+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Bilinçsiz ilaçlama yapan bir çiftçi ekosisteme nasıl zarar verir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bilinçsiz ilaçlama yapan bir çiftçi ekosisteme nasıl zarar verir








    Bilinçsiz ilaçlama yapan bir çiftçi ekosisteme nasıl zarar verir







  2. Asel
    Bayan Üye





    Bilinçsiz ilaçlama yapan bir çiftçi ekosisteme nasıl zarar verir


    Ekolojik dengelerin hayvanlar ve bitkiler aleyhine bozulması, artan insan nüfusunun daha fazla 'besin' başta olmak üzere, eğlenceden tüm diğer gereksinmelerine kadar birçok alanı, bölgeyi teknolojiyi en üst düzeyde kullanarak tüketmesinden kaynaklanmaktadır. Su ve elektrik gereksinimini karşılamak için temiz alternatif enerjiler kullanmaya çalışmak yerine barajların yapılması, ya da daha lüks ve modern yaşantıyı yakalamak adına kullanılan ve rezervleri yüzyıldan önce tüketecek olan fosil yakıtların tüketimi gibi.

    Birim alandan daha fazla ürün alabilmek için kullanılan ticari gübreler, tarımsal ilaçlar, hormonlar, ya da bitkilerin genleriyle oynayarak ileride insana nasıl zararlar vereceği belli olmayan transgenik bitkilerin yaratılması, insanın Ekosisteme ve dolayısıyla kendisine verdiği zararın sadece küçük bir kısmıdır.

    İnsanın Gıda ihtiyacının hemen hemen tamamını karşılayan Tarımsal Ürünlerin üretilmesi sırasında kalite yanı sıra kalite unsurlarının da yer almaya başlaması, kullanılan sentetik ilaçlar ve gübrelerin daha etkililerinin, daha kalıcı olanlarının tavsiye edilip yoğun olarak tüketilmelerine yol açtı.

    Gübre ve ilaç kullanımı Üniversitelerin ilgili Fakültelerinden, Devletin Tarım Bakanlığının ilgili organlarına kadar her kesim tarafından üreticilere, çiftçilere duyuruldu, projeler yapıldı, kampanyalar düzenlendi. Yıllar geçtikçe tarımsal ilaçların sentetik gübrelerin yer altı ve yerüstü sularına, havaya, toprağa ve nihayet onu kullanan, yiyen insanın sağlığına zarar verdiği görülmeye başlandıkça, eylemler ve söylemler değişmeye başladı. Hemen hemen her kıtada ve ülkede yoğun ve bilinçsiz tarımsal sentetik madde kullanımının Ekosistem ve insan sağlığı üzerindeki negatif etkileri görülmeye başlanmış olup, artan kanser vakaları alarm sinyalleri vermektedir.

    Dünya tarımında önemli yere sahip olan ABD ve AB ülkeleri gelişen çevre bilinci ve sağlıklı nesillere sahip olunması istemiyle tarımsal yöntemlerinde değişiklikler yapmaya, söylemlerinde farklı mesajlar vermeye başladılar. Günümüzde ulusların çoğunluğu aşırı bir duyarlılıkla, tükettikleri gıdaların nasıl ve nerede yetiştirildiklerini sorguluyor.

    Son yıllarda geliştirilen ve hızla yaygınlaşmakta olan bazı tarım tekniği ve tarımsal aktiviteler şöyledir;
    IPM (Integrated Pest Management-Entegre Zararlı Yönetimi),
    ICM (Integrated Crop Management-Entegre Ürün Yönetimi),
    GAP (Good Agricultural Practice-İyi Tarım Uygulamaları),
    EUREPGAP (The EURO-Retailer Produce Working Group-Avrupa Perakendeci Üretici Çalışma Grubu),
    Sürdürülebilir Tarım Teknikleri, Organik /Ekolojik Tarım Teknikleri

    Başlık olarak birbirinden farklı fakat içerik olarak çok fazla ortak noktası olan bu teknikleri ve kurallar dizisini basit anlamda 'Kontrollü Tarım' olarak nitelendirebiliriz. Zira hepsinin ortak noktası, kullanılan kimyasallardan bunların hasata hatta bazılarında, üreticiye ulaşana dek, neler yapılması ve nasıl bir 'İzlenebilirliğe' sahip olunması gerektiği bildirilmektedir.

    İnsanın, işlenmiş ya da işlenmemiş halde besinini oluşturacak olan hayvansal ve bitkisel ürünlerin üretimlerinin insan sağlığına hiçbir şekilde zarar vermeyecek ortamlarda ve zarar vermeyecek girdilerin kullanımıyla üretilmesi, bunların dökümante edilip kayıt altına alınması 'Kontrollü Tarımın' ana koşuludur.

    Kontrollü tarımda, işlenmiş yada işlenmemiş ürünün nereden temin edildiğinin belirlenebilmesi, yani, ileriki aşamalarda çıkabilecek bir sorun karşısında, ürünün menşeine kadar gidebilmeyi sağlayan İzlenebilirlik kayıtlarının önemi çok büyüktür.

    Kontrollü Tarımı gerçekleştiren kişi yada kuruluş, ürününün herhangi bir şekilde sağlığa zarar verici katkı maddesi, hormon yada tarımsal ilaç kalıntısının bulunmadığını, üretim sırasında ürünlerden aldıkları örnekleri yetkili laboratuarlarda analiz ettirerek ispatlar ve kayıt altına alır.





  3. Ziyaretçi
    bir de insanların ekosistemlere etkilerini yazsanız?




  4. IŞILAY
    Devamlı Üye
    Insanların ekosisteme etkisi

    Uzayda varolan milyarlarca yıldızdan biri de yerküredir. Ancak dünyamızın şimdiye kadar bilinen diğer yıldızlardan farkı; oluşumu sürecinde belli şartlara bağlı olarak, mikro organizmalardan, en gelişmiş canlı varlık olan insana kadar çeşitli organizmaları da üzerinde taşımasıdır. İnsan da dahil tüm canlı varlıkların yaşamlarını sürdürebilmelerinin önşartı, onların oluşumunu sağlayan doğal dengelerin korunmasıdır.
    Bu dengenin temel ögeleri güneş, hava, su, toprak ve besin maddeleri dediğimiz organik maddelerdir. Bu öğelerin hepsine birden veya sadece bir kısmına ihtiyaç duyan ve fakat bu öğelerden birinin olmaması, ya da nitel bir değişime uğraması, canlı varlıkların yok olması demektir. Doğa; sınıf, sınır, sistem tanımaz ve bu unsurlardaki küçük bir bozukluğun tamiri bir insan ömrüne sığmayacak kadar uzun bir süreci kapsar.
    Ekosistem nedir? Ekosistem, kısaca doğanın ekolojik sisteminin kısaltılmış adıdır. Yani doğanın oluşturduğu denge sistemidir, bütünüdür. Ekosistemin sınırları amaca göre değişir. Örneğin, dünyanın bütünü bir ekosistem olarak ele alınabileceği gibi, onun bir kıtası, bir kıtadaki bir bölge, bir bölgedeki akarsu havzası, bir denizin herhangi bir kesiti, bir kent, bir köy, bir çiftlik, bir havuz, hatta bir evin içindeki küçük bir akvaryum da birer ekosistem olarak ele alınabilir. Bunların bir bölümü oldukça doğal, bir bölümü de insan etmeni tarafından değişik derecelerle değiştirilmiş yapay ekosistemlerdir.
    Canlıların bir bölümü üretici, bir bölümü tüketicidir. Bitki türleri genel olarak üreticidir. Hayvan türleri ekosistemin tüketici parçalarıdır. Mikro organizmalar ise, ekosistemde boylarından büyük işler yaparlar. Onlar ayrıştırıcıdır. Bitki ve hayvan atık ve artıklarını ayrıştırarak, ekosisteme geri kazandırırlar. Atık ve artık maddeleri, ekosistemde, üreticiler tarafından tekrar kullanılabilecek hale getirirler. Ayrıştırıcılar olmasaydı, bir hesaba göre tüm yeryüzü 100 m kalınlığında bir çöp tabakasıyla kaplı olurdu.
    Ekosistemin çeşitliliği, ilgili ekosistemi oluşturan çeşitli parçaların, yer ve zaman içinde gösterdikleri değişimlere bağlı olarak, onların bir fonksiyonu şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yeryüzü üzerinde değişik ekosistem tipleri vardır. Orman ekosistemi, dağ ekosistemi, bataklık ekosistemi, tarım ekosistemi, çöl ekosistemi, deniz ekosistemi bunlardan bazılarıdır.
    Ormanlarla kaplı olan sağlıklı bir ekosistem, bitki örtüsü tahrip edildiği taktirde oradaki toprakların erozyon yoluyla kaybolması ile, zaman içinde önce bozkır, sonra da çöl ekosistemi haline dönüşür. Yağışın, suyun ve üretici konumundaki bitki örtüsünün yeterli ölçüde bulunmadığı ortamlarda çöl ekosistemi egemen olur.
    Orman ekosistemleri kendi kendine yeterli ve bağımsız ekosistemlerdir. Orada yaşayan üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar arasında bir denge vardır. Kent ekosistemleri ise, tek bir türün, yani insan türünün, çevresindeki doğal ve yarı doğal haldeki başka ekosistemlere bağımlı olarak yaşayabileceği şekilde düzenlenmişlerdir. Bu açıdan bakınca kentler, yeryüzü üzerindeki en istikrarsız ekosistemlerdir. Nitekim, kent ekosistemine olan girdi ve çıktıların yolu kapatılırsa, ya da kentler savaşlarda olduğu gibi kuşatılırsa, tamamen dışarıdaki başka ekosistemlere bağımlı olan bu ekosistemler, kısa zamanda çökecek ve düşecektir.
    Ekosistemin görevi nedir?
    Ekosistemin ana görevi, o sistemde doğal olarak yaşayan canlı ve "cansız" türlerin nesillerinin sürdürülmesidir. Belirli bir ekosistem içinde, o sistemin özelliklerine bağlı olarak, belirli canlı türleri yaşar. Bu nedenle Sibirya'da başka, Arabistan'da başka türler bulunur. Tuz gölünde başka, Beyşehir gölünde başka canlı türleri yaşar.
    Bir ekosistemin görevi, kendi içinde çeşitliliği devam ettirmek ve oradaki türlerin nesillerinin sürdürülmesini sağlamaktır. Bu sürdürme bilinçli bir işlem değil, sonuçtur.
    Ekosistemin doğal canlı ve cansız öğelerinin değişmesi ve bozulması (toprak erozyonu, bitki örtüsünün kaldırılması, su kaynaklarının azalması, yok edilmesi vb.) ekosistemin görevini yerine getiremez hale gelmesine yol açar. Ekosistemin doğal dengesinin bozulması söz konusu ekosistemlerde pek çok canlı türünün yok olmasına neden olmuş ve olmaktadır. Bir hesaba göre, yeryüzü ekosisteminde günde 150 türün nesli tükenmektedir.
    Ekolojik denge (doğal denge) nedir?
    Ekosistemin parçaları (ister bitki türü, ister iklim, isterse toprak olsun) onbinlerce ve hatta milyonlarca yıllık bir zaman süreci içinde evrimleşerek ortaya çıkmışlardır. Uzun zaman içindeki bu evrimleşmeye bağlı olarak canlı ve cansız parçalar arasında dengeli bir düzen ve çok ince ayarlanmış bir uyum vardır. Her parça birbirleriyle, değişik derecelerde ilişkilidir. Ekosistemin sağlıklı işlemesi için, sistem içinde her bir parçanın ayrı bir işlevi ve görevi oluştu. Parçalar bu görevlerini farklı zamanlarda ve farklı koşullarda yerine getirebilirler. Ekosistemin parçalarından herhangi biri bozulursa veya o parça sistemden çıkarılırsa, ekosistem verimli çalışamaz zamanla bozulur ve önceki görevini yapamaz hale gelir.


+ Yorum Gönder


bilinçsiz ilaçlama yapan bir çiftçi ekosisteme nasıl zarar verir,  tarımda bilinçsiz ilaçlama ekosistemdeki canlı çeşitliliğini nasıl etkiler,  insanların ekosisteme verdiği zararlar,  bilinçsiz ilaçlamanın ekosisteme yararları,  insanlar ekosisteme nasıl zarar verir