+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Ölüm ile ilgili kompozisyon yazmakta yardımcı olabilirmisiniz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ölüm ile ilgili kompozisyon yazmakta yardımcı olabilirmisiniz








    ölüm ile ilgili kompozisyon yazmakta yardımcı olabilirmisiniz?







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Ruh ve Beden İlişkisiRuh bedenden ayrılır


    Tıpkı bir çocuğun oyuncağından ayrıldığı gibi… Nedendir, nasıldır bilinmez. Ama vakit gelince, bütün güzel rüyalar biter. Gökyüzüne bakarsınız ve her kayan yıldızla bir dilek tutarsınız. Kayan her yıldızın dünyadan göç eden bir ruhun gülümseyişi olduğuna inanırsınız. İşte bazılarının ölümü sizin mutluluğunuz olur. Herkesin bir yıldızı vardır ya, hani her gece yatmadan önce dua edişinizde bakarsınız; belki bir sevgiliye iyi geceler öpücüğü, belki uzaktaki annenizin kokusunu duymak için bir rüzgâr, belki de yarınki önemli bir randevu için şans getirmesini dilersiniz. O zaman işte ruhunuz bedeninizden ayrılır. Siz hala nefes almaya devam edersiniz. Ama ruhunuz sizi çoktan terk edilmişliğin yatağında bırakmış, terk eden diğer ruhlarla gecesine anlam kazandırmak için bir uğraş içerisine girmeye başlamıştır bile.


    Ruh sadece ölüm dediğimiz ürpertici ama bir o kadar da çekici olan, bir son mu yoksa bir başlangıç mı olduğu henüz bilim adamları tarafından açıklanamamış gizli bir soru olarak, bizleri cezbeden vedanın gerçekleşmesiyle ayrılmaz bedenden. Geceleri veya tatlı gündüz uykularında görülen bütün rüyalarda tapulu malıymış gibi olmadık insanların rüyalarına girip, biraz renk katıp rüyayı süsleyen ruhunuz sizi o sıcacık yatağınızda bırakıp ya da ayaküstü uyutup kaçamak yapmaktan vazgeçmez.

    Belki siz küçüklükten beri hep aynı yalana inandınız. Bedende herhangi bir hayat belirtisi görünmediğinde diğer dünyaya göç edildiği yalanına herkes gibi siz de inandınız. Ama adı üstünde o da bir yalan. Ruhun gitmesi için illa bedende hayat belirtisinin görünmemesi lazımsa, şu an dünyanın yarısı aynı bu şekilde yaşamaya devam ediyor. Tabi ki teorik olarak yaşamaya devam ediyor. Ruhları onları çoktan terk etmiş, gözlerindeki ışıltı çoktan yerini karanlığa devretmiştir. Hayalperest insanların uydurduğu masallar gibi, bu ruh meselesi de başlı başına kocaman bir yalandır.


    Yaşadığınız sürece aldatmalara, ihanetlere nasıl alışmışsanız- ki zaten bu sizin içinizde var, ruhunuz sağ olsun - ruhun yapıp yapıp sonra karşı konulmaz cilveli bakışlarından bedeninizi alamazsınız ve ruhun oynaşmalarına izin verirsiniz.

    Felsefecileri şimdi daha iyi anlıyorum. Önceden işleri güçleri yok ruh, akıl gibi saçma şeylerle uğraşıyorlar desem de artık onları anlayabiliyorum. Onlar yüzyıllar öncesinden çakmış davayı ama bizler anlamamışız. Ruh bedenini sadece yeni mekân olarak toprağın altı olarak tercih ettiğinde terk etmez. Ruh her zaman bedeni terk eder. Zaten beden de alışmıştır terk edilmeye. Milletin rüyalarında, hayallerinde gezmesine izin verip boynuzlanmayı çoktan benimsemiştir.


    Ruhla beden arasında çok incenin de incesi bir bağ vardır - ki bunu tamamen ben uyduruyorum - ancak toprakla beden birleşip ruhu ilk ve son kez aldatmaya teşebbüs ettiği zaman bu bağ kopar. Aslında kopmaz da aklınızdaki su iyice bulanmasın. Ama siz kopuyor bilin, dersem ben de o yalancılar kervanına katılmış olurum. O yüzden söylüyorum, bedenle ruh inanılmaz bir bağ ile birbirlerine bağlıdır. Bu bağ ne kopar ne de yıpranır.

    Beden yeni mekân olarak toprağı tercih etse de asla o ruh gibi adi değildir ve ona hiçbir zaman ihanet etmez. Ancak ruh bedenin terk edişine çok bozulur. İşte bir zamanlar bedene hiç gitmeyecek bir misafir gibi gelişiyle mucizelere sebep olan ayrılmaz ikili olarak bilinen ruh ve beden, ebedi ayrılışlarına bir tek gözyaşı dökmeden öyle donmuş bir sahnede durmaya devam ederler. Ruh bedeni aramak için bazen bir sevgiliye görülür, bazen de bedendeki o eski tadı bulmak için başka bedenlere girer. Bu arayış kavuşacakları güne kadar devam eder. Şimdiye kadar anlatılan masalların aksine bu masal hiçbir zaman güzel bitmez. Aslında bu masal hiç bitmez.

    Ruh her zaman bedeni arar. Bedense toprağın altından kavuşacakları güne kadar ruhu izlemeye devam eder.





  3. Mine
    Devamlı Üye
    Ölüm ile ilgili kompozisyon yazmakta yardımcı olabilirmisiniz


    ölüm
    Herkesin Kıyameti Öldüğü Gün BaşlarÖlmek böyle bir şeydi işte birileri gelir ölünle karşılaşır, polis aranır savcı gelir nasıl ölüp gittiğini bilmek ister. Şüpheye düşerse otopsi ister, ölmüşsün artık hissetmezsin etrafındaki olanları. Nasıl bir tabutun içinde olduğunu nasıl o arabaya bir canlıyı koyduklarını sorgulamazsın Dışardan meraklı gözler inanmak istemez öldüğüne

    Sen o arabanın içinde edebi yolculuğuna çıkarken arkanda bıraktığın soru işaretlerini seni tanıyanlar cevaplar “ İyi kadındı kimseye zararı yoktu, yazık oldu kimsesi yok, nasıl ölmüş doktor ne diyor? ” Sen giderken arkanda bıraktığın bir sürü cevaplanacak soru bırakırsın ne kadar tanınmış bilinmiş olsan bile soru işaretleri kalır işte Ne kadar nalıkdı her şey insan daha iyi anlıyordu Ölüm haberinin nasıl hızlı yayıldığını şimdi daha iyi anlıyordu, kötü haberin nasıl tez ulaşıldığına, gözleriyle görüyordu yaşıyordu, bu anı şahitlik ediyordu Ölmüştü ya, gerçekten bir şey hissetmiyor muydu? O tabutun içine koyulduğunun ve soğuk bir mermerin üzerinde sabaha kadar beklemenin çaresizliğini anlamayacak mıydı? Gerçekten ölmüş müydü? ÖLDÜ ÖLÜM ÖLÜ Artık yabancı bir kelime olmaktan çıkmıştı onun için.''

    Tabut cenaze arabasına konulurken bunları düşünmüştüm. O küçücük cenaze arabasına nasıl koyarlardı bir insanı aklım hala almıyordu dışardan ne kadar da ürkütücü kan dondurucu acı bir gerçekti Bir gün ölürsün öldürülürsün sebep ne olursa olsun ve bir gün gelir o arabaya konulur gidersin Ölmek buydu işte bir daha olmamaktı başka ağızlarda isminin tekrarlanmamasıydı elle tutulur gözle görülür seni ne biri görür nede tutabilirdi Yoktun işte yok oluyordun ölmeden önce yaşadığın her andan her yaşanmışlıktan silinip gidiyordun hayatına artık nokta koyuyordun bir daha devamına yazı yazılmıcak bir nokta bu

    Annemin uzaktan cenaze arabasına isteksiz bakışına şahitlik ettim. Sevmezdi annem ölümleri kendi annesini gencecik kaybettiği günden beri ölümü cenaze arabalarını sevmez ve o sert kadın yufka yürekli dokunsan ağlayacak biri olurdu şefkatini daha bir yürekten hissederdin. Ardı ardına sigara yakıp durdu bütün gece kaybetmenin ne demek olduğunu bir kez daha yaşamıştı annem geçmişte bir yerlerde izi kalmış bir acıyı hatırlatmıştı bu ölüm ona Apansız aniden hiç beklenmedik bir anda gelen bu ölüm haberi onu eski bir zamana götürdü orada takılıp kaldı aklı saatlerce sigarasını içine çekerken kim bilir neleri yaktı içinde bilemedim sadece uzaktan şahidi oldum sessizce.

    Bundan bir ay önce bir arkadaşım babasını kaybetmişti ölümüne artık babasının olmayacak olmasına alışmış gibiydi. Ne zaman görsem takılırdık bir birimize ve yüzünde hep bir tebessüm olurdu kimse inanmazdı babasının öldüğüne

    “Alışmak”
    “Alışabilmek”
    “Alışmaya çalışmak”
    Böyle bir şeydi demek ki birileri hayatınıza girer nasıl sizinle birlikte olduğunuza “alışırsanız” yanınızdan dünyadan göçüp gittiğine de “alışırsınız.” Acısı hep bir yerlerde durur ateşi, zamanla söner ama hep kıvılcım halinle yanar durur ve o kıvılcımı yakmaya bir söz, eski bir hatıra, yakında yaşanılan bir ölüm yeterdi.
    Şimdi dudaklarımda bir şarkı “dünyada ölümden başkası yalan” diyor sözleri Dünya yalan ama ölüm gerçek görmezden geldiğimiz gün gelir bizi de bulur dediğimiz ama içten içe biraz korktuğumuz bir gerçek





  4. Mine
    Devamlı Üye
    İnsanoğlu bilemiyor bugünün yarını olacak mı diye? Ama bazı insanlar dünyada tek varlık kendisiymiş gibi her şeye sahipmiş gibi yaşıyor. Bilemiyor ki bir gün nasıl öleceğini…
    İşte böyle insanoğlu kendini hiçbir zaman karşısındaki insandan üstün görmeyecek, kimi insanlar sabah karşımızda oturuyor ve yanımızda duruyor ama bir bakıyoruz ki ölmüş yapacağımız bir şey yok hiçbir şey yapamıyoruz. O yüzden insan ne olacağını bilemiyor bizde bunlara bakarak ders almalıyız hayattan…


  5. Ziyaretçi
    ÖLÜM , KORKUYORUM SENDEN DİYECEK CESARETİM YOK BENİM !

    Ahh ! Ölüm ah korkuyorum senden , alacaklarından gitmek istemiyorum bu hayattan . Kopmak istemiyorum. Ne olur küreğini bana da saplama ne olur.
    Daha yaşamak istiyorum ; aşk üniversite , okul , eğlence , yaşlılıkta rahatlık , bir ömür boyu beraber olaağım eş . Ne olur benim kapımı çalma ölüm.
    Ya da korkmuyorum senden , diyecek cesaretim yok işte ne olur bırak peşimi .
    Aslında bi yandan içimdeki bir ses diyor ki ; yaşlanma böyle kal tutkuyla , hayecanla , aşkla
    Dışımdaki ses ise boşuna çalışmadın ya , boşuna yorulmadın ya bunca yıldır . Yaşlan da bir oh çek içinden. Anlıyacağın kararsızım.
    Hem yaşlanınca senden korkum daha da artıcak. Allahın izniyle ogünlere gelebilirsem tabi.
    Madem alacaksın canımı inadın var yani senden bir dileğim var : Ne olur bana ve sevdiklerine üzüntü vermeden , acı çektirmeden uyuda al canımı ne olur.

  6. owerwife
    Emekli
    Cokkkk ama cok guzel aldım bunu

  7. Ziyaretçi
    herkes doğar yaşlannır ve ölür doğanın kanunu bu olduğundan kimse değiştiremez

  8. Ziyaretçi
    begendim aciklayici bir kompozisyondu

  9. Ziyaretçi
    ççççooooooookkkk güzel duygularını dökmüş

+ Yorum Gönder


ölüm ile ilgili kompozisyon,  ölümle ilgili kompozisyonlar,  ölüm kompozisyonları,  ölümle ilgili kompozisyon,  ihanet ile ilgili kompozisyon,  yaşam ve ölüm kompozisyon