+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Organ bağışı ile ilgili araştırma Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Organ bağışı ile ilgili araştırma








    organ bağışı ile ilgili araştırma







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    organ bağışı ile ilgili araştırma

    organ bağışı hakkında bilgi

    Canlılarda belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenen bölümlerine organ denir.Sağlam bir organı tıbbi koşullar altında, başka bir kimsenin işlevini yitirmiş organı yerine takılmasına, organ nakli adı verilir. Organ nakli hayat kurtaran bir operasyondur.

    Yurdumuzda, yaşayandan veya ölüden organ veya doku alma 29 Mayıs 1979'da çıkarılan 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Bu kanuna göre;

    Canılıdan Organ Nakli:
    18 yaşını doldurmamış kimseden organ almak yasaktır.
    Organ verenin yaşamını sona erdirecek veya tehlikeye sokacak organ alınması yasaktır.Sağlıklı ve 18 yaşını doldurmuş kimse, en az iki tanık önünde, yazılı ve imzalı izin belgesi vermesi ve bu izinin doktor tarafından onaylanması durumunda organ bağışı yapabilir. Organ nakli, bu iş için yetiştirilmiş uzman personeli, araç ve gereçleri olan sağlık kurumlarında yapılabilir.

    Ölüden organ nakli:
    Vericinin tıbbi olarak öldüğü yetkili dört uzman doktor tarafından onaylanmalıdır. Verici sağlığında organ bağışı yapacağını resmi ve yazılı olarak bildirmemişse, ölüm anında yanında bulunan yakınlarından birinin yazılı izniyle organ bağışı yapılabilir.

    Yurdumuzun her yerinde organları işlevini yitirmiş, makinelere bağlı olarak hayatlarını sürdüren çok sayıda hasta vardır. Her yaştan binlerce hasta, organ nakli için sıra beklemektedir. Ülkemizde kalp, böbrek, karaciğer, ilik nakli ve kornea gibi orların nakli başarıyla yapılmaktadır. Yaşayan bir kişiden alınan bir organ bir başka kişiye, bir ölüden alınan organlar ise birçok kişiye hayat vermektedir.

    Çağımızın korkunç bir belası da yasal olmayan organ ticareti ve buna bağlı olarak yapılan organ nakilleridir. Tüm dünyada özellikle geri kalmış ve yoksul ülkelerde yaygın olan bu faaliyet insanlık adına utanç verici bir durumdur.
    Organ naklinin anlamı ve önemini anlatmak, organ naklini yasal ve tıbbı olanaklarla çözmek, organ bekleyen binlerce hastaya derman olabilmek için, 3-9 Kasım tarihleri arasında Organ Nakli Haftası kutlanmaktadır





  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Organ Bağışı

    Organ Bağışı hakkında soru

    Soru
    Biz herhangi bir organimizi birisine bagislaya bilir miyiz?


    Normal halde caiz olmayan bazi seyler vardir ki, zaruret halinde mesru olmaktadir. Meselâ, vefat eden hamile bir annenin karnindaki çocuk canli olup hareket ederse, âlimlerin çogunun görüsüne göre, annenin karni sol tarafindan yarilir ve çocuk alinir. Çünkü bu durumda ölünün bir parçasi alinsa da, baska bir canlinin hayati kurtarilmis olmaktadir.1

    Iste bu fikhî hükme istinad eden zamanimiz âlimleri organ nakline cevap vermektedir. Burada bir hastayi ölümden ve herhangi bir organini kaybetmekten korumakiçin, ölmüs olan bir kimsenin organlarindan birisi çikarilip hastaya takilmaktadir. Bu ameliyat daha çok böbrek, kalb ve göz gibi âzalarda yapilmaktadir.

    Bu meseleye genisçe temas eden Ezher ulemâsindan Ahmed es-Sirbâsî, bu ameliyati yaparken bazi esaslarin göz önünde bulundurulmasini ve onlara riayet edilmesini sart kosmaktadir. Herseyden önce bu “nakil” hayatî bir zaruretten dolayi yapilmalidir. Umumî mânâda bir çesit tedâvidir. Çünkü zaruretlerin bazi haramlari mubah kildigi, bilinen bir kaidedir.

    Böyle bir zaruret hâli ortaya çikinca, hastanin mâruz kaldigi hayatî tehlikenin ancak bu yolla giderilecegi teshisinin konmus olmasi; bu ameliyattan sonra da hastanin ya da tam olarak veya galip bir zanla kurtulma ümidinin tesbit edilmesi gerekir. Yâni, ameliyat hem son çare olmali, hem de kurtulma ümidi “kesin”e yakin bulunmalidir. Tabiî, bu teshiste siradan kimselerin degil de, sahasinda uzman bir doktorun veya varsa saglik heyetinin karar vermis olmasi lâzimdir.

    Kalbi, böbregi veya gözü alinacak ölünün hayatta iken organlarini bagislamis olmasi veya gerektiginde alinabilecegine dâir muvafakatinin mevcut olmasi da icap eder. Sayet ölen kimse hayatta iken böyle birsey söylememis, bir muvafakatta bulunmamissa, yakinlarinin veya varislerinin rizasi alinmalidir. Ayrica ölmüs kisi, “Ben ölünce cesedime dokunmayin” seklinde bir vasiyette bulunmamissa, bu vasiyete riayet edilmelidir.

    Organi nakledilecek kimsenin de gerçek mânâda ölmüs olmasi gerekir. Hayatta bulundugu müddetçe alindigi takdirde ölümüne sebep olabilecek kalb gibi bir organinin alinip bir baska hastaya nakledilmesi caiz degildir. Bir müddet sonra ölecegi tahmin edilen bir hastanin organi da alinmaz. Öyle ki, doktorlarin kesin olarak ölecegi hususunda rapor verdikleri pek çok hastanin sagligina kavusup yasadigi vâkidir. Bu itibarla, can çekisen bir hastanin “Nasil olsa ölecek” doüsüncesiyle bir organini alip baska bir hastaya nakletmek caiz degildir.

    Hayatta olan bir insanin ölmek üzere olan bir hastaya iki böbreginden birisini vermesinde ise, eger tibbî ve sihhî açidan, bagista bulunan kimseye o anda ve ondan sonraki hayatinda bir zarar gelmeyecegi tesbit edilir de akabinde böbrek nakli yapilirsa; yine burada birkisinin hayatinin kurtarilmasi bahis mevzuu oldugundan ve böbregini bagislayan kimse de zarar görmeyecegi için, bir mahzur olmamasi gerektir. Bu bagis bir fedakârliktir.

    Bu arada, ameliyat yapilacak kimsenin muvâfakati, rizasi alinmalidir. Onun haberi olmadan, imzasi alinmadan yapilan bir ameliyat zaten mümkün olmadigi gibi, dinen de uygun olmaz.

    Bu meselede Islâmiyetin nazara aldigi mühim husus, insan hayatinin kurtarilmasinin hedef alinmis olmasidir. Çünkü dinin esaslarindan birisi de “hayati muhafaza”dir. Bir kisinin hayatinin kurtulmasina vesile olmanin bütün insanlari hayata kavusturmak kadar mühim oldugunu bildiren âyetin meâli ise söyledir: “Kim bir kimseyi bir cana veya yeryüzünde bozgunculuga karsilik olmadanöldürürse bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Kim de bir insani ölümden kurtarirsa bütün insanlari ölümden kurtarmis gibi olur.”2 Bu gayeye uygun oldugu içindir ki, müteahhirîn âlimleri hastaya ve çok kan kaybina ugrayan kimseye kan naklinin caiz oldugunu belirtmislerdir. Hattâ alinan kan gayrimüslimden de olsa caizdir.3

    Ancak her ne sekilde olursa olsun, organini bagislayan veya böbregini sagliginda veren, kan bagisi yapan kimse, bunlarin karsiliginda bir para almamali, menfaat sarti kosmamalidir. Çünkü insan ve insanin parçalari, istenildigi zaman satilan ve menfaat temin edilen bir meta degildir. Bu itibarla, mecburiyet karsiliginda bagislanan bir organdan veya kandan ücret almak caiz olmamaktadir.

    Bu vesile ile bu meselede sikça sorulan bir hususa da açiklik getirelim:

    Ölmeden önce göz ve böbrek gibi bir organini bagislayan kimse, bu organlarinin öldükten sonra bir hastaya takilmasiyla süphesiz sevap kazanacaktir. Çünkü bu sayede baska bir insan sihhate kavusmus, hayata dönmüstür. Ancak organ bagislayan bu kimse bagislamis oldugu ve sonra da nakledilmis olan bu uzvunun ikinci bir sahista gördügü vazifeden dolayi mes’ul sayilmaz.

    Söyle ki, bir baskasindan nakledilen gözle görmeye baslayan, eger o gözle harama bakmis, bir günah islemisse mes’uliyet kendisinedir. Ölen kimsenin bundan bir mes’uliyeti yoktur. Çünkü o adam ölmesiyle vücut elbisesinden tamamen soyulmus, artik maddî bedenle bir irtibati kalmamistir.
    1. el-Ihtiyar, 4: 167; Reddü’l-Muhtar, 1: 602.
    2. Mâide Sûresi, 32.
    3. Yes’elûneke Fi’d-Dîn ve’l-Hayat, 1: 604-608.
    Mehmed Paksu Helal – Haram
    Selam ve dua ile





+ Yorum Gönder