+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Osmanlı tarihi ile ilgili kitap özetleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Cevap: Osmanlı tarihi ile ilgili kitap özetleri

    Acil!!! Halil inalcık osmanlılar kitabının özeti gerek gönderir misiniz
    Cevap: Osmanlı tarihi ile ilgili kitap özetleri frmacil sayfa 2iki Cevap: Osmanlı tarihi ile ilgili kitap özetleri

  2. Fatma
    Administrator
    Acil!!! Halil inalcık osmanlılar kitabının özeti gerek gönderir misiniz

    302 Koyunhisar Savaşı’nı kuruluş tarihi olarak alan yazar, 1354’de Karesi Beyliği’nin ele geçirilmesinden 1402 Ankara Savaşı’nda Osmanlı’nın bozguna uğradığı tarihler arasını sınır beyliğinden imparatorluğa geçiş dönemi olarak almıştır.1402’den 1453 İstanbul’un fethine kadar olan dönemi ise Fetret devri ve toparlanış dönemi olarak nitelendirmiştir. İstanbul’un fethinden 1526 Mohaç Meydan Savaşı’na kadar olan dönemi ise imparatorluğun pekişme dönemi olarak adlandırmıştır. 1526’dan 1596 yılında meydana gelen Haçova Savaşı’na kadar olan dönemi ise Osmanlı Devleti’nin dünya gücü oluşu adıyla nitelemiştir. 1596’dan sonrasını ise sürekli ilerleyen ve gelişmekte olan Avrupa’nın karşısında eskiyen Ortadoğu kurumlarını yenilemeyen Osmanlı’nın gerilemesi ve dağılma dönemleri olarak ele almaktadır.
    Bu bölümün ikinci alt başlığında Osmanlı sınır beyliğinin nasıl devlet halini aldığını anlatıyor. Bu bakımdan Rumeli’ye geçişin önemini vurguluyor. Osmanlıların bu kadar kısa sürede büyüyüp gelişmesinin nedenlerini bu bölümde okuyucuya vermektedir. Kuruluş dönemi padişahları zamanında yaşanan siyasi olayları yüzeysel olarak aktarıyor. Yıldırım Bayezid’in sağlamış olduğu Anadolu siyasi birliğinin Ankara savaşı ile sona erdiğini söyleyip bir sonraki alt başlık olan fetret ve toparlanma dönemine geçmektedir. Bu bölümde iç savaşlar, haçlı işgalleri ve diğer dış etmenler yüzünden yıkılma tehlikesi geçiren bir devletin kısa zamanda kalkınışı ve toparlanmasını anlatmaktadır. İstanbul’un fethi ile başlayıp Fatih’in fetihleri, II. Bayezid, Yavuz devri siyasi olayları ile devam eden ve Kanuni’nin başa geçmesi ile sona eren (1520) dönemde yaşananlar bu alt başlıkta anlatılmıştır. Bu bölümde yazar Osmanlı Devleti’nin gerçek kurucusu olarak Fatih Sultan Mehmed’i göstermektedir.
    (s. 34) Beşinci alt başlıkta ise Kanuni döneminde meydana gelen siyasi olaylar verilmiştir. Son bölüm ise Osmanlı Devleti’nin gerileme dönemine ayrılmıştır. Osmanlı’nın son büyük başarısı olarak 1570-71 yıllarında yaşanan Kıbrıs’ın fethini gösteren yazar, aynı olayın kısa süre sonra İnebahtı yenilgisine de neden olduğunu vurgulamaktadır. Bu dönemde Osmanlı’nın sıkıntıya girmesinin ve karışmasının temel nedeni olarak uzun yıllar süren İran ve Avusturya savaşlarını göstermektedir. Ayrıca coğrafi keşifler sonucu önemini yitirmeye başlayan Akdeniz ticaretini tekrardan canlandırmak istendiği ancak geç kalındığı anlatılıyor. Alınan yenilgiler, ticaret yollarının önemini kaybetmesi, ülke içinde huzursuzluklara ve düzensizliğe yol açıyordu. Halil İnalcık burada Osmanlı Devleti’nin gerileme ve çöküş nedenleri üzerinde önemli tespitleri bulunmaktadır. Birçok neden sıraladıktan sonra özet olarak Osmanlı’nın dağılma nedenini hızla gelişen Avrupa’nın etkisine bağlayarak kendilerini değişen koşullara uyduramamalarını en büyük neden olarak gösteriyor.(s. 36)

    İkinci ana bölümde (61-123) Osmanlı Hanedanlığı’nın doğuşu, uç beyliği olduğu dönem ile kuruluş döneminden Kanuni’nin hükümdarlığının sonuna kadarki dönemde genel olarak devlet sisteminden söz edilmiştir. Daha sonra padişahların tahta çıkma gelenekleri ve bu geleneğin nasıl uygulandığı hususunda bilgiler verildikten sonra Osmanlı’da devlet kavramından söz edilmiştir. Bu konudan söz edilirken de Hint- İran, Moğol ve Orta Asya Türk devlet gelenekleri karşılaştırılmıştır. (s. 72) Osmanlı’nın da Ortadoğu devletlerindeki sınıf sistemini benimsediğini vurguluyor. Bu sistemin iki ayrı sınıftan meydana geldiğini söylüyor. İlki, hükümdar ile iktidarını devrettiği vezirler ile valiler, ikincisi ise vergi verenler yani reaya. Osmanlıların da bu toplumsal sınıflamayı sürdürdüğünü vurgulamaktadır. (s. 74) Bu iki sınıfın her zaman ayrı olması gerektiğini belirten yazar, reayanın askeri sınıfa karışmasını, 17. yy. başlarındaki Osmanlı yazarlarının, imparatorluğun başlıca çökme nedeni olarak gördüklerini söylüyor. Bir sonraki bölümde Osmanlı hukuk sistemini ele almıştır. Sultani ve dini hukuk olmak üzere iki bölümde incelenen hukukun Osmanlı devletinde nasıl işlendiğinden, ceza sisteminden, takrirlerden, padişah kanunnamelerinden ve şer’i hukukun yürütücüsü durumunda olan kadılardan söz edilmiştir. (s. 76-82)

    Saray adlı alt başlıkta (83-93) saraya nasıl personel alındığından, kul sisteminden, saray görevlileri ve görevlerinden söz etmiştir. Sarayın bölümleri olan Enderun ve Birun’dan ve buralardaki görevlilerden söz edilmektedir. Ayrıca çıkma usulü, tımar sistemi ve devşirme sisteminden söz edilerek bölümün sonunda bu sistemlerin bozulma nedenleri üzerinde durulmuştur.

    Merkezi yönetim adlı başlıkta (94-107) Divan-ı Hümayun ve buraya katılan görevlilerden söz ediliyor. Yazar, burada 15. yy.da divana elçilik görevi nedeniyle gelen kişilerin kaleme aldığı divan hakkındaki izlenimlerini okuyucu ile paylaşmaktadır. Divan-ı Hümayun’un zaman içinde geçirdiği değişimden söz ederken aynı zamanda divan görevlileri tanıtılarak görev ve yetkileri hakkında bilgilendirme de yapılmıştır.
    İkinci ana bölümün son alt başlığında ise eyalet yönetimi ve tımar sistemi konu alınmıştır. (108-123) İlk önce Osmanlı eyalet sisteminin nasıl işlediğinden ve fetihlerle birlikte sancak ve Beylerbeyilik sisteminin artan öneminden söz etmiştir. Bu bölümde konu ile ilgili bir de tablo bulunmaktadır. Bu tabloda (s. 110) eyaletlerin fetih tarihleri ve adları sıralanmıştır. Daha sonra Osmanlı Eyaletlerinde geçerli olan tımar sistemi irdelenmiştir. Reaya ve tımar sistemi arasındaki ilişki incelenerek tımarların yönetimi ve idaresi hakkında bilgi verilmiştir. Tımarlı sipahi ordusundan söz ederken de Osmanlı ordusunun zayıf yönünü şu cümlelerle açıklıyor; (s. 118) “ Tımarlı sipahi birlikleri hem merkezi hazineden herhangi bir ödenek almadıklarından hem de atları yaz sonunda yorgun olduğundan, güz başlangıcında yurtlarına dönmek isterlerdi. Böylece sefer mevsimi mart ayından ekim ayına kadar sürer. Osmanlı ordusu da güze doğru en zayıf durumunda olurdu. Bu durumu bilen Hunyadi gibi bazı Avrupalı generaller hep bu vakitlerde saldırıya geçmişlerdir.” Bölümün sonunda ise tımar sisteminin bozulma sebeplerinden ve bu sistemin bozulmasının sonuçlarından söz edilmiştir.

    Ekonomik ve toplumsal yaşam adlı üçüncü ana bölümde (127-172) Osmanlı Devleti’nin uluslararası ticaretteki yeri ve ticari ilişkileri hakkında bilgiler verilmiştir. Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan Bursa’nın milletlerarası bir ticaret merkezi oluşunun nasıl meydana geldiğini aktarıyor. Bölümün hemen başında Osmanlı Devleti’ndeki ticaret yollarını gösteren harita konunun anlaşılırlığı açısından çok isabetli olmuştur. Ancak haritanın hangi yüzyıla ait olduğuna dair açıklayıcı bir bilginin olmaması da bir eksikliktir. Her padişah devrinde Osmanlı Devleti’nin yabancı devletlerle ticareti konusunda bilgi verilmiştir. O dönemde yabancılardan alınan gümrük vergileri ve Bursa’da ipekten alınan verginin hangi yıllarda ne kadar olduğunu gösteren bir tablo da okuyucuya sunulmuştur. Osmanlı Devleti’ndeki ticaret merkezleri, Hindistan ile Karadeniz ticaret yolu hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Son olarak da Osmanlıların Avrupa ile ticareti konu alınarak bu ticaretin nasıl işlediği açıklanmıştır.

    Bu bölümün ikinci alt başlığında ise (146-172) Osmanlı imaret sisteminden, İstanbul’un Fatih’in fethi ile başlayan değişiminden, Osmanlı vakıf sisteminden, bu sistem ile İstanbul, Bursa ve Edirne’de yapılan cami, bedesten gibi imaretlerden söz edilmektedir. İstanbul’un yiyecek ve içecek su ihtiyacının nasıl karşılandığı ve yapılan kervansaray, bedesten ve hanların eşkıyalara karşı nasıl güvenliklerinin sağlandığından bahsedilmektedir. Ayrıca zaviyeler ve önemlerinden söz edilmektedir. (s. 156) Osmanlı Devleti’nde esnaf ve zanaatkarların haklarını koruyup onları birlik içinde tutan lonca örgütleri hakkında geniş bilgi verilmiştir. Lonca yapısını belirleyen etmenler, sistemin nasıl işlediği, denetim mekanizması, önemi ve bozulma nedenleri üzerinde oldukça yoğun bir şekilde durulmuştur.

    Osmanlı İmparatorluğu’nda din ve kültür adlı dördüncü ve son bölümde (173-209) yazar, Osmanlı İmparatorluğu’nda öğrenim ve medrese eğitiminin incelenmesini Taşköprülüzade’nin ilim kavramı ve ilimleri sınıflandırışıyla anlatıyor. Ulema hiyerarşisini tablo yardımıyla okuyucuya aktarıyor. Osmanlı Devleti’nde açılan ilk medrese’den başlayarak, buralardaki eğitim faaliyetleri ve eğitim sistemleri hakkında bilgi veren İnalcık, dahil ve hariç olmak üzere Osmanlı medreselerini iki büyük kategori şeklinde ele alıyor. Bu medreseleri de anlattıktan sonra ulema sınıfı ve ulemanın başı durumundaki Şeyhülislamın görev ve yetkileri verilmiştir.

    Osmanlı ilmi çalışmaları adlı alt başlıkta ise (181-186) genel mahiyetiyle âlimler, bilginler ve Osmanlı yazarları ele alınmıştır. Osmanlıların ilmi çalışmalarının amaçları saptanarak, kütüphaneciliğin önemli bir yeri olduğu belirtilmiştir. Ayrıca matbaanın Osmanlılarda ilk kullanımı ve sonraki gelişimi de anlatılmıştır. Osmanlı medreselerinde akli ve nakli ilimlerde çok önemli çalışmalar yapıldığından söz ediyor. II. Mehmed’in devrin bütün âlimlerini himaye edip ilmi çalışmaların artmasına olanak sağladığından bahsediyor.
    Bağnazlığın zaferi adlı dördüncü bölümün üçüncü bölümünde Osmanlı Devleti’nde yapılan ilim çalışmaları ve âlimlerin faaliyetlerinden söz ettikten sonra bazı bağnaz ve ilimlerin aydınlatıcı ışığına karşı olan dar görüşlü kişilerin faaliyetlerinden bahsediyor. Bunların genellikle camilerde vaizlik yapan ve ders veren şeyhlerle ulemaların meydana getirdiğini söylüyor. Bu kişiler nedeniyle ilim ve kültür alanında meydana gelecek birçok yeniliğin de önü kapanmış oluyordu. Bu bağnazlarla da en büyük mücadeleyi Taşköprülüzade Ahmed Efendi’nin verdiğini söylüyor. İslam’daki bid’at sorununun Osmanlı kültür ve toplumunu etkileyen önemli bir problem olduğunu vurgulayarak bu görüşü savunan grubun sürekli yeniliklerin karşısında olduğunu ifade ediyor.




+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12


osmanlı tarihi kitap özeti,  osmanlı tarihi kitap özetleri,  tarihle ilgili kitap özetleri,  tarih ile ilgili kitap özetleri,  osmanlı tarihi kitabının özeti,  osmanlı tarihi ile ilgili kitap özetleri