+ Yorum Gönder
Tiyatro ve Skeç Arşivi ve Tiyatro Metinleri Forumunda Gıybet Ve Iftira Ile Ilgili Tiyatro Örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Gıybet Ve Iftira Ile Ilgili Tiyatro Örneği








    Bana ödevim için gıybet ve iftira tiyatro skeci lazım bana yardımcı olursanız sevinirim







  2. HaKHaN
    Özel Üye





    Gıybet Ve Iftira Ile Ilgili Tiyatro

    ŞAHISLAR: ORHAN,ZİŞAN,FEHİMAN,VİLDAN.



    Fehiman: Babacığım,bugün yaptığımız el işlerini görseydiniz siz bile müşteri olurdunuz.

    Orhan: Yaa, kızım siz bu işe iyice merak sardınız. Demek müşterileriniz de var.

    Fehiman: Olmaz olur mu babacığım? Hele bazıları, hayır için yapıldığını duyunca daha çok ilgileniyorlar. Özellikle bize diktirdiklerini söylüyorlar.

    Orhan: Fakat oldukça zahmetli bir iş. Annen de, sende çok yoruluyorsunuz. Bir de bizim evde dikmeniz daha yorucu. Üstelik gelenlerin çocuklarının bakımı meselesi var.

    Fehiman: Öyle olmak zorunda baba. Arkadaşlar küçük çocuklu olduğu için onların evinde toplanmak olmaz. Bizim evde yaptığımız zaman onlar dikiş dikerken, bende ayakta yapılması gereken işleri yapıyorum.

    Orhan: Haftada iki gün, yedi-sekiz kişi toplanıp elişi yapıyor,belli bir merkezde onları satışa sunuyorsunuz. Atölyesiz, ev şartlarında, oldukça imkanlarınız (bilgi yelpazesi.net) kısıtlı. İnşallah semeresini alırsınız.

    Zişan: İdare ediyor Orhan, hiç olmazsa ihtiyaç sahiplerini boş çevirmiyoruz.

    Orhan: Zişan, yorgunluktan bugün hiç konuşmayacaksın sanmıştım.

    Zişan: Haklısın,epey yorulduk yine ama yorulacağız tabi ki, canımız sağ olsun,maksadımız hayırda yarışmak. Böyle organize olunca birkaç kişi birden işe yarar hale geldi, biz tek başımıza yapamazdık.

    Orhan: Peki hala paralar sende mi toplanıyor?

    Zişan: Evet, arkadaşlar bu işi üstlenmek istemiyorlar. Biliyorsun,emanet zor.

    Fehiman: Anneciğim,yine de parayı muhafaza işini bir başkası üstlense rahatlarız. Bak Kadir Amcalarda geliyor,işimiz iyice çoğalacak.

    Orhan: Fehiman haklı Zişan. Bir de iki yaşlıya hizmet edeceksiniz. İşleri azaltın biraz .

    Zişan: Bir daha teklif edeyim arkadaşlara. Bakayım kabul edecekler mi?

    Orhan: Hadi hayırlısı. Bu iş böyle giderse,yakında atölye kuracağız. Dünyada da, Ahirette de ayrıca mükafatını görürsünüz İnşallah.



    (FON)

    Vildan: Zişan Abla,şu yeni pardösünle başörtünü hiç görmedim. Herkesin dilinde, çok şık olmuşsun. Doğrusu yüzüğünde iyi ışıldıyor.

    Zişan: Dalga geçme Vildan, hiç yaşıma gitmiyor ama çocukları kırmamak için bir zaman takayım dedim. Hepsi harçlıklarını uzun süre biriktirip almışlar bunu.

    Fehiman: Kusura bakma ama anneciğim çıkarmana izin vermeyiz. Kaç aydır yemedik, içmedik de bu yüzüğü alabildik sana.

    Vildan: Bak seen, minarenin kılıfı da hazırmış. O güzelim pardösüyü kim aldı peki? Yoksa Orhan Enişte mi harçlığını biriktirdi de aldı?

    Zişan: Ne diyorsun Vildan sen? Ne kılıfı? Pardösüyü amcam getirdi, öteden beri; “Kızım sana pardösü alacağım.” der dururdu.

    Vildan: Ya eşarp, o da gökten düştü herhalde?

    Zişan: Nesrin Hanımı hatırlarsın sanırım. Onun eşinin vadi varmış, “Nesrin’e Kur’an-ı Kerim öğretene benden hediye var.” dermiş. Buradan göç ettiklerinde alamamış. Amcama söylemiş, “Zişan Yengenin emaneti bende, onu da siz götürür müsünüz?” demiş.

    Vildan: Ay Zişan Abla doğru mu bunlar? Arkadaşlarına bakılırsa, sen onları çalıştırmış, kazandığınız paralarla da lüks eşyalar almışsın.

    Zişan: Şaka yapıyorsun Vildan. Kimse öyle bir şey demez.

    Vildan: Gayet ciddiyim. Zaten bir daha sana gelmeyeceklermiş.

    Fehiman: Bak sen, kulaklarıma inanamıyorum. Ne demek bunlar? Anne geçen defa onun için mi gelmediler?

    Zişan: (Düşünceli) Bilmem, telefonda sorduğumda kimse net bir şey söylemedi. Biraz şaşırdım, ama sonra amcamlar varken ben yorulmamayım falan diye iptal ettiklerini düşünerek hayra yormaya çalıştım.

    Vildan: Zişan Abla, çok yanlış yaptıklarını, senin asla böyle bir şeye tenezzül etmeyeceğini söyledimse de oralı olmadılar.

    Fehiman: Şimdi ne yapacağız? Tevekkeli değil,Nursel Hanım Teyze, “Çok tuhaf böyle bir başörtüsü hediye olsun, hayret.” demişti.

    Vildan: Zişan Abla,senin canını sıkmak istemezdim ama bu iftiranın önünü alabilirsin belki diye gelip haber verdim.

    Zişan: (Düşünceli) Sağ ol Vildan.



    (FON)

    Zişan: Bugün arkadaşların yanına gittim Orhan.

    Orhan: Ya, Nasıl, rahatladın mı? Bir yanlışlık olduğu anlaşılmıştır inşallah.

    Zişan: Ne gezer, tam bir bozgun yaşadım. Vildan’ın anlattıklarında abartı var sanıyordum. Ama

    Orhan: Demek doğruymuş. Ne dediler peki?

    Zişan: (Üzgün) Bir şey demediler. Ben içeri girince çok şaşırdılar, gergin, soğuk bir hava esti. Selam verdim, bir iki mırıltı duydum sadece. Ben de direk konuya girerek sordum. “Arkadaşlar, böyle bir söylenti olmuş. İçinizde inananlar oldu mu?” dedim.

    Orhan: Eee ne cevap aldın?

    Zişan: Cevapları sükut oldu. Bazılarına tek tek sordum,birinden biri demedi ki; “Hayır, yanlışlık var,böyle bir şey olmadı.” O anda öyle çok istedim ki bir dost ses.

    Orhan: Allah Allah, Allah Allah nasıl böyle bir gaflete düşerler Zişan? Çok büyük bir hata.

    Zişan: Hata mı Orhan? Bu büyük bir günah,tam bir iftira.

    Orhan: Demek şeytan hiç boş durmuyor. Nerede hayır, iyilik görürse içine giriyor.

    Zişan: İfk olayını hatırladım. Hz. Aişe ne acılar çekmiş.

    Orhan: Şimdi imtihan sırası sende Zişan, sabredeceksin.

    Zişan: Fakat Hz. Aişe’ye iftira atanlar iftiranın dinde ne büyük bir zulüm olduğunu bilmeyenlerdi yada din düşmanları, münafıklardı Bunlar ise benim din kardeşlerim Orhan

    Orhan: Demek kardeşlerine dinini öğretmemişsin. (Kur’an’ın Nur Suresinin 12. Ayetini hatırlasana) “Onu işittiğiniz zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup -Bu apaçık bir iftiradır- demeleri gerekmez miydi?”

    Zişan: Evet,ben bunu öğretemeden, hayrı tanıtmadan, onlarla hayırlarda yarışıyordum güya. İşin aslı, imanlarında sabit olup olmadıkları bile belli değil.

    Orhan: Evet, aradan bunca zaman geçmesine rağmen bir tanesi gelip de, “Birbirimize hakkımız geçti,meselenin aslını senden öğrenelim.” deyip münevverce yaklaşmadı.

    Zişan: Hepsi bedevice davrandı. Mü’minlerde olması gereken vasıflardan oldukça uzaklar.

    Orhan: Yinede en büyük günah fitneyi çıkarana ait. Asıl müfteri o. Belki bir gün utanır, Allah’tan bağışlanma diler.

    Zişan: “Çamur at, tutmazsa iz kalır.” demişler. Ben bu zulme maruz kaldıktan sonra utanması çokta bir şey değiştirmez.

    Orhan: Çok üzülme Zişan, tevekkül et, bunda da bir hayır olabileceğini düşün. Hem bu bize yeni bir ibret olsun. Mü’min olarak emin sıfatını hak etmeye daha çok gayret edelim.

    Zişan: Evet, o zaman böylesi bir durumda, en azından müfteriye kanmayan, hüsnü zannı ahlak edinmiş, daha çok kişi bulabiliriz etrafımızda.

    Orhan: İmtihan oluyoruz. Bizden öncekilerin başına gelen bizimde başımıza gelmeden cennete gireceğimizi sanmayacaktık.

    Zişan: Amcamın başına geleni hatırladın mı? Okul Aile birliği toplantısında, elindeki ayranla resmini çekip “İçki masasında” diye gazeteye basmışlardı.

    Orhan: Hele ondan önceki tutuklanma sebebi

    Zişan: Çok komikti; “Parti nüfuzunu kötüye kullanıp,bankalardan kredi çekmek.”

    Orhan: Halbuki ortada ne parti var, ne kredi. Ezelden beridir hasetçiler, fitneciler boş durmuyor demek ki.

    Zişan: Bende yalnız benim başımda gibi üzülüyorum. Müfteriler; müftünün keçisi çalınır, ‘müftü keçi çaldı’ diye yazarlar.

    Orhan: Komşunun kızını hatırlasana, kayınvalidesinin istediği gibi bir gelin olamadı diye tutup dışarı atmışlardı.

    Zişan: Sonra da,mahkemeye, ‘evi terk etti’ diye dava açmışlardı. Kızcağız ailesiyle ne zor günler geçirdi.

    Orhan: Ya ya, olaya bizzat şahit olmasak bizde inanırdık. “Koskoca adamlar araştırıp öğrenmeden bu tebliğatı yapacak değil ya” derdik. Hele yalancılık,asla aklımıza gelmezdi.

    Zişan: İşin kötüsü,aslında niyetleri kötü değilmiş. Maksat,eşlerin kolay ayrılabilmesi için kanuni bir zemin hazırlamakmış.

    Orhan: Anla işte Zişan anla. Sen daha kalkmış; “Bana bunu niye yaptılar?” diyorsun. Dua etki sana iftira atan müfterilerin diploması yok. Yoksa daha (bilgi yelpazesi.net) zor kalkardın bu işin altından. Cezasız kurtulamazdın.

    Zişan: (Gülerek) Haklısın. Fakat Orhan,böyle bir ihtimal aklıma gelseydi, bana gelen hediyeleri hiç kullanmazdım. En azından bu hepsini birden çıkarmazdım. Bu ara dikkat çekti.

    Orhan: Hiç aklımıza gelse,İslam terbiyesi görmemiş insanlara fırsat verir miydik?

    Zişan: Dua ediyorum günahlarıma kefaret olsun.

    Orhan: İnşaallah. Hele Kani Bey dükkana gelip de “Orhan Bey, konunun aslını sizden öğreneyim. Yengenin yaptığı bu harekete siz nasıl izin verdiniz?” demez mi. Ben de “İşin aslı iftiradır Kani Bey. Git evde Nur Suresini oku,anlarsın.” diye tersledim,elimde olmadan. “Ne zamandan beri size de ayet iniyor?” dedi,bir daha da uğramadı.

    Zişan: Allah ıslah etsin demekten başka yapacak dua kalmamış!





+ Yorum Gönder