+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Atatürk Çanakkale Savaşını Nasıl Etkilemiştir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürk Çanakkale Savaşını Nasıl Etkilemiştir








    Atatürk Çanakkale Savaşını Nasıl Etkilemiştir







  2. Ayşe
    Yeni Üye





    Çanakkale Savaşı


    Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşları’ndaki Rolü

    Yarbay (Sonra Albay) Mustafa Kemal’in, bir ulusun geleceğine ve bir büyük savaşın süresine etki edecek derecede önemli bir olay olan Çanakkale Muharebeleri’ndeki rolü, hiç şüphesiz tartışılmayacak kadar büyük ve önemlidir.

    Örneğin, düşmanın olanak ve yeteneğini doğru olarak tespit etmek başarının ilk şartıdır. Düşmanın yaptığı ya da yapacağı harekâtın amacını anlayabilmek ise bir komutanlık sanatıdır.

    Mustafa Kemal’in, Çanakkale’de büyük bir ileri görüşlülükle, düşmanın çıkarma harekâtından amacının ne olduğunu, hedefinin neresi olabileceğini, aslî kuvvetlerle nerelerden çıkabileceğini çok iyi değerlendirdiğini tarih belgelerle kanıtlamıştır.

    Arazi, bir askeri harekâtı etkileyen önemli bir faktör ve stratejinin önemli bir unsurudur. Düşman olanak ve yetenekleri ile kendi hareket tarzlarımızın isabetli bir şekilde tespiti araziyi iyi tanımakla, harekâtın başarısı ise araziyi iyi kullanmakla mümkündür.

    Jeostratejik değeri olan Çanakkale Boğazı’na hakim Gelibolu Yarımadası’nı çok iyi tanıyan Mustafa Kemal, çok olumlu taktik ve stratejik değerlendirmeler yapmıştır.

    Mustafa Kemal, yarımadanın ortasından geçen omurga araziyi daima elinde tutmayı esas almış ve muharebelerin burası ile kıyının ilk sırtları arasında ve mümkün olduğu kadar omurga arazisinin ilerisinde yapılmasını amaçlamış ve başarı ile uygulamıştır.

    Bu yöntem, stratejik sonuçlar doğuran, şartlara en uygun ve başarılı bir özel taktik uygulamadır. Bir askerî harekâtın başarısı düşmanın amacına ulaşmasını önleyecek tedbirlerin alınabilmesine bağlıdır.

    Mustafa Kemal’in çıkarma öncesinde, önerdiği kuvvet dağılımı ve savunma tertibinin ne derecede doğru ve yerinde olduğunu cereyan eden harekât göstermiştir.

    M. Kemal, Çanakkale’de asıl muharebe hattının kıyıdan geçmesi gerektiğini ve kıyının kuvvetli tutulması tezini savunmuştur. Bu görüşün doğru olduğu, ancak acı gerçeklerle karşılaşınca anlaşılmıştır.

    Her fırsatta taarruz, kuvvet dengesine bakılmaksızın toparlanabilen her birlikle taarruz, düşmana fırsat tanımamak için gerektiğinde savunma mevzilerindeki birlikleri de taarruz ettirmek suretiyle kıyı savunması ve mevzi savunmasına yeni bir anlayış getirmiş ve TAARRUZî SAVUNMA’nın en güzel örneğini vermiştir.

    M. Kemal, Çanakkale’de, en kritik durumlarda inisiyatifini kullanarak, bu durumlara en uygun kararları süratle vererek, ileri görüşlülüğünü ispatlayarak, hata ve yanlışları cesaretle üst makamlara önererek, yüksek azim ve irade gücü göstererek büyük bir askerî deha ve yönetici olduğunu ulusuna ve dünyaya kabul ettirmiş ve büyük bir savaşı başarı ile yönetebilecek stratejik yeteneğe sahip olduğunu kanıtlamıştır.

    Çanakkale Muharebeleri’nin en önemli sonucu, Mustafa Kemal’in askerî dehasını gözler önüne sermesidir.

    Mustafa Kemal, durumu çabucak kavramak, süratle ve soğukkanlılıkla doğru karar vermek, verdiği kararları büyük bir enerji ve cesaretle bizzat tatbik etmek, inisiyatifi cüretle fakat isabetli kullanmak, sorumluluğu çekinmeden açıkça üzerine almak gibi üstün komutanlık vasıfları göstermiş ve muharebelerin gidişi üzerinde birinci derecede etkili olmuştur.

    Burada kendini gösteren Mustafa Kemal, isim yapmış; ulusça, hilâfet ve saltanat makamı olan İstanbul’u kurtaran kahraman olarak tanınmış ve bu durum, Türk Kurtuluş Savaşı’nın özellikle başlangıcında, ona büyük yarar sağlamıştır.

    Anafartalar ve Conkbayırı zaferleri olmasa, belki de Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’e ve devrimlere giden yolda büyük Türk Milleti’ni birleştirme olanağı bulamayacaktı.

    Nitekim, İngiliz Resmi Tarihi bunu şöyle özetler:

    “Tarihte bir Tümen komutanının üç muhtelif yerde, vaziyete nüfus ederek yalnız bir muharebenin değil, aynı zamanda zaferin akıbetini celbi, bir milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ihdasına nadiren rastlanır.”

    Komutanlık, bir askeri sevk ve idare sanatıdır.
    Komutan ise bilgisiyle, ileri görüşlülüğüyle, cesaretiyle, iradesiyle, adaletiyle, tutum ve davranışlarıyla, birliğine örnek olan ve sahip çıkan, onu en kritik anlarda dahi peşinden sürükleyerek bu sanatı uygulayan kişidir.

    Amerikalı Öğretim Üyesi Richard D. Robinson, Atatürk’ün askerî dehasını şu niteliklerle tanımlar:


    “Kişisel cesaret,
    Başkalarının hareketini seziş yeteneği,
    Sabır, kendi hareketlerinin en etkili olabileceği zamanı kavrayış,
    Kendi amacınısaklı tutarak, başka yönlerde inandırıcı biçimde ‘yanıltma, aldatma’ hareketleri yapabilme yeteneği,
    Hasım kuvvetlerin nispî gücünü, objektif bir görüşle ve doğru olarak değerlendirebilme niteliği…”


    Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri sırasında önce Yarbay, sonra Albay rütbesiyle görev yapmış, bu muharebeler sırasında gösterdiği başarıyla hem astlarının, hem sıralı komutanlarının, hem de kamuoyunun dikkatini çekmişti.

    Örneğin, Yarbay Mustafa Kemal’in, Çanakkale Muharebeleri sırasında sıralı ilk amiri, ilk komutanı 3 ncü Kolordu Komutanı Mirliva Esat (Bülkat) idi.

    Esat Paşa, Harp Okulu’nda öğretmenliğini yaptığı Mustafa Kemal’i iyi tanıyordu. Muharebelerde gösterdiği üstün başarısını göz önüne alarak, Mustafa Kemal’in bir dere yatağındaki komuta yerine, Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay)’ın önerisiyle, “ Kemalyeri” adını vermişti.


    Esat Paşa:



    “… Bu tarihî adın günlük emirle yapılmasını ve haritalara kaydını emrettim.”

    “… 3 Mayıs 1915 günü, askerlerimizin göstermiş oldukları kahramanlıkları ve bu askere kumanda eden Mustafa Kemal Bey’in yararlılığını takdire değer buldum, karargâhıma döndüm.”


    Yarbay ( sonra Albay) Mustafa Kemal’in sıralı ikinci amiri 5 nci Ordu Komutanı Mareşal Sanders’ti. Mareşal Sanders, sık sık fikir ayrılıklarına düşmesine rağmen, Mustafa Kemal’i asker olarak çok beğenmiş ve yaptıklarını takdir etmişti:


    “ İlk askerî başarısını Trablusgarp’ta gösteren Mustafa Kemal, sorumluluk ve görevden zevk duyan bir komutan özelliğine sahipti. Daha 25 Nisan sabahı 19 ncu Tümen ile ve hiçbir yerden emir almaksızın kendiliğinden muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar püskürtmüş ve bundan sonra üç ay süre ile kırılmaz bir azimle devamlı düşman saldırılarına karşı koymuştu.”


    Liman von Sanders’in 10.8.1915 tarihinde, Enver Paşa’ya mektupta yazdıkları da, ona karşı duyduğu hayranlığın ifadesidir.


    “…Albay Mustafa Kemal Bey’i, vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım…Kendisine takdirimi ve şükranımı tekrar tekrar ifade ettim.”


    Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın düşünceleri de farklı değildi.


    Esat Paşa:

    “…11 Mayıs 1915 günü, Enver Paşa, yaverleri ve erkân-ı harbi ( Kurmay başkanı- Kurmay subayları) ile karargâhıma geldi. 19 ncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in karargâhı hâlâ Kemalyeri’ndeydi. Oraya gittik. Enver Paşa, Mustafa Kemal Bey’i kucakladı ve bugüne kadar göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı takdirlerini bildirdi.”


    Muharebeler sırasında yerli ve yabancı basının Mustafa Kemal’e ilgisi yoğun oldu. O dönemin tanınmış yazar, ressam ve şairleri Mustafa Kemal ile tanışıp-görüşmek için cepheye geldiler, onu ziyaret ettikten sonra intibalarını kamuoyuna yansıttılar.

    Toplum, kısa sürede Mustafa Kemal’i efsane bir komutan olarak tanıdı.





+ Yorum Gönder