+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Mehdi ve İsa'nın Dünya Hakimiyeti Nasıl Olacaktır? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Mehdi ve İsa'nın Dünya Hakimiyeti Nasıl Olacaktır?








    Mehdi ve İsa'nın Dünya Hakimiyeti Nasıl Olacaktır?







  2. Gülden
    Devamlı Üye





    Mehdi ve İsa'nın Dünya Hakimiyeti Nasıl Olacaktır?


    Cevap: Mehdi’nin hâkimiyeti Hz. Peygamberin (sav) hâkimiyeti gibi manevi ve dinidir. Dinin hâkimiyeti bir milletin, bir devletin ve bir siyasi liderin ve partinin hâkimiyeti değildir. Gerçekte din dünya saltanatına ve siyasi hâkimiyet davasına alet ve tabi olamaz. Nasıl ki peygamberimiz (sav) dinini bütün dünyaya hâkim kılmak için gelmiş; ama hayatında ancak Arabistan’a hâkim olabilmiştir. Ama bu hâkimiyet kıyamete kadar devam edecek bir süreçtir. Peygamberimizin (sav) buradaki görevi Kur’ân-ı Kerimin nüzulünü tamamlamaktı. Nitekim Vahiy bitti ve peygamberimizin (sav) görevi bitti. Vefat etti ve “Refik-i ’laya” yükseldi. Sonra Kur’ân-ı Kerimin neşri görevi ve hakikatlerinin ilanı ve islam’ın tebliği sahabelere kaldı. Bunu peygamberimiz (sav) şöyle ifade eder: “Ya Ali! Ben Kur’ânın tenzili için harbettim. Sen ise te’vili ve anlaşılması için savaşacaksın” nitekim öyle de oldu.

    Peygamberimizden (sav) sonra şanlı sahabeleri Kur’ân-ı Kerimin hayata tatbiki için mücadele ettiler. İslam şeriatını hakim kılmaya çalıştılar. Tebliği en güzel şekilde yaptılar ve üç kıtaya hükmettiler. İslam bilginleri de Kur’ânın muhafazası, sünnetin ihyası ve doğru anlaşılması için var güçleri ile çalıştılar ve yüzlerce imam, muhaddis, müfessir ve müçtehit yetiştirdiler. Peygamberimizin (sav) vefatı ile İslam davası daha çok yayılmaya başladı. Herkes üzerine düşeni yaptı.

    Ama ne var ki Yahudi ve Hıristiyanlar Tevrat ve İncil’de “ahir zaman peygamberi dünyaya hükmedecek” ilâhi müjdelerini sadece peygamberin şahsında ve hayatında aradıkları için bunu göremediler ve imandan mahrum kaldılar. Aynı şekilde Mehdinin dünyaya hükmetmesini “Mehdinin şahsında ve hayatında arayanlar” ve Mehdinin kıyamete kadar devam edecek hizmetini ve Şeriat-ı Muhammediye’nin tüm dünyaya hükmetmesi için Mehdi’nin manevi ve ilmî önderliğinde bütün inananların çalışmalarını ve üzerine düşeni yapmalarını dikkate almayanlar yanılmaktadırlar. Mehdi bu hususta peygamberin (sav) takip ettiği yoldan ve sünnetinden kıl kadar ayrılmayacaktır. Aynı süreci takip edecektir. Mehdi “Risale-i Nurun telifinden sonra görevi biteceği için” vefat eder. İlk kuşak talebeleri Risale-i Nurun neşrine hizmet ederler. İkinci kuşak anlaşılmasına hizmet ederler ve bu “İman ve Kur’ân Hizmeti” dalga dalga dünyaya yayılır.

    İslamın hâkimiyeti bir şahsın ve bir cemaatin değil, iman hakikatlerinin, ibadetin, ahlakın, ilmin, hukukun ve adaletin kalplerde ve gönüllerde yayılması ve yaygınlaştırılmasıdır. “Münacat”ın Sonunda Allah’tan istenen şey “Risale-i Nura kalplerin, akılların ve gönüllerin musahhar edilmesidir.” Bu husus çok önemlidir ve Mehdi’nin manevi hâkimiyetini kalpler ve gönüller üzerinde ilim ve imanla tüm dünyaya hükmedecek şekilde sağlayacağını gösterir.

    Soru: Hz. İsa (as) yeryüzüne cismen inmeyecek mi ve Mehdi’nin arkasında namaz kılmayacak mı ve kırk yıl hükmetmeyecek midir?

    Cevap: Hz. İsa (as) hayattadır ve Dünya semasına refedilmiştir. Onun vefatı ölüm değildir. Çünkü yüce Allah İsa (as) için “Biz seni mevte mazhar edeceğiz” demiyor. “Seni vefat ettireceğiz” buyuruyor. Âl-i İmran; 3:55; Nisa, 4:157-158) Dolayısıyla “vefat” bir başka âleme gönderilmesidir, o da ayette ifade edildiği gibi “Allah katına ref edilmesidir.” Ruhun bedeni terk etmesi anlamındaki gerçek ölüm ise “Mevt” kelimesi ile ifade edilir. Bunun için Bediüzzaman “Birinci Mektup”ta izah ettiği beş tabaka-i Hayatın bir tabakası da Hz. İdris ve İsa’nın (as) tabaka-i hayatıdır ki “beşeriyet levazımatından tecerrüd ile melek hayatı gibi bir hayata girerek nurani bir letafet kesbeder. Adeta bedeni misali letafetinde ve cesed-i necmi nuraniyetinde olan cism-i dünyevileriyle semavatta bulunurlar." (Mektubat, 2006, s.16)

    Yüce Allah Hz. İsa’yı Tevhit hakikatini anlatmakta iken ve bu uğruda “Allah’ın oğlu” iftirasına maruz kalarak çarmıha gerileceği zaman Yahudilerin zulmünden korumuş ve semaya refetmiş, hainlere de gereken cezayı vermiştir. Kıyamete yakın kendisine tabi olanların bu yanlış inanç ve kanaatlerinden döndüğünü görmesi için tekrar dünyaya gönderecektir. Hıristiyanların “kendi hakkına ve Allah hakkında inançlarının düzelmesine sebep olan Kur’ân-ı Kerimin Tevhit hakikatini akla, ilme ve kalbe tasdik ettirecek şekilde anlatan” Mehd-i Âl-i Resul olan Bediüzzaman Said Nursi ile görüşür ve arkasında namaz kılar. Yüce Allah bunu vaat etmiştir. Elbette vadini yerine getirir. (Mektubat, 2006, s.95-96) Risale-i Nurun neşri ve Hırıstiyan dünyasında yayılması ile "hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacaktır.” "Ve Kur'an'a iktida ederek, o İsevilik şahsı manevisi tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacaktır."

    "Hz. İsa (AS) geldiği vakit, herkesin onun İsa olduğunu bilmesi gerekmez. O'nun yakınları ve ileri gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar. Yoksa açıkça herkes onu tanımayacaktır." (Mektubat, s. 96) "İsa Aleyhisselam'ı nur-u iman ile tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin kemiyeti, Deccal'in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nispeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir." (Şualar, 2006, s.920) "Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nuzulü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez." (Şualar, s. 904)

    Hal böyle olunca onun hâkimiyeti de dini olan Tevhid hakikatinin ve Bir olan Allah’a imanın Hıristiyan dünyasında kabul görüp hâkim olmasıdır. Yani dini ve manevidir. Böylece “Kıyamet kopmadan önce Hıristiyanlar Hz. İsa’nın gerçek ölümünden önce (Burada Allah ‘Kable mevtihi’ buyurarak gerçekten ruhunun bedeninden ayrılarak ölümünden önce ifadesini kullanır) Hz. İsa’nın peygamberliğine iman edecek ve İsa (as) buna şahadet edecektir.” (Nisa, 4:159)

    Rivayetlerde geçen kırk yıl ifadesi, böyle bir inançla dünyanın kırk yıl adilane idare edileceğini ifade etmekle beraber çokluktan kinaye de olabilir. Çünkü kırk ve yetmiş gibi ifadeler kinaye olarak çokluk ifade ederler.

    Nihayet: "Şahs-ı İsa Aleyhisselam'ın kılıncı ile maktül olan şahs-ı Deccal'ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi'nin hakikatını hakikat-ı İslamiye ile meczederek o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hattâ, "Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz. Mehdi'ye namazda iktida eder, tâbi olur." diye rivâyeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kurâniye'nin matbuiyetine ve hakimiyetine işaret eder."





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    Mehdi ve İsa'nın Dünya Hakimiyeti Nasıl Olacaktır





    Cevap: Mehdi’nin hâkimiyeti Hz. Peygamberin (sav) hâkimiyeti gibi manevi ve dinidir. Dinin hâkimiyeti bir milletin, bir devletin ve bir siyasi liderin ve partinin hâkimiyeti değildir. Gerçekte din dünya saltanatına ve siyasi hâkimiyet davasına alet ve tabi olamaz. Nasıl ki peygamberimiz (sav) dinini bütün dünyaya hâkim kılmak için gelmiş; ama hayatında ancak Arabistan’a hâkim olabilmiştir. Ama bu hâkimiyet kıyamete kadar devam edecek bir süreçtir. Peygamberimizin (sav) buradaki görevi Kur’ân-ı Kerimin nüzulünü tamamlamaktı. Nitekim Vahiy bitti ve peygamberimizin (sav) görevi bitti. Vefat etti ve “Refik-i ’laya” yükseldi. Sonra Kur’ân-ı Kerimin neşri görevi ve hakikatlerinin ilanı ve islam’ın tebliği sahabelere kaldı. Bunu peygamberimiz (sav) şöyle ifade eder: “Ya Ali! Ben Kur’ânın tenzili için harbettim. Sen ise te’vili ve anlaşılması için savaşacaksın” nitekim öyle de oldu.





+ Yorum Gönder