+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Albert Malche'nin Raporu ve İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili konuşma Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Albert Malche'nin Raporu ve İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili konuşma








    Deniz Köşkü’nün bahçesinde Darülfünun durumu, Prof. Albert Malche'nin Raporu ve İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili yaptıkları konuşma







  2. Zeyneb
    Bayan Üye





    Albert Malche'nin Raporu ve İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili notlar

    Türkiye’de iktisat eğitimi, ilk kez Tanzimat ertesinde ortaya çıkacak olan medrese – mektep dualizminden bir müddet önce, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane çatısı altında başladı. Mekteb-i Tıbbiye’de, serbest dersler içerisinde, bir iktisat dersinin okutulmasının öncülüğü bir hekim olan emrâz-ı dahiliye hocası Serandi Arşizen’e aittir. Bu ilim yuvasında Serandi Arşizen, Fransızca olarak iktisat okuttu. Derslerinde, Luigi Rossi’nin Cours d’Economie Politique’den bazı kısımları esas aldı ve ortaya bir yazma iktisat kitabı kaldı. Ancak, 1860’lı yıllara değin, Türkiye’de henüz emeklemekte olan iktisat bilimi, sağlıklı bir şekilde tedris edebileceği bir bilim yuvasına kavuşamadı. Serandi Arşizen’in şahsi atılımını, Mekteb-i Mülkiye’nin kuruluşuna bağlayan zaman diliminde iktisat, bir eğitim kurumu içerisinde sistematik bir programa bağlanmamış olmasına rağmen, şahsi gayretlerle, bey-paşa konaklarında hususi dersler içerisinde okutulduğuna dair bazı tarihi kayıtlara rastlanıyor. Buna, yurt dışından Türkiye’ye gelen yabancılardan ünlü iktisatçı N. W. Senior’un Ahmed Vefik Paşa’ya iktisat okutması yanında, bazı diplomatların gayretlerini, mesela Sir Henry Layard’in bu çizgideki atılımlarını da kaydetmek gerekir.

    1859 yılında, Mektebi-i Mülkiye’nin kuruluşu ile birlikte, Türkiye’de iktisat eğitiminin ilk esaslı eşiği aştığı ve bir bilim yuvasının müfredat programında yer aldığı görülüyor.


    Cumhuriyet’in ilânı ile başlayan yeniden yapılanma süreci içerisinde ilk dolu on yıl, 1923-1933 arasında üniversiter eğitim, köklü reformların dışında tutuldu, dolayısıyla bir programa bağlanarak ele alınmadı. Demek oluyor ki, Cumhuriyet’in ilk on yılı içerisinde iktisat tedrisatı, bir Osmanlı mirası olarak, İstanbul Darülfünunu Hukuk Fakültesi ile Mekteb-i Mülkiye’de okutuldu. Cahit Kayra’nın anılarının tanıklığında ortada iktisata dair sağlıklı bir eğitimin yapıldığını gösterir bir işaret bulunmamaktadır.

    1933 Atatürk Üniversite Reformu, esasta, mevcut üniversite eğitimini teslim alan medrese zihniyetine bir son vermeyi hedeflemişti. Dolayısıyla, esaslı bir envantere ihtiyaç vardı. Bu amaçla, “Cenevre Üniversitesi pedagoji profesörü…Malche, Hitler’in iktidara gelmesinden birkaç ay önce Atatürk’ten, Türk yüksek okullarının reform gereksinimlerini ve olanaklarını saptamak ve buna uygun öneriler yapmak görevini almıştı.”

    Darülfünûn’la ilgili incelemelerde bulunup, Atatürk Üniversite reformu üzerine ilişkin hazırladığı raporda Profesör Albert Malche, iktisat tedrisatına da yer vermişti. Bu rapordan okuyoruz:

    “…Mekteb-i Mülkiye, [İstanbul] Darülfünûn[unun] kurbüne taşındığı takdirde…Hukuk Fakültesi[nde]…mevcut bulunan…iktisat, maliye ve tedrisatın mükellefiyetlerinden kurtulacağı âşikârdır.”

    Raporda ayrıca, Hukuk Fakültesi için “12 sabit kürsü” tespit edilmiş, bu kürsülerden biri de “iktisat ve fen-ni umumi-i mâlî”ye ayrılmıştı. Bu satırlarla, üstü örtük de olsa, bir iktisat fakültesine duyulan ihtiyacı tespit edildiği görülüyor. Zira, kısa bir zamanda üniversite reformuna ilişkin rapor hazırlayan Malche’nin yaptığı bu vurgu, önemli olsa gerektir. Bundan öte, Malche raporunda, bağımsız bir iktisat fakültesi kurulması yönünde herhangi bir tavsiye bulunmamaktadır.

    Öte yandan, Darülfünûn’un lâğvı ve Maarif Vekilliğince yeni bir bir üniversite tesisi hakkında hazırlanan kanun lâyihasının üçüncü maddesinde bir iktisat fakültesinin kurulmasına dair bir ipucu vardı. Bu maddeye göre; “İktisat Vekilliği’ne merbut iktisat fakültesinin İstanbul Üniversitesi teşkilatı arasına ithaline İcra Vekilleri Heyeti mezundur.”

    Ord. Prof. Wilhelm Röpke
    Özellikle, Darülfünûn’dan Üniversite’ye geçiş aşmasında, Almanya’da Hitler’in iktidara gelmesiyle birlikte, “bilim adamlarının işten atılmaları da başlamıştı.” Bu meyanda, Hukuk Fakültesi bünyesinde okutulan iktisat dersleri, kahırdan bir lütûf olarak, Almanya’dan kaçan mülteci hocalara verilmişti. Wilhelm Röpke, Fritz Neumark, Alexander Rüstow, Gerhard Kessler, Alfred Isaac gibi – daha sonra bu isimlere Joseph Dobretsberger ile Umberto Ricci de katılacaktır – herbiri yüzakı hocalar, ülkemizde iktisat tedrisatına çeki düzen vermişlerdi. Artık, iktisat derslerine rasyonellik damgasını vurmaya başlamıştı. Alman hocaların yanında, Türk iktisat hocalarının da isimlerini zikretmeliyiz: İbrahim Fazıl Pelin, Hüseyin Şükrü Baban, Ömer Celal Sarc ve Muhlis Ete. Ayrıca, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde kurulan İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü’nde yapılan derslere iktisat ve maliye yanında sosyoloji de hukuk müfredatına katılmış oldu.

    Ord. Prof. Fritz Neumark
    1936-1937 akademik yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim süresinin dört yıla çıkartılmasıyla yeni bir ders programı hazırlandı. Bu progra mda, hukuk derslerinin payı %84, iktisat derslerinin payı ise %16 idi. Mevcut programda, iktisat derslerinin payının bu denli düşük kalmasının yaptığı vurgu açıktı. Esasen, 1929 Dünya iktisadî krizinin etkisiyle, buhrandan dengeye geçişin çarelerinin arandığı bir ortamda, İstanbul Darülfünûnu Hukuk Fakültesi’ndeki mevcut tedrisatla somut iktisadî meselelere bir çözüm getirilemiyeceği bilinmekteydi. Kaldı ki, mahiyet ve metod ilişkisi itibariyle iktisatın hukuktan farklı bir disiplin olması, hukukun a priori yapısına karşılık, iktisat biliminde ‘norm’ kurgulamasının deneylenebilirliğe açık olması, netice itibariyle a posteriori esaslı olması, “ilmî mahiyetleri arasındaki bu farklar” dolayısıyla, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürütülen iktisat öğretiminde öğrencinin “ekonomik ve sosyal hadise ve meseleler hakkında kâfi bir bilgi edinmesine imkan yoktur” düşüncesi, giderek ağırlık kazanmaya başladı.



    “…Üniversite, İktisat Fakültesi’ni memleketin temelli bir ihtiyacını karşılamak inanıyla kurmuştu. Fakülte’nin bugüne kadar gördüğü rağbet, bu inanı teyit etti….Yeni kurulan bir fakültenin gördüğü bu rağbet, memleketin iktisadi kalkınma yolundaki hamlesinin kuvvetine delalet eder.”

    Kuruluşunun onuncu yılında İktisat Fakültesi’nin kuruluş gayesi ile üstlendiği misyonun değerlendirmesini tarihî bir perspektif içerisinde yapan rahmetli hocamız Z. F. Fındıkoğlu’nu zikrediyoruz:

    “… [İktisat Fakültesi,] Tanzimat öncesi devrin ‘ilm-i tedbir-i menzil’inden ilk defa bahseden mütefekkir ile başlayan uzun bir devrenin mahsuludür….İstanbul Üniversitesi kadrosu içinde bu yeni müessesenin doğuşu, ilim hayatımızın istediği différenciation’a bir cevap teşkil eylemiştir….1936, işte hukukî ilimler bütün’ü içindeki iktisadî ilimler parça’sının pek tabii bir seyir ile ayrıldığı, ayrı bir bütün olarak taazzuv eylediği, tekâmül felsefesinin ifadesiyle ‘différenciation-tekalüf-farklılaşma’ya uğradığı bir devrin başlangıcıdır.”

    İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin kuruluşundan bugüne 75 yıl geride kaldı. Fakülte’nin bu geçen yıllar içinde, çağdaş iktisat düşüncesine ve aksiyonda Türk ekonomisine sağladığı başarı ve katkıların bir dökümü, Ö. C. Sarc ve Z. F. Fındıkoğlu’nun dilek ve temennilerinin aydınlığında, incelenmelidir. Bu ise, başlıbaşına zor ve zahmetli bir araştırma konusudur. Sadece bir ipucu olarak, F. Neumark’ın Türkiye anılarında mülteci Alman hocaların kendilerine tevdi edilen görevleri yerine getirme bağlamında yaptığı değerlendirmeler oldukça ufuk açıcıdır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin ülkemize iktisatçıların yetiştirilmesi ile iktisat eğitimini tabana ulaştırmayı başardığını, bu yolla eğitimin demokratizasyonuna ihmal edilemeyecek katkıda bulunduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Görünen odur ki, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, 75 yılın bu başarı grafiğiyle, geleceğin 100. yılını da kutlamaya adaydır.




+ Yorum Gönder


malchenin hazırladığı rapor