+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türk Edebiyatı Forumunda Divan Edebiyatında Harfler Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Divan Edebiyatında Harfler Hakkında Bilgi








    divan edebiyatında harfler hakkında bilgi kısaca







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Divan Edebiyatında Harfler

    Başucu kitapları vardır insanın… Ne zaman ve nerde olursa olsun hiç çekinmeden ansızın kapısını çalabileceği bir dost gibi. Aradan uzun zaman geçse de varlığını hiç unutturmayan sağlam kaleler gibi ayakta duran kitapları…
    Kütüphanedeki o gizli kapaklı dünyaları gözden geçirirken ismini okuyup huzur duyduğunuz ve mutlu olduğunuz kitaplar vardır hani… Onsuz bir yanınızı eksik hissettiğiniz kitaplar…

    “Divan Şiirinde Harf Simgeciliği” de öyle kitaplardan biridir benim için… Ne zaman divan şiirinin harflerle ilgili o müstesna dünyasına kapılar aralamaya kalksam samimiyetle elini uzatır bu sâdık dost.

    Öncelikle kitabın yazarı dursun Ali Tökel hocamızın kitabın ilk sayfalarında yer alan hayatını aktaralım: Dursun Ali Tökel: 1962 yılında Samsun’da doğdu. Orta ve lise öğrenimini aynı ilde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Mezuniyet sonrası çeşitli okullarda bir müddet öğretmenlik yaptıktan sonra, 1992 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne araştırma görevlisi olarak girdi ve aynı üniversitede, 1994 yılında Yüksek Lisansını, 1998 yılında da doktorasını tamamladı. Hâlen aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Divan Şiirinde Harf Simgeciliği, çeşitli dergilerde makaleleri yayımlanan yazarın ikinci kitabıdır. İlk kitabı 2000 yılında Divan Şiirinde Mitolojik Unsurlar: Şahıslar Mitolojisi (Akçağ Yay.) adıyla yayımlanmıştır.

    Kitabın baskısı Mayıs 2003’te Hece Yayınları tarafından yapılmıştır. 240 sayfadan müteşekkil bir araştırma-inceleme eseri… Yedi ana başlıktan oluşan eserde genelden özele doğru harfler ve harflerin divan şairlerinin imge dünyasına yansıması detaylı bir şekilde ele alınırken esasında harflerin altında yatan bir şiir geleneğine temas ediyor. “Şiirin Kaynağı Olarak Dış Dünya ve Harfler” başlıklı bölümde Tökel, şiirin kaynaklarına değiniyor. Divan şiirinde ön plana çıkan mazmunların başında gelen harflerin genellikle bir benzetme unsuru olarak şiire yansıdığını ifade eden doyurucu bir giriş yazısından sonra birtakım örneklerle harflerin dünyasına adım atılıyor. “Harflere Dayalı Yorum Anlayışları:Tarihçe” adlı bölümde ise yazının icadından başlayıp günümüze kadar uzanan süreçte insanların harflere ve rakamlara yüklediği anlamlar üzerinde duruluyor. Yazarın ön plana çıkarmak istediği asıl konu ise harf simgeciliği… Yani harflerden yola çıkarak dış dünyaya ait birtakım özel bilgilere ulaşabilmek ve bilgiyi anlamlandırabilmek… Harflerin biçim, sayı ve anlam değerlerinden yola çıkarak varlığı ve insanlığı ontolojik bir yaklaşımla ifade edebilmek… “Harflere Dayalı İnanç ve İlimler” başlıklı bölümde harflerin rakamsal değeri ile çeşitli okuma alanları yaratan ebced hesabına, harfler ve rakamlar aracılığıyla gelecekte olan işlerden haber verme sistemine dayanan cifr inanışına, nokta ve çizgilerin almış olduğu şekillere bakarak yorum yapmaya imkan tanıyan ve bir çeşit kum falı olan remil anlayışına ve yine harfleri ve rakamları kullanmak suretiyle çeşitli şekiller oluşturup bunları belirli amaçlarla kullanan vefk inancına dair bilgiler, örnek şiirlerle okuyucuya sunuluyor. “Harflere Dayanan Bir İnanış Sistemi: Hurûfîlik” adlı kısımda tamamen harf gizemciliğine ve simgeciliğine dayanan, esaslarını Fazlullah-ı Esterâbâdî’den alan Hurûfîlik inanışına dair bilgiler veriliyor. Hurûfîlikte harflerin yorumlanma biçimi, Hurûfiliğin İslâm dünyasındaki yeri ve akıbeti hakkında birtakım bilgiler veriliyor. “Falcılıkta Harfler” isimli bölümde ise Tökel, Kur’an-ı Kerîm'den harfler bulmak suretiyle fal bakmayı anlatan eserler ile rüyada görülen nesnelerin ilk harflerine göre yorum yapmayı anlatan eserlere değiniyor. “Harf Kelimesinin Metinlerde Kullanımı ve Hurûf-ı Mukatta’a” adlı kısımda ilm-i hurûftan bahseden yazar, harf kelimesinin “söz” ve “deyim” olarak kullanım alanlarına dikkat çektikten sonra Kur’an-ı Kerîm’de bazı surelerin başında yer alan harflere değiniyor. Ardından şairlerin bir muamma olarak harfleri kullanışına dair bilgiler ve örnekler veriyor. Yazarın incelediği beyitlerde harflerin zaman zaman bir bilmece edasıyla okuyucuya sunulduğu görülüyor:

    Nola aynunla kaddün zülfün agzun gözlesem dâyim

    Benüm çok sevdügüm men’ eyleme âlem temaşadur

    Sevgilinin güzellik unsurları olan ayn (göz) ayn harfine, kadd (boy) elif harfine, zülf (saç) lâm harfine ve ağız ise mim harfine tekabül eder. Bu dört harfi (ayn, elif, lâm, mim) bir araya getirdiğimizde ise ortaya “âlem” kelimesi çıkar ki şairin istediği de zaten her daim âlemi seyretmektir.

    Dursun Ali Tökel, “Kaynaklar” bölümünde harf simgeciliğinin kaynak eserlerine değinmiş ve kitabın en hacimli bölümünü oluşturan kısma geçmiştir.

    Bilhassa Elif, Cim, Dâl, Ra, Sin ve Şın, Sad, Ayn, Kaf ve Kef, Lâm ve Lâ, Mim, Nûn, Vâv, He harflerini tek tek ele alan Tökel, her harf için seçtiği örnek beyitler ve şiirlerle konuyu izah etmiştir. Örnek olarak Elif harfini ele almak mümkün… Yazar, detaylı bir inceleme ile Elif harfinin divan şiirinde ne denli çok kullanıldığını gözler önüne seriyor. Elif, kimi zaman vahdetin temsilcisi oluyor, kimi zaman sevgilinin fiziki unsurlarına benzetiliyor. Bazen âşığın göğsündeki yaraların adı oluveriyor Elif, bazen de mâşuğun boyunun ta kendisi… Bitki ve ağaçlar; minare, hançer, ok, mızrak, yol, mum, çevgân gibi nesneler şiire elif suretiyle yansıyabiliyor.

    Hasret-i kaddün ile kanlu elifler çeksem

    Sînede her biri bir serv-i gül-endâm olsa

    Şair öyle bir özleme düşmüştür ki, “sevgilinin boyunun hasretiyle kanlı elifler çeksem ve bunların her biri sinemde gül boylu servi olsa” diyerek aşkının derecesini harflerin yardımıyla ifade eder. Elif bu beyitte hem boy hem de âşığın göğsündeki çizgi çizgi yaralar olarak ele alınıyor.

    Her harf divan şairinin hayâl gücüne, imge dünyasına, sembolize etme ve anlamlandırma kabiliyetine göre şiirlerdeki yerini alırken yine de belli bir geleneğin izinden gidiyor.

    Kâmet ü zülf ü benün yâ kaşını gördükçe

    Ne belâlar çekeriz bunca belâlar nice bir


    İkinci mısrada şair ne belâlar çektiğini ifade ederken birinci mısrada bu belâya neden olan unsurları sıralıyor. Bunlar sevgilinin boyu, saçı, benidir. Boy elif, saç lâm ve ben ise noktadır. Tüm bunlar bir araya geldiğinde belâ kelimesi ortaya çıkar..

    Nem kodı dîdede kim zulm ile yagmalamadı

    Nûn kaşınla senün ey sanem ol mim femün


    Sevgilinin nûna benzeyen hilâl kaşı ile mime benzeyen, yok denecek kadar küçük dudağı âşığı zulm ile yağmalamış ve gözlerine “nem” koymuştur. Tabii burada şairâne bir oyun yaparak “Gözümde neyim koydu?” diye soru sorulmuş, “Gözümde nem, yani gözyaşı koydu” diye ikinci bir anlam ifade edilmiş ve bununla birlikte nun ve mim harflerinin birleşimiyle “nem” kelimesi vücuda getirilmiştir.

    Dursun Ali Tökel, bu ve bunun gibi yüzlerce beyit ile divan şiiri geleneğinin temel simgelerinden olan harfleri büyük bir titizlikle ve açıklayıcı bir anlatımla meraklısına sunuyor.Her okuyuşta farklı anlam katmanlarıyla karşımıza çıkan fakat yine de mânâsı şairin karnında olan şiirler bu sefer de “harf simgeciliği” feneriyle aydınlanıp yeni bir okuma alanı oluşturuyor. Bizlere bu imkânı sunan ve divan şiirini harflerin süzgecinden geçirerek soframıza koyan Dursun Ali Tökel’in kalemine sağlık vesselâm…





+ Yorum Gönder