+ Yorum Gönder
Hayat Ve Yaşam ve Tüketici Hakları Forumunda Yerli üretim, Ekonomik bağımsızlık ve Tüketici hakları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    Yerli üretim, Ekonomik bağımsızlık ve Tüketici hakları








    Yerli Üretim, Ekonomik Bağımsızlık ve Tüketici Hakları Nelerdir?

    Bugün, ülkemizde yaşanan yoksulluk, işsizlik tüketicilerin alım gücünün düşüklüğü ve diğer bir çok sorunun temelinde yerli kaynaklarımıza dayalı bir üretiminden giderek uzaklaşılması bulunmaktadır. Türkiye’deki mal üretiminin büyük bir çoğunluğu ithalata dayalıdır. Her geçen gün ülkemizde üretilen ürünlerdeki ithal girdi oranı artmaktadır. Türkiye’de, görünürde bir ekonomik büyüme varsa, bu ithalata bağımlı yani dışa bağımlı bir büyümedir. Bir çok sektördeki üretimin dışa bağımlı girdi oranı parasal olarak %50- %90 arasında değişmektedir.

    Ülkemizde üretilen ürünlerde girdi olarak kullanılan hammadde, yarı mamul madde gibi ithal mallara on milyarlarca dolar ödenmektedir. Oysa, üretim için ithal edilen tarımsal ürünlerden diğer sanayi mallarına kadar bir çok girdiyi kendi ülkemizde üretiyoruz ya da üretebilme olanaklarımız bulunmaktadır. Ülkemizde üretilen mallarda kendi yerli ürünlerimizi değil de ithal malları kullanmamız ve yerli üretimimizin giderek artan bir oranda ithalata bağımlı olması nedeniyle Türkiye’de üretilen malların fiyatları artmakta, bu da tüketicilere olumsuz yönde yansımaktadır. Yerli üretime, ekonomik bağımsızlığımıza ve tüketicilere zarar veren çok önemli diğer bir sorun ve yanlışlık ise gereksiz, sağlıksız ve güvensiz tüketim malı ithalatının giderek artmasıdır. Yerli üretimde kullanılan ithal hammadde ve yarı mamul maddelerin artışı nedeniyle ülkemizin tarımı ve sanayisi zayıflamakta, küçük çiftçi ve köylülerimiz yoksullaşmakta, topraklarını terk ederek kentlere göç etmeye çalışmaktadırlar. Sanayi kesiminde ise pahalı ithal girdi fiyatlarına dayanamayan küçük ve orta ölçekli imalathane ve fabrikalar ise kapanmakta ya da çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalmaktadırlar. Bunun sonucunda da toprağını terk eden küçük çiftçi ve köylüler ile işten çıkarılan, işini kaybeden emekçiler nedeniyle, işsizler ordusu büyümektedir. Diğer çok önemli bir sorun da gerek ithalata bağlı büyüme gerekse tüketim malı ithalatının artışı nedeniyle yeterli derecede yeni üretim alanlarının açılamamasından dolayı istihdam olanakları daraldığından üniversite ve yüksek okulu bitiren gençler ile orta dereceli okulları bitiren gençler arasındaki işsizlik oranının çok yüksek olmasıdır. Diğer taraftan, iş bulma şansına sahip olanlar ya da herhangi bir işte çalışan emekçiler ise düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Dolayısıyla, düşük ücretlerle çalışmak zorunda olanlarla hiç iş bulamayanların kendilerinin ve ailelerinin yaşamlarını sürdürebilmeleri için bir tüketici olarak en zorunlu tüketim gereksinimlerini karşılayabilecek alım gücüne sahip olamadıkları sonucu ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte işsizlik ve yoksulluk nedeniyle birçok toplumsal ve sosyal sorunlar doğmaktadır. İTHALATA DAYALI BÜYÜMENİN SONUCUNA ÖRNEKLER
    2007 yılının ilk on ayında 26.621 milyar dolar düzeyinde petrol, doğalgaz, kömür, akaryakıt ürünleri gibi enerji girdisi ithal edilmiştir. Enerji ithalatının 2007 yılı sonu itibariyle 32 milyar dolar dolayında olacağı düşünülmektedir.İthal enerjiye dayalı olarak üretilen elektrik enerjisi kendi yerli kaynaklarımıza dayalı olarak üretilen elektrik enerjisinden daha pahalıya üretilmektedir. Pahalı elektrik ile üretilen ürünlerin maliyeti artmakta, bu da üretimi, istihdamı sıkıntıya sokmakla birlikte üretilen malların pahalı olması ayrıca tüketiciye yansımaktadır. Bununla birlikte, tüketicilerin doğrudan kullandıkları elektiriğin pahalı olması da ekonomik durumlarını zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan dış ticaret açığının yarısı ise enerjiden kaynaklanmaktadır. Bu durum ülkenin dış borçlanmasının artışına neden olmaktadır. Başka önemli bir örnek ise, tarımsal ürün ithalatıdır. Türkiye’ye son bir yıl içerisinde ithal edilen tarımsal ürün ithalatı ise 6,5 milyar dolar dolayındadır. Bunun neredeyse yarıya yakını doğrudan gıda maddesi, diğer yarısı ise çeşitli gıda üretiminde kullanılan tarımsal ürünlerdir. Örneğin, ithal edilen bu tarımsal ürünler arasında her yıl yüz milyonlarca dolar, 1996’tan bugüne kadar ise 4 milyar dolara yakın para ödediğimiz GDO’lu mısır, mısır yağı, soya, soya yağı ve soya küspesidir. Yani, hem para ödüyoruz hem de tüketici olarak sağlığımızı tehlikeye sokuyoruz, yerli tarımsal üretimimizi zarara sokup işsizliğe, yoksulluğa ve dışa bağımlılığa neden oluyoruz.

    TÜKETİM MALI İTHALATININ YARATTIĞI SONUÇLARA ÖRNEKLER
    Türkiye Ocak – Ekim 2007 10 aylık dönemde 14.747 milyar dolar tutarında tüketim malı ithal etmiştir. 2007 yılı sonu itibariyle 17-18 milyar dolar dolayında bir tüketim malı ithalatı olacaktır. Oyuncaktan giysiye, otomobilden, elektrikli ve elektronik eşyaya, mobilyadan çeşitli ev eşyasına kadar ülkemizde üretilen hemen her şeyi ithal ediyoruz. Üstelik, özellikle de Çin başta olmak üzere uzak doğu ülkelerinden ithal ettiğimiz malların bir çoğu kalitesiz, sağlıksız ve güvensiz tüketim mallarıdır.Tüketiciler olarak para ödeyip hem sağlıksız, güvensiz, kalitesiz mal ithal ederek sağlığımızı ve güvenliğimizi riske sokuyoruz, maldan beklediğimiz yararı göremiyoruz hem de ekonomimizi ve yerli üretimimizi zarar uğratarak, zayıflatarak, yok ederek işsiz, yoksul kalıyoruz, alım gücümüzü düşürüyoruz. 2007 yılının sonu itibariyle ithalatın 17 milyar olacağını düşünürsek, bunun yerine yerli malı kullanılsaydı en az 340 bin kişiye istihdam olanağı sağlayacak işyeri açılabilirdi. Başka bir örnek verecek olursak ülkemize bir otomobil ithalatı nedeniyle dört kişi işinden olmaktadır. ÇÖZÜM
    Tüm bu yanlış ve dışa bağımlı üretim ve ekonomik politikalar karşındaki çözüm ülkemizin doğal kaynaklarına dayalı tüketici haklarına, halkımızın ve ülkemizin temel gereksinmesine uygun, dışa bağımlı olmayan bir üretim ve ekonomik politikanın ivedilikle uygulamaya konulmasıdır. Türkiye’de üretilebildiği ve üretildiği halde hem üretimde kullandığımız hammadde ve yarı mamul maddeler ile tüketim malları ithalatına son vermeliyiz. Ancak, ithalat çok zorunlu ise ülkemizde üretebilme olanakları yoksa gerekli olan malları ithal etmemiz doğal karşılanabilir. Onurlu, kişilikli, kalkınmış ve gelişmiş bir ülke ve toplum olabilmemiz için göz göre göre ülkemizi ve halkımızı mahfeden, bugünümüzü ve geleceğimizi karartan yanlış ve dışa bağımlı ekonomi politikaları terk ederek kendi kaynaklarımıza dayalı, ülkemizin, halkımızın ve tüketicilerin çıkarlarına uygun doğru bir ekonomik politika uygulamaya koymak zorundayız. Bununla birlikte, Atatürk’ün 1929’da başlattığı yerli malı kampanyasını günümüz koşullarını da dikkate alarak ete kemiğe büründürüp bir yerli malı bilinci oluşturmak zorundayız.

    Turhan ÇAKAR
    Tüketici Hakları Derneği
    Genel Başkanı







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Üretim
    Fayda yaratmak, değer yaratmak veya yaratılmış mal ve hizmetlerin faydalarını arttırmak amacıyla harcanan çabaların tümüne verilen addır




+ Yorum Gönder