). Bilgisayar alanında kullanılan bu terim için Kurulumuz ağ yöneticisi karşılığını benimsemiştir. Örnek: Genel ağdaki sitenin her gün yenilenmesinden sorumlu teknik kişi olan ağ yöneticisinin hem iyi bir haberci, hem de yaratıcı olması gerekiyor.

    web sayfası : ağ sayfası.

    web sitesi : ağ sitesi.

    workout : İngilizceden dilimize giren bu kelime, İngilizcede "idman, antrenman; deneme çalışması" an-lamlarını taşımaktadır. Türkçemizde bu kelimenin yerine kullanılabilecek ve aynı anlamın yüklenebileceği alıştırma, idman, antrenman gibi kelimeler vardır. Kurulumuz, bunlardan birinin kullanılabileceği görüşündedir. Örnek: Esem Spor Giyim’in Türkiye temsilciliğini yaptığı spor markası Adidas’tan her yaştan bayan sporcuya bir alıştırma (antrenman, idman) ayakkabısı.

    workshop : İngilizceden dilimize geçen bu söz, “çalışma yeri, işlik, atölye” anlamlarındadır. Dilimizde “bilgi ve fikir üretme” anlamıyla kullanılan bu söz için Kurulumuz, fikir üretme veya fikir üretme toplantısı kelimelerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Fikir üretme toplantısının amacı, sınırlı sayıdaki sinir bilimciye zengin bilgisayar desteğiyle kendilerinin uygulama yapabileceği lâboratuvar koşullarında yoğun kurs vermek ve özgür bir yöntem tartışması ortamı sağlamak.

  8. Mineli
    Devamlı Üye
    -Z-

    zaping : İngilizce zapping (vurmak; ünlem olarak bom). İngiliz argosuna ait bu kelime "televizyon kanallarında gezinmek" anlamını kazanmış ve bu anlamla Türkçede de kullanılır olmuştur. Teklif ettiğimiz karşılık: geçgeç.
    zaping yapmak : Teklif edilen karşılık: geçgeç-lemek, geçgeç yapmak. Örnek: Televizyonda geçgeçlemek (geçgeç yapmak) pek çok kimsenin zevki hâline geldi.

  9. Ziyaretçi
    sipiker:sunucu
    show:gösteri
    menü:günün yemeği
    vb

  10. Ziyaretçi
    çok güzel bi site yardmcı oldu bana teşekkürler

+ Yorum Gönder
4. Sayfa BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu


gazetelerde kullanılan yabancı kelimeler,  türkçede kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları,  dilimizde kullanılan yabancı kelimeler ve türkçe anlamları ,  dilimizde kullanılan yabancı kelimeler,  mağazalarda kullanılan yabancı kelimeler,  gazete ve dergilerde kullanılan yabancı kelimeler