+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Uzay nasıl bir yer Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Uzay nasıl bir yer








    uzay nasıl bir yeruzay nasıl bir yer







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    uzay nasıl bir yer


    20 Temmuz 1969'da Neil Armstrong, kocaman uzay kıyafetinin içinde uzay modülünün merdivenlerinden aşağıya indi ve Ay yüzeyine ilk kez ayak bastı. Bu, insanoğlunun binlerce yıldır hayal ettiği bir şeydi. Armstrong'un söylediği sözler ise belki de söylenen en ünlü sözlerdi (herkes onun aslında "Bu, insan için küçük, fakat insanlık için dev bir adımdır" sanır. Çünkü "bir" kelimesi radyo iletimi sırasında kaybolmuştur. Bu dev adım sonunda mümkün oldu; çünkü bizi Ay'a götürecek bir roketin nasıl yapılacağını artık biliyorduk. Bizi Dünya atmosferinin dışına taşıyacak ve uzayın öldürücü etkilerinden cesur astronotları koruyacak kadar güçlü roketlerin yapılması binlerce yıl almış ve dünyanın en ünlü bilim adamlarının çalışmalarıyla mümkün olmuştur.
    Uzayda hava yoktur. Eğer uzay kıyafetinizde ya da roketinizde bir delik meydana gelirse göz bebekleriniz dışarı fırlayacaktır.
    Uzay ya dondurucu, öldürücü derecede soğuk olur ya da öyle sıcak olur ki eğer korunmazsanız kızarırsınız.
    resimKo("roket0002.jpg", 150, 151, "sag", "zoom", 321, 323, "", "") Uzayda yerçekimi yoktur. Bu da düzgün bir şekilde hareket etmenin zor olduğu anlamına gelmektedir. (Uzayda uzun bir süre geçirdikten sonra dünyaya dönen astronotlar dengelerini sağlamakta güçlük çekmektedirler.) Ağırlıksız olmak aynı zamanda vücudunuza da korkunç zararlar verir:
    Aynı zamanda etrafta uçan asteroid (küçük gezegen), meteor (göktaşı) ve eski uydular vardı Tabii bir de öldürücü radyasyondan ve yanlış zamanda içine düşerseniz sizi yakmak için bekle Dünya atmosferinden de söz etmeye gerek yok.





  3. Ziyaretçi
    uzayda canlı varmıdır?




  4. Asel
    Bayan Üye
    uzay nasıl bir yer

    uzayda canlı varmıdır?
    İnsanoğlu, gayb/metafizik âleminin sakinlerini hep merak etmiştir. Özellikle ruhanî varlıklardan meleklerin nasıl varlıklar olduklarını, ne iş yaptıklarını, niçin yaratıldıklarını ve onlarla irtibat kurmanın mümkün olup olmadığını sorgulamıştır.


    Sonsuz kudret, ilim, hikmet gibi isim ve sıfatlar sahibi Yüce Yaratıcı, sayısız varlıkları yokluk karanlıklarından çıkararak her birisine değişik özellikler, güzellikler takmıştır. Bunun yanında maddî âlemden rakamlara sığmayacak kadar çeşitli varlıkları yarattığı gibi, kudret ve hikmetinin gereği nur, esîr gibi ruha yakın ve münasip diğer ince akışkan maddeleri de hayatsız, donuk/cansız, şuursuz bırakmamış, onlardan da çeşitli türler halk etmiştir.


    Nur maddesinden (görünmeyen, lâtif, maddî olmayan enerji boyutlarından), karanlıktan (siyah enerjiden), esîr maddesinden, mânâlardan, havadan, hatta kelimelerden hayat ve şuurlu varlıklar inşâ edilmiştir. Hayvanların pek çok cinsi gibi pek çok çeşitli ruhânî varlıkları da o akışkan lâtif maddelerden yaratıyor. Onların bir kısmı melek, bir kısmı da ruhanî ve cinler olmak üzere sayısız cinslerdir.1


    Bu perspektiften bakıldığında, yaratılan varlıklar temelde şöyle tasnif edilir:

    1- Ruhanîler,
    2- Cismanîler/bedenliler.

    Ruhanîler üç sınıfa ayrılırlar: a- Melekler, b- Cinler, c- Şeytanlar.
    Cismaniler de üç kısımdır: a- İnsanlar, b- Hayvanlar, c- Bitki ve sair cansızlar.2


    Ruhanilerden, yani nurdan (çok ince enerji boyutlarından) yaratılan melekler, tamamen ulvî duygularla donatılmış, “akıllı, şuurlu,” fakat nefissiz, lâtif varlıklardır.

    Cinler, “nefis, idrak ve irade” sahibi, bizim gibi imtihana tabi tutulmuş, düşük yoğunluklu, “ışınsal” yaratıklardır.

    Şeytanlar ise, baştan ayağa “süfliyattan, siyah enerjiden” var edilmiş habis ruhlardır.


    Hayvanlara sınırlı “nefis” takılmış, sevk-i İlâhî’yi alacak kadar çok düşük seviyede “akıl, idrak” melekesi verilmiş, “vicdan ve irade” verilmemiştir.


    Bitki ve sâir camit (cansız) varlıklar da gayet düşük yoğunluklu hayat, ruh ve hislerle donatılmıştır. Her türüne uygun birçok duyu, duygu ve organ vererek, “sevk-i İlâhî” denen ilhamı alacak bir öz verilerek, görevine münasip ceset giydirilmiştir.


    Birçok âyette ve hadislerde melekler teferruâtlı olarak anlatılmıştır. Melekleri ispat, aklen mümkündür. Melekler çok lâtif, ışınsal, lâtif/nurânî varlıklardır. Dolayısıyla ruhanî varlıkları anlayabilmek için önce maddeyi tanımlamamız lâzımdır.


    Mekânda yeri olan ve zamanla uyum sağlayan her şey maddedir. Modern fizikte mekân, 1, 2, 3’üncü boyutlar sistemi olarak da biliniyor. Ruh, “emir” âleminden, gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen, yani beş duyu organımızla algılanamayan, ancak akılla kesin olarak anlaşılan ve mahiyeti hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz, fakat varlığını, fonksiyonlarını kesin olarak hissettiğimiz bir cevherdir.


    Nurun en şiddetli, en ince, en keskin, en lâtif kısımlarından, çeşitli enerji merhalelerinden, daha doğrusu enerji boyutlarından olan ruh, insan ve kedi kulağının algıladığı dalgalar, ultrasonik, radyo, TV, radar, şerare, hareket dalgaları, renk, morötesi, röntgen (x) kozmik ışınlar ve tesbit edilemeyen daha nicelerinden çok daha lâtif bir cevher, bir özdür. İnsan, kâinatın bir hülâsası, küçültülmüş şekli olduğuna göre, kâinatta bulunan bütün dalga boylarından süzülmüş bir cevherdir de diyebiliriz.


    Şüphesiz ki, hem maddî, hem de akıl gözümüzle görüyoruz ki, yeryüzünde bile hayat şartlarına münasip yaşayan değişik canlılar vardır Denizin içinde, eksi veya artı yüksek derecelerde, hem hava, hem su içinde yaşayan canlılar İnsanlar karada, havadar yerlerde yaşayabilirler. Ama boğazlarına kadar girdikleri denizin içinde, gölde, suda yaşayamazlar. Şu hâlde, şöyle bir genellemeye varamayız veya varmayız:
    “İnsan canlıdır. Suda yaşayamaz. Öyle ise suda hiçbir canlı yaşamaz!”

    Dipnotlar:
    1- Sözler, s. 468.
    2- Bünyamin Ateş, Peygamberler Tarihi, Yeni Asya Gazetesi Neşriyatı, İst., 1990, s. 21.

  5. Ziyaretçi
    uzay aydınlıkmıdır yoksa karanlık mıdır?neden

  6. Asel
    Bayan Üye
    uzay aydınlıkmıdır yoksa karanlık mıdır?neden


    Uzay Neden Karanlıktır


    Işık Saçan Güneş ve Yıldızlarla Dolu Olduğu Halde Neden Uzay Siyahtır?

    Uzay aslında siyah değildir. Teorik olarak hiçbir şeyin rengi yoktur.

    Işık kaynağından çıkan ışık ışınları cisimlere çarparlar ve maddenin cinsine göre belli dalga boylarında yansırlar.
    Yansıyan ışınlar bizim gözümüze de gelirler. Bize hangi dalga boyunda geldiyse o dalga boyunda algılarız o cismi.

    Uzayın siyah değil fakat karanlık gözükmesinin nedeni ise şudur:
    Uzayda, ışık kaynaklarından çıkan ışınları yansıtacak bir tabaka yoktur.
    Işık saçan güneş ve yıldızlardan çıkan ışık ışınları uzayın dört bir tarafına savrulur. Bir yerden yansımadığı içinde tekrar bize gelmezler.
    Bize geri gelen ışınlarda vardır; en güzel örneği dünyanın uydusu, aydır.
    Güneşten gelen ışık ışınları aydan yansıyarak gözümüze gelir. Bu şekilde ayı aydınlık görürüz.
    Aynı şekilde aslında ışık saçmayan gök cisimlerini de ışık kaynaklarından gelen ışınların yansıması ile görürüz.
    Uzayı karanlık görmemizin nedeni de budur.
    Çevresini sarmalayan ve aynı zamanda ışığı yansıtan bir cisim olmadığı için baktığımızda gözümüze yansıyan ışın gelmediği için her yer bizim için karanlıktır.

    Eğer yansıyan ışınlar varsa bile göremememizin 2. bir nedeni vardır: Karanlık madde. karanlık maddenin, şimdiye kadar yapılan araştırmalar sonucunda uzaydaki enerjiyi emdiği ortaya çıkmıştır.
    Işıkta bir enerji olduğuna göre ışık ışınları karanlık madde tarafından emilir. Eğer uzayın bir sınırı varsa bile karanlık maddeler bu ışınları emmektedir.

    Üçüncü ve son açıklama ise evrenin genişliğiyle ilgilidir. Eğer evrenin X ışık yılı önce oluştuğunu ve genişleme hızının bu X ışık yılı hızından daha büyük olduğunu varsayarsak, uzayı çevreleyen bir katman varsa bile ışık kaynaklarından çıkan ışınlar daha uzayı çevreleyen cisimden yansımamış ve gözümüze gelmemiştir. Eğer uzay tek bir noktadan genişlemiyorsa tüm noktaları genişlemekte ise bu ışınların gözümüze hiçbir zaman gelmeme olasılığı bile vardır.

    NOT:Uzayın çevresinde bir katman olup olmadığı bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Şimdiye kadar yapılan açıklamalar her fiziksel açıklama gibi varsayımdan oluşmaktadır. Eğer öyle bir tabaka varsa bile şimdiki teknolojiyle bunu algılamak imkansızdır.


  7. Ziyaretçi
    Böyle bilgi arkadaşlara çok tşk ederim

+ Yorum Gönder


uzay nasıl bir yer,  uzay nasıl bir yerdir,  uzay aydınlıkmıdır yoksa karanlıkmıdır