+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Müzik aletleri olmasaydı neler olurdu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Müzik aletleri olmasaydı neler olurdu








    müzik aletleri olmasaydı neler olurdu







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Müzik aletleri olmasaydı neler olurdu

    Ne tür müzik?.. Yüksek ve hızlı müzikler, insana enerji veriyor ve kalp atış hızının artmasına neden oluyor… Uyuşukluktan ve yorgunluktan yakınan kişilere de hızlı tempolu müzikler öneriliyor…. Belli enstrumanların rahatlatma ya da heyecanlandırma etkileri var. En çok enerji veren müzik aletlerinin başında davul ve def geliyor. Arp ve zilin ise yatıştırıcı bir etkisi var. Bas davul ve büyük zil, küçük bebekleri korkuturken Mozart iyi geliyor… Müzik yapan bir grup insan aynı duyguları paylaşmakla kalmıyor, fiziksel olarak da birbirlerine benziyor. Nabız hızları birbirinin aynı oluyor…


    Müziğin Günlük Hayatta Etkileri



    Müzikle tedavi, uykusuzluk çekenler ve fazla hareketli çocukları yatıştırmak için de kullanılıyor. Durumu ağır olan hastalara cesaret veriyor. Ameliyat sırasındaki ağrılar sakinleştirici müziklerle azaltılıyor. Daha canlı müzikler de vücudun kendini iyişleştirmesi konusunda etkileyici oluyor. Akupunktur seanslarında, tedavinin daha etkili olmasını sağlıyor.

    Kazada yaralananlar, sevdikleri müziğin sürekli çalınması ile kendilerine geliyorlar. Parkinson’un başlangıcı da iyi seçilmiş bir müzik sayesinde yavaşlatılabiliyor.

    Müziğin sadece ruhun değil, bedenin de gıdası, hatta ilacı olduğu iddia ediliyor. Bilimadamları, müziğin insan sağlığına olan katkılarını yeni yeni ortaya çıkarmaya başlıyorlar.

    Ne tür müzik?..

    Yüksek ve hızlı müzikler, insana enerji veriyor ve kalp atış hızının artmasına neden oluyor, solunum hızını değiştiriyor ve kan basıncını arttırıyor. İnsanları rahatlatmak için yumuşak sesler ve yavaş müzikler kullanılıyor. Rahatlatan müziğin hızı bazen bir annenin kalp hızıyla (dakikada yaklaşık 72 vuruş) bağdaştırılıyor.

    Uyuşukluktan ve yorgunluktan yakınan kişilere de hızlı tempolu müzikler öneriliyor. Normal kalp atışı hızıyla başlayan ve yavaş yavaş hızını arttıran müzikler dinleyicide heyecan yaratıyor. Bu, kendini en açık şekilde geleneksel savaş davulları ve askeri bandolarda gösteriyor.

    Belli enstürmanların rahatlatma ya da heyecanlandırma etkileri var. En çok enerji veren müzik aletlerinin başında davul ve tef geliyor. Bas davul ve büyük zil, küçük bebekleri korkutabiliyor.

    Harp ve zilin ise yatıştırıcı bir etkisi var. Gong gibi enstürmanlar, hem kan basıncını düşürüyor hem de beyni uyarıyor ve insanın kendini iyi hissetmesini sağlıyor. Bu etkilerin bazılarının iskeletten vücuda girdiği tahmin ediliyor. Çünkü duymayan insanlarda bile bu etkiler oluşabiliyor.

    Müzik yapan bir grup insan aynı duyguları paylaşmakla kalmıyor, fiziksel olarak da birbirlerine benziyor. Nabız hızları birbirinin aynı oluyor. Müziğin birleştirici etkisi de burada ortaya çıkıyor zaten. Bir birlik duygusu yaratılıyor.

    Müzik terapisi, diğer metodların başarısız olduğu yerlerde, umut dolu sonuçlar verebiliyor. Özellikle hatırlama terapisinde önemli bir rol oynuyor.

    Bebeklere Mozart…

    Mozart’ın müzikleriyle ilgili de çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Mozart’ın müziğinin özellikle yeni doğmuş bebekler ve konsantrasyon problemi olan çocuklar üzerinde olumlu etkilerinin olduğu belirtiliyor. Mozart’ın müziğindeki düzen, çocukların daha kolay odaklanmalarına yardımcı oluyor.

    insan psikolojisi ne durumdaysa o tür müzik dinler.Yani insan ruhunu müzikle doyurur çünkü o an dinlediği şarkı kendi iç dünyasını yansıtır.

    Sadece ruhun değil. Bedenin de gıdası. Gerçekten.
    Yüzyıllar önce tedavide müzik kullanılmış.
    İnsanoğlu elindekini arayan, telaşlı bir canlı.
    Kendine faydası olan şeyleri unutmakta üzerine yok.
    Müzikle hastaları tedavi etmeyi öğrenen insanoğlu, ne yazık ki bu tedavinin kullanımı azaltmış.
    Şimdilerde özellikle detekleyici tedavilerin faydaları tekrar farkedilmeye başlandı. Müzikle tedavi, Müzik terapi denilen uygulamalar ülkemizin tıp uygulamalarına girmeye başladı.
    Peki nedir bu müzik terapi denilen uygulamalar?
    Tarihi Bilgi: Azerbaycan'da Gobustan Kayalıkları'nda görülen dans eden insan şekilleri, 12-14 bin yıllık müzik ve hareket gerçeğini tespit etmemize yardımcı oluyor.
    Uygur Türkleri'ne ait Hoten şehri Çerçen kazası yakınında Mülçe Irmağı kenarında bulunan Mingyar kaya resimleri 6-8 bin yıllık bir geçmişten haber vermektedir. Yaklaşık 2 bin 500 yıldır bu yöntem Anadolu'da uygulanıyormuş.
    Bununla beraber başta Yunan medeniyetinde olmak üzere Anadolu'da kurulan çeşitli medeniyetlerin müzikle tedavi yöntemini uyguladıkları bilinmekte.
    Müziği her türlü erdemin kaynağı sayan Yunanlılar, müziği ruhun eğitimi ve arınmasında kullanırmış. Eski Yunan mitolojisinde Apollon, lir çalarak insanların sıkıntılarını giderir ve onlara neşe verirmiş. Yunan filozof Sokrates'in öğrencisi Platon da M.Ö.
    400'lü yıllarda, müziğin ahenk ve ritim ile ruhun derinliklerine etki ederek, kişiye bir hoşgörü ve rahatlık verdiğini söylermiş. Yine Platon, şarkıyı iyileştirici özelliği olan bir çare olarak kabul etmekle birlikte, şarkı olmaksızın hastaya uygulanan reçetelerin etkisiz olacağını da eklermiş.
    Tıbbın babası sayılan Hipocrates'in de 2 bin 400 yıl önce, bazı hastaları ilahi dinlemeleri için tapınaklara götürdüğü rivayet edilir. Eski kutsal kitaplarda, Davut Peygamberin, hasta Kral Saul'un depresyonunu tedavi için daha çocuk yaşta üne kavuşan güzel sesi ile Mezmur okuyup bir tür saz olan 'mizmar' çaldığı bilinmekteymiş. Müziğin tedavi aracı olarak en fazla kullanıldığı medeniyetler Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetleri'ymiş.
    Yine de müzikle tedavi yöntemi Osmanlılar döneminde zirveye ulaşmış. Başta Edirne olmak üzere Kayseri, Sivas, Amasya, Manisa ve Bursa'da tedavi yerleri kurulmuş.
    Sultan II. Bayezid'in, Edirne'de 1488 yılında yaptırdığı darüşşifada hastalara su sesi ve müzikle tedavi yapılmasını emrettiği biliniyormuş.
    Bu konuda ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde 'ruh hastalarının burada müzikle nasıl tedavi edildiklerini' şöyle yazmış; "Müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip darüşşifanın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor ve ondan sonra tedaviye başlıyor" demiş.
    Büyük islam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina ( 980-1037), musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: "Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir."







+ Yorum Gönder


müzik dinleme aletleri olmasaydı