+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Ziraat ve Tarım ve Tarım ve Hububat Forumunda Buğday Hasadının Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Buğday Hasadının Önemi










    Buğday Hasadının Önemi hakkında bilgi

    Yoğun bir emek, masraf ile yetiştirilen ve hasada gelen buğday ürününün tane dökümüne ve kalite düşüklüğüne meydan vermeden zamanında, biçerdöver ehliyeti bulunan tecrübeli operatörlerle yapılması büyük önem taşımaktadır.

    Ülkemizde 1 kişinin beslenmesi için ortalama yıllık 225 kg buğday gerekli olduğu düşünülürse 70 milyon nüfusumuz için 15.8 milyon ton buğdaya ihtiyaç vardır. Ülkemizde her yıl yaklaşık 9.4 milyon hektarlık alana buğday ekimi için ise dekara 20 kg tohumluktan yaklaşık 1.9 milyon ton gerekmektedir. Yine her yıl gerek depolamada ve gerekse taşınma sırasındaki kayıpları da %3 sayarsak yaklaşık 0.6 milyon ton buğday ürünü kullanım dışı kalmaktadır. Özet olarak bugünkü nüfusumuz için yılda en azından 15.8 + 1.9 + 0.6 = 18.3 milyon ton buğday üretmek zorundayız.

    Türkiye için stratejik öneme sahip buğday hasadı ile harmanı iklim koşullarına bağlı olarak, önce mayıs ayı sonunda Akdeniz bölgesinde başlamakta, haziran ve temmuz aylarında bir çok bölgemizde artarak devam etmekte ve en son ağustos ayında Doğu Anadolu bölgesinde bitmektedir.

    Buğday hasat ve harmanı ülkemizin bir çok yöresinde biçer döverlerle yapılmakta ve kısa zamanda ürün ambarlara depolanmakta veya satışa çıkarılmaktadır. Biçerdöver ile hasat da, hasat ve harman işlemi birlikte yapılmaktadır. Bu nedenle biçerdöverin ayarları hasat ve harman açısından tane kayıplarını azaltmak için çok önemlidir. Tane kayıplarının en fazla olduğu arızalı, engebeli arazilerde kullanılan biçerdöverlerin ön tabla, düzenek ayarları çok iyi yapılmalı, tane dökümü asgari seviyede tutulmalıdır.

    2. BUĞDAY ÜRETCİLERİMİZE HASATLA İLGİLİ UYARILAR:

    Üreticilerimiz, ehliyetsiz biçerdöver operatörlerine biçim yaptırmamalı, sabahın erken saatleri ile gece geç saatlerinde ıslanmış ve çiğ düşmüş mahsulü biçim yaptırmaktan kaçınmalıdır. Sabah çok erken ve akşam çok geç saatlerde yapılan hasatta rutubet artacağından başak ve tane atma daha çok olmaktadır.

    Arızalı, dolap dişleri olmayan, kesici makasları eksik biçerdöverlerin buğday tarlasına biçime girmesine müsaade edilmemeli ve çok üstten ve hızlı biçen biçerdöver operatörleri uyarılmalıdır. Biçerdöverin hızının fazla olması daha fazla tane kaybına neden olmaktadır.

    Biçim sırasında biçerdöverin üzerine operatörün yanına çıkmak yerine, biçerdöverin arkasından giderek sapların bulunduğu namlunun altına bakılması ve sap artıkları içinde kalan başak, tanelerin kontrol edilmesi daha faydalı olacaktır.

    Aynı zamanda Hasat sırasında biçerdöverin deposundaki üründe kırık, kavuzlu, samanlı tane olup olmadığı kontrol edilmeli ve sorun varsa operatör uyarılmalıdır.

    3.BUĞDAY İÇİN EN UYGUN HASAT ZAMANI:

    Türkiyer17;de buğday hasadı genellikle güneyde önce Anamur yöresi ve Çukurovar17;da mayıs ayı sonunda başlamakta, haziran, temmuz aylarında Güneydoğu, Ege, Marmara, Karadeniz Trakya ve İç Anadolu Bölgelerinde yoğunlaşmakta, Ağustos ayında Doğu Anadolu bölgesinde sona ermektedir. Geç ekilen veya gelişme devresi uzun yani geççi buğday çeşitlerinin hasadı, normal zamanda ekilen ve orta erkenci çeşitlere göre bir iki hafta daha sonra yapılmaktadır.

    Buğday bitkisi, hava sıcaklığına ve çeşidin erkenciliğine bağlı olarak başak çıkarmayı takip eden çiçeklenmeden 50-60 gün sonra biçerdöver ile yapılacak hasat olumuna gelir. Buğday bitkileri biçerdöver ile hasat olumuna geldiğinde bitkinin sapları, yaprakları ve başaklar sarı saman rengini alır, başaktaki ve tanedeki rutubet oranı %12r17;nin altına iner.

    Buğday hasadının zamanını iyi belirlemek tane kayıplarını azaltma ve ürün kalitesi için çok önemlidir. Hasadın erken yapılması, tanelerin buruşuk ve solgun olmasına neden olmaktadır. Çünkü başakların ve tanelerin iyice kurumadan erken hasat edilmesi durumunda tam olgunlaşmamış tanelerde kalite düşmekte, başaktan ve başakçık kavuzundan taneler zor ayrılmakta, yüksek rutubet nedeniyle ürünü kurutmak gerekmektedir. Geç yapılan hasatta ise çeşidin özelliğine de bağlı olarak başakta tane dökülmeleri, yağışa ve rüzgara bağlı olarak bitkide yatmalar, bazı çeşitlerde başaktaki tanede çimlenmeler görülebilir. Buğday hasadındaki bir haftalık gecikme dekardan alınan tane veriminde %2-3 arasında azalmaya, süne zararlısı varsa tanede süne emgi oranının artmasına ve ürün kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

    Hasatta buğday başaklarında rutubet oranı %11-12 arasında olmalıdır. Tanelerin daha yüksek rutubette olması hasattan sonra kurutmayı gerektirmektedir. Hasadın fazla geciktirilmesi de kuş zararı, başak kırılmaları, tanelerde renk değişimi, kararma ve önemli oranda tane dökülmesine neden olarak dekardan alınan verimi düşürmektedir. Buğday tarlasında bitkilerinin hasat dönemine geldiğini gösteren belirtiler:








  2. Gizli @ yara
    Özel Üye






    Buğday Hasadının Önemi hakkında bilgi


    Buğday tarlasında başaklar altın sarısı rengini almalıdır.

    · Başaklardaki taneler sert olmalı, tırnakla bastırılınca ezilmemeli, kuru olmalıdır.

    · Bitkinin sapı, yaprakları, başağı ve taneleri tamamen kurumuş olmalıdır.

    · Başağı koparıp elimize alıp ovaladığımızda taneler kolayca başakçık kavuzlarından ayrılmalıdır.

    · Başaktaki kardeşler de hasat olumuna gelmelidir, hasat sırasında tüm tarladaki buğday bitkileri mütecanis olarak kurumalıdır.


    4. HASATTA TANE KAYIPLARINI AZALTMAK İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER:

    Biçer döver ile hasatta tane kayıplarını azaltmak için, ayarlı ön tabla ile uygun yükseklikten zamanında hasat yapılması çok önemlidir. Fazla yüksekten hasat yatık ve yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön tablasına alınmasını önleyerek tabla ve verim kaybına neden olmaktadır.

    Hasat kayıplarının en az düzeye indirilmesi için kullanılan biçerdöverin öğleden evvel ve sonra farklı ayarlanması gereği unutulmamalıdır. Çünkü günlük sıcaklık artışına bağlı olarak tanelerdeki nem oranı da değişmektedir. Genelde sabahları saat 10"a kadar tanelerdeki nem yüksektir. Bu nedenle buğday hasadına sabah saat 10"dan sonra çiğ kalkınca girilmesi daha uygundur. Aksi halde sabah erken saatlerde hasat edilen ürünün nemi yüksek olacağından kurutmak gerekebilir. Biçerdöver ayarları ile ilgili olarak şu noktalar üzerinde durulmalıdır:

    4.1. Biçerdöverin silindir hızı ayarı:

    Biçerdöverle hasat yaparken tane dökülmesi dolabın çarpması sonucu ise devir sayısı azaltılır. Biçerdöverin silindir hızı mümkün olduğu kadar düşük, dakika da 250-350 devir arasında olması uygundur. Aşırı silindir hızı bir yandan tanelerin kırılmasına neden olurken, bir yandan da eleklerde tıkanmalar meydana gelir, başak ve tane olarak önemli hasat kayıplarına neden olabilir.

    4.2. Batör-kontrabatör açıklık ayarı:

    Biçerdöverden sap samanla birlikte dövülmemiş başaklar dışarı atılırsa bunu engellemek için batör-kontrabatör aralık ayarı iyi yapılmalı ve batör devri uygun olmalıdır. Gerekirse batör ve kontrabatördeki aşınmış parçalar değiştirilmelidir. Buğday sapı ve başaklar yeterince kuru iseler (%12 ve daha az nemli), açıklık ayarı biraz daha artırılabilir. Biçerdöverin arakasındaki hasat artıkların atıldığı namluya bırakılan saplardaki başaklarda bir miktar tane kalıyorsa bu açıklık azaltılabilir. Bu durumda silindir hızını artırmak yerine, açıklık ayarını düşürmek daha iyidir.

    4.3. Vantilatör ayarı:

    Aşırı hava, buğday tanelerin bir kısmının tekrar geri dönüşüm(anafor) yolu ile kırılmalarına veya dışarı atılmalarına neden olmaktadır. Tarlada 40-50 metrelik bir şerit hasat edildikten sonra, biçerdöverin arkasındaki döküntüler kontrol edilmeli ve taneler dışarı atılmayacak şekilde vantilatör yeniden ayarlanmalıdır.

    4.4. Elek ayarı:

    Eleğin aşırı yüklenmesini önlemek için biçerdöverin biçim esnasındaki hızı azaltılmalıdır. Buğday hasadının temiz yapılması, ürününün kalitesini ve satış fiyatını olumlu yönde etkileyen çok önemli bir faktördür. Bu nedenle depoya gelen ürünün temiz olması ve kavuz gibi sap saman parçaları taşımaması için biçerdöverin üst ve alt eleklerinin aralıklarının uygun olması gerekmektedir.

    4.5. Sarsak ve bayrak kayıpları:

    Sap ve saman ile tarlaya tane atılması, dökülmesi biçerdöverde sarsak kayıplarının olduğunu göstermektedir. Sarsakların hasat sırasında tıkanması, batör devrinin çok düşük olması, perdenin yırtılması, biçerdöver hızının fazlalığı ve kontrabatör aralığının fazlalığı sarsak kayıplarına neden olmaktadır. Bu gibi kayıplara neden olmamak için biçerdöver tarlada hasada başlamadan önce ayarları buğdayın gelişme durumuna göre ayarlanmalıdır. Biçerdöver tarlaya girdikten sonrada biçerdöverin peşinden gidilerek başak ve tane döküp dökmediği kontrol edilmelidir. Buğday hasadı esnasında tarlada biçerdöverin arkasında bir yerde işaretleyeceğimiz kenarları birer karışlık bir alanda bulacağımız her tane, dekar başına yaklaşık 1 kg"lık ürün kaybı demektir.

    Tarla başlarında hasat edilmemiş buğday bitkilerine r0;bayrakr1; denilmektedir. Bu tip kayıplar, biçer döver dönüşlerinde ön tablanın zamanında indirilmemesi sonucu olmaktadır. Bu gibi ürün kayıplarını azaltmak için biçerdöver operatörlerinin eğitimli ve dikkatli olması gerekmektedir





  3. Gizli @ yara
    Özel Üye

    4.6.Yatmış buğday ve biçim yüksekliği :

    Yatan buğday tarlalarında kesme kayıplarını azaltmak için biçerdöverin sap ayırıcısı iyi ayarlanmalı ve sap kaldırıcı parmaklar iyi kullanılmalıdır. Yatan buğday tarlasında başak ve tane kayıplarını azaltmak için hasatta çok dikkatli olunmalıdır.

    Buğday hasadında çok yüksekten biçim yapmaktan kesinlikle kaçınmalıdır. Çok yüksekten hasat dekardan daha az sap balyası alınmasına ve anızlı toprak işlemenin zor olmasına neden olmaktadır. Tarlanın ve buğdayın gelişme durumuna göre yaklaşık 10-15 cm arasında yüksekten hasat yapılması uygundur.

    5. SONUÇ:

    Sonuç olarak, biçerdöverle hasatta tane kayıplarını en aza indirmek için biçim zamanı, biçerdöverin hızı, batör-kontrabatör açıklığı, biçim yüksekliği büyük önem taşımaktadır. Eski model ve ayar tutmayan biçerdöverlerle ve ehliyeti bulunmayan biçerdöver operatörleriyle yapılan hasatlarda büyük oranda tane kayıpları olmaktadır. Gelişmiş, modern kabinli, dijital olarak tane kayıplarını gösteren biçerdöverler tane kayıplarını minimum düzeye düşürmektedir. Geç kalınan hasatlarda tane kaybı fazla olmakta ve sonbaharda bu gibi tarlalarda haramzade veya kendi gelen bitkilerin çokluğu bunu göstermektedir. Emniyetli depolama için buğday ürününün rutubeti kesinlikle %12r17;nin altında olmalıdır. Sevgili buğday üreticilerimiz, biçerdöver biçerken arkadaki sap samanın atıldığı namlunun altında ve içinde %3r17;den fazla tane dökümü varsa ve operatörü uyardığınız halde gerekli tedbirleri almıyorsa hemen en yakın Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine haber vermeniz sizin ve ülkemizin menfaatine olacaktır.





  4. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Buğday Hasadının Önemi hakkında bilgi

    Türkiye'de yemeklik baklagiller arasında fasulye ve mercimekten sonra ekim ve üretimi en fazla yapılmakta olan nohut, kurak bölgelerin bitkisidir. Nohut, toprak isteği bakımından kanaatkar oluşu dolayısıyla ve köklerinin havanın serbest azotunu tespit etmesi bakımından hububat- yemeklik münavebesinde önemi çok büyüktür. Daneleri proteince çok zengin olup (%18-31) aynı zamanda bir sanayi ham maddesidir. Nohudun geçit formları ile yabani formları arasındaki formları hayvan yemi olarak kullanılır. Nohut bir senelik çalımsı bir görünüşe sahiptir. Tohumları için kültüre alınmaktadır.


    BESİN DEĞERİ


    Nohut ihtiva ettiği protein, mineral maddeler ve vitaminler yönünden çok zengin bulunması dolayısıyla, asırlardır insanların beslenmesinde büyük roller oynamıştır. Nohuttan dane renginde beyazdan siyaha kadar 20 renk müşahede edilmektedir. Dane rengi danenin kimyevi birleşimi hakkında kaba bir fikir vermektedir. Renk açıldıkça değer artmaktadır. Renkli tohumların şişmeleri zor kabukları kalındır. Bunlar daha ziyade yemlik çeşitlerdir. Renksiz tohumlar genellikle iri daneli nohutlar olup yemeklik olarak kullanılmaktadır. Renkli tohumlar ise küçük daneli olmaktadır. Yemlik koyu renkli tohumların protein miktarı yemeklik nohutlardan fazladır.


    İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ


    Nohudun iklim ve toprak isteği: Kurak bölgelerimizde yağmura bağlı olarak yetiştirilir. Ani soğuklara hassas olmakla beraber -10 dereceye kadar dayanabilir. Ancak sert kışlara dayanmaz. Bu nedenle yurdumuzda erken ilkbaharda ekilir. Nohut fazla nemi sevmeyen bir bitkidir. İlkbaharda ekildikten sonra hava ve toprak sıcaklığı git gide arttığından nohudun çıkışı ve gelişmesi hızlanır. Fazla nem ve fazla sıcak dane tutmaya zarar verir. Çiçeklenme ve dane doldurma devresinde fazla yağış, çiçeklenme ve bakla bağlama üzerindeki olumsuz etkisinin yanısıra, antraknoz hastalığı epidemisi için de ortam hazırladığından iistenmez. Vejetataif dönemdeki hafif yağışlar ise bitki gelişmesini artırır.
    Süzek ve çok ağır olmayan killi topraklar veya kara ve kırmızı topraklar nohut tarımı için uygundur. Kuvvetli ve derine giden kökleri ile fakir topraklarda da oldukça verimli bir şekilde yetiştirilir. Tuza dayanıklı olarak bilinir. Fakat alınabilir kalsiyum miktarının fazlalığı, ürünün pişme kalitesi üzerine olumsuz etkide bulunmaktadır.


    TOPRAK HAZIRLIĞI

    Nohut yetiştirilen bütün bölgelerimizde, hububat hasadından sonra tarla sonbaharda soklu pullukla 15-20 cm. derinliğinde sürülür. Böylece bitki artıklarının toprağa gömülmesi ve karışması sağlanır. İkinci toprak işleme ilkbaharda ekimden önce tarla tava gelir gelmez kazayağı- tırmık yada diskaro kullanılarak yapılır.


    GÜBRELEME


    Nohut köklerinde yeralan bakteriler toprağa azot kazandırır ve kendinden sonra ekilecek bitkilerin verimini artırır. Bu sebeple çok fazla azot ihtiyacı bulunmamaktadır. Bitkinin ilk gelişme devresinde ihtiyaç duyduğu en uygun gübre dozları saf madde olarak; 2-2,5 kg. azot ve 5-6,5 kg. fosfordur. Bu miktarlar dekara 12-14 kg. DAP gübresine karşılık gelmektedir. Nohudun fosforlu gübreye ihtiyacı vardır.
    Ekim mibzerle yapılacak ise gübrenin ekimde verilmesi tavsiye edilmektedir. Eğer ekim mibzerle yapılmıyorsa, gübre ikinci sürümden önce tarla yüzeyine elle atılarak kazayağı veya diskaro ile toprağa karıştırılır.


    ÇEŞİT VE TOHUMLUK

    Tohumluk aynı zamanda saf ve çimlenme gücü yüksek danelerden oluşmalıdır. Tarımsal Araştırma Enstitüleri tarafından geliştirilmiş antraknoz hastalığına dayanıklı veya toleranslı, kaliteli ve makinalı hasada uygun nohut çeşitleri bulunmaktadır. Geliştirilen nohut çeşitleri: Eser 87, Canıtez, 87 ILC482, Akçin 91, Aydın 92, Menemen 92, İzmir 92, Damla 89, Aziziye 94, Diyar 95, Gökçe, Sarı 98, Cevdet bey 98, Er 99, Küsmen 99, Uzunlu 99’ dur. Bu çeşitlerin tohumlukları TİGEM ve özel sektör tarafından üretilmekte olup, kolaylıkla temin edilebilmektedir. Hastalıklara dayanıklı çeşitleri erken ekerek verimi önemli derecede artırmak mümkündür.


  5. Gizli @ yara
    Özel Üye
    EKİM

    Ülkemizde ekim zamanı yörelere göre şubat ortası ile nisan ayları arasında değişiklik gösterir. Nohut ekiminin ilkbahar son donlarından 7-10 gün önce yapılması önerilir. Sahil kesimlerinde kışların sert geçmediği yerlerde kışlık olarak da ekilebilir. Çiftçinin elinde bulunan yerel nohut çeşitleri antraknoz hastalığına hassas olduğundan, çiftçi bu hastalıktan kaçmak için ekim zamanını ilkbaharda yoğun yağışların azaldığı ve hava sıcaklığının yükseldiği geç döneme kaydırmaktadır. Geç ekimde ise verim potansiyeli düşmektedir.
    Nohut ekimi yurdumuzda genellikle serpme olarak yapılmaktadır. Serpme ekim yönteminde fazla tohumluk kullanılmaktadır. Erken ekimlerde ve tavlı topraklarda mibzerle ekim yapmak en idealidir. Mibzerle ekimde dekara 12-14 kg. tohum atılır. Son yıllarda geliştirilen iri daneli nohutlarda tohumluk miktarı 100 dane ağırlığı dikkate alınarak, metrekareye 45 dane gelecek şekilde artırılır. Geç ekimlerde ekim derinliği biraz daha artırılmalıdır. Ekimden sonra merdane çekmek çıkışın daha çabuk ve düzenli olmasını sağlar. Mibzerle ekimde sıra arası 30-35 cm olmalıdır. Ancak ara çapası ile yabancı otları kontrol etmek amaçlanıyorsa nohudun 45 cm sıra aralığında ekilmesi tavsiye edilir. Ekim derinliği ise 4-6 cm olmalıdır. Ekimden sonra 1-2 gün içerisinde yabancı ot ilacı uygulamak, yabancı otların gelişmesini yavaşlatır.


    BAKIM

    Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanıldığında erken ekimler verimi artırır, ancak bu durumda yabancı ot problemi daha fazla olur. Erken ekimde yabancı ot kontrolu mutlaka yapılmalıdır. Gerekli görüldüğünde zararlılar ve hastalıklarla mücadele için ilaçlama yapılmalıdır. Havaların kurak geçmesi durumunda sulama imkanı varsa yüksek verim almak için sulama önerilmektedir. Çiçeklenme öncesinde ve dane doldurma döneminde yapılacak sulamanın verimi artırdığı belirlenmiştir.


    HASAT

    Nohutta dane dökme problemi olmadığından kuruyan bitkiler orakla biçilerek veya elle yolunarak hasat edilir. Hasat edilen bitkiler ufak yığınlar halinde iyice kuruyuncaya kadar bekletilir. Daha sonra harman makinalarında veya diğer yöntemlerle harman yapılır. Harman sırasında danelerin kırılmaması ve çatlamamasına dikkat edilir. Araştırma kuruluşları tarafından geliştirilen uzun boylu çeşitleri biçerdöverle hasat etmek mümkündür. Ancak böyle tarlaların yüzeyinin düzgün ve taşsız olması gerekir


  6. Gizli @ yara
    Özel Üye

    CARAMBA' NIN ÖZELLiKLERi VE TARIMI hakkında bilgi

    Geniş yapraklı ve çok lezzetli tek yıllık bir yem bitkisi olan CARAMBA inek, koyun, keçi ve at gibi hayvanlara yedirilebilir. Genellikle yeşil ot olarak yedirilen CARAMBA, kuru ot olarak veya silajı yapılarak değerlendirilir.

    EKİM ZAMANI :Ege ve Akdeniz bölgelerinde Ağustos sonundan Ocak sonuna kadar, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde Ağustos 15den Kasım sonlarına kadar, iç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde Ağustos, 15den Ekim ayı sonlarına kadar, Güneydoğu Anadolu bölgesinde Ağustos sonundan Kasım sonuna kadar ekim yapılabilir. Yoğun kar düşen bölgelerimizde erken ilkbahar ekimi de yapılır.

    TOHUM YATAĞI: Düz tesviye edilmiş ve sıkıştırılmış olmalıdır.

    TOHUM MİKTARI: 5 kg/Dekar

    SIRA ARALIGl: Serpme veya 10r11;17,5 cm sıra aralıklı olmalıdır.

    EKİM DERİNLİĞİ: 1,5r11;2 cm

    GÜBRELEME: Ekimden önce tohum yatağına 15 kg/da 20-20-0 (NPK), ilk çıkıştan 15 gün sonra 20 kg/da Amonyum nitrat (%33) uygulanır. Ekim-Kasım aylarında don görülen bölgelerde çıkıştan sonra gübre tavsiye edilmez. Her biçimden sonra 25-30 kg/da Amonyum nitrat (%33) ile gübreleme yapılmalıdır. Gübreleme biçimden hemen sonra, otların toplanmasını takiben yapılmalıdır. Gübre uygulandığı zaman yaprakların kuru olmasına dikkat edilmelidir. Ekimden önce tarlaya hayvan gübresi uygulandığında_ daha yüksek verim alınır.

    SULAMA: Sonbaharda yağışlı aylarda yağışlar takip edilerek ekildiğinde bitkinin çimlenmesi ve gelişmesi için mevsimsel yağış yeterlidir. Genellikle tohumlar Ekimden bir hafta sonra çimlenir. Yağışın olmadığı aylarda ekildiğinde çimlenme, ilk çıkış ve fide aşamalarında toprağın üst tabakasının nem oranının korunması için ekimi takip eden 2-3 hafta içinde az miktarda ancak sık sık sulama yapmak gereklidir. Bitkinin köklenmesinden sonra ise sulama buharlaşma oranına bağlı olarak yapılmalıdır. Her sulama için uygulanması gereken en uygun su miktarı 30 mmdir. (=30.000 It/da)

    YABANCI OT KONTROLÜ:Gerekli olan hallerde bitkinin 4. yaprak aşaması ve sonrasında 2,4-D, MCPA veya MCPP gibi yabancı ot öldürücü ilaçlar, geniş yapraklı otlara karşı uygulanabilir.

    OT ÜRETİMİ ve VERİMİ:CARAMBA 6r11;32°C arasında her ısıda gelişmektedir. Donlara karşı dayanıklıdır. En ideal gelişme ısısı 18r11;24°C arasındadır. Bu sıcaklık aralığında ekildiğinde 35 günde ilk biçime ulaşmaktadır. Hava sıcaklığının normal olduğu aylarda düzenli olarak her 20 günde bir biçime gelmektedir. Ekim zamanına bağlı olarak, iklim koşullarının ve uygulanan bakımın iyi olması şartı ile CARAMBA dan bölgelerimize göre kuru arazilerde yılda Dekara 2-3 ton kuru ot alınmaktadır. Biçim, bitki boyu yüksekliği 30r11;40 cm arasında iken yapılmalıdır. 1200 kg - 2000 kg üzerinde kuru madde/da/yıl (= 1 0r11;20 ton yaş ıot/da/yıl) oranında verim alınması mümkündür.

    Sindiriminin kolay olması nedeniyle yetişkin bir ineğin günde 150 kg CARAMBA yemesi mümkündür. Kolay sindirilme özelliği sayesinde süt veriminde kesin artış sağlar: Ayrıca taşıdığı yüksek besin değerleri ve kuru madde oranının yüksek olması nedeniyle besi hayvanlarında diğer yeşil yem bitkilerinde olduğu gibi kondisyon düşüklüğüne yol açmadığı gibi yüksek, besi artışı sağlar. Hayvanların tüylerinde parlaklık meydana getirir. Dışkıda olumsuz bir değişime yol açmaz.

    BİÇİM YÜKSEKLİĞİ: 6 cm biçim yüksekliği önerilmektedir. Orak veya tırpan ile biçilmesi mümkündür. Gelişmiş işletmelerde ise çayır biçme makineleri ve otsilaj makineleriyle biçim yapılabilmektedir. Büyükbaş hayvanlar için öncelikle biçmek, koyun ve keçi için otlatmak daha uygundur. Otlatma 8r11;15 cm arasında yaptırılmaktadır. 6 cm'den daha derin otlatmalardan kaçınılmalıdır.


  7. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Korunga


    baklagillerden ve çok yıllık bir yem bitkisidir. Bitkinin kalınlaşmış bir ana kökü ve çok sayıda yan kökü bulunur. Bitki taç kısmından çok sayıda sap verir. Saplar 100-120 cm boylarındadır. Sap kesiti yuvarlaktır. Taban kısmında içi boştur. Yukarı kısımlarda ise içi dolu olup üzeri tüylüdür.

    Yapraklar karşılıklı bileşiktir. Bir yaprak ekseninde karşılıklı olarak 7-15 çift yaprakçık vardır. Uzun yumurta şeklinde olan yaprakçılar, ince tüylerle kaplıdır. Yaprak ekseni daima yaprakçıkta biter.

    Çiçekleri yaprak koltuklarından çıkap sap üzerindedir. Pembe renkli ve salkım şeklindedir. Her salkımda 5-80 çiçek bulunur.

    Meyveler 5-8 mm boyunda, yarım daire şeklindedir. Tek tohumlu yassı bir bakladır. Meyve kabuğunun üzeri damarlı ve dişlidir, Tohumlar, böbrek şeklinde kirli sarı veya kahve renklidir. Bin dane ağırlığı 13-17 gr. arasında değişir. Olgunlaşma sonunda meyve kabuğu açılmaz, meyve halinde ekilir.

    İklim ve Toprak İstekleri

    Korunga her iklimde yetişebilir. Fide dönemi dışında kuraklığa özellikle soğuğa dayanıklıdır. Korunga, geçirgen, kireçli, tınlı-kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan kıraç, zayıf ve çakıllı topraklarda da korunga yetişir.

    Her türlü iklim ve toprak şartlarında ekim nöbetine sokularak zayıf ve kıraç alanları ıslah eder. Ekildiği sırada tohumlarına bakteri kültürü bulaştırılırsa, nodozite bakterileri sayesinde toprağa azot kazandırılır. Kurak bölgelerde ekim nöbetine dahil edilerek nadas bölgelerinin daraltılmasına yardımcı olur.

    Aynı zamanda kıraç ve erozyona açık yerlerde suni meraların kurulmasında karışıma giren önemli bir bitkidir. Aynı zamanda korunga iyi bir arı merasıdır. Korunga tarımı yapılan yerlerde yerel arıcılık artırılabilir.

    Değerlendirilmesi

    Korunga, hayvanlara yeşil veya kuru olarak yedirilebilir. Yeşil yedirildiğinde şişkinlik yapmayan ve protein içeren değerli bir kaba yemdir.

    Biçimden sonra gelişmesi yavaştır. Kuru şartlar altında yıllık yağışı 300-400 mm olan yerlerde yılda bir biçim yapılır. İyi tesis edilmiş korungalıklarda gübreleme ve bakım yapılırsa kuru ot verimi 200-600 kg/dar17;dır. Tesis yılı dahil ekonomik olarak 3-5 yıl kuru ot üretimi yapılır.

    TOPRAK HAZIRLIĞI

    Tarladaki ön bitki kaldırıldıktan sonra ilkbahar yada güz aylarında toprak tava gelince sürülür. Uygun bir tohum yatağı hazırlayabilmek için ekimden önce; kazayağı+tapan, kazayağı+döner çapa, tırmık+kazayağı+döner çapa gibi aletlerle toprak 8-10 cm derinliğinde ikilenir. Gerekirse üçlenir. Tohum yatağı hazırlanırken diskli aletlerden kaçınmak gerekir.

    EKİM

    Ekim tohum ve gübre ayarı tekniğine uygun olarak yapılır. Çimlenme gücü yüksek korunga tohumu kullanıldığında 6-10 kg/da korunga tohumu atılır. Yöreye göre tavsiye edilen 14-15 kg/da DAP gübresi ekimle birlikte torağa verilir. İstenirse tohuma bakteri kültürü bulaştırılarak ekilir. Bakteri kültürü ile bulaştırılması için tohumlar gölge bir yerde temiz bir naylon üzerine serilir. 100 kg tohuma 1 kg yüzde 10r17;luk şekerli su serpilir. Düzgünce karışırılarak iyice nemlendirilir. Nemlendirilen tohumların üzerine 100 kg tohuma 1 kg bakteri kültürü ilave edilerek karıştırılarak ve bakteriler bütün tohumlara bulaştırılır.

    Hazırlanan tohumlar 15-20 dakika gölge bir yerde kurutulur. Torbalandıktan sonra ekileceği tarlaya gönderilir. Aşılanmış tohumlar güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır. En geç 24 saat içinde ekimin tamamlanması gerekir.

    Korunga ekimi sıra aralığı 15-20 cm, ekim derinliği 2-5 cm olacak şekilde yapılır. Merdane ve silindir gibi aletlerle bastırılarak tohum yatağı sıkıştırılır. Korunga tohumları toprak sıcaklığı ve tavı uygun olduğunda 4-10 gün içinde çimlenerek, fideler toprak üstüne çıkmaya başlar. İlk yıl fide gelişimi yavaştır. Bu dönemde korunga tarlası çok iyi korunmalı hayvan sokulmamalıdır. Aynı dönemde, uygun olmayan iklim şartlarında korunga yeterince gelişmeyebilir ve tarlada yabancı ot problemi ortaya çıkabilir. Bu durumda çayır biçme aletleri ile temizlik biçimi yapılmalıdır.

    Ertesi yıl, bahar aylarında bitkiye, amonyum nitrat, üre gibi üst gübreler verilir. Gübreleme korungaya 5 kg/da civarında azot verecek şekilde olmalıdır. Bitki, uygun sıcıklık ve yağış ile birlikte dallanır, boylanır ve çiçeklenmeye başlar.

    Hasat

    Korunga ot için ekilmişse ilk çiçeklenmeye başladığı andan itibaren hasat edilir. Ot için biçimde zıpkalı aktif çayır biçme veya tamburlu makineler kullanılır. Ancak tamburlu makineler çarpma düzeni ile hasat yapar. Bu çarpma sırasında budama şeklinde değil de, koparma şeklinde biçim yapılır. Bu durum bitkiyi olumsuz etkilediğinden korungalığın çabuk seyrelmesine neden olur.

    Aktif çayır biçme makineleri budama şeklinde kestiğinden bitkiye verdiği olumsuz etki minimum düzeye iner.

    Biçilen korungalar güneşlenmeye ve soldurulmaya bırakılır. Yeterince kuruyan korungalar tamburlu makineler ile biçimde tırmıklanarak namlu yapılır.

    Tırmıklama işlemi serin ve günün erken saatlerinde yapıldığında yaprak ve çiçeklerin dökülmesi engellenir. Uygun balya makineleri ile akşam saatlerinde balyalama işlemi yapılır.

    Balyalanan korunga otları hayvana yedirilmek üzere düzgünce istiflenir.

    Korunga tohum için biçilecekse büyük çoğunluğunun olgunlaşması beklenir. Tohumlar farklı zamanlarda olgunlaştığından tohum dökmeye başladığı an belirlenerek biçerdöverlerle hemen biçilmeye başlanır. Biçilen tohumlar harman yerlerinde ince tabakalar halinde serilerek istiflenir. Güneşte sürekli karıştırılarak kuruması sağlanır. Bu arada tohumu alınmış korunga sapı balyalanarak istiflenir. Kurutulan korunga tohumları sellektörleme işlemi yapılarak temizlenir. Çimlenme analizleri yapılarak ekime hazır hale getirilir. Dekara 400-100 kg civarında korunga tohumu alınabilir.


  8. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Kılçıksız Brom hakkında bilgi

    Kuzey ve Orta Avrupa ile Çin'e kadar uzanan Asya'nın ılıman bölgelerinin yerli bitkisi olup,ilk defa Macaristan'da kültüre alınmıştır.
    Bol yapraklı,rizom meydana getiren,çok yıllık bir serin mevsim yem bitkisidir.Çiçekli sap uzunluğu 80-120 cm kadardır. Yaprak kını kapalı ve tüysüzdür. Yaprak ayası düz, ucu sivri,4-12 mm genişlikte,15-40 cm uzunluğunda, ayanın orta kısmında W şeklinde çizgi vardır.
    Kulakçık yoktur veya nadiren küçülmüş olarak mevcuttur.
    Başakçıkları salkım meydana getirir. Salkımlar 10-20 cm boyunda ve çiçeklenmeden önce toplu halde bulunur,sonra açılır.

    İklim ve Toprak İstekleri: Kuraklığa ve sıcaklığa oldukça dayanıklıdır. Kılçıksız brom en fazla serin iklimlere adapte olmuştur.Ancak sıcak iklimlere adapte olmuş tipleri de vardır. Yani kılçıksız bromun kuzey ve güney olmak üzere 2 önemli tipi vardır.
    Kuzey tipi brom güney tipi brom kadar hızlı yayılamaz,bu nedenle çim tabakası çok sık değildir.Kuzey tipinin rekabet gücü daha az olduğu için baklagillerle daha kolay yetiştirilir.

    Güney tipinin kuzey tipinden daha üstün olmasının nedenleri:
    1. Yetiştiği alana daha iyi yayılması,
    2. Daha kuvvetli fideye sahip olması,
    3. Daha kolay tesis edilmesi,
    4. İlkbahar gelişiminin daha hızlı olması,
    5. Oldukça hızlı ve güçlü çim formu oluşturması,
    6. Daha derin kök sisteminin olmasından dolayı kurağa toleransının daha fazla olması.

    Değişik toprak tiplerine adapte olabilen kılçıksız brom kumlu tınlı topraklardan,ağır killi topraklara kadar her tip toprakta yetişebilir.Ancak en iyi gelişmesini killi tınlı, iyi drene edilmiş,derin ve verimli topraklarda yapar.

    Yüksek ışık yoğunluğu, yağışın fazla olması, toprak verimliliğinin düşük ve azot eksikliği şartlarında keçeleşir. Keçeleşen tesisler sarımsı bir görünüm arz eder.bitkilerde boylanma olmaz,salkım teşekkül eden sap sayısı azalır ve verimi tamamen düşer.

    Tuzlu topraklara dayanabilmesi orta derecededir.Alkaliliğe,kuraklığa ve aşırı sıcaklık değişikliklerine dayanıklıdır.

    Önemi ve Kullanılması: Derin köke sahip, sıcak,soğuk ve kurağa dayanıklı, yüksek alkali topraklarda yetişebilen, iyi bir çim tabakası oluşturan, kaliteli ve lezzetli yem üretebilen bir yembitkisidir. Hem kıra., hem de sulu şartlarda gerek yalnız, gerekse baklagillerle karışım halinde ot veya otlakiye olarak yetiştirilebilen bir bitkidir.

    Kılçıksız bromun tüm olgunlaşma boyunca özelliklerine bakıldığında domuz ayrığından iyidir. Hazmolunabilir protein seviyesi olgunlaşma boyunca diğer yem bitkileri gibidir. Elverişli N miktarının yeterli olduğu ortamlarda, büyümenin erken devrelerinde kılçıksız brom otunun ham protein oranı çok yüksektir. Olgunluğun ilerlemesiyle, hazmolunabilir protein hızla azalır.

    Yalnız veya kıraç şartlarda korunga ile, sulu şartlarda yonca ve çayır üçgülü ile karışık ekilerek ot üretimi için yetiştirilebilir.Kendi kendini tohumlamalarını ve rizomla üremeleri nedeniyle çiğnenmeye ve otlatmaya oldukça dayanıklıdırlar.Bu özellikleri nedeniyle iyi bir mera ve toprak koruma bitkisidir.

    Tesis zamanı sağnak yağışlara denk getirmemek şartıyla dik ve meyilli yol kenarlarının yeşillendirilmesinde ve erozyona karşı korunmasında da kullanılır.


  9. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Soğan ekimi hakkında bilgi

    insan beslenmesinde özel yeri olan bir sebzedir. Taze veya kuru olarak tüketildiği gibi son yıllarda kurutma sanayisinde işlenerek bazı yiyeceklerin hazırlanmasında da yaygın olarak kullanılmaktadır. Soğan genel olarak iki yıllık bir bitkidir. Birinci yıl yumru, ikinci yılda tohum oluşur. 100 gr. Soğanda 1.2 gr. Protein, 0.1 gr. Yağ, 8.9 gr. Şekerli maddeler, 8 gr. Su, 12 gr. Kuru madde, 30 mg. Kalsiyum ve 42 kalori bulunur


    İKLİM İSTEKLERİ:

    Bitkinin erken gelişme devresinde serin havaya gerek vardır. Baş bağlama ve başın büyümesi için sıcaklığın fazla olması şarttır. Erken gelişme devresinde ortalama sıcaklık 12,8 ºC olmalıdır. Baş bağlamaya başladığı zaman 21 ºC, başın olgunlaşması için 24-27 ºC optimum sıcaklıklar istenir. Soğan bitkisi -8, -10 ºC sıcaklıklara dayanır.
    Gün uzunluğu istekleri çeşitlere göre değişir. Erkenci çeşitler 10-12 saat, geççi çeşitler için 13-15 saat gün uzunluğu gereksinimi vardır. Akdeniz sahil kesimi için sonbahar ekimi yapılan yerlerde kısa gün soğanları seçilmelidir.


    GÜBRELEME:

    Dekardan 4-6 ton baş soğan alabilmek için dekara 15 kg saf azot, 10 kg saf fosfor, 15 kg saf potasyum gereklidir. Fosforun tümü, azot ile potasyumun 1/3’ü ekimde taban gübresi olarak verilir. Geriye kalan azot ve potasyumlu gübrelerin bir kısmı ekimden 1 ay sonra, diğer kısmı da baş oluşturma döneminde verilir.


    YETİŞTİRİLME TEKNİĞİ:

    Soğan yetiştiriciliği üç şekilde yapılır.

    1- Doğrudan tohum ekimi: aynı vegetasyon periyodunda 5-6 aylık bir dönemde başlar elde edilir.

    2- Kıska (arpacık) ile yapılan yetiştiricilik: Bu çeşit yetiştiricilikte 1. yıl arpacıklar elde edilir. 2. yıl bu arpacıklar ekilerek baş elde edilir.

    3- Fideyle yapılan yetiştiricilik: Süresi tohum ekimiyle olan yöntemle aynıdır. Aynı yıl baş elde edilir.

    Ekonomik bakımdan en uygun yöntem doğrudan tohum ekimiyle olan yöntemdir. Makineli tarımı da uygundur. Bu yöntemle tarlada çok iyi toprak hazırlığı yapılması gerekir. Tarla sonbaharda 15-20 cm derinlikte işlenir. İşlemeden önce dekara 2-4 ton yanmış ahır gübresi atılır. Akdeniz bölgesi içi tohum ekim tarihi 15 ağustos’tan 15 ekime kadar olan dönemdir. Ekimden önce toprak tava gelir gelmez yüzlek işlenir. Toprak kültivatör, tırmık ile iyice parçalanır, sonra bastırılır ve tohum ekilir. Ekim sırasında 500 gr/da tohum kullanılır. Pnömatik mibzerle ise 200 gr/da tohum kullanılmaktadır. Ekim sırasında toprak sıcaklığının 10-12 ºC olması gerekir. Bitki sıra aralığı 20-30 cm olmalıdır. Bitkiler 10 cm yüksekliğe geldiğinde sıra üzeri mesafeyi ayarlamak için elle seyreltme yapılır. Sıra üzeri mesafe 2-3 cm, iri çeşitlerde 5 cm olmalıdır. Yabancı otlara karşı da ilaçlı mücadele yapılmalıdır.


    ÇAPALAMA:

    Dikimden başlayarak 10-15 cm boydan sonra ot alma ve toprağı kabartma amacıyla 1. çapa yapılır. Bitkinin gelişme durumuna göre 3-4 çapa yapılabilir


    SULAMA:

    Soğan yetiştiriciliğinde vegetasyon dönemi içinde yeterli yağış varsa (450-500 mm) sulamadan da yetiştirilebilir. Aksi halde sulama yapılmalıdır. En uygun sulama yöntemi yağmurlamadır. 1-2 sulama yeterlidir. Baş olgunlaştırma döneminde sulama yapılmamalıdır.


    HASAT:
    Taze soğanda; Soğanlar 1-2 cm çapını aldığı zaman sökülür. Üst yaprakları temizlenip kökleri yıkanır. Demetlenerek pazarlanır
    Kuru soğanda; Soğanlar belli bir büyüklüğü alıp yaprakları sararmaya başladığı an üst kısmı kırılarak yatırılır. 15-20 gün sonra soğanların dış yaprakları tamamen kurur, soğanlar sökülüp çıkarılır. Toprak yüzünde 5-10 gün tutarak güneşte kurutulur. Soğanın sökümü elle çapa kullanılarak yapılır. Hasat edilen soğanların üst kuru sapları kopartılır. Turfanda pazarlanan soğanlarda kurutma yapılmaz.


  10. Gizli @ yara
    Özel Üye

    ÖNEMİ

    Ayçiçeği ülkemizde önemli bir yağ bitkisi olup yağ tüketimimizde 1. sırayı almaktadır. Ülkemizdeki yağ bitkisi üretimi tüketimi karşılamadığı için bu açık ithalat ile kapatılmaktadır. Bu sebeple Tarım Bakanlığı tarafından Ayçiçeği, prim ödenen bitkiler arasına alınarak Ayçiçeği üreticisine kilogram başına destekleme primi ödenmektedir.


    Türkiye’ deki ayçiçeği ekiliş alanlarının %73’ ü Trakya-Marmara, %13’ ü İç Anadolu, %19’ u Karadeniz, %3’ ü Ege ve %1’i Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindedir. İlimizin de içinde bulunduğu içanadolu bölgesi ayçiçeği tarımının yapılabilmesi açısından önemli avantajlara sahiptir.Bu sebeple rahatlıkla tarımı yapılabilir.


    İklim ve Toprak isteği:
    Ayçiçeği yetişeceği toprak tipi yönünden çok seçici olmamasına rağmen organik maddece zengin, derin ve su tutma kapasitesi iyi topraklarda yüksek verim potansiyeline sahiptir. Ayçiçeği, asitliği (pH) 6.0 ile 7.2 arasında olan topraklarda en iyi yetişir.


    Ayçiçeği yüksek ve düşük sıcaklıklara gelişme dönemine bağlı olarak oldukça toleranslıdır. Tohumlarının en iyi çimlenebilmesi için 8-10 derecelik toprak sıcaklığı gerekir. Ayçiçeği bitkisi fideleri rozet devresinde -4 derece sıcaklığa dayanabilir. Ayçiçeği için en iyi yetişme sıcaklıkları 21 ile 24 derece arasıdır.Ayçiçeği bitkisi kazık kök yapısına sahip olduğu için diğer tarla ürünlerine göre kurağa oldukça toleranslıdır. Yetişme sürecinde yağışların sağlayacağı veya sulama ile toprağa verilecek 450 mm dolayında su en iyi verimi alabilmek için yeterlidir. Sulanmadan tarımını ekonomik olarak yapılabilmesi için yıllık yağışın 500-600 mm civarında olması gerekir.


    Ekimi ;
    Ekim zamanı toprak ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak ısısı en az 8-10 derece olmalıdır. Bundan daha yüksek sıcaklıkta tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur. Ayçiçeği ekimi, kuru şartlarda yapılacak bir üretimde iklime bağlı olarak olabildiğince erken yapılmalıdır. Erken ekimler, ayçiçeğinin Kış ve İlkbahar yağışlarından daha iyi yararlanmasını sağlar. İlimizde en uygun ekim zamanı15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasıdır.


    Ekim Pnömatik (havalı) mibzerle 70 cm sıra arası 25 cm sıra üzeri mesafe ile toprakta tav seviyesinde 5-6 cm derine yapılmalıdır. Tohum iriliğine göre değişmekle beraber dekara 400-500 gram tohum gerekir.




    Gübreleme:
    Gübre isteği bakımından kanaatkar bir bitki olan ayçiçeği saf madde olarak dekara 10 kg Azot,8 kg Fosfor ve 12 kg Potasyum tüketir. Ayçiçeği diğer kültür bitkilerinden daha fazla olarak topraktan potasyum kaldırır ve bu elementi saplarında depo eder. Ayçiçeği sapları bu sebeple hasattan sonra parçalanarak toprağa karıştırılmalıdır. Topraklar tahlil ettirilmeli ve tahlil sonuçlarına göre azotlu gübrenin yarısı ve diğer gübreler ekimle beraber verilmelidir.





    Yabancı ot mücadelesi ve Çapalama:
    Yabancı ot mücadelesi kimyasal yolla ve çapalama şeklinde yürütülmelidir. Ekimden önce dekara 200 ml Triflularin etkili maddeli ilaçlar tarlaya pülverize edilmeli ve kültivatör - tırmık ile 10-12 cm derinlikte karıştırılmalıdır. Eğer daha derine karıştırılır ise ilacı etkisi azalacak ve istenen sonuç alınamayacaktır. Eğer çıkış sonrası yabancı ot ilaçlaması yapılacak ise yabancı otlar 2-4 yapraklı dönemde iken yapılmalıdır. Ayçiçeği bitkileri 25-30 cm olduğunda kaz ayağı gibi ara çapa makinaları ile işlenmesi, hem yabancı ot mücadelesi yapılması açısından hem de toprakta bulunan kapilerite denilen buharlaşma borucuklarının kırılması açısından çok önemlidir.


    Eğer iş gücü uygun ise makinalı ara çapasından sonra sıra üzerinde kalan otların el çapası ile temizlenmesi gerekmektedir. Azotlu gübrelemenin 2. kısmı bitkiler 50 cm boya geldiğinde 2. çapada boğaz doldurma ile birlikte verilmelidir.




    Sulama:
    Ayçiçeği ekim döneminde toprakta yeterince rutubet yok ise bir çıkış sulaması yapılabilir. Bunun yanında bitkinin erken gelişme dönemlerinde eğer tarla toprağındaki faydalı su azaldığı diğer bir deyişle bitkilerin kuraklığı duymaya başlayıp solgunluk belirtileri göstermeye başladıkları dönemlerde yaklaşık 15-20 gün aralarla 3-4 sulama yapılabilir. Dikkat edilecek sulama zamanları olarak ilk tabla oluşumu, çiçeklenme başlangıcı ve danelerde süt olumu başlangıcı zamanını sayabiliriz.


    Hasat ve Depolama:

    Ayçiçeği hasadı biçerdöver ile yapılır. Ayçiçeği, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşidin erkencilik durumuna bağlı olarak çiçeklenmeden 45 ile 60 gün sonra hasat olumuna gelir. Ayçiçeği hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve tablaları tamamen kuruyup kahverengine dönüşür. Hasat öncesi ayçiçeği tablalarındaki danelerinin rutubeti % 9.5’i geçmemelidir. Rutubet yüksek olduğunda hasat edilen ürünün kurutulması gerekir. Ayrıca hasadın fazla geciktirilmesi kuş zararını ve tane dökülmesini artırarak kayıplara neden olabilir. Emniyetli bir depolama için ayçiçeği danelerinin rutubeti % 9.5’i geçmemelidir.

    Hastalık ve zararlıları:
    Ülkemizde Ayçiçeği mildiyösü, Solgunluk, Ayçiçeği Pası, Ayçiçeği yaprak lekeleri gibi hastalıkları bilinse de ilimizde bu hastalıklar henüz ciddi boyutta gözükmemiştir.


    Kuş zararı : Ayçiçeği bitkisi kuşlar tarafından çok sevilen bir bitki olup bazı tarlalarda kuş zararı %80’lere ulaşabilmektedir.Kuş zararına karşı tablalarını yere çeviren çeşitleri tercih etmek gerekmektedir.Bununla beraber bir bölgede ayçiçeği tarımı yapılacak ise toplu ekilişlerin tarla başına düşecek kuş zararını dağıtabilmek için tercih edilmesi gerekmektedir.Tek başına ayçiçeği tarımı yapılmamalıdır.Kuş zararına karşı tavsiye edilen kimyasal mücadele metodu yoktur.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu