+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türk Edebiyatı Forumunda Eski Anadolu Türkçesi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Eski Anadolu Türkçesi








    Eski Anadolu Türkçesi

    Eski Anadolu Türkçe’si 13, 14 ve 15. asırlardaki Türkçe’dir. Batı Türkçesinin ilk devrini teşkil eden bu Eski Anadolu Türkçe’si bilhassa Türkçe bakımından kendisinden sonraki iki devreden çok farklıdır. Bu devreye Batı Türkçesinin bir oluş, bir kuruluş devresi olarak bakmak yerinde olur. Batı Türkçesini Eski Türkçe’ye bağlayan birçok bağlar bu devrede henüz kendisini iyice hissettirmektedir. Bu devreden sonraki Türkçe’de gördüğümüz birçok yeni şekiller bu devrede henüz Eski Türkçedeki eski şekillerinin izlerini taşımaktadırlar.


    Eski Anadolu Türkçe’si bir taraftan böylece Eski Türkçe’nin izlerini taşırken diğer taraftan köklerde ve eklerde bazı ses ve şekil ayrılıkları göstermek suretiyle Osmanlıca ve Türkiye Türkçe’sinden biraz farklı bir durum arzeder. Öyle ki Batı Türkçe’si içinde Türkçe bakımından mevcut başlıca değişiklikler bu devre ile bundan sonraki iki devre arasındaki değişikliklerdir. Yani Batı Türkçesini yalnız Türkçe bakımından devrelere ayırırsak Eski Anadolu Türkçe’si ve Osmanlıca – Türkiye Türkçe’si diye ikiye ayırmamız icap eder. Osmanlıca ile Türkiye Türkçe’si arasında Türkçe bakımından, Eski Anadolu Türkçe’sinden Osmanlıcanın ilk devirlerine taşan bir kaç şekil dışında, bariz bir ayrılık yoktur.

    Eski Anadolu Türkçe’si yabancı unsurlar bakımından denilebilir ki Batı Türkçesinin en temiz devridir. Bu devirde Türkçe’ye Arapça ve Farsça unsurlar girmeğe başlamıştır. Fakat bu unsurlar kesifliğini yavaş yavaş arttırmış ve ancak devrenin sonlarında geniş bir istilâ başlangıcı hâlini alarak Osmanlıcanın doğuşunu hazırlamıştır. Eski Anadolu metinlerinde görülen Arapça ve Farsça kelimeler henüz çok fazla olmadığı gibi devrenin sonlarına doğru artan terkipler de henüz açık ve basit bir durumdadır. Yabancı unsurlar bakımından bu devirde manzum ve mensur metinler arasında da oldukça fark vardır.

    Gittikçe artan yabancı kelime ve terkipler daha çok nazım dilinde görülür. Nesir dili ise çok temiz ve duru bir Türkçe olarak devrenin sonunda bile Arapça ve Farsça kelimeler ve bilhassa terkiplerden mümkün olduğu kadar uzak kalmıştır. 15. asrın ortalarına doğru ikinci Murat devrinde geniş bir kültür hamlesinin ifadesi olarak meydana getirilen telif ve tercüme pek çok Türkçe eserin dili bunu açıkça göstermektedir. Nazım dilinde ise, şiirin Fars taklitçiliği üzerine kurulması ve vezin, şekil zaruretleri yüzünden duruluk çok muhafaza edilememiş ve Türkçe’deki gelişmeler bakımından devre daha bitmeden, 15. asırda, basit de olsa terkipler ve yabancı kelimeler adam akıllı çoğalmış ve Türkçe’yi sarmıştır. Bu yüzden asrın ikinci yarısı Osmanlıcanın temelini atan, onun başlangıcını teşkil eden bir devir olmuş, Eski Anadolu Türkçe’si Türkçe hususiyetleri bakımından devrini ancak Osmanlıcanın başlarında tamamlamıştır.

    Eski Anadolu Türkçesinin cümle yapısı ise Türkçe’nin başlangıçtan bugüne kadar hep ayni kalan normal cümle yapısı dışına çıkmamıştır. Gerek nesirde, gerek şiirde Türk cümlesi bu devirde normal, sade, anlaşılan, unsurları yerli yerinde ve doğru cümle olarak kalmış, tercüme sadakati yüzünden nadir olarak kırıldığı yerler dışında, umumiyetle sağlam yapısını muhafaza ederek Osmanlıca devrine girmiştir.








  2. izmir yasemin
    Devamlı Üye





    Eski Anadolu Türkçesi

    Ali Şir Neva-i
    Ali Şir Neva-i 1441 yılında Türkmenistanda doğdu. Babası Timur.un meliklerinden Sultan Ebu Said in veziri Kiçkine Bahşi idi.İlk eğitimin babası vermiştir. Daha sonra Semerkant ve Horasanda eğitimine devam etmiştir.
    Sultan Hüseyin Baykara ile okul arkadaşı idi, okurken sözleşmişlerdi birbirlerini unutmayacaklardı.
    Sultan Hüseyin Baykara Herat' ta yönetimin başına geçtikten sonra sözleştikleri gibi Ali Şir Neva-i aradı ve yanına getirdi, önce onu mühürdar yaptı daha sonra vezirlik görevine getirdi.
    Görevi sırasında bol bol kitap okumak sohbetlere katılmak ve araştırmak olanağı buldu. Sonra bu görevlerden sıkıldı ona göre değildi istifa etti ama istifası kabul olmadı hatta Estarab'a vali tayin edildi ama daha sonra istifa etti doğduğu şehir olan Herat ta öldü.
    Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazdı Arapçayı da çok iyi bilirdi.
    Meşhur Molla Cami onun şiir arkadaşlarındandır.Kaşgarlı Mahmut tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan Ali Şir Neva-i Muhakemet-ül Lugateyn adlı kitabında Türkçe ile Farsçayı karşılaştırarak pek çok yerde Türkçenin üstünlüğünü savunmuştur.
    Ali Şir Neva-i Türkçe yazdığı şiirlerde Neva-i Farsça yazdığı şiirlerde Fani mahlaslarını kullanmıştır. Beş ayrı divanı vardır.
    Türk edebiyetında ilk hamse yazarı Ali Şir Neva-i dir.
    Muhakemetu'l Lugateyn'den:

    Anadilim üzerine düşünmeye koyuldum.Türkçenin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin alemden daha yüksek bir alem göründü.
    Bu alemin gül bahçelerine girdim. Gülleri feleğin güneşinden daha parlaktı.Her yanında göz görmedik el değmedik daha neler ve neler vardı.
    Bu yol himmet istiyordu.Ben bu yoldan vazgeçmedim onun seyrine doyamadım. Bu yolda yürümekten korkmadım ve yılmadım.
    Türkçenin fezasında tabiatımın atını koşturdum. Hayalimin kuşunu kanatlandırdım.Vicdanım bu hazneden kıymetli taşlar la'l ler inciler aldı. gönlüm bu gül bahçesinin türlü çiçeklerinden uçsuz bucaksız türlü kokular kokladı.
    Ali Şir Neva-i
    -----------------------------------------------------------------
    Türkçe
    Türkçe
    Seni sevmek ne güzel
    Ne güzel seninle düşünmek
    Kırgız Özbek Türkmen
    Azeri Kazak Tatar ve
    Bu güzel budunların
    Güzel söyleyişleri
    Türkçe
    Seni dinlerken topuzda tarda sazda
    Akıl mı kalır başta
    Çeşidi çeşnisi bol çiçeksin
    Lale misali
    Türkçe
    Sen Türklüğün ses bayrağısın
    Sen türkiyenin ulu dayanağısın
    Dilim
    Yürekler dilim dilim
    Yadlar konuşsun başka
    Türkçe benim öz dilim
    Seni unutmak ölüme denk
    Can evimize soluk gibisin
    Sahiplerin o kadar çok ki
    Yanılıp birimiz ihmal etsek seni
    Yanıbaşımızdan bir başkası
    Yükseltir sesini
    Kaşgarlı Mahmut üslubuyla
    Neva-i diliyle
    Karamanlı öfkesiyle
    Ve günü saati gelir
    Devlet kuşunun
    Kanadıyla doruklara çıkarsın
    Mustafa Kemal Türkiyesiyle
    Türkçe
    Sen kolumuz kanadımızsın
    Şanlı geçmişimiz
    Aydınlık bahtımızsın





+ Yorum Gönder