+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Kültür ile alakalı deyimler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Kültür ile alakalı deyimler








    kültür ile alakalı deyimler







  2. Şemsihan
    Devamlı Üye





    Dilimizin zenginliğini gösteren ancak bugüne kadar üzerinde fazla durulmayan deyimler yöreden yöreye farklı anlamları ifade etmektedir. Bu nedenle Şavşat yöresinden derlenen deyimleri anlamlarıyla birlikte vermeye çalıştım. Tabiiki çok eksikler var ancak bu konuda bana yardım edecek herhangi bir eser de bulamadım, sadece kendi derlediklerimle yetindim. Belki bunların birçoğu bugün değişik yörelerde kullanılıyor ancak aralarında ufak veya büyük anlam farklılıkları var olduğu için ben elimden geldiği kadar bu deyimlerin anlamlarını da verdim. Eğer sizlerin de çeşitli yörelerimizde kullanılan, derlediğiniz deyimler, atasözleri varsa gönderin burada biriksin. Hele eğer Türk Dil Kurumu ilgilenmiyorsa.

    ∙ "ayağıma yer edem, gör ben sana ne edem" demek: birisine bir fırsat verildiğinde bunu kötü kullanmak.

    ∙ "çizdim oynamıyorum" demek: önceden işe başlayıp daha sonra devam etmemek.

    ∙ "la ilahe" dedi mi "illallah" demez: çok inatçıdır.

    ∙ "ne bileyim"i ekmişler "hay huy" bitmiş: her sorulana, ne bileyim, diye cevap verenlere karşı bunun bir faydasının olmadığını anlatır.

    ∙ abat etmek: birisine büyük bir iyilik etmek.

    ∙ abat olmak: büyük bir iyiliğe mazhar olmak.

    ∙ ablıya dönmek: bir hastalık nedeniyle teni beyazlamak.

    ∙ abur cubur: olur olmaz her şey.

    ∙ aburlarını asmak: suratını asmak.

    ∙ aburlarını dökmek: suratını asmak.

    ∙ Acem yapması Gürcü papağı tencere yuvarlandı buldu kapağı: birbirine uygunkişilerin bir işti birlik olması halinde söylenir.

    ∙ acığını almak: öç almak, intikamını almak.

    ∙ acısını çıkarmak: bir kötülüğün karşılığını yine bir kötülükle vermek.

    ∙ adım başı: çok sık.

    ∙ adın çıkacağına canın çıksın daha iyidir

    ∙ afatlanmak: yemek, afet yemiş olmak afet yedirilmiş olmak.

    ∙ ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz: çok kurnaz.

    ∙ ağır ayak: hamile kadın.

    ∙ ağır otur ki batman gelesin: ağırbaşlı ol ki kıymetin olsun.

    ∙ ağırlamak: misafire izzet ve ikramda bulunmak, saygı göstermek, hürmet etmek.

    ∙ ağız birliği etmek: bir konuda hep bir şeyi söylemek.

    ∙ ağız birliği etmek: söz birliği yapmak, aralarında bir konuda anlaşmak.

    ∙ ağrına gitmek: gücüne gitmek.

    ∙ ağzı açık: dikkatsiz.

    ∙ ağzı açık: hiçbir şeyden haberi olmayan, bi haber.

    ∙ ağzı bozuk: çok küfür söyleyen, küfürgan.

    ∙ ağzı kira istemek: konuşmaya üşenmek.

    ∙ ağzın kapansın: beddua.

    ∙ ağzına gem vurmak: birisi konuşamaz hale getirmek, konuşmamaya mecbur etmek.

    ∙ ağzından bal akmak: çok tatlı dilli konuşmak

    ∙ ağzını aramak: birisinin ağzından çaktırmadan laf almak.

    ∙ ağzını küskü açmamak: konuşmaya üşenmek

    ∙ ağzını küskü açmamak: konuşmaya üşenmek, birisinin ağzından zorla laf almak.

    ∙ ağzını küskü açmamak: zorla konuşturmak.

    ∙ ağzıyla kuş tutmak: büyük beceri göstermek.

    ∙ ağzıyla kuş tutsa nafile: artık ne yaparsa yapsın kâr etmez.

    ∙ ahırki yediğin olsun: beddua.

    ∙ ahiretine karşı gelsin: dua.

    ∙ ak baş ile kara baş o zaman belli olur: bu işin sonucu er veya geç belli olacaktır.

    ∙ akıl kârı: herkesin aklının erebileceği iş türünden olmayan.

    ∙ akıl var mantık var: bu iş böyle olmalı buna herkesin aklı erer.

    ∙ akılsız baştan ne çeker ?-sefil ayaklar: bir akılsız kafanın cezasını hep ayaklarçeker.

    ∙ akıntıya vermek: akarsuya bırakmak.

    ∙ akla karayı seçmek: büyük zorluklardan geçmek.

    ∙ aklı bir karış havada: uçarı.

    ∙ akşamlar yüzü suyu hürmetine: yakarış sözü.

    ∙ al aşağı etmek: yere sermek.

    ∙ alaca bulaca: fazla alacası olan.

    ∙ alaca karga: alaca bulaca.

    ∙ alaca kayık, ağzına layık: tam kendisine göre.

    ∙ alan da pişman satan da: hiçbir çözüm yolunu kabul etmiyor.

    ∙ alhaın ol: üzülme sen rahat ol.

    ∙ Ali kıran baş kesen: çok acımasız.

    ∙ Allah akşama indirmesin: beddua.

    ∙ Allah belasını versin: beddua.

    ∙ Allah beterini versin: beddua.

    ∙ Allah daha beter etsin: beddua.

    ∙ Allah kahretsin: beddua.

    ∙ Allah'a kulluk edemiyorum da kula kulluk nasıl edeyim: kula kul olamam.

    ∙ Allah'a sığıncı olmak: Allah'a sığınmak.

    ∙ Allah'ın ateşi karnına: Cehennemin ateşin düşesin.

    ∙ alma dibinde bitmek: devamlı olarak başkalarından birşeyler beklemek.

    ∙ amel olmak: ishal olmak.

    ∙ anası ölsün başşına: anne çocuğunu severken söyler.

    ∙ anasından emdiği burnundan gelmek: çok güçlüklerden geçmek.

    ∙ andır kalsın başına: bundan bize hayır gelmez, hayırsız miras ona kalsın

    ∙ andırına kalsın: hayırsız miras olarak sana kalsın.

    ∙ apak geçmek: bayılacak duruma gelmek.

    ∙ apalağa şapalak, kel başa şimşir tarak: yakışıksız durumlarda söylenir.

    ∙ aralarından su sızmamak: çok samimi olmak.

    ∙ arayı açmak: birisiyle bozuşmak.

    ∙ ardı gelmek: sonu gelmek, bitmek.

    ∙ arka çıkmak: birisine taraf çıkmak.

    ∙ arkadaş canlısı: arkadaşını çok seven.

    ∙ arkam taştan kavi: gök gürleyince kendisinin taştan daha kuvvetli olduğunu göstermek için taş alınıp arkasına hafiften vurarak söylenir.

    ∙ arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez: hiçbir işe yaramaz birisi.

    ∙ arsız neden arlanır, bokta giyse/gezse sallanır: arsız hiçbir şeyden utanmaz ya da ekinmez.

    ∙ arsıza baş olmaz: arsızla laf yaraştırılmaz.

    ∙ aslı astarı yok: bir asılsız söylenti.

    ∙ asma bağlamak: mısır meyvesinin koçanlarını kurutmak için birbirine bağlamak.

    ∙ astarı yüzünden pahalı: tamiri kendi fiyatından daha pahalı.

    ∙ aşıklama gitmek: aşıkane şiirler söylemek.

    ∙ aşıklama gitmek: kafadan şiir söylemek, bildiklerini manzum bir dille ifade etmek.

    ∙ aşırmak: birşeyler çalmak.

    ∙ at buldum meydan bulamadım, meydan buldum at bulamadım: iki elverişli fırsatı bir araya getiremedim.

    ∙ at kaçtı torba düştü: keşke söylemez olsaydım birden öyle bir hiddetlendi ki

    ∙ at kesen: çok asabi, çok yaramaz

    ∙ ateş yağmak (gökten): aşırı sıcak etmek.

    ∙ atı ayakta kesen: çok gözü pek, çok atılgan.

    ∙ atın ölümü arpadan olsun: insana zarar da sevdiğinden gelsin.

    ∙ attan inip eşeğe binmek: daha faydasız işe girişmek.

    ∙ attığı taş yerini bulmak: birisi aleyhinde söylenen söz yerini bulmak.

    ∙ ayağına kına yakmak: sevmediği birisinin başına gelen bir zarardan dolayı sevinmek.

    ∙ ayağını denk almak: tedbirli davranmak.

    ∙ ayak dönümü: kız evlendikten sonra kız evine kocasıyla birlikte yapılan ziyaret.

    ∙ ayak dönümüne gitmek: kız evlendikten sonra kocasıyla birlikte evine, ana babasını ziyarete gitmek.

    ∙ ayaküstü uğramak: birisini geçerken uğramak.

    ∙ ayaküstü uğramak: geçerken şöyle
    bir birisinin evine girmek, hal hatır sormak.
    ∙ ayı meşeden küsmüş de ayının haberi yok: birisi karşısındakinin haberi olmadan ondan küsmüş ya da onun hakkında konuşuyor.

    ∙ ayıdan kork kork,bokundan da mı kork: bir şey olacak diye devamlı korkmak mı gerek?

    ∙ ayın on dördü gibi: çok güzel.

    ∙ az boz: az

    ∙ babamın derdi tutsun: beddua.

    ∙ babayiğitliği tutmak: cesaret göstermek.

    ∙ bağrı delik: canı çok acımış.




+ Yorum Gönder