+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Tiyatro ve Skeç Arşivi Forumunda Kütüphane Ile Ilgili Skeç Örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Kütüphane Ile Ilgili Skeç Örneği








    kütüphane ile ilgili skeç Örneği kısaca







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Kütüphane Ile Ilgili Skeç Örneği

    KÜTÜPHANE SKEÇİ

    ŞAHISLAR
    : ORHAN,ZİŞAN,FEHİMAN,GÜZİN,FİKRET,VİLDAN,HAZAL.

    Vildan: Daha bizim evlerimiz bitmeden kütüphaneyi bitiriyorlar. Bir heves,bir heves! Sinir ediyorlar insanı.

    Zişan: Yeni taşındığınız zaman canınız sıkılmaz işte Vildan. Kütüphaneniz hazır,hemen gidip okur araştırırsınız.

    Vildan: Aman çok da meraklıydım. Hiç gitmem ben o kütüphaneye. Güzelim yüzme havuzunu iptal ettiler.


    Hazal:Vildan bunu da bir havuz say. Bilgi havuzu…

    Zişan: Ne havuzu bir umman. Duyduğuma göre gelen kitaplar,dergiler en kalitelilerindenmiş.

    Fehiman: Ay Vildan Abla akşam babam da gelip görmüş. Çok güzelmiş kütüphaneniz. Vaktinde biz de oradan ev alsaymışız.

    Vildan: Hiç gözümde yok valla. Nihat’ı da kandırdılar. O kütüphane yüzünden oturma odasının kartonpiyerleri iptal edildi.

    Fehiman: Boş ver Vildan Abla,o duvarların tepesindeki süsleri ne yapacaksın?

    Hazal:Öyle de sevimsiz şeyler ki,yakışır hiçbir tarafı yok. Taş üstüne taş yapıştırmaktan ne zevk alırlar?

    Vildan: Taş üstüne taş mı? Hiç öyle olur mu Hazal Abla? Hem bizimki sıradan kartonpiyerlerden değil. Üç renkli yaptırdım ben. Bakmaya doyamazsın.

    Zişan: Boşuna boyatmışsın. Ben hiç başımı kaldırıp bakmam bile.

    Fehiman: Ben de bakmam. Kütüphanenize inerim hemen.

    Vildan: İyi git sen Fehiman. Ben de balkona oturur çay içerim. Eh Onur da okula başlıyor. Tahta boyama kursuna gidip neler neler yapacağım…

    Hazal:Bak hele,şimdi de tahtaları ziyan edecekler. Önce boyadıklarınızı sehpalara süs yapacaksınız. Hevesiniz geçince de nereye koyacağınızı bilemeyeceksiniz Vildan. Ondan sonra da atsan atılmaz,satsan satılmaz.

    Vildan: Ben antika işler çıkaracağım.

    Hazal:Zaten hepiniz antika yapıyorsunuz canım! Boncuk çiçekleriniz, mefruşatınız, peçvörkünüz, daha bilmem neyiniz. Bu gidişle tüm Türkiye koruma altına alınacak.

    Fehiman: (Eğlenceli) Bence bu işi ABD iyi yapar. “Durun bakalım,siz beceremiyorsunuz,bundan böyle tarihi eserlerinizi ben koruyacağım.” Diyebilir mesela. Ve yargılama süreci başlar.

    Zişan: Fehiman çayı biraz daha geciktirirsen,görevi ihmalden biz seni yargılayacağız.

    Fehiman: Aman ha! İşte gidiyorum. İlknur ne zaman gelir Vildan Abla? Ben onu bekleyip onunla birlikte içeyim çayımı.

    Vildan: Ooo,hiç beli olmaz. Okuldan çıkınca bir yerlere uğramadan eve gelmez. Sen çayını iç.

    Hazal:Vildan,İlknur küçük daha. Çıkıp da bir yerlere uğrayacak yaşta değil.

    Vildan: Aaa beni mi dinleyecek,kafasına göre takılır o.

    Hazal:İyi de Vildan o iyiyi kötüyü ayırt edemez,yazık çocuğa.

    Vildan: Yok canım,kim demiş? Her şeyi biliyor. Artık benim aldığım kıyafetleri giymiyor,kendi seçiyor. Modası geçmiş olanlara dünyada dönüp bakmaz.

    Zişan: Eee nasıl ayak uyduracaksın o çocuğa?

    Vildan: Bana ne canım,beni dinlemeyeceğine göre istediği gibi davransın.

    Zişan: İyi,sen de,o da,Onur’da,Nihat da istediğiniz gibi davranın,yaşayın.

    Vildan: Geçen Onur bana ne dedi biliyor musun? “Off bu evde her şeye her şeye karışılıyormuş. Bir kurtulsaymış istediği gibi atari salonlarına gidermiş.”

    Hazal:Kızım Vildan hiç iyiye gitmiyorsun. Bu elişi kurslarıyla,ev eşyalarıyla birkaç sene daha idare ettin diyelim. Sonra onlar da boş gelmeye başlayacak. Çocukların ayrı yollarda,Nihat bir başka havada, üzülüp bunalacaksın.

    Vildan: Sanki şimdi üzülmüyor muyum? Ama ne yapabilirim? Nihat işten geliyor,eli kumandada, gözü televizyonda. Çok söylenirsem arada bir arabayla gidip alış-veriş merkezinde 1-2 saat oyalanıyoruz. Yatağa giriyorum uykum gelmiyor.

    Hazal:Kızım yorulmayan vücudu uyku tutmaz ki!

    Vildan: Neyle yorulayım?

    Zişan: Vildan sabahları öğlene kadar yatıyorsun. Bu fıtrata aykırı. Gece dinlenmek,gündüz yorul-mak içindir. Vücudunun ihtiyacına göre davranmazsan vücut tepki verir.

    Hazal:Kızım kaç senedir senin başıboş tavırlarına ben karşıdan dayanamıyorum. Bu gidişle en yakınların seni bırakacak. Yarın İlknur senin demode olduğunu düşünüp beğenmediğinde bozulacaksın.

    Vildan: Merak etmeyin bugün de beğenmiyor. Geçen gün dedim ki,İlknur neredeydin,çok geç kaldın. “Ay anne,beni beklemekten vazgeç artık.İşim var,arkadaşlarım var.” Dedi. Sanki herkes beni itiyor Hazal Abla. Bir siz kaldınız etrafımda. Hep ben yanınıza geliyorum. Allah bilir gelmesem siz de aramaz-sınız.

    Zişan: Vildan ne diyorsun? Sen bizim değerli arkadaşımızsın,kardeşimizsin.

    Hazal:Bizi de bulamayabilirsin Vildan. Hayatının bir gayesi olmazsa nerede olsa orada bunalıp tıkanacaksın. Yapman gereken işleri ihmal etme.

    Vildan: Aman sanki yapacak ne var?

    Hazal:Yapacak ne mi var? Önce düşünmeyi öğreneceksin,yani tefekkürü,sonrası kendiliğinden gelir. Bir işten yorulup diğerine koşacaksın.

    Zişan: Vildan bunları yapmaya mecbur olduğunun farkında Hazal. Fakat kendini ihmal ediyor. Bu ihmallikten çabuk kurtulacak inşallah

    Hazal:Belki yeni evinde,yeni işlerle,yeni bir Vildan’la karşılaşacağız.

    Fehiman: Belki….Fakat hiçbir zaman benimki kadar parlak ve benimki kadar lezzetli bir çay demleyemeyeceksin Vildan Abla.

    (FON)

    Fehiman: Güzin,Zuhal Abla’ya baksana.

    Güzin: Hıı,görüyorum. Bebeğe bak,ne çabuk büyüdü. Adımları da mini mini.

    Fehiman: Çok güzel yürüyor. Annesinin bir adımı onun üç adımı. Zavallı nasıl koşuyor.

    Güzin: Eh annesine yetişmesi lazım. Zuhal Abla da daldırmış,çocuğun kolunu nasıl çekiştiriyor.

    Fehiman: (Gülerek) Yine kütüphaneye gidiyordur.

    Güzin: Ne işi var kütüphanede?

    Fehiman: Karar vermiş,merak ettiği şeyleri sıralamış bir kağıda. Haftada en az iki kez gidip kitap-lardan araştıracakmış.

    Güzin: Yaa bilmiyordum abla. Peki evinde kitapları yok mu?

    Fehiman: Nereden olsun,yeni yeni alıyor. Hem de gerekli olan kitaplardan ikişer tane alıyor. Eşinden ayrılan kız kardeşi de merak sarmış,onu da düşünüyor.

    Güzin: Erol Abi ne diyor bu işe?

    Fehiman: Pek de hoşlanmıyormuş ama Zuhal Abladaki değişiklik işine geliyormuş.

    Güzin: Neden?

    Fehiman: Neden olacak,masrafları çok azalmış. Artık her aybaşını bir yığın borçla karşılaşmıyor-larmış. Mağaza mağaza gezip taksit ödemek bitmiş.

    Güzin: Desene onun için kitapları almasına göz yumuyor.

    Fehiman: Olabilir… Zuhal Abla çok ümitli,bir gün o da yanlışını fark edip düzeltecek diyor. Artık eve alkollü içecekleri getirmiyormuş.

    Güzin: Bu da bir şey. Zuhal Ablayı dinlemeyebilirdi.

    Fehiman: Dinliyormuş,saygılı olmak gerektiğini düşünüyormuş. Bilirsin demokrasiyi de savunur.

    Güzin: Desene Zuhal Abla için bir avantaj.

    Fehiman: Günün birinde Erol Abinin de dinini tanıyıp savunacağına inanıyorum.

    Güzin: Olur mu dersin,o kadar değişir mi?

    Fehiman: Değişirmiş. Zuhal Abla diyor ki,ya değişecek ya değişecek.

    Güzin: Rukiye Abla gibi o da azmetti mi hiç yılgınlık göstermiyor.

    Fehiman: Bana kalırsa Rukiye Abla bu ara biraz zorlanıyor.

    Güzin: Eşinden dolayı değil mi? Ne diye evlendiyse sanki?

    Fehiman: Evlilik de bir ibadet diye,neden olacak?

    Güzin: Özlüyorum ama kaç aydır göremedik.

    (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR)

    Fehiman: Tatil gelsin,birlikte ziyaretine gideriz.

    Güzin: Fikret’e zil çalmayı öğretemeyeceğiz. (Seslenir) Geldim geldim…

    (KAPI SESİ) (AYAK SESLERİ)


    Orhan: Selamun aleyküm…

    Fehiman,Güzin:Aleyküm selam,erken geldiniz babacığım.

    Orhan: Evet,Fikret dükkana uğrayınca hadi beraber çıkalım dedim.

    Güzin: Fikret kayboldu,sesi mutfaktan geliyor.

    Orhan: Canı tatlı istiyormuş. Şimdi ablamlara söylersem nazlanacaklar dedi.

    Fehiman: (Neşeli) Allah’tan ki nazlanıyormuşuz. Oh ne güzel,hazır tatlı geldi.

    (KAPI GÜRÜLTÜYLE AÇILIR)

    Fikret: Baylar bayanlar,buyurun tatlıya.

    Güzin: Of nefis,iyi ki annem yokmuş.

    Fehiman: Evet bence de.

    Orhan: Lütfen çocuklar,yemekten önce olmaz.

    Fikret: (İtirazcı) Babaa,annemin yerine siz mi? Ben bekleyemem.

    Güzin: Ben de bekleyemem.

    Fehiman: Ben de,siz de isterseniz yemeği de annemi de bekleyebilirsiniz babacığım.

    Orhan: (Şakacı) Bak sen,gösteririm ben size. Şu ellerimi bir yıkayayım.

    (AYAK SESİ)

    Fikret: (Ağzı dolu) Hımm nefis,iyi ki de almışım.

    Güzin: Fikreet, yapma,babamı beklemen lazım.

    Fikret: Bekleyeceğim abla,tadına baktım.

    (AYAK SESLERİ)

    Orhan: Annenize ayırdınız mı çocuklar?

    (TABAK-ÇATAL SESLERİ)


    Fehiman: Evet,bu tabak annemin.

    Güzin: Şimdi abim olacaktı ki iştahla yesin.

    Fikret:İyi ki de yokmuş. Onun payı da bana kalır.

    Güzin: Niye sana kalıyormuş? (Yerken konuşur) Senden önce ben varım sırada.

    Fikret: Yok canım padişahlık bile babadan oğula,abiden erkek kardeşe geçiyor. Tatlı mı kalmayacak?

    Güzin: Ayy başladı yine. İyi hadi sus da ye. Şimdi senden tarih dinleyecek değiliz.

    Fehiman: Bence anlatsın. Seni ilgiyle dinliyorum. Fikret,Çelebi Mehmet’ten bahsetsene.

    Orhan: Fatih’ten bahsetsin. Daha zevkli. Roman okur gibi.

    Fikret: Eğer ben padişahsam,emrediyorum geç ordunun başına. Yok padişah siz iseniz…

    Güzin: Emredin bundan sonra tatlıyı çok yapsınlar.

    Fikret: Hii bitti mi tatlı? Ben daha iki tane yedim.

    Fehiman: Evet Fikret,ne diyordu Fatih?

    Fikret: Abla (Ağlamaklı) Tatlı bitmiş,nasıl yediniz? Çok istiyordu canım.

    Fehiman: Aaa Fikret,şurada beraber yedik canım. (Gülüşürler)

    Orhan: Oğlum,iyi bir hatip,sözün ortasında tatlı yemez.

    Fikret: Şimdi anneminkini yersem görürsünüz siz.

    Fehiman: Yoo,bak ona dayanamam,al işte sana.

    Fikret: (Neşeli) Vay be,demek ben konuşurken aşırıp arkaya sakladın,hiç fark etmedim.

    Orhan: Bir daha uyanık ol,tuzağa düşme. Hiç acımaz bitiririz tatlıyı. Çocuklar bugün dükkana kim geldi biliyor musunuz?

    Güzin: Hayır bilmiyoruz.

    Orhan: Zuhal Ablanızın eşi Erol Bey.

    Fikret: Her zaman uğruyor zaten.

    Orhan: Bu kez geldiğinde namaz kılıyordum. Bitirince Allah kabul etsin diye dua etti. Önceden hiç ilgilenmezdi.

    Fehiman: Siz de ona dua etseydiniz.

    Orhan: Ettim tabi,etmez olur muyum? “Allah sizinkini de kabul eder inşallah” dedim.

    Güzin: Erol Abi namaz kılmıyormuş ki. Zuhal Abla söyledi.

    Orhan: Ben ona dua ettim,kılar inşallah.

    Fehiman: Bence bunun önemini anlaması biraz zaman istiyor yalnız.

    Güzin: Biraz da insanın kendisinde gayret olmalı. Bak Zuhal Ablaya,ne hızlı değişti.

    Fikret: Senden hızlı olamaz abla.

    Orhan: Çocuklar gazete nerede?

    Fehiman: Buyurun baba.

    (GAZETE HIŞIRTISI)

    Güzin: Benim neyim değişti Fikret?

    Fikret: Neyin değişmedi ki? O salkım saçak kıyafetleri görmüyorum artık üzerinde,her tarafında bir yırtmaç vardı.

    Güzin: Ne olmuş sanki? Ablam izin vermiyor. Yoksa yine giyerim,beğeniyorum onları.

    Fikret: Eskiden olsa; “Giyim tarzım seni ne ilgilendiriyor abla?” derdin.

    Güzin: Hayır bir elbise için ablamı kıramam.

    Fehiman: Fikret nasılsın? Bana bak bakayım,rengin nasıl?

    Fikret: Hıh n’olmuş? Değiştin işte. Artık “Ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenmem gerek.” Diye kasılmıyorsun.

    Güzin: Ay Fikret,bugün tersinden mi kalktın ne? Çok şımarıyorsun.

    Fehiman: Bence de Fikret,halbuki senin tatlını fazla bile verdim.

    Güzin: Maksadımız ayakları üzerinde durabilsin.

    Fikret: (Neşeli) Duruyorum. Başım dik,gözlerim ufukta ,meydan okuyorum hayata.

    (ARALARDA GAZETE HIŞIRTISI)


    Fehiman: Hayat meydan okumak için değildir Fikret.

    Fikret: Meydan okumak,mücadele etmek için varız.

    Güzin: Ne mücadelesiymiş bu?

    Fikret: Yaşam mücadelesi.

    Fehiman: Ne ayıp,hayat imtihandır. İman ve cihatla şekillenir. Yaşam mücadelesiymiş! Meselemiz dini Allah’a has kılmaktır. Böylece batılla cedelleşirken müminlerle dostlaşır,paylaşırız.

    Güzin: Ya,gördün mü? Allah rızası için değil de kendi canı için uğraşanın canı çıksın.

    Fehiman: Yoo öyle değil. Dua edelim,ıslah olsun. Biz de diğer layık olanlarda.

    Güzin: Haklısın,ben ölümü kurtuluş sanıyorum.

    Fikret: Bak gördün mü abla,yeni bir değişim geçirdin.

    Güzin: Ooo Fikret Bey,ona bakarsan her an değişiyoruz. Nerede senin o vurdulu kırdılı filmlerin?

    Fikret: Hıh!Eskisi gibi sevmiyorum,çok saçmaymış.

    Fehiman: Bu seneyi hepimiz dolu dolu değişikliklerle yaşadık,çok şey öğrendik.

    Güzin: Evet iki kez abim izine geldi,anneannemin ameliyatı,arkasından annemin ameliyatı.

    Fikret: Annem hala iyileşemedi.

    Fehiman: Evet,sesini çıkarmıyor ama bayağı halsiz.

    Güzin: Beni dinlese,amcasına bakmaya gitmemeli,çok yoruluyor.

    Fehiman: Ne yapsın,amcanın sevgiye,şefkate ihtiyacı var. Mecbur kalıyor.

    (GAZETE KAPANSIN)

    Orhan: Çocuklar yemek yemeyecek miyiz?

    Fehiman: Tamam baba şimdi hazırlarım,lafa daldık.

    Orhan:Elinizi çabuk tutun. Gidip annenizi alayım.

    Fikret: Ben de geleyim babacığım.

    Orhan: Tamam oğlum,hem amcayı ziyaret etmiş oluruz.

    Güzin: Babacığım abim gelmeyi düşünmüyor mu?

    Orhan: Yok kızım; “Bir yılda iki kez gelmek bütçemi sarstı,daha ileride gelebilirim.” Diyor.

    Güzin: Ne yapalım,bekleyeceğiz. Annem üzülse de bir hayır vardır diyeceğiz.

    (AYAK SESLERİ) (ÇATAL-KAŞIL SESLERİ)

    Fikret: Abla yemek çok nefis görünüyor.

    Güzin: Böylesine güzel yemek yapmayı da bu yıl öğrendin abla.

    Fehiman: Yaa,annemin sorunları çıktıkça mecbur kaldım öğrenmeye….





+ Yorum Gönder