+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türk Edebiyatı Forumunda Divan Edebiyatında Edebi Sanatlar Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Divan Edebiyatında Edebi Sanatlar Hakkında Bilgi








    divan edebiyatında edebi sanatlar hakkında bilgi kısaca







  2. Diyar
    Yeni Üye





    Divan Edebiyatında Edebi Sanatlar İle İlgili Bilgi

    Güzel konuşmak, yazmak, sözün etkili olmasını sağlamak için söz sanatlarına
    başvururuz. Örneğin;
    “Sen çok güzelsin” sözünü etkisizin artırmak için “Sen çiçek gibisin” deriz.
    Bunu anlatmak için
    “benzetme” den yararlanırız. En çok kullanılan edebi sanatlar şunlardır.


    A) MECAZLARLA İLGİLİ SANATLAR

    Sözcüğün gerçek anlamı dışında kullanılmasıyla yapılan sanattır. Söze güzellik, canlılık,
    kazandırır. Bu tür mecazlarda, iki nesne arasında benzetme amacı güdülür.

    Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü

    Bu dizede
    “kurşun” sözcüğü “bulut” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır.

    Konuşulanlara kulak verirsen, kazançlı çıkarsın.
    Bu cümlede de
    “kulak vermek” deyimindeki “vermek” sözcüğü “dikkatle dinlemek” anlamında mecazdır.

    Burnundan Yanına varılmıyor.
    Bu cümlede de
    “burun” sözcüğü, kibir, büyükleme, anlamında mecazdır. “Mecaz’la ilgili sanatlar şunlardır.

    1. TEŞBİH (BENZETME)
    Aralarında türlü yönlerden karşılaştırılarak benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden zayıf olanı, nitelikçe daha üstün olana (güçlü olana) benzetme sanatıdır. Ancak, sözcükler gerçek anlamda da kullanılabilir.

    Bir benzetmede dört öğe bulunur:
    Benzetilen: Başka bir şeye benzetilen varlıktır.
    Kendisine benzetilen: Nitelikçe daha güçlü olan varlıktır.
    Benzetme Yönü: Benzetmenin hangi yönden yapıldığını anlatır.
    Benzetme Edatı: Benzetmede benzerlik, eşitlik, karşılaştırma… ilişkisi kuran edatlardır.
    Bunlar, gibi, sanki, kadar, tıpkı… vb sözcüklerdir. Bu öğelerden ilk ikisi
    “temel”, son ikiside “yardımcı” öğelerdir.

    a) Tam (Ayrıntılı) Benzetme:


    Tam benzetmede öğelerin tamamı kullanılır.
    Ali arslan gibi cesurdur.

    Burada Ali, cesurluk yönünden arslana benzetilmiştir.
    Bu tür benzetmeye ‘tam benzetme (teşbih)” denir.

    Cennet gibi güzel vatanımız
    bztln edat b.yönü bzyn

    b)Teşbih-i Beliğ (Güzel benzetme):


    Benzetmenin temel öğeleriyle (benzeyen ve kendisine benzetilen) yapılır.
    “Benzetme yönü” ve “benzetme edatı” kullanılmaz.

    Nazlı vücudu bir kucak ot, bir yığın kemik
    Bu dizede nazlı vücut (benzeyen). Bir kucak ot, bir yığın kemiğe (kendisine benzetilen) benzetilerek güzel benzetme yapılmıştır.

    Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam

    “Cennet vatan”,
    Altın başaklar”.

    “Gördüm deniz dedikleri bir başlı ejden”,
    “Gider oldum kömür gözlüm elveda” gibi sözler dizeler birer “teşbih-i beliğ” (güzel benzetme) dir.

    c) Temsili teşbih:

    Kendisine benzetilen, benzeyenin tüm özelliklerini kendine toplarsa, bu tüm benzetmeye
    “temsili benzetme” denir. Örneğin Tevfik Fikret’in ünlü “Çınar” şiirinde vatan çınara benzetiliyor.

    Hani bir gün seninle Topkapı’dan
    Geliyorduk; yol üstü bir meydan
    Bir çınar gördük, enli, boylu, vakur
    Bir ağaç: hiç eğilmemiş, mağrur.
    Koca bir gövde belki altı asır
    Belki ondan daha fazla, dalgın, ağır
    Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş.
    …
    Söyle ey garip vatan, bildir;
    Çektiğin hangi kanlı seyyiedir… (Çınar, Tevfik Fikret)

    Bu şiirde, vatanın özellikleri çınar üzerinde toplanmıştır. Böylece
    “temsili benzetme” yapılmıştır.

    2. İSTİARE (Eğretileme)


    Benzetmenin temel öğelerinden birinin (benzetilen ya da kendisine benzetilen) söylenmesiyle yapılan benzetmedir.
    Bir başka deyişle, bir sözün gerçek anlamını kaldırarak, benzerliği olan başka bir anlamı eğreti olarak verme, ödünç verme demektir. Cesur insana
    “aslan”, kurnaz kimseye “tilki” demekle istiare yapılmış olur.

    İstiarenin başlıca üç türü vardır.

    a) Açık istiare (eğretileme):
    Yalnız “kendisine benzetilen” kullanılarak yapılan benzetmedir.

    Kurban olam kurban olam
    Beşikte yatan kuzuya
    Bu dizelerde, beşikte yatan bebek, kuzuya benzetilmiştir. Ancak benzetilen (bebek) söylenmemiş, kendisine benzetilen (kuzu) söylenerek
    “açık istiare” yapılmıştır.

    Ağaçlar sonbaharda elbiselerini soyundu.
    Bu cümlede
    “elbise” sözüyle” (kendisine benzetilen), yapraklar söylenmemiştir.

    Şakaklarıma kar mı yağdı? Ne var?
    Bu dizede
    “ak saçlar”,“kar” a benzetilmiş, benzetilen (saç) söylenmemiş, yalnızca kendisine benzetilen (kar) söylenmiştir.

    Uyarı: Açık istiarenin, Divan ve Halk şairlerince ortaklaşa kullanılan kalıplaşmış biçimlerine
    “mazmun” denir. Uzun boy için selvi, kaş için hilal, diş için inci, ağız için gonca sözleri birer mazmundur.

    b) Kapalı İstiare (eğretileme):

    Yalnız
    “benzeyen” kullanılarak yapılan benzetmedir. Kapalı istiarelerde, “kendisine benzetilen” söylenmez.

    Tekerlekler yolara bir şeyler atıyor.
    Bu cümledeki
    “tekerlekler”, insana benzetilmiş ancak “insan” (kendisine benzetilen) söylenmemiştir. Bu nedenle kapalı istiare yapılmıştır.

    Ufukta günün boynu büküldü.
    Bu cümlede de
    “güneş” (benzeyen) insana benzetilmiş, ancak “insan (kendisine benzetilen) söylenmemiştir. Bu nedenle kapalı istiare yapılmıştır.

    Beni bir dağda buldular
    Kolum kanadım yoldular
    Dolaba layık gördüler
    Derdim vardır inilerim

    Bu dörtlükte,
    “dolabın döndüğü” anlatılmıştır. Benzeyen öğe “dolap” söylenmiş, kendisine benzetilen öğe, “inan” söylenmemiştir. Bunu benzetme yönünden (inleme) çıkarıyoruz. Bu dörtlükte de kapalı istiare yapılmıştır.

    Ali kükreyerek düşmanın üstüne yürüdü.
    Bu cümlede Ali, kükreme özelliğinden ötürü aslana benzetilmiştir. Ali, (benzetilen) söylenmiş,
    “aslan” (kendisine benzetilen) söylenmemiştir.
    Bu cümlede de kapalı istiarede kimi zaman
    “benzetme yönü” kullanılır. “Benzetme edatı” hiç kullanılmaz.

    Uyarı: Kapalı istiarelerde, kişileştirme sanatı (teşhis) da yapılmaktadır. Çünkü, bu söz sanatında, insan dışındaki varlıklar, insanların çok bilinen özelliklerine benzetilerek tanıtılmaktadır. Yukarıda geçen
    “tekerlek", “gün” ve “dolap” sözcüklerine insan kişiliği de kazandırılmış olmaktadır (bkz. Kişileştirme ve konuşma)



    c)Temsili İstiare (eğretileme):

    Benzetmenin temel öğelerinden yalnız biriyle (benzeyen ya da kendisine benzetilen) yapılır. İlk bakışta sembolik şiire benzerse de, birbirine karıştırılmamalıdır. Temsili istiarede söylenmeyen öğenin temsil ettiği varlıklar ya da olaylar gerçektir. Sembolik şiirde ise yapılan benzetmeler hayalidir.

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan,
    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol.
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol
    …
    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
    (Y.K.Beyatlı)

    Yukarıda bir bölümü alınan
    “Sessiz gemi” şiirinde ölüm (benzeyen), gemiye (benzetilen) benzetilmiş bir dizi benzerlik yönleri sıralanmış: ancak “ölüm” (benzeyen) söylenmemiş, yalnız “sessiz gemi” anlatılarak şiir tamamlanmıştır.

    Uyarı: Fabi türündeki tüm şiirler temsili istiaredir.


    BENZTLN VAR(sa) AÇIK iSTİARE
    Olumlu Olumlu

    BENZTLN YOK(sa) KAPALI İSTİARE
    Olmsz Olmsz





+ Yorum Gönder